Kadir KESKİN

Kadir KESKİN

[email protected]

Ortopedik Ayakkabı

28 Ocak 2021 - 21:44

Ortopedik Ayakkabı

“Sene 1993. Köprübaşı’nın en ücra köyü olan Sargaç’tan Manisa’ya okumaya geldim. Vakıflar Öğrenci Yurdu’nda yatılı olarak Manisa Lisesi’nde okumaya başlamıştım. Memleketten yeni gelmişim,  çevre yok, arkadaş yok. …

Okuldaki öğrenciler ortaokulu Manisa’da okuduklarından birbirlerini tanıyorlar, konuşuyorlar, kaynaşıyorlar, şakalaşıyorlar. Benim ise 3000 bin öğrenci içinde yapayalnızım, merhaba diyecek tek  bir arkadaşım yok. Hem özürlü, hem parasız... Teneffüslerde garip garip dolaşıyordum. Yine her zamanki gibi bir teneffüs saatinde arkadaşlarım kantinde balık istifi sıraya girerlerken, ben, parasızlıktan okul bahçesinde yalnız başıma aksaya aksaya, yüreğimdeki gariplik yükünü bir başıma gezdiriyorum. Çocukluğumda köyde sağlıkçı olmayan ehliyetsiz bir komşumuzun yaptığı yanlış iğne sebebiyle sakat kalmışım. Bir ayağım diğerine göre çok kısa idi. Arkadaşlarım gibi dik yürüyemiyordum. Arkadaşsız kendi hâlime dolaşıp duruyordum. Bir gün yine bir teneffüs saatinde yalnız başıma okul bahçesinde dolaşırken pencereden beni gören Müdür’ümüz Kadir Keskin beni müdür odasına çağırdı. O kadar korktum ki dizlerim titreyerek odasına girdim. Beni çok nazik karşılayarak koltuğa oturttu ve çekmecesinden bir şeker çıkararak bana ikram etti. Nereli olduğumu, nerede kaldığımı ve özrümü sordu. Ben de kendisine anlattım. Öyle babacan bir tavırla beni karşıladı ki hâlâ yüreğimde sıcaklığını hissediyorum, Duygulanmamak mümkün mü? İlk kez bir insan benimle böyle yakından ilgileniyordu. Hem de müdür olarak. Ayaklarıma baktığında, eskimişten de beter ayakkabılarımdan utandım. Utancım birden Hoca’mın seslenişiyle sevince dönüştü. Hoca’m bana; “Musa! Sana ortopedik bir ayakkabı yaptıralım, onunla daha rahat edersin.” dedi. Ben ise o güne kadar ortopedik ayakkabının ne olduğunu dahi bilmiyordum. Telefon açarak ayakkabı konusunda telefonla konuştu. Beni sınıfıma gönderdi. Ertesi hafta ise nöbetçi öğrenci gelerek: “Okul müdürünün beni çağırdığını.” söyledi ve öğretmenim de izin vererek okul müdürünün odasına gittim. Yanında bir misafirle çay içiyorlardı. Müdürümüz bir çay da bana söyledi. Çay içerken misafir benim ayak ölçülerimi aldı. Artık güzel bir iskarpin ayakkabının rüyasını görmeye başladım. Okula her gün gelirken kavuşacağımız ayakkabıları merak ediyordum. Sanırım on veya on beş gün sonra derste iken tekrar okul müdürünün odasına çağrıldım. Odaya girdiğimde, Müdür’ümüz, kutudan ayakkabıları çıkararak ‘Gözün aydın Musa ayakkabıların geldi. Giy bakalım.’ dedi. Ayakkabıları gördüğümde sevincim şaşkınlığa dönüştü. Biri gayet güzel bir iskarpin diğeri ise takoz gibi bir şeydi; ama ayağıma giydiğimde, anladım ki takoz gibi dediğim ayakkabı ayağımın kısalığını telafi ediyormuş. Yürüdüğümde ayağımın kısa olmadığını vücudumun dik durduğunu fark ediyordum. Ayakkabının yüksekliğini önemsemeden düz ve dik yürüme sevinciyle sanki dünyalar benim oldu. O andaki duygumu satırlara dökmem mümkün değil. O an aklıma geldiğinde hâlâ aynı heyecanı, aynı duyguları yeniden yaşıyorum. Müdür’ümüze ve ayakkabıları getiren misafire çok çok teşekkür ettim. Ve müdür odasından sınıfıma giderken kendimi kahraman gibi hissediyordum. Sınıfa girdiğimde, bütün arkadaşlarım şaşırdı. Bükülerek çıktığım sınıfa, kamburu düzelmiş, dimdik yürüyen  Musa Işık olarak girmiştim. Dersteki öğretmenim ve bütün sınıf benim bu sevincime ortak oldu. Çok sevdiğim ve her zaman kendisine duacı olduğum Müdür’ümüz Kadir Keskin’in yıllar sonra  “ Okul Müdürünün Günlüğünden” adlı kitabı elime geçti. Bir solukta kitabı okudum ve öğrencilik yıllarımı tekrar yaşadım. Öğrencilik hayatımın en büyük anısını; Ortopedik Ayakkabı başlığıyla kaleme aldım ve müteakip baskıya konulması ricasıyla Müdür’üme gönderdim. Umarım ileriki baskılarında kendisi için belki önemli değil; ama benim için çok önemli olan bu hatıramı okurlarıyla paylaşmama yardımcı olur. Belki bu hatıram gam yükü altında ezilen ve yüreği kararan başka Musa’ların gönlünün iyilik sahiplerinin ışığında aydınlanmasına vesile olur.

Manisa Lisesi’nde okul öğretmenlerinin ve okul müdürünün sadece ders anlatan, ödev veren, yanlış yaptığımızda kızan biri olarak değil; öyle algıladığım kişilerin sadece o görevleri değil, öğrencilerin diğer ihtiyaçlarını da imkânları çerçevesinde gören gözeten biri olduklarını anladım. Vesile olanlara, beni böyle bir ayakkabı ile tanıştıran Müdürüme çok dua ettim, hâlâ da dua ediyorum.

Okul sıralarında okurken en büyük hedefim çocuk doktoru olup çocukları sakat bırakmamak en büyük hayalimdi. Doktor olamadım ama sağlık memuru oldum. Şu anda Manisa merkezdeki bir sağlık ocağında çocukları sakat bırakmamak için elimden gelen özeni, kendi durumumu dikkate alarak, mesleğimi aşk ve şevkle ifa ediyorum. Üzerimde emeği olan başta Müdürüm Kadir Keskin’e ve öğretmenlerime her zaman minnettarım. Sağ olsunlar, Varolsunlar, Allah kendilerinden razı olsun.

Musa IŞIK / Sağlık Görevlisi

Not: 1-  Erguvan Yayınlarından  çıkan   “Okul Müdürlüğünün Günlüğünden” adlı kitabımı  İnternet siteleriyle, [email protected]  adresimden temin edebilirsiniz.

2- İstanbul İlim Yayma Cemiyeti Gönüllüsü KAAN Holdingin Akhisar yöneticisi Sayın Hasan KAAN beyefendi  ve Akhisar İlim Yayma Cemiyeti Başkanı Sayın Ekrem KURT Bey kardeşimle, eğitime duyarlı Akhisar Kaymakamı Sayın Sabit KAYA beyefendiyi makamında ziyaret ederek eğitim üzerine sohbetlerde bulunarak yeni çıkan kitaplarımı kendilerine takdim ettim. Zaman ayırıp bizi makamında misafir eden Kaymakam Sayın Sabit KAYA beyefendiye arkadaşlarım adına teşekkür ederim.

Bu yazı 1708 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar