Burcu BOLAKAN

Burcu BOLAKAN

[email protected]

Eğitimin Önemi- Eski Yunan Eğitimi

24 Mart 2023 - 02:41 - Güncelleme: 24 Mart 2023 - 09:47
Reklam

  Eğitimin Önemi
Eski Yunan Eğitimi
Günlük yaşamımızda sık sık eğitimle ilgili cümleler kurulduğuna tanık olur, hatta zaman zaman bizler de konuyla ilgili konuşmaktan zevk duyarız. Yaşanılan ya da olasılık dahilinde olan toplumsal sorunların eğitimsiz kitleler tarafından yaratıldığı üzerinde durulur, yine işlenen bireysel suçların da çoğunun nedeninin eğitimsizlik olduğu düşünülür ve bu konularda uzun uzadıya tartışmalar yapılır. Aslında her zaman yanlış olan mevzular konuşulmaz bazen de yapılan iyi ve doğru işlerin arkasında da yine eğitim olgusu aranır. ‘‘Eğitim şarttır’’. ‘‘Okumuş insanın hâli başka olur’’. ‘‘Cahilin biri ona laf anlatılmaz’’. ‘‘Eğitimsiz bak ne olacak’’. gibi cümleleri duyar ve bazen kendimiz de kurarız.
Eğitim konusunda değerli bilim insanlarının neler söylediklerine baktığımızda her birinin eğitime önem verdiğini yalnız yöntem ya da uygulama biçimi olarak farklılaştıklarını görüyoruz. Kant, tabiatın insanı sahip olduğu kabiliyetlerin, imkânların temeli ile oluşturduğunu ve tüm bunları geliştirmenin insanın elinde olduğunu, insanın ancak eğitim sayesinde insan olabileceğini ifade eder. Bazı bilim insanları verilen eğitimin insanı köleleştirmesi ya da tesirsiz insanlar yaratılması konusunda baskı aracı olarak kullanılmaması gerektiğini belirtirler. Gerçekten de düşündüğümüzde eğitimin amacının köle ya da tesirsiz kitleler değil; soran, sorgulayan, düşünen, muhakeme eden, mantıklı tercihler yapabilen, dünya üzerindeki değişiklikler ve bu değişikliklerin etkileri vb. alanlarda fikir yürüten ve sorumluluk alabilen güçlü insanlar yetiştirmek olduğu kanısına varabiliriz. Kant’ın düşüncesine göre eğitim insanı bilgiyle beslemeli ve gizil yeteneklerini geliştirmelidir. Günümüz modern eğitim anlayışına göre ise eğitim nasıl öğreneceğini öğrenen bireyler yetiştirmeyi amaçlar.
(Elma, 2018, s. 2-22)
Eğitim sadece okullarda olmayacağı gibi, eğitim için okulun rolünü önemsizleştirmemek gerekir. Dünyada ve ülkemizde eğitim çoğunlukla devlet kontrolü altında okullarda yapılmaktadır. Eğitimin; okullarda, sokakta, iş yerlerinde, ailede, arkadaş çevresinde özetle her yerde olabileceği düşünebilir.
Eski Yunan Eğitimi
Eski Yunanlılar anayurtlarına Hellas diye isimlendirirlerdi. Ege dünyasının eski kuzey batı topraklarında kurulu olan ülke küçük bir yerdir ve üzerinde birçok şehir devletleri bulunmaktadır. Ülke dağlık bir bölgede kurulmuştur ve nüfus olarak seyrektir. Arazileri pürüzlü ve dağlıktır, deniz iç kısımlara kadar girmiştir. Dağlık bölgelerde çam ve köknar ağaçları daha aşağı olan kısımlarda zeytin, limon, portakal, incir ve üzüm ağaçları yer almaktadır. Eski Yunanlılar balıkçılık, sığır ve koyun yetiştiriciliği ve tarımla uğraşırlardı. Yunanistanlılar ilk önce kabile olarak ortak bir toprak parçası olan Ege’ye yerleştiler. Daha sonra kabile ayrılarak yirmi kadar şehir devleti oluşur. Kurulan şehir devletleri arasında en önemlileri Atina’nın merkez şehir olduğu Attica, Sparta’nın merkez şehir olduğu Lacania ve Thebes’in merkez şehir olduğu Boeotica’dır. Şehir devletlerinden bazıları oligarşi bazıları ise demokrasi ile yönetilirdi. Attica demokrasi ile yönetilen bir şehir devletidir. Bütün şehir devletleri arasında Attica’nın yeri ve önemi büyüktür. Demokrasiye, bireysel özgürlüğe ve eğitime verdiği değer ile diğer şehir devletlerinin önüne geçmektedir. Kurulan şehir devletlerinin hepsi Hellen soyundan geldiklerini söylerlerdi; yalnız kabile kökenleri, politik düşünceleri ve yasaları uygulamaları bakımından ayrı şehirler kurmuşlardır.
Kurulan şehirlerin hepsi bağımsız küçük birer şehir devletidir. Perslere karşı bir araya gelerek savaşırlar fakat bir şehir devletinin vatandaşı diğer şehir devletinde yabancı olarak algılanır, orada evlenemez ve mülk edinemezdi. Perslerle savaşmadıkları zamanlarda birbirleriyle savaşırlardı. Yunanlılar Avrupa halkları arasında medeniyete kavuşan ilk halktırlar. Tarihlerinin yazılı tarihe kadar uzandığı görülmektedir. M.Ö. 650’li yıllarda Yunanistan kolonilerinin Akdeniz’in birçok bölgesine yayıldıkları bilinmektedir. Attica halkı demokrasiye doğru evrilirken, Sparta merkezli Dor halkı monarşi yönetim sistemini benimsemiştir. Yunanistan’da herkes vatandaşlık hakkı elde edemezdi. Vatandaşlık doğumla ve eğitimle elde edilirdi. Sadece erkek vatandaşlar devlette bir konum elde edebilir ve mahkemelerde kendilerini savunabilirdi. Vatandaş erkekler toprak sahibi olabilir ve halk meclislerine katılabilirdi. Eğitim ise vatandaşlık ve dini amaçlarla veriliyordu. Yunanistan’daki eğitim yönetici sınıfın devamlılığını sağlayabilme adına yönetici sınıfın çocuklarını eğitmek maksadıyla veriliyordu.
Attica diğer şehir devletlerine göre daha hoşgörülüydü, yabancılar burada kalabiliyorlardı. Bazen yabancı doğumlu olanları oybirliği ile vatandaşlığa kabul etseler de bu sık gerçekleşen bir olay değildi. Yunanlılar soylarını saf tutmaktan yana bir tavır sergilerlerdi. Yunanistan şehir halkları vatandaşlar, kısmen yabancılar ve kölelerden oluşmaktadır. Köleler; denizcilik, ev hizmetleri, tarla işleri, muhasebecilik, pedagoglar, satıcılık gibi alanlarda çalışırlardı. Esir düşen herkes köle konumuna girer ve toprakla birlikte satılırlardı. Onların vatandaşlar gibi hakları yoktu. Kölelere (Helots) denirdi. Eğitim sadece vatandaş olan kişilerin erkek çocukları için geçerlidir. Yalnız Sparta’da kadın ve erkeğin eşitliği söz konusudur ve orada kız çocukları da eğitim alırdı. Fakat Sparta’daki eğitim Atina’daki kadar gelişmiş özelliğe sahip değildir.  
SPARTA
Spartalıların devleti dağlık bir bölgede bulunmaktadır. Yunanistan’ın en iyi savaşçıları Sparta’da yetişirdi. Güç, cesaret, sabır, marifet, yetenek, yurt sevgisi, itaatkarlık önemli erdemler arasında sayılırdı. Spartalılar edebiyatla ve sanatsal duyarlılık ile fazla ilgilenmemişlerdir.
Sparta’da bir çocuk dünyaya geldiğinde yaşlılar meclisi çocuğu bir sınava tabi tutardı. Çocuk eğer ümit verici bulunmazsa dağlarda ölüme terk edilirdi. Eğer çocuk hakkında olumlu düşünülür ise kız ya da erkek yedi yaşına kadar annesi tarafından bakılırdı. Çocuk sekiz yaşının başından on sekiz yaşına kadar Sparta kışlasında yaşamaya başlar ve burada fiziksel idman eğitimi alırdı. Çocukların yatakları sert, yiyecekleri ve giysileri sınırlıdır. Koşu, atlama, boks, askeri müzik, askeri idman, mızrak kullanma, dövüş, özlü konuşma, davranış dersleri verilirdi. On sekiz yaşından yirmi yaşına kadar ise profesyonel savaş eğitimi alırlardı. Gençler sabırları ve cesaretlerinin gelişmesi için halkın önünde kırbaçlanırlardı. Yirmi yaşından otuz yaşına kadar da ileri cephelerde savaşırlardı. Otuz yaşında merkeze gelirler ve vatandaşlık hakkı kazanırlardı. Kız çocukları da güçlü çocuklar doğurabilsinler diye jimnastik eğitimi alırlardı. Sparta’nın sürekli savaş hâlinde olması edebiyata, bilime, felsefeye ve yönetime katkısının az olmasına sebep olmuştur. Örneğin Thermopylae geçidini tutmak için Spartalıların ve Leonidas’ın kurban edilişi halkın aşırı derecede askeri eğitime adanışını göstermektedir.

 
Eski Atina Eğitimi
Atina insanları aşırı derecede bireyseldirler ve kendi düşünceleri bir planın uygulanabilir olmasında etkilidir. Eski Atina’da da vatandaşlık eğitim ile kazanılırdı. Yalnız burada vatandaşlık hakkı eğitim ile kazanılsa dahi devlet çocuğun eğitim alıp almaması kararını aileye bırakırdı. Atina’da okuma, yazma, müzik ve jimnastik eğitimi veriliyordu. Baba eğer oğlunun eğitim masraflarını karşılaşmaz ise oğulun da babasını yaşlılığında bakmama hakkı vardı. Eğitim devlet tarafından desteklenir fakat korunmazdı. Öğretmenler özel öğretmenlerdi ve değerleri toplum içinde yok denecek kadar azdır. Sabahın ilk aydınlığından akşamın karanlığına kadar eğitim sürerdi. Öğrenciler pedegogue denilen bir kölenin gözetiminde derslerini alırlardı. Dersler genelde anlatım ve ezbere dayalıydı. Müzik okulu, edebiyat okulu ve fiziksel eğitim okulu vardı. On altı yaşından on sekiz yaşına kadar eğer ailesi izin verirse çocuk Gymnasium’a gidiyordu. Burada aşırı derecede askeri eğitim veriliyordu. Öğrenci birkaç farklı öğretmenden ders alırdı. Grammatis’ten ilk dönem kabile yazıcısının gelişmiş hâli, okumayı, yazmayı ve sayı saymayı öğrenmekteydi. Müzik öğretmeni; müzik ve edebiyat eğitimi verirdi. Ayrıca öğrenci fiziksel idman için Palaestra’ya giderdi. Aritmetik olarak sadece sayı saymak öğretilmektedir.
Homer Yunanlıların ilk ve büyük okuma kitabıdır. İliad ve Odyssey ise Yunan halkının incilidir. Eski Atina’da eğitimin temel amacı duygulara seslenmek, ahlaki ve görev alanlarında iradelerini canlandırmaktır. Atinalılar iyi okumaya, anlatmaya ve şarkı söylemeye önem veriyorlardı. Müzik öğretmenlerinin ismi Citharist olarak adlandırlır ve kullandıkları müzik âleti de yedi telli bir lirdir. Çocuklar on üç yaşından sonra isterlerse Citharist’ten ders alabilirlerdi. On üç yaşından on altı yaşına kadar sürecek olan müzik eğitimine ise sadece zengin vatandaşların çocukları katılabilirdi. Her çocuğun biraz müzik bilgisine sahip olması beklenirdi fakat müzisyenlik yapmak ya da profesyonel atletizm işi ile uğraşmak aşağılık bir iş olarak görülürdü. Öğrenciler Palaestra denilen ayrı bir spor okuluna giderdi. Kişilerin duruşları, estetik açıdan görünüşleri, dayanıklı olmaları, nasıl oturulup nasıl kalkılacağı, atlama, sıçrama, atiklik, el gelişimi, disk atma, koşu yarışı, öfke kontrolü için boks ve güreş gibi eğitimleri yine burada bulunan birçok öğretmen tarafından verilirdi. Devlet tarafından desteklenen eğitim masraflarını aile karşılardı. Çocuğun tam olarak vatandaş olabilmesi için yirmi yaşına kadar eğitimine devam etmesi gerekirdi. On sekiz yaşına gelen çocuk babası tarafından bir yetkiliye götürülür ve eğer yetkili onay verirse çocuğun saçları kesilir, siyah bir kıyafet giydirilir ve halk töreniyle insanlara katılır ve halk tarafından silahlandırılır ve halkın önünde yemin ederdi. Bundan sonra iki yıl daha vatandaş-polis olarak eğitimlerine devam ederlerdi.

 
Sonraki Yunan Eğitimi
Socrates’in ana prensibi kendinizi bilindir. Sokrates’in eğitimi diyaloglara dayanmaktadır ve sokakta rastladığı insanlara sorular sorarak onlarla konuşmaya çalışır. Doğal olarak böyle zeki sorular soran biri düşman kazandı ve idama mahkûm edildi. Sokrates eski tip eğitimin yerine gelecek yeni bir eğitim sistemi formüle etmeye çalışmıştır.
Socrates’in öğrencisi Plato’dur. Socrates’in görüşlerinden etkilenmiş olan Plato politikayı bırakarak M. Ö. 386 yılında Akademiyi kurdu. Okulda felsefe, matematik ve bilim dersleri okutulmaktadır. Akademiye kızlar da kabul edilmektedir. Plato burada kırk yıl boyunca öğretmenlik yapmış ve kitaplar yazmıştır.
Atina’da kurulan bir başka önemli okul ise Aristoteles’in M. Ö. 335 yılında kurduğu Lyceum’dur.
Makedonya’nın Yunanistan’ı fethiyle birlikte Yunanlıların edebiyat, sanat, bilim politika ilkeleri birçok ulus tarafından genişleyen coğrafyada bilinir ve itibar görür olmuştur. Daha önceden kurulan Atina Üniversitesi’ne ek olarak Pergamum ve Tarsus’ta, Rhodes adasında adanın ismiyle bir üniversite ve Mısır’da yeni kurulan İskenderiye şehrinde üniversiteler kurulmuştur. Pergamum’da kurulan kütüphanede hayvan derileri üzerine yazma tekniği ilk kez uygulanmıştır. Parşömen tekniği bu teknikten ismini almaktadır. İskenderiye kütüphanesi Yunanlılara, Mısırlılara, Yahudilere ve Doğu’ya ait olan yedi yüz binin üzerinde eserlerin olduğu bir bilim merkezidir.
(Cubberley, 2004, s. 30-66)

Bu yazımda eğitimin önemine kısaca değindikten sonra Eski Yunanistan’da ve daha sonraki devir olarak adlandırılan dönemlerde uygulanan eğitim sistemlerinden bahsetmiş bulunuyorum. Yazım konuya bir giriş niteliğinde olup sadece bir halkın eğitim sistemine genel bir bakıştır. İlerleyen zamanlarda başka ulusların ve özellikle Türk milletinin eğitim sistemi ile ilgili yazı yazmak istiyorum. Saygılarımla.

Kaynaklar

 

Cubberley, E. P. (2004). Eğitim Tarihi. Ankara: Yeryüzü Yayınevi. Sayfa 30-66.
Elma, K. K.-C. (Dü.). (2018). Eğitime Giriş. Ankara: Pegem Akademi Yayıncılık. Sayfa 2-22.