Önder GÜRCAN

Önder GÜRCAN

[email protected]

MAHALLE KAHVELERİ

18 Şubat 2021 - 21:17

MAHALLE KAHVELERİ

Bizim kuşağın çocukluk yıllarında, şehirlerin bütün mahallelerinde “Kahve”ler vardı.

Mahallelerin bütün ahalisi akşamüstü iş dönüşlerinde günün  yorgunluğunu atmak için “kahve”lerde toplanırlardı. Çaylarını ve ferah kahvelerini yudumlayarak dünya hayatının “Hali pürmelal”i üzerine çoğunlukla felsefe yüklü sohbetler yaparlardı.

O zamanlar Manisa’nın sekiz mahallesinden biri olan Ulucami Mahallesi’nin  efsanevi “Ulucami Kahvesi” de söz konusu kadim kahvelerden biriydi.

*

Hiç unutulacak gibi değil : Ulucami Kahvesi sohbetlerine, yalnızca Manisa’nın ileri gelenleri değil, İzmir, Akhisar, Turgutlu ve Gediz Ovası köylerinden gelen misafirler de katılırlardı.

Kahve sohbetleri, kahveyi sanki bir   üniversite konumuna getirirdi. Biz de mahallenin çocukları olarak kahvenin bir köşesinde büyüklerin konuşmalarını ilgiyle dinlerdik; aralarda da çay ve kahvelerini saygı duyarak dağıtırdık.

Kahvenin, üzeri eflatun-yeşil ipek örtülü eski zaman radyosundan dünya haberleri toplu halde merakla dinlenirken sohbetlere her defasında şu sözcüklerle başlardı:

“Dünyanın binbir türlü hali var...”

Manisalılar, sohbet girişlerinde, söylenecek en son sözü hep en başa alırlardı. Kahvede çok konuşulan gök bilimi konusunda: “İnsanlığa,  evrenin düzeni hakkında çok az bilgi verilmiştir; bir bilenin üstünde başka bir bilen de vardır,” derlerdi.

Ulucami kahvesi sohbet konuları arasında; tarih, coğrafya, biyoloji, fizik, kimya, matematik, sosyoloji, psikoloji, mantık gibi bilim dallarının özel bir yeri ve anlamı olurdu.

Bu sohbetler, dünya aleminden başlayarak evren alemininin  gizem dolu  sonsuzluğuna kadar uzanırdı. Jules Verne’nin uzayı konu alan   romanları o dönemin başucu kitaplarındandı.

*

Sobetlerde edebiyat ayrı bir yer tutardı.  Sohbetlere katılanlarca : Orta Asya Orhun  Yazıtları, Oğuz Kağan Destanı, Manas Destanı, Dede Korkut Destanı, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal,  Karacaoğlan, Köroğlu’dan; Ahmet Haşim, Mehmet Akif Ersoy, Ziya Gökalp, Namık Kemal, Yahya Kemal Beyatlı, Ömer Seyfettin, Memduh Şevket Esendal, Halide Edip Adıvar, Refik Halit Karay, Yakup Kadri Karaosmanoğlu,  Reşat Nuri Güntekin, Sait Faik Abasıyanık, Mehmet Emin Yurdakul gibi yazarların eserlerinden; Divan Şiiri’nden ve yeni Türk Şiiri’ nden seçilen  parçalar  özenle okunurdu.

Bazen Fransız, Rus, ABD, Çin ve İngiliz edebiyatından da bilgiler verilirdi.

Konular genişledikçe sohbet de   sabahlara kadar uzardı; o zaman mahalledeki evlerde özel hazırlanmış nefis yemekler ve tatlılar gelirdi.

Paraya hiç önem verilmezdi. “Para mühim değil, mühim olan insanlıktır,” anlayışı benimsenirdi.

Kahveci, güleryüzü ve nezaketiyle sohbet aralarında kahveleri ve çayları devamlı yanan kömür ocağında tazelemeyi ihmal etmezdi.

*

Aradan yıllar geçti...

Dünya şimdi 21. yüzyılı yaşıyor.

Her şey yerll yerinde. Güneş yine doğuyor ve yeryüzünü sevgiyle aydınlatıyor. Doğa, yine harikulade...

Ne var ki dünyanın hali pürmelali, tarihin tozlanmış sayfalarına bakılacak olursa pek değişmişe benzemiyor. Dünya insanlığında  beklenen birlik, beraberlik ve dayanışma bir türlü sağlanamıyor.

O eski mahalle kahvelerinin  çoğu da bir bir kapanıyor; yerlerini “cafe” dedikleri yerler alıyor.

Eski zaman radyoları evlerden uzaklaşıyor; yerlerini televizyon, bilgisayar ve internet dolduruyor.

Çay ve ferah kahvesi sohbetleri azalıyor; yerlerini cep telefonu konuşmalarına bırakıyor.

Bir zamanlar Manisa’ da hüküm sürmüş olan Lidya Devleti ( Lydia) tarafından icat edilen ve günümüzde hayatın vazgeçilmez bir parçası olan paranın yanı sıra, “Dijital Bitcoin Para Sistemi”  dünya ekonomisine dahil oluyor.

Gelişmiş ülkeler; sahip oldukları yüksek bilim ve teknolojiyle, “Aydınlanma Dönemi”ni henüz tamamlayamamışken uzayın derinliklerine açılıyor.

2020 yılında yeryüzüne birdenbire yayılan küresel koronavirüs salgını  bütün insanlığı olumsuz yönlerden etkiliyor.

...

Eski mahalle kahveleri insanlarının birçoğu bu dünya hayatına veda edip kutsal sonsuzluğa  doğru yolculuklarına çıktılar.

Manisa’nın “Ulucami Kahvesi” de yıkılmış. Artık yok...

İnsan doğrusu merak ediyor: O bilge insanlar, bugünleri görselerdi; “Dünyanın binbir türlü hali var...” diyerek, çaylarını ve ferah kahvesi sohbetlerini yine sürdürürler miydi acaba? Kim bilir?

Bu yazı 3310 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum