As. Prof. Dr. Emete GÖZÜGÜZELLİ

As. Prof. Dr. Emete GÖZÜGÜZELLİ


TÜRKİYE KARASULARI, KIBRIS VE ADALAR

14 Temmuz 2020 - 09:36 - Güncelleme: 14 Temmuz 2020 - 11:38

Bugün Ayasofya, Yarın Adalar Denizindeki Adalarımız!
Bu yazı dizisi:
1-TÜRKİYE KARASULARI içerisinde kalan ve aidiyeti anlaşmalarla belirlenmeyen TÜRK Adaları,
2- TÜRK Karasuları içerisinde kalan kimi Yunan Adalarını ve
3-1982 BMDH Sözleşmesi Karasuları Hukuki rejimi aktaracaktır.

Karasuları bir devletin kıyı devleti olarak sahip olduğu en önemli münhasır ve egemen alanıdır. Esasen, tüm deniz bölgelerinin en önemlisidir. BMDHS’nin 2. ve 3. Maddeleri hukuki rejimi izah eder. Karasularının genişliğinin başlangıçtan itibaren en fazla 12 deniz mili olabilir.

Türkiye'nin Akdeniz ve Karadeniz'de karasuları 12 deniz milidir. Adalar Denizi'nde 6 mil. Karasuları konusu kimi zaman yandaş devletler arasında sınırlandırma gerektiren konulardan olurken kimi zaman da karşıt kıyı ülke konumunda bulunan komşular ile olabilmektedir.
En azından ihtilaf olsun olmasın her kıyıdaş ülke sınır komşuları ile yandaş veya koşullar coğrafi olarak yarı kapalı veya kapalı bir alandaysa karşıt sınırlandırması gerekmektedir.

Türkiye'nin, karasuları üzerinde tam ve münhasır egemendir dendiği zaman belli şartlar altında, karasularına erişimi bile engelleyebilecek güçte olması demektir. Bu güç egemenliğin ifadesidir, dizginlenemez güçtür, ancak tek istisnası zararsız geçiş ilkesidir.
Türkiye'nin Akdeniz'de 12 mil resmi karasuları alanı olduğundan ötürü, Meis adasının herhangi bir şekilde 12 km alan dahilinde 40 bin km2 deniz yetki alanı talep edemeyeceğine en önemli yanıttır. Dolayısıyla Yunanistan ne hukuken ne fiilen talepte bulunması mümkün değildir.

Akdeniz'de 12 mil karasularının bittiği nokta Rodos adasına kadar uzanan hattır. 6 mil kuralında ise Sömbeki adasının Türk karasuları içerisinde kaldığı görülmektedir. Bu tip durumlarda yabancı adalara etki unsuru sağlanması mümkün değildir.
1982 BMDHS’nde madde 17 ile diğer Devletler de dâhil olmak üzere, tüm gemilerin bir devletin karasuları boyunca sürekli ve süratle zararsız geçiş yapma hakkına sahiptir. Yani zararsız geçiş seyrüsefer özgürlüğünün ifadesidir, yeterki duraksamaksızın, süratli geçiş olsun.
Aşağıda da görüleceği üzere Bulamaç adası Türk karasuları içerisindedir. Bulamaç adasının Türk adası olması ve aidiyeti anlaşmalarla belirlenmemiş olmasından ötürü, her koşulda Türkiye'nin lehine karasuları alanı içerisinde bulunan bu adalara sahip çıkma hakkı doğurur.
Zararsız geçiş halinde başka bir devletin gemisi, ciddi sonuçları olacak kasıtlı ve istekli deniz kirliliği gerçekleştiriyorsa ya da izinsiz balıkçılık veya askeri faaliyetlerde bulunma girişimi varsa Türkiye müdahalesi haktır. Karasularına tecavüz uluslararası sorumluluk doğurur
Eşek Adası Türk karasuları içerisinde kalan ve Türkiye'nin tam ve münhasır egemen yetki alanları içerisinde bulunması önemlidir. Sisam adasına kıyı yönünde egemen yetki verilmesi mümkün olamaz. Karasuları üzerindeki hava sahası da otomatik ulusal egemenlik sahasıdır.

Türkiye kendi karasularındaki faaliyetlerde seyir güvenliği, kablo ve boru hatlarının korunması, çevresel koruma, kendi balıkçılığının korunması veya kendi gümrük, mali, göçmenlik veya sıhhi yasaların ihlal edilmesini önleme adına kontrol ve müdahale etme yönünde münhasırdır.
Türkiye karasuları üzerindeki tam ve münhasır egemenlik hakları olmasından ötürü kendi karasuları üzerindeki hava sahası ve de bu suların deniz yatağı ile toprak altında da tam egemendir. Türk karasuları içsuların dış sınırını oluşturan düz esas çizgilerden başlamaktadır.

Yunanistan'ın Türk karasuları içerisinde kalan alanlarda herhangi bir yetki kullanması uluslararası deniz hukukuna göre inşa edilemez. Zira bir ana kara ve kıyı devleti olan Türkiye Adalar Denizinde sahip olduğu kıyı özellikleri itibarı ile iç suları ve karasuları mahrem alanıdır
Türkiye'nin karasuları, denizaltı ve toprak altı katmanını, ona bitişik suları ve hava sahasını içermektedir. Karasularının kara sınırı esas hattır. Yani kırmızı alanda gösterilen iç suların bittiği esas noktalardır.
Deniz ihtilafları iki boyut içermektedir:(a) tarih mirası olan ülkesel egemenlik ve(b)temel olarak deniz hukukunun farklı yorumlarından kaynaklanan, deniz sınırlarındaki ilgili yetki hakları ve çıkarları.Türkiye'nin mücadelesi meşru tarihi ve hukuki hakları egemenlik meselesidir.
Norveç/İsveç 1909 Grisbadara Davasında Tahkim Mahk, 'deniz bölgesi ülke alanının önemli bir parçasıdır' ve 'bu ülkenin ayrılmaz bir parçası' olarak belirtmiştir.Türkiye Adalar Denizindeki tam/münhasır alanları iç su/karasuları ülkesel egemenlik alanlarıdır. İhlali casus bellidir.
Aşağıdaki harita Türkiye'nin hukuki olarak sahip olduğu tam ve münhasır egemenlik alanı olan iç sular ve karasuları alanını göstermektedir. Esas hatların resmi ilanı belirtilen mavi alandaki karasularının resmiyeti olacaktır. Bu alanları ihlal etme teşebbüsü ise savaş sebebidir.

A-Karasularında tam egemenliğimizi uluslararası alanda tahsis etmek için Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesine önemli görev düşmektedir.
B-Atılacak adımlar,
1-Türkiye'nin esas hatları, kapanış hatları, esas noktaları, belirlenerek iç su ve karasuları ayrımı yapılması, ilgili koordinatların karasuları dış kıta sınırını gösteren esas hatları sıra numaraları ve koordinatlarını (enlem ve boylam),
2- ile nerelerde düz esas hat uygulaması olduğu (ilgili koordinat numaraları dâhil) BMGS’ne tevdi etmektir. Bu belirleme sonrasında münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığına dair mesafe kriteri esasında ortaya konacak yöntem ile sınırlar ancak hukuken net ifade edilebilir.
3- İlgili çalışmaların sonunda Türk Dışişleri Bakanlığı anılan detayları BM Genel Sekreterliğine tevdi etmesi ile işlem kurulacaktır.
Ayasofya hepimize hayırlı olsun.
 
 

Bu yazı 3009 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum