Nurullah ERTUĞRUL

Nurullah ERTUĞRUL

[email protected]

MANİSA ZİNDAN MAHALLESİNDE AHİ HÜSEYİN ZAVİYESİ

20 Şubat 2023 - 10:33
Reklam

MANİSA ZİNDAN MAHALLESİNDE AHİ HÜSEYİN ZAVİYESİ

             BELGE: (Berat) Nefs-i Manisa’da der Mahalle-i Zindan Ahi Hüseyin Zaviyesi demekle maruf zaviyeye Derviş Ali nam kimesne el’an bervech-i meşihat berat-ı padişahi ile mutasarrıfdır. Tarih-i berat sene 927/1520-1521. Zikrolan zaviyeye Saruhanoğlu vakfeylemiş:
             Asiyab an karye-i Gürleye Uç Beğ’i demekle marufdur ve  zemin bir paredir. Dönüm:100
             Ve Karye-i Müslüman Boz Köyünde yetmiş dönüm miktarı yer vardır.
             Haasıl: 1380. (Ayni Defter, Vr:8) (16.Asıra kadar olan kayıtlarda Zindan Mahallesi’nin adına rastlanıyor. Fakat 17. Asırdan sonra bu mahalle adı sicillerde geçmez.)1
             BELGE: 984 /1577 (01 Muharrem 983 / 12 Nisan 1575) Tarihli 236 (544) numaralı “Defter-i Evkaf-ı Livai Saruhan” Tıpkı Basım ve Aktarım-İnceleme, Prof. Dr. M. Akif Erdoğru - Dr. Ömer Bıyık, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Daire Başkanlığı, Yayın No:7, Yıl: 2014 Ankara’dan naklen:
             (9B-33) Nefs-i Mağnisa’da Zindan mahallesinde Ahi Hüseyin Zaviyesi demekle maruf zaviyeye Derviş Ali nam kimesne ber vech-i meşihat berât-ı pâdişâhîyle mutasarrıf olmuş ve zikr olan zaviye Saruhanoğlu vakfıdır deyu mukayyed der defter-i atik
Asiyâb der karye-i Gürleye Uç Begi demekle marufdur. Zemin 1 kıt’a 100 dönüm. Ve Müslüman Boz Köyünde yetmiş dönüm mikdarı yer vardır hâsıl 1380.
             Manisa’da bulunan iki zindandan biri kale içinde olup, buraya daha ziyade siyasi suçlular atılıyordu. İkincisi ise Zindan Mahallesi’ndeki adi suçluların kapatıldığı yerdi. Bu hapishane 06 Temmuz 1548 günü delinerek içindeki suçlular firar etmiş, mahalle halkı, şehir zaimi ve kadısı, zindanın nasıl açıldığını teftiş etmişlerdi. Ahi Hüseyin’in zaviyesinin bulunduğu bu mahallede Saruhanoğlu Vakıfları (Eski Hisar Mahallesinde İshak Çelebi Mescidi gibi) da vardı.2
             Adı belirtilmeyen Saruhan Bey’i Ahi Hüseyin’e açtığı zaviyesi için;
  1. Yeri belirtilmeyen 100 dönümlük tek kıta (Değirmenin alanı olmalı) zemini
  2. Müslüman (Uncu) Boz Köydeki 70 dönümlük tek kıta yer
  3. Gürle Köyü’ndeki Uç Beyi Değirmeni adlı değirmeni evlatlık üzere vakfetmiştir. Bütün bunlardan, zaviye hesabına elde edilen yıllık gelir: 1531 ve 1575 Tarihli Vakıf Defterlerine göre her iki tarihte de 1380 er akçedir.3
              Vakfın evladiyet hakkı, Osmanlı Padişahlarınca da korunmuş olup, 927/1520-1521 tarihli (yukarıda sureti olan) berat ile zaviyenin şeyhi Derviş Ali, mütevelli olarak tayin edilmiştir.
             Merhum Çağatay Uluçay, 1946 yılı öncesinde, bu bilgiler üzerine: “Derviş Ali’nin Manisa’da kendi adıyla anılan mahallesi (şimdi Peker Mahallesi) ve bu mahallede yaptırdığı camisi vardır. Bu belge ile Derviş Ali’nin kimliği ve yaşadığı devir hakkında bilgi sahibi olmaktayız” diye yazmıştır.Ancak takip eden yıllarda, beraber çalıştığı merhum İbrahim Gökcen, 1950 yılı öncesinde: “Bu caminin banisinin Derviş Ali olduğunu yazmıştık. Son zamanlarda bulduğumuz bir vesikadan, banisinin “Seyyid Hacı Ebubekir (Dede)” olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz diye yazmıştır.5 Bu durumda acaba, Ebubekir Dede; ilk bani mi? Mücedded bani midir? Sorusunun cevabını araştırıp bulmak gerektiği ortadadır.  
               14.Yüzyılda, Manisa’nın merkezinde kurulan bu zaviye ile, Ahiliğin Manisa’daki örgütlenmesinde daha etkili olduğu tahmin ediliyor. Bu zaviyenin bir mescide sahip olup olmadığını net olarak bilemiyoruz. Ancak, bir yapı veya mabedi olmalıydı ki burada Zindan Mahallesi Mescidi kaydı da vardır. (Bakınız: Bu bölümün altında “Zindan Mahallesi Mescidi” başlıklı kısma)
                Elde edilen bilgilerin ve Manisalı yaşlıların kılavuzluğu ile 2014 Yılında yerinde yapılan izlenimlere göre, Zindan Mahallesi, günümüz itibariyle: Ulucami Medresesi ile Vak-Vak Tekkesi arası ve civarıdır. Bu mahallin diğer adı da “Eski Hisar Mahallesi”dir. Burada yer evleri vardır. İçinde yaşayan insanlar, loğar, kiler ve benzeri ihtiyaçları için küçük çaplı olarak yaptıkları kazılarda, yer altına giden dehlizleri gördüklerini anlatmaktadırlar. Bu yaşananlar öngörümüzü desteklemektedir. Tek katlı evlerin bulunduğu mahalde eski yapı izleri de bulunmaktadır. En dikkati çekeni ise eski Ulucami Yolu üzerinde, Ulu Cami Medresesi batısında ve 42-45 metre arası mesafede olanıdır ki bu duvar kalıntıları Ahi Hüseyin Zaviyesi veya Zindan Mahallesi Mescidi ile ilgili olması kuvvetle muhtemeldir.  


            Yukarıdaki ilk fotoğraf; Eski Ulucami yolunda, Ahi Hüseyin Zaviyesi veya Zindan Mahallesi Mescidinin muhtemel yapı kalıntısı (2015). Yukarıdaki ikinci fotoğraf ise aynı yerin 2019 yılı Kasım ayında aynı açı ile çekilmiş görünüşüdür.   
Alttaki iki fotoğrafta, Ulu Cami batısında yamaç arazide kaymayı önlemek için kazıklama çalışması yapılırken ortaya çıkan yapı kalıntıları görülmektedir. Bu kalıntılar ile arındırma sırasında yok olan Ahi Hüseyin Zaviyesine veya Zindan Mescidine ait olması muhtemel kalıntılardır (yukardaki ilk fotoğraf ile aynı mahal). Bu iki fotoğrafın ilkinde görünen ve güneye doğru uzanan deliğin içi ve ayrıntısı ikinci fotoğrafta görülmektedir (14.02.2023).


            
ZİNDAN MAHALLESİ MESCİDİ
            BELGE: 984 /1577(01 Muharrem 983/ 12 Nisan 1575) Tarihli 236 (544) Numaralı “Defter-i Evkaf-ı Livai Saruhan” Tıpkı Basım ve Aktarım-İnceleme, Prof. Dr. M. Akif Erdoğru - Dr. Ömer Bıyık, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Daire Başkanlığı, Yayın No:7,Yıl: 2014 Ankara’dan naklen:
          (8B28) Evkâf-ı Mescid-i Mahalle-i Zindan der nefs-i Mağnisa Vakf-ı zemin sahib-i mescid ki zımmiler ev bina edüb icâre verirlerimiş fi sene 100. be-cihet-i imam
Vakf-ı zemin ki be-cihet-i hammâm nihade end fi yevm nim be-cihet-i imam
Vakf-ı ehl-i mahalle-i mezbure dıraht-ı dut 4 kıta hâsıl fi sene 100 berây-ı imam 
           Bu belgede anılan hamam, benim daha önce kayda dayanarak yazdığım İshak Çelebi Mescidi kalıntıları ile aynı yapı kalıntısı mıdır diye de şüpheye düştüm. Bu şüphe kazı sonrası aydınlanabilir.  


           Daha önce kayda dayanarak “İshak Çelebi Mescidi” diye yazdığım bu kalıntı da aynı alandadır. İlk fotoğraf 2014, diğeri ise 14.02.2023 günü alınmıştır.
Bu yazımızda dikkat çektiğimiz bölge ile ilgili şu notu da düşmek gerekiyor.
Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılması ile Mağnesia Doğu Roma İmparatorluğu’nun Batı Anadolu’daki önemli askeri üslerinden biri haline geldi. Bizanslılar (Doğu Romalılar) Manisa’daki iç kale ve dış surlarını Arab ve Türk akınlarından korunmak amacıyla güçlendirdiler. Yine, Bizanslılar devrinde Manisa, piskoposluk merkezi oldu ve Thrakesion idari bölgesi içinde kaldı. 1200-1204 Yıllarındaki 4. Haçlı Seferi sırasında Latinlerin İstanbul’u zapt etmesiyle, Bizans, İmparatorluk merkezini İznik’e (Nikaia) taşımış ve 1204-1261 Yılları arasında İznik İmparatorluğu kurulmuştur. İznik İmparatoru 3. Loannes Dukas Vatatzes (1222-1254) Latinlerle yaptığı mücadeleler sırasında bazen İznik ve bazen Akhisar (Thyateira) bazen de Alaşehir’de (Philadelphia) oturmakla beraber zamanının çok kısmını Nif ve Manisa’da geçiriyordu. Manisa’da kendi adına büyük bir kilise yaptırdı. Öldüğünde Manisa’ya gömüldü. İstanbul’un 1261 yılında Latinlerden geri alınmasıyla birlikte Manisa eski önemini kaybetti. Ancak; Roger de Flor komutasındaki Katalan askerlerinin 1303-1306 yıllarında Alaşehir’i Germiyan Türkü Kuşatmasından kurtarmak için düzenledikleri seferde, ganimetlerin muhafaza edildiği depo gibi kullanılması, hatta kurmayı düşündükleri bağımsız Katalan Prensliğinin idari üssü yapmayı planlamaları, genelde Manisa’nın önemini gösterir. 1313 yılında Saruhan Bey ve kuvvetleri tarafından fethedilen Manisa, Türklerle şereflenmiştir.6
            Dolayısıyla 3.Loannes Dukas Vatatzes’in lahitinin Ulu Cami çevresinde olması kuvvetle muhtemeldir. Ayrıca; Darphane diye adlandırılan yapı, Saruhanoğulları Beyliği Sarayı’nın geride kalan tek parçası olabilir. Kentsel dönüşüm kapsamında bölgede yapılan kazılar sırasında  Eskihisar  Zindanı ile anılan sarayın ve diğer yapıların kalıntılarına rastlanması halinde bu kalıntılara zarar vermeden sağlam çıkarılmasına dikkat edilmelidir. Çünkü burası kadim kültürlerin izlerini de barındırdığı gibi Manisa’daki Türk Tarihinin en önemli alanıdır.
Nurullah Ertuğrul

Kaynakça:
  1. Mustafa Çağatay Uluçay, Saruhanoğulları ve Eserlerine Dair Vesikalar-2, İstanbul 1946, sf: 84-85 de Vesika: 64; 984/1577 (01 Muharrem 983/ 12 Nisan 1575) Tarihli 236 (544) Numaralı “Defter-i Evkaf-ı Livai Saruhan” Tıpkı Basım ve Aktarım-İnceleme, Prof. Dr.  M.  Akif Erdoğru - Dr. Ömer Bıyık, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Daire Başkanlığı, Yayın No:7, Yıl: 2014 Ankara 
  2. Feridun Mustafa Emecen, 16.Asırda Manisa Kazası, T. T. K. Ankara 1989, sf:51-52
  3. Yard. Doç. Dr. Mustafa Korkmaz, “Evkaf Defterlerine Göre 16. Yüzyılda Saruhanoğulları Vakıfları” adlı makale, Manisa Araştırmaları-1, Celal Bayar Üniversitesi yayını 2001, sf:69; Feridun Mustafa Emecen, 16.Asırda Manisa Kazası, T. T. K. Ankara 1989, sf:182,105-106
  4. Mustafa Çağatay Uluçay, Saruhanoğulları ve Eserlerine Dair Vesikalar-2, İstanbul 1946, sf:84 de dipnot:333
  5. İbrahim Gökcen, Manisa Tarihinde Vakıflar ve Hayırlar-2, Manisa Halkevi 1950, sf:141
  6. Prof. Dr. Feridun M. Emecen, Tarih İçinde Manisa, Manisa 2007, sf:2-3; Feridun M. Emecen,16.Asırda Manisa Kazası, Ankara T.T.K. 1989, sf: 16-17; Mustafa Çağatay Uluçay – İbrahim Gökcen, Manisa Tarihi, İstanbul 1939, sf:18-19; Dr. Necdet Bilgi, Manisa İli 2.000 Yıllığı, sf:33-35
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum