Turgay BOSTAN

Turgay BOSTAN

[email protected]

ARAP ŞÖVENİZMİ YA DA ARABOFİL

10 Şubat 2021 - 20:34 - Güncelleme: 10 Şubat 2021 - 23:55

ARAP ŞÖVENİZMİ YA DA ARABOFİL

Bu yazımda sadece tek kaynak üzerinden örnekler vereceğim. 
Kitabın adı: Biz Osmanlı’ya Niye İsyan Ettik.
Yazarı: Kral Abdullah.
Kitap Klasik Yayınlarından 2006 yıllında neşredilmiş. 
Kral Abdullah kim? Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in oğlu, bugünkü Ürdün Kralı Abdullah’ın büyük büyük dedesi. 
Şecere şöyle: Şerif Hüseyin, Emir Abdullah, Kral Talal, Kral Hüseyin, Kral Abdullah. 
Peki Şerif Hüseyin kim? İngiliz şilinleri ve silahlarıyla Osmanlı’ya isyan eden asi Mekke Emiri.
Başlangıçta Seyyid ve şerif unvanları Hz. Ali ve Hz. Fatma soyundan gelenler için kullanılırdı. 10. yüzyıldan sonra ise genelde Hz. Hasan soyundan gelen Mekke emirleri için "şerif", Hz. Hüseyin soyundan gelen Medine emirleri için "seyyid" unvanı kullanılmaya başladı. 
Osmanlı, seyyid ve şerifleri ayandan saymış, onlara hep hürmet edip bazı ayrıcalıklar tanımıştır.
Şerif Hüseyin’e gelirsek, unvanından Hz. Hasan soyundan geldiğini anlıyoruz. 
Peki Peygamber soyundan gelen Emir Abdullah hatıratının 15. sayfasında ne diyor:
“Arapların bir düşmanı da Arap olamayan kardeşlerinin kavmiyetçilik hastalığıdır. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: ‘Ümmetimin hakları basık burunlu, dövülmüş demir gibi dümdüz suratlı bir kavim tarafından yenmedikçe kıyamet kopmaz.’”
Peki, Arap’ın Arap olmayan kavmiyetçi kardeşleri kim? Farslar, Türkler, Pakistanlılar…
Ardından ne diyor?
“Arap demek Müslüman demektir. Eski şaşaalı günlerine kavuşmak, hakları olan hilâfeti geri kazanmak onların boynuna borçtu. Büyük Kurtarıcı (Şerif Hüseyin), yanındaki ileri gelen Hicazlılarla birlikte gerçekleştirdiği, âlimlerin desteklediği ve Suriye ile Irak’ında katıldığı son Arap Ayaklanması (1916) İslâm’ı savunmak maksadıyla yapılmış haklı bir kıyamdı. Arapların amacı, Allah tarafından kendilerine verilen bir makamı geri almaktı. Allah şöyle buyurmuyor mu: ‘Sizler, insanlara iyiliği emredip kötülüğü yasaklamak için yaratılmış en hayırlı bir ümmetsiniz.’” (Âl-i İmran 3/110) Sf. 16. 
Üstte Arap olmayan din kardeşlerini kavmiyetçilikle suçlayan bu zatı muhterem, birkaç paragraf sonra Kur’an ayetini kendi ümmeti lehine yorumluyor ve “Arap demek Müslüman demektir.” diyerek dini kendi ulusunun tekeline almaya çalışıyor. 
Devam:
“Türkler dünyanın her tarafına yayılan sınırlarıyla büyük devlete, ancak hilafeti gasp ettikten sonra sahip olduklarının farkında değillerdi.”
Vay be! 
5000 yıllık Türk tarihinde halifelik dönemi sadece 450 yıl sürmüştür. Türkler halifeliği devralmadan önce birçok devlet ve imparatorluk kurmuş bir millettir. Halifelik aksine Türklere yük olmaktan başka bir işe yaramamıştır. 
Bu zatı muhteremin sözlerine bakarsan sanki Osmanlı hilafet sancağını açtı da bütün Araplar, Mohaç’ta, Viyana’da, Prut’ta küffara kılıç salladı.
En ihtiyaç duyuldukları birinci dünya savaşında “Cihad-ı Ekber” ilân edildiğinde kaç Arap Sarıkamış, Çanakkale düşmana karşı koydu. Bırakın karşı koymayı birçok yerde isyan bayrağı açtılar. Tıpkı şerifler gibi. 
Kral Abdullah sadece bununla kalsa iyi… 
Bakın daha neler yumurtluyor:
“Namaz bizim namazımızdı. Kitap bizim Kitabımızdı. Şahadet kelimesi dinimizin esası, zekât vergimiz, oruç perhizimizdi ve hac bizim memlekette yapılıyordu ama başımızdakiler (Osmanlı) daha çok okuduklarının anlamını bile bilmiyorlardı. Bir Arap âlim, doğru dürüst Arapça bilmeyen, herhangi bir fıkıh kitabı okumamış kişinin arkasında saf tutmaya mecbur kalırlardı. İşte böyle varlık içinde yokluk, yokluk içinde varlık söz konusuydu. Bizler üstün olduğumuz halde hâkir görülürken, hâkir görülmesi gerekenler tepemize çıkıyor ve ‘Eğer biz onu, yabancı dilden bir Kur’an kılsaydık, diyeceklerdi ki Arap’a yabancı dilden (kitap) olur mu?’ (Fussulet 41/44) diyorlardı. İşte hal-i pür melalimiz böyleydi.”
Lâfı daha fazla uzatmaya hacet yok.
Şerif Hüseyin ve ahfadının hal-i pür melali bu. Merak edenler Kral Abdullah’ı…

 

Bu yazı 16138 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum