Kemal Tahir'in suçu neydi? - Dr. Onur Akbaş

Kemal Tahir'in suçu neydi? - Dr. Onur Akbaş
28 Şubat 2021 - 11:58

Sanatta, edebiyatta, bilimde geri kalmış bir coğrafyada bu saydıklarımı idrak ediyorsanız, bu alanlarda ortaya koyduğunuz her şey ister siyasi olsun, ister etnik olsun isterse mezhepsel olsun bu tarz kalbur altı ve homo sapiensler düzeyinde bir çekişmenin malzemesi olmak suretiyle heder olmaya mahkûmdur. Şimdiye kadar yaptığım hiçbir akademik okumayı ve bu okumaların ürünü olan akademik yazıları böyle bir işportacılıkla yapmadım yapmam da. Bu yüzdendir ki bir üniversitede hocalığa layık görülmedim görülmem de. Kusursuz ilmi çalışmalarım olmadığımdan değil, yukarıda saydığım klanlara aklımı, ilmin şerefini ve izzetini satamadığımdan kontenjan sahibi yukarıdaki klanlar, önlerinde namaz kıldıkları putlara eğilmediğimden bir odayı çok görürler bana ve benim gibi insanlara… Dahi değilim, mükemmel çalışmalar ortaya koyduğumu kimse söyleyemez lakin Akif'in hesabı samimiyetimdir elimdeki sermaye… O yüzdendir ki bugün hala Akif'in cesedi bile bu samimiyetsiz güruhlar tarafından recmedilmektedir.  Açıkçası Kemal Tahir'e dair bir iki tespiti birkaç paragrafta anlatacakken bir zoraki girizgah yapmak bu memlekette ve cümle Ortadoğu ikliminde ilimle uğraşmanın kelle vergisi gibi bir şey. Zira her sözünüzü, her ibarenizi bir yerlere çekip bir taraftan sizi kendi cephesinden tekfire hazır gulyabaniler iklimi burası. O yüzden daha basit ve anlaşılır cümlelerle başlayayım. Kemal Tahir, birtakım kişisel ve ailevi meselelerden dolayı ittihatçı düşmanı olabilir. Lakin Mustafa Kemal Atatürk düşmanı ve Cumhuriyet düşmanı değildir. Kitaplığı olmayanlar bile kafalarını gömdükleri ve pusuya yatıp eş dost ve akrabadan başlayarak fişleyecek fish (balık) aradıkları sosyal medyadan başlarını kaldırıp Halit Refiğ'in Atatürk ve Kemal Tahir başlıklı makalesini okuma yazma bilen birine seslice üç beş defa okutabilirler. Bütün edebiyatçılara olduğu gibi Kemal Tahir'e olan muhabbetim İttihatçı düşmanlığımın veya Cumhuriyet düşmanlığımın perdesi değil; Türk ve Dünya edebiyatı denizine olan katkısı itibariyledir. Eleştirim ise Türk tarihsel bütünlüğünü sadece Anadolu'dan ibaret gösterecek biçimde izlenim bırakan içeriğidir.

   Yukarıda ifade ettiğim gibi yazdıkları somut bir zeminde ve fiziksel olarak bulunduğu ilin sınırları dışına çıkmasa bile insana ve insanlığa dair her meseleyi ele alan eser dünya kütüphanesinin en güzel eseridir. Bu satırları kaleme alırken Adam Kirsch'in Küresel Roman: 21. Yüzyılda Dünyayı Yazmak kitabını henüz bitirmiştim. Kirsch, orada yıllar önce okuduğum Pascal Casanova'nın Dünya Edebiyat Cumhuriyeti kitabındaki tespitlerden yola çıkarak, tacizler, tecavüzler, kadın cinayetleri, çocuk istismarları gibi insanların değil bizzat insanlığın meselesi olan sorunları işlerken meseleyi bireysel fantezileri ile çözen fantastik edebiyat yazarlarına methiye düzerek Casanova kriterleri üzerinden bütün bu romanları dünya edebiyatının malzemesi olarak görüyordu. Oysa Kemal Tahir, bu meseleleri ele aldığı köy romanlarından dolayı devrinin eleştirmenleri tarafından "kırsal"a haksızlık yaptığı ve masa başı bir aydın olduğu için böyle "başarısız"lıkla suçlanıyordu. İnsanlığın başındaki bu sorun orada uzakta bir yerdeki meskenlerde soluk alıp veriyordu. Galiba Kemal Tahir'in suçu her daim var olan ve insanlığın gündemine yerleşmesi gereken bu sorunları işlemenin popüler olduğu bir tarihsel süreçte bu sorunları yazmamaktı.

Kaynak: Kemal Tahir'in suçu neydi? - Dr. Onur Akbaş

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum