Mehmet Tayfun MOĞOL

Mehmet Tayfun MOĞOL


KARGA VE CAMİ

12 Temmuz 2019 - 07:51

KARGA  VE  CAMİ                                                                                                                       30.06.2019

 

Küçükken  bayağı afacan bir çocuktum. Bu günkü gibi bin bir çeşit  oyuncağımız olmadığı için

ne bulursak onu oyun malzemesi yapardık. Hayvanlarla kuşlarla ağaçlarla ve çimenlerle sürekli iç içeydik. Bursa da askeri lojmanlarda kalıyorduk. Okul tatilinde boş ve haylaz günlerimizde naylondan paraşüt yapar et ile kandırdığım kedileri paraşüte bağlar lojmanın teras katından aşağıya bırakırdım. Kediler süzülerek yere inerdi. Bazıları çok korkar ve kaçar paraşütü zor kurtarırdım. Bizim muhitteki hemen hemen tüm kediler paraşüt brövesi  almış hava indirme komandoları gibiydi. O çağlarda sanki hayvanları bizim oyun aracımız gibi düşünür davranışımızın normal olduğunu düşünürdük. Ailelerimiz nelerle oynayabileceğimizi tahmin edemediğinden ikaz edip uyaramazlardı.

Lojmandan başka semte taşınınca hayvanlarla uğraşma fırsatımız bir hayli azalmıştı. Beş katlı bir apartmana taşınmıştık. Apartmanın Sahibi Abdurrahman amca ve eşi Hafize teyzeydi.  Bizlere torun muamelesi yaparlardı.

Yine sokakta oynadığımız bir gün ağacın dibinde yaralı uçamayan karga gördüm. Hemen  kuşu alıp tedavi etmek istedim. O zamanlar pansumanla ilgili tek bildiğim şey annemin yaralara sürdüğü Penisilin tozuydu. Abdurrahman amcanın malzemelerini sakladığı en alt kattaki boş daireye girebiliyordum. Orada aradığım sıhhi malzemeler  vardı. Kargayı orada Penisilin tozu ile aynı evsafta sandığım beyaz çimento veya alçıyı yaralarına sürüp sardım. İyileşeceğini beklerken karga ölünce çok üzüldüm. Hemen telef olan karganın naaşını alıp Hafize teyzeye götürdüm. Elimde ölü kargayı görünce benim sapanla vurduğumu zannetti. Ben teselli beklerken bana çok kızdı .”Eyvah eyvah karga öldüren 7 tane cami yaptırmazsa günahı af olmaz” dedi. Büyük ihtimal beni korkutup bir daha yapmamı önlemek için söyledi. Ama o küçücük yaşımda derin endişelere sürükledi. Karganın günahından kurtulmak ve ileride cami yaptırabilmek için sürekli düşünmeye başladım. Zengin olmaktan başka çarem yoktu. Cami sayısı yedi olunca bayağı ağır bir yük omuzlarıma çökmüştü. Cami yaptırmanın bedeli hakkında o yaşta hiçbir fikrim olmadığı için 1 veya 2 tane olsa sanki kolayca yaptırabilirmişim gibi geliyordu. Pazarda su satma ile biriktirilebilir miktar değildi. Derdimi aileme açtığımda benim karganın ölümüne çok üzüldüğümü anladılar bir de üzerine 7 cami yaptırma cezası binince ağır geleceğini düşündüler herhalde. Babam “Bir daha kuşlara zarar vermeyeceğine söz ver sonra  7 gün her sabah uyandığında 1 kere Fatiha’yı oku küçük olduğun için Allah affeder “dedi.  Ben dediklerinin aynısını yaptım. Bir süre sonra cami yaptırma olayını unuttum. Bu olay bana mazlum hayvanlarla oyunun onlara eziyet olduğunu net bir şekilde anlattı. Hayatım boyunca hayvanlara çok sevecen yaklaşmama vesile oldu.

Ne zaman ağaçlarda toplanmış kargaları görsem aklıma o zavallı karga gelir suçluluk ve vicdan azabı karışımı hislere kapılırım. Çocuk aklımla yedi cami yaptırma saflığımı düşündükçe de gülümserim.

Saygılarımla.

Bu yazı 462 defa okunmuştur.