Burcu BOLAKAN

Burcu BOLAKAN

[email protected]

Feridun M. Emecen'in 'Unutulmuş Bir Cemaat Manisa Yahudileri' Kitabından

08 Şubat 2024 - 01:13 - Güncelleme: 10 Şubat 2024 - 10:06
Reklam

Feridun Emecen 'Unutulmuş Bir Cemaat Manisa Yahudileri' Kitabından

Unutulmuş Bir Cemaat Manisa Yahudileri : Amazon.com.tr: Kitap

 
Osmanlı ülkesinde 1492 yılından önce Yahudi topluluklarının yaşadıkları bilinmektedir. Bu Yahudi toplulukları bazı yazarların anlattığına göre Osmanlı Devleti’ne birkaç şehrin Bizans’ın elinden alınması için yardım etmiştir. Ancak Yahudilerin 1492 yılından önceki nüfusları hakkında detaylı bilgiler bulanamamıştır. Yahudilerin İstanbul, Bursa, Edirne, Selanik gibi şehirlerde yaşadıkları bilinir. Osmanlı Devleti içinde Bizans bakiyesi olarak yaşamını sürdüren Yahudilerin bazen Türkçe bazen de Rumca konuştukları görülmüştür.  Osmanlı ülkesine Yahudi yerleşmeleri İspanya’dan sürülmelerinden sonra kayda değer biçimde artmıştır. İber yarımadasının önemli bir kısmını hâkim olan İspanyollar Hristiyanlar dışındaki başka toplulukların ülkelerinde yaşamalarını istememektedir.

Endülüs Müslümanları ve Yahudilerin ülkeden çıkarılma kararı alınmıştır. Yerleşebilmek için müsait yer araştıran Yahudiler önce yakın yerlere göç ederler. Yahudiler deniz ve kara yoluyla komşu ülkelere gitmeye başlarlar. Göç ettirilen Yahudilerin sayısı konusunda farklı görüşler olmakla birlikte 100.000’in altında olduğu ve önemli bir kısmının Osmanlı topraklarına gittikleri söylenmektedir. Araştırmacılar Yahudilerin, Osmanlı topraklarını tercih etme nedenlerini devletin dinlere toleranslı politikası, saray çevresi üzerinde nüfuz sahibi hekimlerin rollerine bağlarlar. Yahudiler Orta ve Yeniçağda Hristiyanlık ve İslam’ın himayesi altında yaşarlar. Hristiyanlık dünyasının Yahudileri tehdit olarak algıladığı ve onları baskı altında tuttukları belirtiliyor. Yahudiler din değiştirme için zorlanmışlar ya da kovulma, yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalmışlardır. Çoğunlukla din değiştirmeyi kabul ettiklerinde de eski dinlerine dönerlerse cezalandırılıyorlardı. Portekiz ve İspanya’dan kaçan Yahudiler Fransa, Hollanda, İngiltere, İtalya gibi ülkelere giderler. Bir kısmı ise Osmanlı topraklarına yönelir Yahudilerin Osmanlı topraklarına gelmelerinin en önemli nedeni kendi dinlerine dönerek yaşayabilecek olmalarıdır. Yahudi göçmenlerinin ara istasyonlarda bekletilerek bölüm bölüm Osmanlı topraklarına girdikleri, bu girişin Adriyatik kıyıları ve Arnavutluk limanlarıyla gerçekleştiği, Osmanlı topraklarında ise eski tarihi yolun takip edilerek Balkanlar ve İstanbul’a ulaşıldığı tahmin edilmektedir. Mora yarımadasına gelen Yahudiler ise Osmanlı kontrolündeki limanlara yerleştirilmişlerdir. Özellikle Avlonya göçmenler için mühim bir giriş limanı durumundadır.


Göçmenler İtalya üzerinden Korfu’ya oradan da Avlonya ve Dıraç gibi limanlara ulaşıp buradan tarihi yolları takiple Selanik, Edirne, İstanbul’a oradan da Anadolu şehirlerine gelirler. Göçmen gurupları Selanik, Gelibolu, İstanbul ana istasyonlarıyla denizden ve karadan içlerinde Manisa’nın da bulunduğu Batı Anadolu şehirlerine uzanırlar.

Yahudilerin Manisa’yı tercih etmelerinin nedeninin Manisa şehrinin siyasi bir merkez özelliği taşıması ve ikinci bir payitaht durumunda olması olarak açıklanıyor kitapta. Şehzadeler Manisa’ya kalabalık maiyetleriyle birlikte geliyorlardı. Yahudi göçmenler için Manisa uygun iktisadi ve siyasi şartları barındırıyordu. Manisa şehrinin ayrıca gelişmeye açık küçük bir sanayinin ve ham madde kaynaklarının bulunması yanında ticari imkanların uygunluğu cazibesini artıyordu.

Manisa XVI. yüzyıl başlarından beri Yahudi nüfusun bulunduğu önemli zirai üretim merkezlerinden biridir. Tekstil için gerekli hammadde bulma olanağı da geniştir. Bir siyasi merkez olma özelliği taşımanın yanında şehrin ticaret ve sanayi yönünden de bir alt yapısı bulunmaktadır. XVI. yüzyılda İzmir’in yükselişe geçtiği görülür ancak Manisa da hammadde kaynakları bakımından dikkat çekmektedir. Selanik’ten göç eden Yahudi dokumacıların pek çoğu Manisa’ya gelmiştir. Bunun sebebi olarak da hammaddenin ucuzluğu, vergilerden kaçma isteği, imalatın şehirde yaygınlaşması olarak verilmektedir.

Yahudi cemaati arasında zaman zaman çıkan anlaşmazlıklardan biri şu şekilde verilir. Galanti’nin Historie adlı eserinden verilen örnekte; 1906 yılında Manisa’da bulunan 27 başhamam ismi verilir. XVI. yüzyılda Yuda b. Sason, Yosef Levi, Isak Hazan, Moşe Unqueria’nın kısaca faaliyetleri verilir. Hahamların cemaatleri üzerinde etkileri vardır fakat cemaat çoğu zaman ibadet için hahamların aracılıklarına ihtiyaç duymaz ve hahamlara itaat etmez. Moşe Unqueria Safed’ten gelmiş, üç sinagoga hâkim ve bağışlardan oluşan maddi kaynağı da elinde tutan biridir. Moşe cemaat içinde önemli birtakım düzenlemeler yapınca Yahudiler bu durumdan hoşnut olmazlar. Yahudi olmayan bir peynirci ile Yahudi bir tüccarın peynirleri birbirine karışınca Edirne Hahamı Isak Hazan peynirlerin yenilemeyeceğini dile getirir. Moşe Unqueria ise peynirlerin yenilebileceğini söyler. Bu iki haham arasında yaşanan tartışmalar Manisa Yahudilerini sarsar, önemli tartışmalar ortaya çıkar. Lorca ve Şalom sinagogu Hazan’ı desteklerken, Toledo sinagogu da Ungueria’nın yanında yer alır. Peynir tartışmasını Manisa’ya gelen hekim Samuel çözer. Üç cemaatin arasını bularak yeniden sükuneti sağlar.

Yahudilerin yüksek meblağlar vererek Manisa’da ev almaları halk arasında hoşnutsuzluğa yol açmış ve kayıtlara düşen birtakım şikayetler olmuştur. Muradiye camii çevresinde oturan Yahudiler ise ibadet zamanlarında gürültü çıkarıyor ve yine Müslümanları rahatsız ediyorlar. Dokumacılık, bağcılık, terzilik, kasaplık, manifaturacılık, tüccarlık, başka ticari faaliyetler yapan Yahudilerin ilk iskandan 1970 yılına kadar 470 yıl boyunca çeşitli dalgalanmalara rağmen şehirde ikamet ettikleri görülür. XVII. Yüzyılda zelzele ve veba gibi tabii afetler yüzünden iktisadi sıkıntılar artmış, ticari faaliyet alanları daralmış ve Hristiyan guruplarının iskanı söz konusu olmuştur. Manisa Yahudileri şehirde yaşayan Müslümanlardan daha çok Ermeni ve Rumların iktisadi baskıları altında kalmıştır. Manisa’nın zamanla İzmir’in geri planına düşmesi Yahudi cemaatinin dikkatini liman şehirlerine vermesine neden olmuştur. İzmir’deki Yahudi cemaatinin oluşmasında Manisa’daki cemaat önemli rol oynamıştır. XX. yüzyılda yaşanan işgalle Manisa Yahudileri için bir dağılma süreci yaşanmıştır.