Muammer AZMAK

Muammer AZMAK

[email protected]

KADIN

20 Mart 2021 - 20:49 - Güncelleme: 21 Mart 2021 - 11:14

KADIN

Genel tanımlamalarda canlının hayat hakkından bahsedilmedikçe ona gerekli önemi vermedikçe dar alanlarda hak tanımlamalarının yeterince etkili olabileceğini anlamakta zorlandığımı söylemekte kusurlu bir yan görmemekteyim. Yaradılmışların en alisini ise cinsiyetler acısından dengeleme derdine düşmüşlerin de yollarının bir çıkışa varmak noktasında neticesiz kalacağına inananlardanım.

Binlerce yıllık geleneğimizin büyük bir bölümünde hürriyetin sınırları içerisinde birey olarak yaşama ve yaşatılma macerasını sürdürmüş olan toplumumuzun yan yana ve can cana anlayışının zaman zaman çeşitli sebeplerin rüzgârıyla geri saflara itelemesi neticesinde ortaya çıkan ikilikten müteessir olmuş bölümünü yok sayanlardan değilim. Hala bazı mahallerde ve bazı düşünce iklimlerinde ötekileştirme içerisinde görmek, yetmezmiş gibi kindar bir düşman konumuna konuşlandırılması çabalarını da akıl ve izan terazisinde tartmak zorluğunu yaşamaktayım.

Tarihsel süreçte hayatın her alanında saygı görmüş, sevilmiş, sığınılmış, konumlandırmalarını yok farz ederek ısrarla, daima zarara uğrayan mevkiine çıkartılmaya çalışılan bir taraf olmak noktasında yalnız bırakılan bir olguyu görmezden gelmek de safdillik olur. Toplayıcılıktan besiciliğe, seferde ve hazarda birlikteliğe, hayat arkadaşlığından analığa, yavukludan yarenliğe her daim yana yana yürümüş olanları ayrıştırmaktan kim istifade edecek ona bakmayı göz ardı etmemek gerekmektedir.

Temiz bir anlayışın devamı olan inancımızın çıkış noktasındaki sahiplenenlerinin berbat bir geleneği nasıl terk eyledilerse şimdilerde de yanlıştan dönmenin yollarını keşfedeyim derken can yoldaşının canına kast etmeyi de germezden gelemeyeceğimizin idrakindeyim. Bu anda telkinlerden ziyade örneklerden yola çıkmanın çözümü kolaylaştıracağına inanmaktayım.
Hayatındaki yoldaşlarına hiçbir şekilde şiddet göstermemiş bir elçinin yolunda olma iddiasını taşıyanlar sevgi ve merhamet kavramlarını içselleştirmeliler. Toplumsal devinimle birlikte öyle yorumlar ortaya çıkmış ki adeta şiddet kaçınılmaz bir gerçek olarak takdim edilmiştir. Bu dem de dikkatlerden kaçmaması gereken bir husus da herkesin inanma noktasında olmadığıdır.

Kanunlar hak arama macerasında elzemdir. Lakin tek çözümleme merkezi olduğunu ifade etmek yetersiz olacaktır. Hüküm verenlerin eğitiminden tutunda bireylerin eğitimine kadar geniş bir yelpazede aydınlatma çalışmalarının yetersizliğini görmekteyiz. Sadece sokaktaki insanın kapısının önünü temiz tutması yeterli olmamaktadır. Hüküm verenler, iddia sahipleri, âlimler, sebep olanlar, aile fertleri ve diğer paydaşlar konunun ehemmiyetini vurguladıkları gibi gereği yapma noktasında da elbirliği içinde olmalıdır.

Cinsiyet ayrımcılığının körük gibi kullanılmasından başka birçok etken gözlerden kaçmamalı. Eğitimli- eğitimsiz herkesin şiddet karşısında tepki göstermesi gerektiğini unutmamalı. Rakam çarpıştırmak yerine canlarımızı korumak derdimiz olmalı. Fikrimizin donanımı zikrimizin ifade ettiğinden daha güçlü kılınmalı. Ahlaki öğretilerimizin iktisat söylemlerinden daha önde yer alması tabii bir zorunluluk olmalı. Yaptırımların son çare olarak kesinlikle caydırıcı olması illa komik sebeplerle sulandırılmasına kapı aralanmamalıdır.

Hayat hakkının bütün haklardan öncelikli olduğunu, zevklerin ve renklerin tartışılsa da bazen sonuca ulaştırmadığı gerçeğini unutmadan yeni ufuklara yelken açmanın aynı zamanda yeni bir dünyanın anahtarı olduğunu ve büyüyü bozuculuğunu fark etmeliyiz.

11/3/2021 Muammer AZMAK

Bu yazı 663 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum