Gazi Yüzbaşı Muhammet KEMALOĞLU

Gazi Yüzbaşı Muhammet KEMALOĞLU

[email protected]

TÜRK-YUNAN İLİŞKİLERİNDE TEMEL SORUNLAR-YUNAN TALEPLERİ -4-

06 Nisan 2021 - 09:47 - Güncelleme: 06 Nisan 2021 - 22:23

TÜRK-YUNAN İLİŞKİLERİNDE TEMEL SORUNLAR-YUNAN TALEPLERİ-4-

Adalar Denizi’ndeki farklı büyüklükteki ve Türkiye’ye yakınlıktaki adalar silahlanırsa ne olur?
Adaların silahlanması/ Armament of the Islands: Yunanistan, Limni-Semadirek adalarını, 1936 tarihli Montrö Antlaşması'na dayandığı savıyla silahlandırdı. Türkiye, bu anlaşmanın bu adaları kapsamadığını ve 1923 Lozan Antlaşması gereğince silahsız olmaları gerektiğini savunuyor. 1923 Lozan Barış Antlaşması konferans tutanak ve belgeleri incelendiğinde; adaların Türkiye’ye karşı yöneltilecek saldırılarda kara, deniz ve hava üssü olarak kullanılmayacak biçimde askerden arındırılacağına ilişkin kesin hükümlerin anlaşma metnine de dâhil edildiği ifade edilmiştir.
Yunanistan’ın egemenliği altında bulunan adaların birçoğu uluslararası antlaşmalar ile silahsızlandırılmış statüsü koruma altına alınmıştır. Bunlar;
Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin 8. Maddesi ile Boğazönü Adaları (Limni ve Semadirek)
Lozan Barış Antlaşması’nın 13. maddesi ile Merkezi Doğu Ege Adaları (Midilli, Sakız, Sisam ve İkarya)
1947 Paris Barış Antlaşması’nın 14. Maddesi’nin 2. Fıkrası uyarınca ile de Oniki Adalar SİLAHSIZLANDIRILMIŞTIR. Buna rağmen Yunanistan, Adalar Denizinde Gayri Askeri Statüdeki 23 Adanın Tamamını Kolluk Kuvvetleri Haricinde Askerleştirmiş ve Silahlandırmıştır. Bu Adalar: Ahikerya (İkarya), Batnoz (Patmos), Bozbaba (Ayos Efstratios), Çoban (Kasos), Herke (Halki), İleki (Tilos), İleryöz (Leros), İncirli (Nikya), İpsara (Psara), İstanbulya (Astipaleya), İstanköy (Kos), Kelemez (Kalimnos), Kerpe (Karpathos), Limni (Limnos), Lipso (Lipsi), Midilli, Rodos, Sakız, Semadirek (Samothraki), Sisam (Samos), Sömbeki (Simi), Taşoz (Thasos), Kızılhisar (Meis/Kastelorizo)[1])
Bu adalar silahlanırsa ne mi olur? Kızılhisar/Meis Adası, Kaş’a 2 km uzaklıkta. Aklı olan ne olacağını bilir. Adalar denizindeki tüm adaların aidiyeti belli değildir.

Münhasır Ekonomik Bölge (Exclusive economic zone)’nin ilanı Türkiye’ye ne kazandır?
Münhasır Ekonomik Bölgenin ilanı ile sorunlar ortadan kalkar. Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) kavramı karasularının başlangıcından itibaren 200 deniz mili alan genişliğindeki canlı ve canlı olmayan kaynaklar üzerinde kıyı ülkelerin bazı ekonomik haklar elde etmesidir. MEB kavramı Kıta sahanlığı haklarını da içermektedir. 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (BMDHS) ile uluslararası hukuka girmiştir. MEB, kıyı devletine deniz yatağı sularında deniz yatağında, bölge toprak altında canlı ve cansız kaynakların yönetimi konusunda (araştırma, işletme, muhafaza gibi) haklar tanıdığı gibi aynı şekilde akıntı, rüzgâr gibi enerji kazanımı sağlanacak alanların da kullanımına dair egemen haklar verir. MEB BMDHS 75. Maddesi uyarınca bir kıyı devletinin sınır haritalarının ve coğrafi koordinat listelerinin yayınlanması ve BM’ye deklare edilmesi gerekmektedir. Yunanistan bu bildirimi yapmamıştır[2].


                                  Harita:2[3]                                                             Harita:1[4]

İki ülke arasında Hava Sahası nasıl olmalı?
Hava sahası (Airspace): Yunanistan 1932'de Ege'deki hava sahasını 6 milden 10 mile genişletince hava sahası sınırları Türkiye ile anlaşmazlık konusu oldu. Türkiye ve NATO ülkeleri, hava sahası genişliğini, karasuları kadar, yani 6 mil olarak tanıyor. Atina, Ege'de Türk savaş uçaklarının 6-10 mil arasında kalan bölgedeki uçuşlarını ise ihlal sayıyor[5].
FIR hattı (Flight Information Region)Yunanistan, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü'nün sivil uçaklar için uçuş bildirim bölgelerini (FIR hattı) egemenlik hakkı görüyor ve FIR hattının Türk kıyılarına teğet geçen R-19 hava koridorunun, iki ülkenin Ege sınırını oluşturduğunu savunuyor. Atina, bu koridorun Türk savaş uçakları tarafından geçilmesini ihlal sayarken Türkiye sivil uçaklarla ilgili düzenlemeleri askeri uçuşlarla bağlantılı görmüyor. Yunanistan 1931 yılında o tarihte karasularının genişliği 3 deniz mili olmasına karşın, ulusal hava sahasını 10 deniz mili olarak deklare etmiştir. Yunanistan daha sonra 1936 yılında karasularını günümüzde uyguladığı 6 deniz miline çıkartmıştır. Bu nedenle Yunanistan’ın ulusal hava sahasının 10 deniz mili olduğu iddiası uluslararası hukuk çerçevesinde savunulabilir bir yanı bulunmamaktadır[6]. Eğer Türkiye FIR hattı sisteminden mahrum bırakılırsa GKRY[7] izin vermedikçe İstanbul’a uçak indiremezsiniz.

Yunanistan Karasuları taleplerinde haklı mı?
Karasuları/Territorial waters: Karasuları Lozan’a göre 3 mildir. Daha sonrasında Yunan tarafı bunu 6 mile çıkartmıştır. Şimdi ise 12 mil iddiasındadır[8]. Türkiye, Ege'deki karasularının genişliğinin 6'şar mil olduğunu savunuyor ve bu durumu savaş sebebi sayıyor. Türkiye, Ege'nin özel şartlara haiz bir yarı kapalı deniz olduğunu, Yunanistan'ın dayandığı sözleşmenin açık denizler için geçerli olduğunu söylüyor. Deniz alanlarının kesiştiği ya da bir noktada birleştiği yerlerdeki yakın ya da karşıt konumlar arasında bulunan deniz alanları sınırlarının anlaşmayla belirlenmesi gerekliliği uluslararası hukukun temel bir kuralıdır. Bununla birlikte, Ege Denizi örneğinde, sahillerin karşıt olduğu alanların yanı sıra sahillerin bitişik olduğu bölgelerde de karasuları çerçevesinde Türkiye ve Yunanistan arasında herhangi bir deniz sınırı mevcut değildir. Karasularının 12 deniz miline çıkarılması, Ege Denizi’ndeki çıkar dengelerini Türkiye’nin aleyhine orantısız bir şekilde değiştirecektir. Şu anda, sahip olduğu birçok ada sebebiyle, Yunanistan’ın karasuları Ege Denizi’nin %40’ını oluşturmaktadır. Karasularının 12 deniz miline çıkarılması durumunda bu oran %70’e yükselmektedir. Bu durumda açık deniz büyüklüğü %51’den %19’a düşerken, Türkiye’nin karasuları da Ege Denizi’nin %10’undan daha az kalmaktadır[9]. Türkiye denize erişmesin, yaşamasın mı denmek isteniyor[10].


[1] ARI, Tayyar, “Ege Sorunu ve Türk-Yunan İlişkileri: Son Gelişmeler Işığında Kara Suları ve Hava Sahası Sorunları”, Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 50/1995, s.51-68.;YILMAZ, Muzaffer Ercan, Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Türk-Yunan İlişkileri ve ege sorunu, Sosyal Bilimler Dergisi, 5(2), Aralık, 2008, s.27-44; https://21yyte.org/tr/merkezler/bolgesel-arastirma-merkezleri/balkanlar-ve-kibris-arastirmalari-merkezi/ege-adalarinin-hukuki-statusu

[2]https://bau.edu.tr/haber/15945-kita-sahanligi-ve-munhasir-ekonomik-bolge-nedir; https://21yyte.org/tr/merkezler/bolgesel-arastirma-merkezleri/balkanlar-ve-kibris-arastirmalari-merkezi/dogu-akdeniz-de-turk-kita-sahanligi-ve-munhasir-ekonomik-bolgesi-derhal-ilan-edilmelidir

[3] https://21yyte.org/tr/merkezler/bolgesel-arastirma-merkezleri/balkanlar-ve-kibris-arastirmalari-merkezi/dogu-akdeniz-de-turk-kita-sahanligi-ve-munhasir-ekonomik-bolgesi-derhal-ilan-edilmelidir

[4] https://21yyte.org/tr/merkezler/bolgesel-arastirma-merkezleri/balkanlar-ve-kibris-arastirmalari-merkezi/dogu-akdeniz-de-turk-kita-sahanligi-ve-munhasir-ekonomik-bolgesi-derhal-ilan-edilmelidir

[5] ARI, Tayyar, “Ege Sorunu ve Türk-Yunan İlişkileri: Son Gelişmeler Işığında Kara Suları ve Hava Sahası Sorunları”, Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 50/1995, s.51-68.;YILMAZ, Muzaffer Ercan, Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Türk-Yunan İlişkileri ve Ege Sorunu, Sosyal Bilimler Dergisi, 5(2), Aralık, 2008, s.27-44; YÜCEL, Serhan, "Ege'de Bitmeyen Sorunun Bir Unsuru Olarak Türk ve Yunan Karasuları ve Ulusal Hava Sahaları". Güvenlik Stratejileri Dergisi, 6 / 12, Nisan 2010, s.83-102.

[6] ARI, Tayyar, “Ege Sorunu ve Türk-Yunan İlişkileri: Son Gelişmeler Işığında Kara Suları ve Hava Sahası Sorunları”, Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 50/1995, s.51-68.;YILMAZ, Muzaffer Ercan, Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Türk-Yunan İlişkileri ve Ege Sorunu, Sosyal Bilimler Dergisi, 5(2), Aralık, 2008, s.27-44; YÜCEL, Serhan, "Ege'de Bitmeyen Sorunun Bir Unsuru Olarak Türk ve Yunan Karasuları ve Ulusal Hava Sahaları". Güvenlik Stratejileri Dergisi, 6 /12, Nisan 2010, s.83-102.

[7] Güney Kıbrıs Rum Yönetimi

[8] ARI, Tayyar, “Ege Sorunu ve Türk-Yunan İlişkileri: Son Gelişmeler Işığında Kara Suları ve Hava Sahası Sorunları”, Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 50/1995, s.51-68.

[9]http://www.mfa.gov.tr/baslica-ege-denizi-sorunlari.tr.mfa; 1958 Cenevre Kara suları ve Bitişik Bölge Sözleşmesi'nin 3.ve 4. ve 1982 BM Deniz hukuku Sözleşmesi'nin 3.14. maddelerinde kara sularının genişliğini ölçmeye yarayan hattın sahil boyunca uzayan en düşük cezir hattı olduğu belirtilmiştir. Girintili çıkıntılı sahillerde ve sahilin hemen yakınındaki adaların ile burun noktalarını birleştiren düz hat yöntemi uygulanmaktadır. MERAY, Seha L., Devletler Hukukuna Giriş, I. Cilt, Ankara,1960. s. 319-322; YILMAZ, Muzaffer Ercan, Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Türk-Yunan İlişkileri ve Ege Sorunu, Sosyal Bilimler Dergisi, 5(2), Aralık, 2008, s.27-44.; YÜCEL, Serhan, "Ege'de Bitmeyen Sorunun Bir Unsuru Olarak Türk ve Yunan Karasuları ve Ulusal Hava Sahaları", Güvenlik Stratejileri Dergisi, 6 / 12, Nisan 2010, s.83-102.

[10] KEMALOĞLU, Muhammet,Türk-Yunan İlişkilerinde Temel Sorunlar - Yunan Talepleri-1”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü 03 Ocak 2021

Bu yazı 1262 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum