1915 Çanakkale'den Boğaz'da destan dışı ordu var mıydı? - Ferit Erden BORAY

1915 Çanakkale'den Boğaz'da destan dışı ordu var mıydı? - Ferit Erden BORAY
28 Şubat 2021 - 11:56

Zamanı gelmiş bir düşünceye hiçbir güç karşı durmaz. Örneğin "yumurta dıştan kırılırsa hayat sona erer, ama içten kırılırsa bu kez hayat yeni başlar" der bir atasözünde. Gelin biz bin yıl öncesine gidelim, Filozof Yusuf Has Hacib'in yazdığı ünlü eseri 'Kutadgu Bilig'de gerçek şuydu.

"…Bilgisiz insanın gönlü kırsal gibidir. Nehir aksa dolmaz, orada ot ve yem de bitmez… Bilgin insanlar akla öğütler verendir, doğru ve dürüst insanlar bulursan eğer, onu artık sürme gibi gözüne sür."

30 yıl öncesi suikaste uğramış, rahmetli dostum Uğur Mumcu der ki: "Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunamaz…" Evet artık köşe yazımızın konusu olan ve dünya tarihinde 20. yy.'ın en önemli Devlet tarihlerini değiştiren çıkarma savaşlarından biri idi ünlü Çanakkale Zaferleri…

Aslına tarih boyunca adına Savaş denilen olgu birbirleriyle ölümüne mücadele eden ve zaman içinde görülmüş şekliyle, silahları ve harp araçlarıyla insanları yöneten psikolojik güçler'in harekatlar sistemidir…" diye kabul edilegelmiştir.

Değerli okuyucularım o zaman gelin birlikte 106 yıl öncesinde süregelmiş Osmanlı-Türk İmparatorluğu Devleti'nin hiç hazır olmadan I. Dünya Harbine girişiydi.

Ancak insan için mutluluğun tercihi, insanın yapacak bir şeyi ve de kitlesel sevecek bir şeye, hatta umut edecek milli şuura sahip olabilmesi esastır.

Ne yazıktır ki, yakın tarihimizi bile Ortaçağların getirdiği cahilane fanatik mantıkla, öne çıkan hamaset, destan ve kahramanlık öyküleri esas alınıvermiş. Bu sebeple de halk arasında öne çıkaran ise tamamen savaşın asılları olduğunu zannedip ulu-orta bilinen tarihin en büyük savaşı Çanakkale'yi sadece destanlaştırdık.

Üstelik esasında yaklaşık altı ay süren Batı ülkelerinin Gelipoli ve bizim de Çanakkale dediğimiz savaşların başladığı 18 Mart gününden ibaretmişçe öncelikli saydık. Hatta öne çıkan ordudaki üç ya da beş kahramanca ibaret sayıp aralarına bir de komutanlar arasında ünlü birinden ibaret sayıverdir. (Seyit Onbaşı, Nusret Mayın Gemisi Komutanı Tophaneli Hakkı)

Dünya harp tarihinde oldukça önemli sayılmış aylar süren harplerdeki Osmanlı-Türk devletinin ordusu hakkında belgelere dayalı pek bir şey de bilemedik. Gelin birlikte soralım; 1- Savaşı başlatan Emperyal Ülkeler'in harp tarihinin dönemindeki en büyük deniz donanmalarıyla / 44 donanımlı toplarıyla, 15 kadar zırhlı denilen harp gemileri, 14 bin askeri, 12 generalleri, 370 savaş subayları ve danımlarına ne oldu?

Asırlardır süregelmiş Osmanlı İmparatorluğu ordusunun bu boğazlar bölgesinde hiç mi ordusu (kara-deniz) yoktu? Savaşı yönetecek üst düzey komutanları, generalleri ve donamlı silahlarıyla, malzemeleri neydi?

Bütün bunları öğrenmeden, bize yazdırılan bu tarihte toplam 250 bin şehit vermiştik, deniliverdi ki bu gerçek belgelerde de böyle değildir. İşte bunun için rahmetli dönem arkadaşım Kurmay Alb. Necati Çankaya'nın yazdığı "Devlerin Savaşı Çanakkale" adlı kitabında, harp akademileri arşivi taramasına birlikte bakmaya çalışalım.

Üstelik asırlar önce İbn Haldun'un sözü:

"…Özgürleşmeye talebi olmayan insanlara bunu sunmak bir değer değildir. Bu nedenle de çöküşün sonu dirilişin başlangıcıdır…" der. İşte bu başlangıç asıl olarak ünlü Çanakkale savaşları olmuştur.

 

1) ÇANAKKALE'DE OSMANLI DEVLETİNİN ORDU BİRLİKLERİ SAVAŞA HAZIR MIYDI?

 

1911'deki İtalya, sonrasında 1912-13'lerdeki Balkan Savaşları ölüm pahasına yaşanmıştı. Ancak bu kez 1914'e gelindiğinde olası büyük harbe karşılık kuşkusuz devletin bahsi geçen Çanakkale Boğazı'nın korunması için donanmalar yapılmaktaydı.

Ancak biraz eskilere gidersek, karşımıza Çanakkale Boğazının korunması için 1841-1871 ve 1879'daki uluslararası antlaşmalar ile denizde gizli torpidolar, mayınlar yerleştirilmişti. Amaç buradan geçecek olan ticaret gemilerine kılavuzluk edecek bizim liman gemilerimiz mevcuttu.

Boğazın giriş kısmından limanı ve yarımadayı herhangi bir tehlikelerden korumak için Sultan Abdülhamit döneminde Almanya'nın Krep fabrikalarından çok geniş çaplı 30,5'luk 14 kadar sıra öbüs topları alındı.

Bu gelişmeler yapılırken, Almanya ile donanım için askeri birliktelik anlaşmaları da yapılmıştı. Alman subay müfettişleriyle birlikte çalışılarak Nara Burnu'na kadar tel örgülerle korunma alanları tamamen donatılmıştı. Bunun yanı sıra torpil gözetleme istasyonlarından vazgeçilip yalnız denizdeki mayın ve torpidoların yerleştirilmesine başlanmıştı.

Boğazlara ve yarımadada ise geçici askeri kuvvet olarak 'müstahkem mevki'de yerleşik durumdaki 9. tümenin emrine verilmişti. Bu piyade tümeni şeklen de merkezi Çorlu'da bulunan Esat Buklat paşa emrindeki 3. Kolorduya bağlıydı.(Toplam 8.500 askerle)

Ancak olası bir savaş sırasında mevcut olan liman, deniz askeri ve kara askerlerine komuta etmek için Erkan-ı Harp Miralay Cevat (tuğgeneral) paşanın emrine verilmiş oldu. Üstelik savaşlar henüz  başlamadan, henüz bölgeye hareket eden İtilaf Kuvvetleri'nin komuta kademesiyle görüşmek zorundaydı.

Bunun ötesinde liman bölgesinde bulunmakta olan Mecidiye ve Hamidiye tabyalarının durumları yeterli sayıda harp araç ve gereçleri, top mermileri ve donanımlı askerleri, komutanları da incelenecekti.

Üstelik 1. Dünya Harbi başlanmış olmasına rağmen henüz Almanya ile taraf anlaşması yapmış da değildi. (20 Ekim 1914'e kadar). Üstelik memlekette savaş sırası zorunlu olan ulaşım araçları, kamyon ve benzerleri yeterince mevcut değildi. Bunun için de halkın yardımının sağlanmasına girişilmekteydi.

Ancak Osmanlı İmparatorluğu, bilinen şekliyle Alman Amiral Shaosun tarafından getirilen Geoben ve Breslavu zırhlıları ile Karadeniz'e yollanıp ta Rus limanlarını Osmanlı deniz ordusu olarak bombalamış olduğundan savaşın içindeydik artık.

(Devamı haftaya)

Kaynak: 1915 Çanakkale'den Boğaz'da destan dışı ordu var mıydı? - Ferit Erden BORAY

Bu haber 851 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum