Kadir KESKİN

Kadir KESKİN

[email protected]

Naht Ustası Hasan KABADAĞ

14 Kasım 2021 - 10:33 - Güncelleme: 14 Kasım 2021 - 16:48
Reklam

Mansa’nın Değerlerinden:
Bir Fazla Öğrencinin Okuması için 60 Yaşından Sonra NAHT Ustası Olan Örnek  Bir emekli: Hasan KABADAĞ


Eskişehir/İnönü ilçesinden 1948 doğumlu dar gelirli bir aile çocuğu olan Hasan Kabadağ, hayatın yükünü erken yaşlarda omuzlayan bir Anadolu çocuğudur. İlkokul ve ortaokulu ilçesinde bitirdikten sonra DPY olarak Ankara Yenişehir Sağlık Kolejinde devam etti. 1966 yılında Sağlık Kolejini bitirdikten sonra  sırası ile İzmir Devlet Hastanesi, İzmir Behçet Uz Çocuk Hastanesi, Adana Hıfzısıhha Enstitüsü, Diyarbakır Devlet Hastanesi, Eskişehir Devlet Hastanesi ve Konya Devlet Hastanelerinde laboratuar teknisyeni olarak çalıştı. Adana Hıfzıssıhha Enstitüsü’nde çalışırken dışarıdan lise bitirmeleri sonucunda 1969 yılında girdiği üniversite sınavlarında Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinin gece bölümünü kazandı. Okula devam mecburiyeti olduğu için gündüz hastane de çalıştı, akşamları okula devam ederken   1971 yılında evlenmesiyle kendisini  altından kalkamayacak bir sorumluluk  altına girdi.  Ama azmi kararlığı sayesinde pes etmedi. Bir taraftan iş, üniversite  ve evliliğin  yüklediği  maddi ve manevi  sorumluluğunu aksatmadan yürüttü. Öyle ki imtihan zamanlarında iş çıkışlarından sonra sabaha kadar ders çalıştığı günler oldu.  Ama  Kabadağ  azmi ve kararlılığı ile  1974 yılında üniversiteyi bitirdi ve aynı yıl askere gitti.
Askerlik dönüşü hastanelerde laboratuar teknisyeni  olarak çalıştıktan sonra  Eskişehir Devlet Hastanesine Sivil Savunma Uzmanı olarak tayin oldu. Burada idare ile  ilgili yaşadığı sıkıntılar sonucu Eskişehir Petrol Ofisi Askeri (NATO) tesislerine  atandı. Ankara’dan itibaren Batı Anadolu’ya kadar uzanan çalışma bölgesinde  deneyimler elde. Özverili çalışmalarıyla amirlerinin dikkatini çekerek çalışmaları ödüllerle taltif edildi.
 1983 yılında başarılı çalışmaları ve takdirnameleri dikkate alınarak, isteği doğrultusunda Manisa İl Sivil Savunma Müdürü olarak atandı. Manisa’da 10 yıl yürüttüğü Sivil Savunma  müdürlüğünden1992 yılında emekli olduktan sonra Manisa’nın önde gelen iş adamı Arif Çipiloğlu ile  seyahat acentesi kurdu. Türk Hava Yolları seyahat acenteliğini Manisa’ya ilk defa Arif Çipiloğlu ile kurdukları şirket getirdi.
 Bu arada Kabadağ  Manisa’nın manevi dinamiklerinden Şekerci Hüseyin Dede ile tanıştı. Şekerci Hüseyin Dede ye o kadar bağlandı ki bayram seyran, cumartesi, pazar her gün hem sabah ve hem de her gece dedeyi ziyaret ederek onun hizmetinde bulunmaya başladı. Bir taraftan manevi yönden yeni şeyler öğrenirken bir  taraftan da dedenin kişisel ihtiyaçlarının karşılanmasına yardım ediyordu. Eşi de dedenin yemek ve çamaşırları ile ilgileniyordu.
 Şekerci Dedenin yanında bulunduğu sürece ülkemizin dört bir yanından gelen   manevi donanımlı  pek çok gönül dostlarıyla tanıştı. Ve bunlardan çok şeyler öğrendi. Şekerci Hüseyin Dede ile yakınlığı dedenin vefatı olan 25Haziran 1997 yılına kadar devam etti.
 Gönül dostları, Şekerci Dede ile olan yakınlığından neler öğrendiği sorulduğunda Kaba dağ’ın verdiği cevap: “ Şekerci Hüseyin Dede bana hayatı öğretti.” diye noktalamıştır.
    Sivil Savunma Müdürü olarak  çalışırken Valinin:  “Şekerci dedeyi ziyarete gidiyormuşsun, gitmesen iyi olur”  ikazına karşılık: “Sayın Valim, gece gündüz kapısı arkasına kadar herkese  açık bir mekan,ben kapalı kapılar arkasına gitmiyorum.” diyerek valinin isteğini kabul etmemiştir. Vali de  “Sen bilirsin, sonucuna katlanırsın.” diye kendilerine ikazını tekrarlamıştır.  Hasan Kabadağ’ın  dedeye  olan bağlılığını  kelimelerle ve harflerle izah etmek mümkün değil.  Hemen burada belirtelim  bu bağlılık  şeyh-mürid  bağlılığı  değildi. Allah’ın gönülden gönüle verdiği bir ülfetti.
Emekliliğini haç ve  umre   seferleri yaparak değerlendiren Kabadağ   kurduğu şirket ortaklığını tamamen  Arif Çipiloğluna devrederek   1999 yılında da inşaat mühendisi   oğlu ile  Engin Mühendislik adı altında, kardeşi, yeğeni ve damadımın ortak olduğu dijital baskı merkezi limitet şirketini kurdu. Bu şirketi belli bir seviyeye getirdikten sonra  şirketteki  tüm görevlerini  bırakarak kendilerini  hayır  işlerine vakfetmeyi düşündü. Bu düşünceler içinde aniden üniversite öğrencilerine burs vermek aklına geldi.  Tabii, sadece emekli maaşı ile   bu mümkün değildi. Konuyu yakın dostlarına  açtı. Niyet hayır olunca akıbet de  hayır oluyor. Yakın arkadaşlarına bu fikrini açtığımda bir dernek kurmak fikrinde  dostlarıyla  mutabık kalındı. 2011 yılında Prof. Dr. Süleyman Sami İLKER başkanlığında Eğitime Katkı Derneğini kurdu. Dernek kurulduğu günden bu yana yaklaşık 2500 öğrenciye 2.000.0000 lirayı aşan miktarda burs verdiler
Adı geçen bu derneğe katkıda bulunmak amacı ile Hasan Kabadağ  60 yaşından sonra NAHT sanatını öğrendi. Çalışmalarından elde edilen gelirin tamamını derneğe bağışlıyor. Bu arada  eserlerini 2 defa  Manisa’da sergiledi. Her iki serginin  de gelirinin tamamını Celal Bayar Üniversitesinde okuyan dar gelirli   aile çocuklarına  burs olarak verilmek üzere üyesi olduğu  derneğe bağışladı.
73 yaşında  olmasına rağmen halen gece – gündüz emekliliğini NAHT sanatı üzerinde yoğunlaşan Kabadağ, yakın ve aile dostlarının “Yeter artık biraz da kendine vakit ayır”  uyarılarına karşılık :”Sağlığım elverdiği ve ömrüm oldukça  üniversite öğrencilerine burs verme çalışması içinde olacağım. Neden derseniz? İnsanın ruhunu doyuran işle ilgilenmesinin verdiği ferahlığın anlatılması zor, ancak yaşanır.” diye düşüncesini noktaladı.
  Yüce peygamberimize sahabeleri sormuş: “ Yarasülellah  günah nedir, sevap nedir?” Güna: işlediğinizde içinizde sıkıntı ve darlık uyandıran işlerdir. Sevap ise, işlediğinizde içinizde ferahlık uyandıran işlerdir.” Manisa sivil Savunma müdürlüğünden beri tanıdığım Sayın Hasan Kabadağ kardeşim azimli kendine göre prensipleri, manevi derinliği, duyarlılığı olan bir kardeşim. Sevap işlemenin ferahlığının hazzını yudumlayarak tadını almış bir kardeşim. Allah bu tadı ve hazzı kardeşime batmanlarca tattırsın. Şunu da asla unutmayalım.
Bu dünyada veren, öbür dünyada verdiğini alır.
Bu dünyada alan, öbür dünyada da vermek zorunda kalır.
Güneşin batmakta olduğu erguvan rengi akşamında “ Ha bir çiçek” diye koşturan arı misali,  ömrünün  son demlerinde “  “ Ha bir fazla öğrenciye burs”  azmiyle  gece gündüz arı gibi çalışan Sayın Kabadağ’ın gayretlerini, Rabbim ziyadesiyle daim eylesin.  Hasan bey kardeşimin bu  örnek emeklilik  hayatı, PTT  ( Pijama- Terlik- TV) memuru  arkadaşlarımıza  da örnek olsun.www.kadirkeskin.net


  

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum