Bugun...
UNUTANLAR UNUTULUR


Kadir KESKİN
kadirkeskin45@hotmail.com
 
 

              UNUTANLAR  UNUTULUR

Doğum ve ölüm hayatın iki kaçınılmaz gerçeğidir. Yaşayan her insan öleceğine inanır ama ölümün gerçekten kendisine geleceğine pek inanmak istemez. Komşusuna, arkadaşına, yakın dostlarına layık görür ama nedense kendine pek yakın görmez. Bu nedenle de ölümü pek gündemine almaz, onu düşünmek istemez, onu unutarak yaşamayı mutluluk sanır. Ama unutmak mümkün değildir. Televizyonların düğmesine bastığımızda kazalar, afetler, cinayetlerle küçük- büyük, genç-yaşlı birçok kişinin ölümü, bize bu hayatın gerçeğini hatırlatır. Dolayısıyla öldükten sonra dirilme, hatırlamak istemesek de hepimizin ve herkesin aklını meşgul eden bir konudur. Bu nedenle insanlar doğum ile ölüm arasını daima tedirgin geçirmektedirler. Dolayısıyla Mü’minler son anda imansız gitme korkusunu taşır, diğer insanlar da hayata tam manasıyla bir anlam verememenin şaşkınlığı içinde ömürlerini tüketirler. Yunus’un deyimiyle  rıza lokması  ( İman)nasip olmazsa  tüketmeye de devam ederler. Akılları ile bilim ve tıbbın ölüme egemen olacağına inanmak isterken, fıtratları onlara, hiçbir gücün, ecelle buluşma günlerini değiştiremeyeceğini fısıldamaktadır.

 Şu bir kesin gerçektir ki yaşam ve ölüm birbirinden ayrılmaz bir bütündür. Dünyada doğum olmadan geçirilen bir gün olmadığı gibi, ölümsüz geçen bir gün de yoktur. Hepimiz ve her fert mutlaka klinik olarak ölü sayıldığımız bir ana kavuşacağız. Dolayısıyla yaşamda ölüm oranı yüzde yüzdür. Ölüm ve ona eşlik eden dehşetten herkes haberdardır. Bu dehşetten ancak iman ile sükûnete ereriz. Onun içinde Kur’an’da şöyle buyrulmaktadır. “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur” Bu arada bir Allah dostu   diyor ki: “ Öbür dünyada insanların pişmanlık duyduğu şeylerle dünyada insanlar birbiriyle kavga ediyor ve birbirlerinin kalplerini kırıyor.” diyor.

Yine bir  Allah dostuna soruyorlar:

  • Efendim dünyada nasıl bir hayat yaşalım?
  • Son nefesinizde nasıl bir hayat yaşamış olmayı  isterseniz öyle yaşayın, diye noktalamış.

Haydi gücünüz yetiyorsa Allah dostunun tespitine bir ilave yapın.

24  saatin  her saniyesinde  ve salesinde  nefes  alıp verdiğimiz gibi  hayatımızın her anında  Allah’a  da muhtacız. Sadece ölüm anında değil.  Ana karnına düştüğümüzden  beri   bedenimizin ve beynimizin  kılcal damarlarının dahi  ihtiyacını bilip gönderen  Rabbimize kulluk görevimizi  sadece Ramazan ayında  veya bir bacağımız  çukura salladıktan sonra  değil, nefes alır gibi, yemek yer gibi, su içer gibi  kulluğumuzu her an devam ettirelim.. Şu hadisin  anlamını  empati yaparak   önce kendimizde  çek edelim ve kendi hayatımız hakkında kararımızı kendimiz verelim. “ Hiç ölmeyecek gibi dünya, yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalışın”  Bu  ölçüye   göre   terazimizin  kefeleri  denk mi, yoksa  tartıda  hangi kefe  ağır basıyor. Çünkü Rabbimizin buyruğuna göre Mizan haktır.  (Araf: 8- “ O gün mizan haktır. Kimin tartıları ağır gelirse, işte kurtuluşa erenler onlardır. 9- kimin tartıları hafir gelirse , işte onlar, ayetlerimize karşı  haksızlık etmeleri  sebebiyle  kendilerine zarar verenlerdir”)

 Mizan terazimizin denk tartması için  tenimizin gıdasına  dikkat ettiğimiz  ölçüde,  ruhumuzun da  gıdasına dikkat edelim.  Son anımızda  ve   ahirette pişman  olacağımız  işlerden dolayı  bu dünyada  birbirimizin hak ve hukukuna  riayat edelim kavgasız, gürültüsüz  bir hayat yaşalım.

 Rad: 28  “ Bunlar, iman edenler  ve gönülleri  Allah’ın zikriyle  sükünete erenlerdir. Bilesiniz ki  kalpler ancak Allah’ı anmakla  huzur bulur.”   Haşır 19: ALLAH’I UNUTAN  ve  ALLAH’IN DA  KENDİLERİNİ  UNUTTURDUĞU  KİMSELER GİBİ OLMAYIN…” Allah’ı  unutarak yaşarsak, onun huzuruna varmaktan elbette korkarız.  İleride bilim ve tıbbın ölüme egemen olacağını  umut ederek ham bir hayalle   ölüme çare bulunur diye  ölmemek ve onun huzuruna çıkmamak için  bedenlerimizi dondurmak da  çare değildir. Yukarıda da  ifade ettiğim gibi  bugüne kadar hiçbir güç, ecelle buluşma günlerini engelleyememeşitir. Geldiğinde  hiç bir güç ne bir saniye geri , ne bir saniye de  ileri alamayacağı Allah buyruğudur.

 Bu mübarek  Ramazanda   kazandığımız  kulluk alışkanlığımızı  ara vermeden 365  gün devam ettirelim

 Kalplerimizin  huzur ve sükûn bulacağı bir Ramazan geçirmemiz  duasıyla   hepinize ve hepimize  hayırlı ramazanlar temenni ediyorum.

www.kadirkeskin.net

 

 



Bu yazı 144 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI