Melek DÖRTBUDAK

Melek DÖRTBUDAK

[email protected]

CAMDAN CANA SIZAN RAHMET     

31 Ocak 2021 - 23:17 - Güncelleme: 01 Şubat 2021 - 14:43

CAMDAN CANA SIZAN RAHMET             

Damla damla dökülsün semadan asumana rahmet
Yunsun gönüller, aksın keşküle dolsun rahmet

 

Bu günlerde güzel ülkemin her yerinde bin rahmet, bin bereket var. Barajlarımız boşalıyor derken Allah’ın rahmeti imdadımıza yetişiverdi. Bir kez daha ‘Her şeyi Allah bilir’i hepimize hatırlattı. Daha bir hafta önce kar yağdı diye, Almanya’dan yakını gelenler gibi hepimiz sevinmiştik. Bu günlerde de salonumuzun penceresinden yıldızlaşıp kayan yağmur damlalarını seyrediyoruz. Hatta bazen pencere pervazları ve pencere kolları olmasa, Leyla’yla Mecnun’un arasına girenler gibi yağmurla aramıza girmese diyoruz. Yağmur gece başlayıp sabaha kadar ara ara durmaksızın yağıyor yağıyor. Biz geceleri rahat rahat uyurken her yağmur damlası pür telaş toprağa ayak basmak isteyen, toprakla birleşmek, buluşmak isteyen melekler gibi koşturuyor.          
                                                

Varsın bahçelerde rüzgar gezinsin,
Yağmur ince ince toprağa sinsin,
Bir başka âlemden gelmiş gibisin,
Dalmış gözlerinle pencerelerde


Üstâd Ahmet Hamdi Tanpınar dizelerinde yağmuru ne güzel ifade etmiş. İnsan camdan yağmuru seyrederken ruhunun da sokaklarla, bağlarla, bahçelerle, göllerle, nehirlerle dolup taştığını, arınıp yıkandığı hissediyor. Yağmur toprak anaya gıdadır, şifadır, rahmettir. Allah’ın çiftçiye gülen yüzüdür. Allah Kur’an-ı Kerim’in Hac Suresi 63. ayetinde “Siz görmüyor musunuz ki Allah gökten yağmur yağdırmakta ve o sayede yeryüzü yemyeşil olmaktadır. Çünkü Allah Latif’tir; lütuf sahibidir; O’nun ilmi her şeyin en ince noktasına kadar nüfuz eder, Habîr’dir; yarattıklarının ihtiyaçlarını ve menfaatlerini iyi bilir.” buyurur.

Evet Allah yarattığı her şeyin ihtiyacını da menfaatini de iyi bilir. Toprağın suya ihtiyacı var, insanın toprağa. Su herkes için gerekli, toprak her şey için. Toprağa düşen yağmur insana gıda olur, ekmek olur, aş olur. Taşa, kayaya düşen yağmur ise ancak onların üstündeki tozu toprağı siler, arındırır. İnsanlar için de Allah çeşitli lütuflarda bulunur. Tıpkı toprak ve taş gibi insanoğlu da türlü türlü hasletlere sahiptir. Kimi insan kaya gibidir gönül camına yaslanan yağmuru, rahmeti fark etmez; rahmet, camından akar gider. Kimi insan da killi, humuslu toprak gibi tek bir damlasını ziyan etmez emer, içine ‘hüp’ diye çeker. Tıpkı yeni doğan bebekler gibi doymak nedir bilmez.

Tabii ki Allah her yörenin toprağını farklı özelliklerle yaratmış, insanları da yaratırken onlara farklı melekeler, kabiliyetlerle müzeyyen kılmış, donatmıştır. Dolayısıyla herkesin rahmeti farklı cihetten gelir, farklı emareler gösterir. Bir şair için rahmet, kelimelerle gönül camına yaslanan ilhamdır, bazen bir kelimedir, bazen bir dörtlük, bazen şiirin tamamıdır. Bir hattatın kamışının aharlı kağıt üzerinde kayarak, kıvrılarak güzelim bir yazıya dönüşmesidir. Bir mimarın tezyinidir, şaheseridir. Bir terzinin dikişindeki ahenkdir, kumaşlarla dansıdır. Bir âlimin yeni fikirlere yelken açması, insanlığa sebil edip sunmasıdır. Yine Mü’minun Suresi 19. ayetinde Allh’ü Zülcelâl “Biz gökten kararınca yağmur yağdırır, onu toprağa emdiririz. Biz bu suyu almaya; toprağı kupkuru yapmaya da kadiriz.” buyurmuştur.

Öyle ya Allah verdiği hasletlerin kulunda tecellilerini görmek, gayretiyle daha da güzelleşmesini ister. Allah’ın rızasını gözeterek doğru kullanılmasını ve insanlığın yararına sunulmasını ister. Her şey emek ister, zahmet, çalışma ister, disipline edilmek ister. Tıpkı gökten yağan yağmur gibi ıslah edilmezse evimizin musluklarında kullanılamaz. Belli işlemlerden geçmezse biz onu içemeyiz, kullanamayız. Tarlayı sürmeden ekilemeyeceği, sulanmazsa ürün alınamayacağı gibi insan da emek harcamazsa gönül penceresine yaslanan rahmeti elinden kaybeder. Allah hepimizin gönül tarlasına rahmetini bol eylesin. Bizleri de o rahmetin hakkını verenlerden, ürünler hasat eden, hakikatli kul, bilinçli insan, Hz. İnsan eylesin, vesselam…  

                         
              

Bu yazı 3131 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum