Kadir KESKİN

Kadir KESKİN

[email protected]

KADERE İNANALIM MI, YOKSA İNANMAYALIM MI?

11 Temmuz 2021 - 13:59 - Güncelleme: 25 Temmuz 2021 - 17:06

KADERE İNANALIM MI, YOKSA İNANMAYALIM MI?

  Kadere iman, İmanın şartlarından biri olmasına rağmen son zamanlarda  “Kader” konusunda bazı din bilginleri tarafından tartışmaya açıldı. Bir kısmı  “ Kader”  inancını miskinlik olarak kabul ederlerken, bir kısmı da Allah’ın yazgısı  olarak kabul etmektedirler.
Ben bu tartışmanın içine girmeden yaşanan olaylarla konuyu siz okurlarımın takdirlerine sunmak istiyorum.  Öncelikle kanaatim her insan kaderinin peşinde koşar ve her kader de adamını arar, bulur. Hayat da  böylece sürüp gider.
 “ Kader” yok demekle, kader  yok olmaz. O halde  kader nedir? Kader, insanın nerede, hangi memlekette,  hangi babadan, hangi anneden doğacağı, saçının, teninin  ve gözünün ne renk olacağı, nerde, ne ile  ne  yüzden öleceği kaderdir. Örnek mi?  Alın işte uzakta değil, çevremizde yaşanmış sayısız binlerce  yaşanmış örneklerden  üçü:
Emekli öğretmen Kani İyitürk Manisa Lisesi’nden mesai arkadaşım olup, iyi bir dost, iyi bir arkadaştır. Yakın arkadaşım ve komşumdur. “ Gençler hayal ve umutlarıyla, yaşlılar da hatıralarıyla yaşarmış.” Her ikimizin yaşı da  üç çeyrek asrı geçti. Hatıralar yaşlıların koltuk değnekleriymiş. Sık sık bir araya geldiğimizde  geçmişe dönük hatıralarımızla  hafızalarımızı tazelemeye çalışıyoruz.
Sanırım kader konusunda anlattığı askerlik hatırası,  sizin de ilginizi çekecektir. 
  Yedek subay askerliğini Kayseri’de paraşüt komando olarak  yapan  Kani bey kardeşimin   ibretlik askerlik hatırasını  buyurun hep beraber dinleyelim.
“Subay ve erlerin periyodik atlamaların birinde paraşütler kuşanılmıştır. Ama erlerden biri, diğer bir er arkadaşına  “ Paraşütünü çıkar,  onu ben kuşanacağım.” der. Arkadaşı ise razı olmaz. Ama  askerin ısrarları devam eder. Her ne kadar diğer asker itiraz ettiyse de arkadaşının sürekli ısrarları karşısında en az 45 dakikada kuşandığı paraşütünü çıkararak arkadaşına verir. Onun paraşütünü de kendi kuşanır. Uçağa  binip havalanıp  gerekli irtifaya ulaştıktan sonra atlama emri verilir. Birer birer atlayan subay ve erlerden paraşütü açılmayarak  yere çakılıp şehit olan asker, arkadaşının paraşütünü sırtından çıkararak  kuşanan  Mehmetçik olur.
İkincisi de 6 Temmuz 2021 tarihinde Trabzon’un Of ilçesinde  vuku bulan  feci bir trafik kazasında  vefat eden  Kiraz ve Doğan  ailesinden merhum   iki bayan kardeşimiz.
Ellerinde daha önceden alınmış uçak biletleri olmasına rağmen uçak korkusundan uçağa binmeyerek kendi araçları  ile Rize’ye yola çıkan iki akraba, kiraz ve Doğan ailesinin kullandıkları araçın  Trabzon’un  Of ilçesinde  bariyere çarpmak  suretiyle   Ayşegül Çatan Doğan ile  Zehra Çatan, kaza yerinde  ölürken, 2 si  çocuk  4 kişi de ağır yaralanarak hastaneyi kaldırılır. Uçağa binmekten vaz geçirenlerin de vefat edenlerin olduğu ne kadar manidardır.
Sanırım 1976 yılında idi. Bir bayram tatili sonrası Akhisar’dan çalıştığım Salihli’ye dolmuşla Gölmarmara üzerinden dönerken, bin tepeler mevkiinde burun buruna  çarpışarak  kaza yapan iki taksinin  kazası üzerine    ilk varan   biz olduk. Çarpışma sonucu tarlaya savrulan araba gözümüzün önünde, içindeki yolcularıyla ateş topuna dönüp, cayır cayır yanarken,  elimizden hiçbir şey gelmeyerek  camları tırmalayan insanları  gözümüz yaşararak ah vahlarla  seyretmek zorunda kaldık. Hemen bu arada yanmayan diğer arabaya koştuk.  Arabayı kullanan baba ile anne arabanın içinde  ruhunu teslim etmişler. Ama gel gör ki araçın içinde güzeller güzeli  iki veya üç yaşında olduğunu tahmin ettiğimiz  güzel kız çocuğunu burnu dahi kanamadan  araçın içinden çıkardık.
 Direksiyonun babasının göğsüne saplandığı, annenin öldüğü  bu kazadan bu güzel kız çocuğunun parçalanması  lazım.  Bu tabloyu gelin de  fizik kitabında  okuduğumuz fizik kanunlarıyla  izah edelim. Görene göz gerek,  göremeyene göz ne gerek
  Bu ve buna benzer misalleri her zaman etrafımızda görmek mümkündür.  Bu ve buna benzer dünyada ve çevremizde  cereyan eden olaylar karşısında, kadere inanalım mı, yoksa inanmayalım mı?   Ona da siz karar verin. Ama ne yazık ki bu olayları kulaklar duyuyor, gözler bakıyor da ibret alamıyor.  Çünkü  gönül gözleri kapalı..www.kadirkeskin.net

Bu yazı 185 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar