Muammer AZMAK

Muammer AZMAK


DÜŞÜNCE DÜNYAMIZDAN V

24 Nisan 2020 - 17:52 - Güncelleme: 25 Nisan 2020 - 00:03

DÜŞÜNCE DÜNYAMIZDAN V

Anlatılacak hâl ve olay, betimlenecek görüş ve hisleniş, dile getirilecek duygu ve düşünce anlatıcının zihninde açık ve net biçimde belirlenmelidir. Anlatılacak, betimlenecek hususlar, dilin bilinen ve kabul edilen kurallarına uyularak düzenlenmek zorundadır. Bu noktada farklı adlandırmalar olsa da üç aşağı beş yukarı benzer ifadeler kullanılır.

Açıklık, yazarın anlatmak istediği ile okuyucunun anladığının aynı olmasıdır. Anlatılmak istenenin zorlanmadan anlaşılmasıdır. Sembollerin yer almadığı, gereksiz uzatmaların olmadığı anlatılardır. Duruluk söz konusudur, her şey net bir biçimde görülür, anlaşılır. Az kelime ve eksiksiz anlatımı yakalamaktır, esas olan. Farklı anlamlandırmalar söz konusu olmaz.

Yalınlık, bir cümlede duygu ve düşüncelerin kısa ve kesin ifadelerle yer almasıdır. Sadelik esas olur ki bu süssüzlük demektir aynı zamanda. Anlamı anlaşılmazlığa sürükleyen ağdalı, ağır bir dil kullanımından uzak olmaktır.

Doğallık, anlatımın yapaylıktan, yapmacıklıktan uzak olmasıdır. Günlük yaşantıda olduğu gibi kendiliğinden oluşmasıdır. Gerçekliğin çarpıtılmamasıdır. Anlatıcının kendine güven duyması önemlidir. İçtenlik ve samimiyet olmazsa olmazıdır, hatta bu adlandırmalar da ayrı başlık altında zikredilir. Özellikle deneme yazılarının olmazsa olmazı kabul edilir.

Akıcılık, anlatımın kesintilerden, engellerden uzak gerçekleştirilmesi, tutuk, dura kalka ilerleme şeklinden ırak olmasıdır. Anlatılan görüş ve fikirlerin akılda kolay yer etmesidir. Okuma veya dinlemede kesintisiz olmak önemlidir. Ses sanatlarından çokça istifade edilir. Bir başka deyişle sürükleyicilik vasfını oluşturmak okuyucu ve dinleyiciyi ilgili kılmaktır, ilgiyi sürdürmektir.

Özgünlük, anlatımda başkasına benzememek, kendine özgü olmadır. Anlatmanın tınısı hep duyulandan farklı olmasıdır. Orijinallik vasfını yakalayabilmek, başkalarını taklit etmemektir. Bu noktada ilgi çekmek, ilginçlik, alakayı celbetmek, kavramlarının da dikkatlerden uzak olmaması gerekir. Bütün bunlar kendine has bir tavrın oluşmasına vesiledir.

Yoğunluk, birçok manayı söze yükleme becerisidir. Kutu içinden kutu çıkması gibi anlam içi anlam ifade etmesidir. Özlülük de bu bağlamda az kelam ile çok meram anlatmak kısaca söz israfı yapmadan diyeceğini demektir. İletinin en az en öz ifadesidir. Özet bir anlatım gibidir.

Tutarlılık, anlatıların öncesi ile sonrasında bir çelişki ortaya çıkmamasıdır. Anlatıcının yaptıkları ile söyledikleri örtüşmelidir. Sık sık düşünce değiştirme tutarlılığın en büyük kusurudur. Burada kalıcılık vasfını görmezden gelemeyiz, çünkü kendi içinde tutarlılığı yakalamış metinler beğeniyi de hak etmişlerdir ve geçmişten geleceğe taşınırlar.

Sağlamlık, dilbilgisi kurallarının hakkıyla yerine konmasıdır. Anlatım bozukluklarından özenle kaçınılmış metinler buna örnek olarak verilebilir. Burada düzeltmenlik görevinin önemi ortaya çıkarken dile hâkim yazar ve anlatıcının da ayırıcı vasfı olmaktadır. Öge eksiklikleri, eklerin yanlış kullanımı gibi dil bilgisel yanlışlar sağlamlığı bozar.

Zikredilenlerin haricinde de bir takım adlandırmalar yapılır, yapılacaktır, yapılmalıdır. Konuşma, yazma, anlatma eylemlerinin her birinde ayrı ayrı elde edilmesi gereken bu özelliklerin kavratılması noktasındaki bütün çabalar gereklidir.

İyi bir anlatımı yakalayabilmek için ister yazılı ister sözlü olarak kullanılacak malzemenin cinsi kadar takip edilecek yol ve yordamla beraber hususiyetlerinde farkına varılıp benimsenmesi gerekmektedir.

Muammer AZMAK

25/03/2020

Bu yazı 925 defa okunmuştur.