Mustafa ORAL

Mustafa ORAL

Yayın Yönetmeni

BİR NEFES SIHHAT

18 Mart 2020 - 19:25

BİR NEFES SIHHAT

“Dermân arardım derdime derdim bana dermân imiş,

Bürhân sorardım aslıma aslım bana bürhân imiş”

Niyazı-i Mısri

İnsanoğlu bu âlemde var olduğundan beri dünden bugüne değişmeyen bazı gereksinimleri vardır. Barınma, korunma, neslin devamını sağlama vb. gibi, bu gereksinimleri sağlamak için binlerce yıldır değişik süreçlerden geçerek bugünkü medeni âleme kadar gelmişlerdir. Tabiiki bu temel ihtiyaçlar haricinde insanoğlunu diğer canlılardan ayıran temel vasıf olarak akletmeleri, akıl melekesine sahip olmaları ve bu melekeyle sanatta, estetikte, müzikte, mimaride vs. ortaya şaheser eserler koymalarıdır.

İnsanoğlunun binlerce yıllık bu tecrübesine rağmen en temel ihtiyaçlar (bireysel ya da toplumsal)  değişmemiştir. Hala bir eve ihtiyaç duyarız, başımızı sokacak bir yuva isteriz, hala en temel ihtiyaçlarımızdan birisi olan güvenlik meselesi üzerine tedbirler alırız.

Bu temel meselelerimizden birisi belki de en önemlisi geçmişten bu yana hiç şüphesiz sağlıktır.

Küçükten büyüğe değişmeyen bir meselemizdir sağlık, sağlığımızın yerinde olmadığı, hafif bir üşütme halinde dahi hayat neşemizi, enerjimizi, ağzımızın tadını kaybederiz. Normalde asla yüzümüzün dönüp bakmayacağı o ilaçlara sarılırız. Evde bîtap düşüp yorgan döşek yatarız.

Dünyada her medeniyetin, her milletin bir hayat telakkisi vardır. Meseleleri tecrübe edip; yorumlama biçimi vardır. Bizim milletimiz de töresi ve inancı gereği “İnsanı yaşat ki Devlet yaşasın” demiştir. İnsanı yani Âdemi; cinsiyetine göre, milliyetine göre, inancına göre ayırmadan önemsemiştir. Buna en güzel örnek bir hastalığa karşı şu sözümüz olmamış mıdır? “Allah düşmanımızın dahi başına vermesin” demişizdir. Evet, bazı sözüm ona medeniyet havarilerinin sadece kendi insanını, hatta sadece kendini düşündüğü bir anlayışta biz medeniyetimizin temeline insanı yaşatmayı koymuşuzdur.

Bizler aynı zamanda medeniyetimizin temeline temizliği, “su”yu koymuşuzdur. Her gidilen yere, yurt bellenen her yeri imar ederken atalarımız ibadethanenin yanında şifahane ve hamam ya da şehrin farklı bölgelerine çeşmeler muhakkak yapmıştır. Su gibi aziz ol demişizdir bir bardak su verene, ya da hapşırdığımızda yeniden başlanan hayata, yeniden atan kalbe karşı “çok yaşa” demişizdir.

Bir nefesine dahi hükmedemediğimiz bu dünyaya karşı tavrımızı “Sağlık varlıktan yeğdir.” diyerek özetlemişizdir. Cümle cihan senin olsa ne yazar o ten sen de huzursuz ise…

Sağlığın özünü hayattan, yani tabiattan kopmamak olduğunu idrak edercesine “Güneş girmeyen eve doktor girer” demişizdir. Evlerimizi, pencerelerimizi coğrafyanın özelliğine göre tanzim etmişizdir. 

Bütün cihana adaletiyle nam salan Atalarımız “Hekimsiz, hâkimsiz yerde oturma.” demiştir. İnsanın ve toplumun huzuru, saadeti ve refahı bu iki kurumun evvela tesisiyle mümkün olduğunu belirtmiştir.

Bir cihan imparatorluğu olan Devlet-i Âliye’ye 46 yıl padişahlık yapmış olan Kanuni Sultan Süleyman Han dahi bir şiirinde;

“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi

Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi.”

diyerek bir nefes sıhhatin bütün dünya nimetlerinden daha üstün olduğunu belirtmiştir.

Evet, bugün genelde dünya özelde milletimiz yeni bir hastalıkla adeta cebelleşmektedir. Evvela Çin’de baş gösteren “Corona” virüsü artık dünyanın en önemli meselesi haline gelmiştir. Devletler ve halklar bu konuda tedbirler almaktadır. Dünya var olduğundan beri değişik zamanlarda birçok salgın hastalıkla insanoğlu karşı karşıya gelmiştir. Nice canlar gitmiştir. Bu yolda her hastalık insanoğlunu yeni araştırmaya, yeni bulgular ve tedavi yöntemleri geliştirmeye yani bilime, yani düşünmeye, sorgulamaya, yani akletmeye götürmüştür.

Bu süreçler insanî değerleri tekrar hatırlayacağımız kendimize döneceğimiz günlerdir.

Böyle günler bencillik yapacağımız günler değil, “ben”i değil, “biz”i öne çıkaracağımız günlerdir.

Böyle günler “bana bir şey olmaz” sorumsuzluğunu bırakıp binlerce yıllık millet-devlet tecrübemizi hatırlayıp uyarıları ve ikazları dikkate alacağımız günlerdir.

Biz demez miyiz kendimiz için teşkilatçı milletiz diye, o halde cümle cihana Türk Devletinin ve Türk Milletinin teşkilatçı yapısını gösterme zamanıdır. Unutmayalım ki biz sadece kendimiz için değil cümle şifa arayan mazlumlar için de bir umut ışığı olmalıyız.

Toplumca “Çanakkale ruhunu” tekrardan hatırlamamız gereken bugünlerde Allah cümle şifa arayanlara şafi ismi hürmetine derman olsun.

Tedbir bizden takdir Allah’tan…

Mustafa ORAL

 

 

 

 

 

  

 

  

 

Bu yazı 529 defa okunmuştur.