Melek DÖRTBUDAK

Melek DÖRTBUDAK

[email protected]

ANMAK DEĞİL ANLAMAK GEREK

11 Kasım 2021 - 10:04 - Güncelleme: 11 Kasım 2021 - 19:14
Reklam

ANMAK DEĞİL ANLAMAK GEREK

Millet olarak ne zaman seni, ülkünü ve ilkelerini doğru anlarsak o zaman bu ölü toprağını üzerimizden silkeleyip ayağa kalkarız. Yazmak değil yaşamak gerek. Ne de olsa sen bu millete inanmıştın. Sen dememiş miydin ki “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”

Nasıl ki bir insanın hem ruhu hem bedeni varsa milletlerin de hem ruhu hem bedeni vardır. Her ikisinin de beslenmeye ihtiyacı var. Beden tarafımız malum nefsimiz-vücudumuz, ruhumuz ise duygularımız, adaletimiz, gayretimiz, doğruluğumuz, merhametimizdir. Vatan toprağı bedenimiz gibidir. O olmadan ruh çırılçıplak kalır. Vücut sağlıklı beslenmeli ki akıl ve ruh sağlıklı olsun.

Şimdi bu milletin o asil kana sahip olduğunu hatırlamasının tam vaktidir. Bu millet kendi toprağının kendi evi olduğunu ve bir bütün olduğunu hatırlamalı.
Oysa sen bir milletin toprağının kendi bedeni olduğunu anlamıştın. O toprağı bayındır hale getirmenin önemini kavramıştın. Özgür olabilmenin toprağını medeniyet anlamında beslemek, muasır medeniyet seviyesine ulaşıp diğer rakiplerimizi geçmekle olacağını bilen bir liderdin.


Onun için fabrikalar kurdun, onun için okullar açtın, onun için kadınlara hak ettiği değeri verdin, onun için ilim dedin, fen dedin, onun için istikbal göklerdedir diyerek gökleri ve ufku işaret ettin. Bugünün deyimiyle lafla peynir gemisi yürütmedin. Ne söylediysen yaptın. Bu millete her alanda örnek oldun.

Bugün yaşıyor olsaydın uzayda bizim de çalışma yaptığımız haberleriyle dünya çalkalanırdı. Dünyanın en iyi tarım ülkesi olurduk ve en iyi sebze meyve ve tahılları biz üretip dünyanın dört bir yanına pazarlıyor olurduk.

Evet bugün ülkemde yol var ama üstünde taşıyacak ürettiğim malım yok. Bugün üniversitem çoook lakin gerçek manada batılılarla yarışacak bilim adamım yok. Bugün senin kurduğun kâğıt fabrikaları kapanmış, Nazilli basmasından eser yok, pancar var şeker fabrikası yok. Konfeksiyon var pamuk eken az. Hayvan var saman yok. Ova var buğday yok.

Evet sen bir Türk kimseye muhtaç olmamalı diyordun, üretelim istiyordun. Biz neyi yanlış anladık ki yenilerini yapmak yerine yıkıyoruz. Biz neyi yanlış anladık ki teknolojiyi sadece birbirimizi ayırmak, birbirimizi yok etmek için kullanıyoruz.

Biz ne zaman söylenene değil yapılanlara ve hangi şartlarda yapıldığına bakarsak sanırım o zaman seni anlarız. Yargılamak yerine bulunduğun şartları tartmayı ve ön yargısız bakabilmeyi milletçe öğrenmemiz gerekir.

Yine bir 10 Kasım yine saat dokuzu beş geçecek ve biz seni 83 yıl sonra yine kalbimizde hüzünlenip anacağız. Gelin bu defa hem analım hem anlamaya çalışalım. Önyargısız, bir dünya liderine hak ettiği değeri vererek yapalım. İlahlaştırmadan, putlaştırmadan ama kötülemeden hakkını vererek anlayalım.

Bir millet geçmişine sırtını dönerse o millet yok olup gider. Orta Asya nasıl bizim geçmişimiz ise, Selçuklu da, Osmanlı da bizim geçmişimiz. Selçuklu hakanı da bizim ecdadımız, Osmanlı padişahları da bizim ecdadımız, Fatih Sultan Mehmet de, Deli İbrahim de ecdadımız. Mustafa Kemal Atatürk de ecdadımız. Bunu hiç kimse değiştiremez. Bu bir realitedir.

Bu ülke için yüzyıllar içinde kimler hizmet etmişse hepsinin önünde saygıyla eğilmek boynumuzun borcudur. Bizim görgümüze, geleneğimize yakışan budur. Bugün emekli bir öğretmen olarak Atam senin çizdiğin yolla, kurduğun Cumhuriyet sayesinde okuyup meslek sahibi oldum. Atam seni rahmet ve minnetle anarken ruhuna Fatiha diyorum.

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum