MANİSA SOHBETLERİ.6
PROF. DR. İSMAİL YAKIT BEYDEN DİNLEDİKLERİM.1

Bazı insanların samimiyetine inanırız. Üzerinde bir de bilgi, emek, dikkat ve tecrübe de varsa, söylenecek söz kalmaz. Daha önce farklı bir üslupla büyük emek ve uzun zamanda ortaya çıkardığı, Ötüken Neşriyat tarafından basılan, ciltli Kuran Meali (Kur’an-ı Hakîm Meâli: Semantik(1) Analizli Açıklamalı ve Yorumlu) ile tanımıştım onu. Klasik meallerden farklı olarak kelime köklerine ve felsefi derinliğe odaklanan modern bir çalışması çok hoşuma gitmişti. Diğer birkaç kitabından da haberdardım. Ama hiç yüz yüze gelmemiştik. İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’un “Asrın idrakine söyletmeli Kur’an’ı” dediği işi gerçekleştirmişti. Çünkü düşünen, araştıran, merak eden, acaba bu okuduğum yorum doğru mudur diye sorgulayan bir insan. Çok iyi derecede Fransızca, Arapça bilen, ana dili Türkçeye de çok hâkim olan bir bilim erbabı. Hiçbir dünyalık hesabı yok. Allah’ı (cc) ve Hz. Peygamberi çok seven samimi bir insan. Denizli Tavas doğumlu bir köy çocuğu. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden sonra, burs kazanarak gittiği Fransa Sorbon Üniversitesinde Mukayeseli Felsefe alanında doktorasını yapar. Sonra Türkiye’de birçok üniversitede görev yapar. Çok verimlidir. 18 basılı kitabı var.
TURGUTLU TÜRK OCAĞININ DAVETLİSİ
Turgutlu, Manisa’ya en yakın iki ilçeden biri. Büyük bir tarım ve sanayi şehri. Turgutlu Türk Ocağı şube başkanı Ali Gökhan Hafızoğlu beyin, hiç tanımadığı halde, genelağ üzerinden bulduğu irtibat adresine ulaşarak; “Sizi davet etmek istiyoruz, kabul eder misiniz” sözüne, “En yakın hangi tarihte” diyecek kadar da hasbi ve fedakâr. Antalya’dan kalkmış gelmiş, ileri yaşına rağmen. Buna “Aşk olsun” denir. Bize de dinlemek, istifade etmek düşer deyip, komşum, hemşehrim emekli öğretmen Osman Albayrak ile beraber 12.06.2026 akşamüstü atladık gittik Turgutlu’ya. Toplantıda belki not alırım diye de küçük bir defter götürüyorum yanımda. Toplantı yeri; Turgutlu Belediyesi Nikâh Salonu (Eski Belediye Binası), kentin merkezinde yer alan tarihi bir yapı.
ERMENİ KİLİSESİ
Binanın en büyük özelliği; geçmişte Ermeni Kilisesi olarak inşa edilmesi, sonrasında Halkevi ve Belediye hizmet binası olarak kullanılmasıdır. Günümüzde ise mimari dokusu korunarak hem nikâh dairesi hem de kültür merkezi işleviyle hizmet veriyor. Türk Ocağı toplantıları da hep burada yapılıyor. Dikdörtgen planlı ve doğu batı istikametine konuşlu; giriş kapısı batı tarafındaki cadde yönünde. Camilerde ön safın geniş olması arzu edilir. O nedenle boyuna uzun, dikdörtgen plan cami pek olmaz. Kare plan olmayacaksa genellikle enine geniş dikdörtgen olur ve kıble yönü esas alınır. Bu nedenle, arsa gereği dikdörtgen olacaksa dikdörtgenin uzun kenarı kıble tarafında oluyor.
HZ. PEYGAMBERİ ANLAMAK
1. BİR DİNİ BOZMAK İSTERSENİZ; ALGILARI BOZUN
Sohbetin konu başlığı bu: Günümüzde Hz. Peygamberi anlamak. Genel anlamda herhangi (semavi) bir dini bozmak istiyorsanız, inanca dair doğruları, başka algılarla değiştireceksiniz. Bunlar nelerdir? Mesela; Peygamber algısını değiştirmek; Kuranı Kerim sanki eksik kalmış gibi, birilerine “Dinin tamamlayıcısı” benzeri sıfatlar vererek Kuran algısını değiştirip, yeni kavramlar oluşturacaksınız. Böylece din de uhrevi (ahiretle /ölüm sonrası ile ilgili) olmaktan çıkıp, dünyevi yani birilerinin işine dünyada ve ahirette (?) yarayacak bir araç haline gelecek. Konuya böyle başlayalım.
PEYGAMBERİN İLAHLAŞTIRILMASI: YAHUDİLİKTE NASIL?
Yahudilikte gerçek Tevrat değiştirilerek (tahrif edilerek) karşımıza Hz. Yakup ve Hz. Musa algıları bizim anladığımızdan farklı hale getirilmiştir. Biz onları nasıl anlıyoruz? Biz Kuran’da adı geçen bütün peygamberlere inanırız. Onların hepsi de birer insandılar ve farkları Yüce Allah’tan aldıkları emir ve bilgileri (vahiy) halkına iletmekti. Tabii ki inanmak kişilerin tercihleri ile ilgili de bir konudur. Zorla inanç olmaz; zorlamak da doğru ve geçerli değildir.
Tevrat’ta geçen Yaratılış (Tekvin) 32:24-30 ayetlerinde anlatılan bir olay(2). Burada Yakup Peygamber'in gizemli (esrarengiz) bir "adam" ile sabaha kadar güreşmesini, boğuşmasını konu alır. Olayın özeti şöyle; Yakup, ailesini ve mallarını Yabbuk Irmağından geçirdikten sonra biraz arkada yalnız kalır. Orada bir "adam" ortaya çıkar ve tan yeri ağarıncaya kadar Yakup ile güreşir (dövüşür diyen de var). Güreşin sonunda adam, Yakup'u yenemeyeceğini anlayınca adam; "Bırak beni, gün ağarıyor" der. Yakup ise "Beni kutsamadıkça seni bırakmam" diyerek direnir. Bunun üzerine adam, “Ben senin Rabbinim, Allah’ım” der ve Yakup'a "İsrail" (Tanrı'yla güreşen /uğraşan) adını verir; çünkü Yakup'un "Tanrı'yla ve insanlarla güreşip onları yendiğini" söyler. Yakup, "Tanrı'yı yüz yüze gördüm ama canım bağışlandı" diyerek o yerin adını Peniel koyar.
DÖVÜŞEN BU "ADAM" KİMDİR?
Tevrat metni bu varlıktan başlangıçta bir "adam" olarak bahsetse de, ilerleyen ayetlerde Yakup'un bu varlığı Tanrı (İlahî bir tecelli) olarak gördüğü anlaşılır. Diğer Yahudi ve Hristiyan yorumlarında ise bu kişinin bir melek (genellikle Başmelek Mikail) olduğu ifade edilir. Bu güreşin sembolik anlamı veya Yakup'un aldığı "İsrail" adından da anlaşılacağı gibi Yakup artık bir insan değil, Tanrı’yı güreşte yenen bir başka ilahtır, tanrıdır. Dolayısıyla, ortada bizim anladığımız anlamda bir peygamber kalmaz. Onun yerinin de doldurulması gerekir. Tabiat boşluk kabul etmez. Hahamlar ne güne duruyor. Din de artık ilahi olmaktan çıkar, beşeri (insani) bir hal alır. Sonuç olarak Musevilik (Yahudilik) Musa Peygamber’in (3) kurduğu bir din olur. Hâlbuki peygamberler din kurmazlar. Onlar, Allah’tan aldıkları bilgileri insanlara, halkına ileten elçilerdir.
HRİSTİYANLIKTA NASIL?
Hristiyanlıkta da aynı. Hz. İsa’nın yaratılışı farklı, ölümü de tahmine dayanan, kesinlik kazanmamış tartışmalı bir konudur. Hristiyanlar Hz. İsa’yı tabir caizse Allah’ın yanına oturttular ve onu ilah makamına çıkardılar. Ona “Allah’ın oğlu” dediler. Böylece bir peygamber boşluğu doğdu. Onun yerini Havariler aldı. Dolayısıyla bugün geçerli kabul edilen, resmi (Kanonik İnciller) dört çeşit İncil de havarilerin adı ile anılırlar. Matta İncili, Markos İncili, Luka İncili ve Yuhanna İncili gibi. Bunlar resmikabul görenler. Bir de Tomas İncili, Barnabas İncili, Yahuda İncili, Meryem İncili, Filipus İncili gibi geçerli kabul edilmeyenler (Apokrif İnciller) de vardır. Aslında her İncil Hz. İsa’nın hayatını anlatır; yani birer tarih kitabıdır adeta. Dolayısıyla Hristiyanlıkta peygamber yoktur. Hz. İsa’nın yerini peygambermiş gibi havariler aldılar.
PEKİ, MÜSLÜMANLIKTA NASIL?
İslam dünyasında da çok karışık peygamber algıları vardır. Hz. Peygamberi insanüstüne çıkarmalar, din kurucu gibi görmeler yanlış olur. O İslam’ı kurmadı. Vahyi iletti. İslam’ın kurucusu ve sahibi Allah (cc)’tır. Aksi halde, o zaman diğerleri gibi peygamber algısında boşluk olur ve yerini “Dinin yenileyicisi, tamamlayıcısı” gibi sorunlar çıkar. Biz yanlışları bırakıp, doğru nedir, onu öğrenelim derim, diyor konuşmacı. Hz. Peygamber bir insandı. İlgili ayetlerden;
“De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım. (Şu var ki) bana, ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyolunuyor..." (Kehf suresi, 11.ayet) “De ki: …Ben, elçi olan bir insandan başka bir şey miyim?" (İsra suresi, 93. ayet)
Görüldüğü gibi Hz. Peygamber, “Ben de sizin gibi bir insanım. Farkım; vahiy alır, insanlara iletirim” diyor. Dolayısıyla, bizler onun mucizelerini değil, insani taraflarını örnek alabiliriz ve almalıyız. Çünkü O da bir babadır, öğretmendir, iş insanıdır, komşudur, komutandır. Yer, içer, dinlenir, uyur; hatta hastalanır ve ölür. Yani iyi bir örnek ve mükemmel bir insandır.
Notlar:
1 Semantik Analiz: Yakıt, ayetlerde geçen kavramların Arapça dil yapısındaki kök anlamlarını (kökenbilim /etimoloji) ve Kur'an'ın bütünlüğü içindeki kullanımını temel alır. Yazarın felsefe doktorası ve bilim tarihi birikimi meale yansımıştır. Özellikle evrim gibi bilimsel kuramlara (nazariye/teori) dair bazı ayetlerin çevirisinde ve dipnotlarında bu bilimsel bakış açısını görebilirsiniz. Mealde, hurafe ve İsrailiyat (Yahudi ve Hristiyan kaynaklı rivayetler) etkisinden uzak, Kur'an'ı akıl yoluyla anlama çabası hâkimdir. Yani düşünmek, akletmek işi. Çünkü Yüce Yaratıcı kitabında “Ne kadar az düşünüyorsunuz” diye de defalarca uyarıyor bizleri. Bu nedenle düşünceden, düşünmekten, okuyup araştırmaktan, felsefeden ve bilim tarihinden de rahatsız olmak ne demek? İmanı kurtarmak kalıbını sık sık kullananların, özellikle yabancı tuzaklara ne kadar kolay düştüklerini de defalarca gördük, okuduk.
(2) İsmail Yakıt hocanın anlattıklarını not aldım. Doğru mudur veya hata olmasın diye kaynaklara da baktım. Genç okuyuculara; benim yazdıklarıma güvenebilirsiniz. Ama doğrusu; bu okuduklarım, bu yazıdaki bilgiler doğru mudur diye kaynak ve sözlüklere bakma alışkanlığı, sizi hataya düşmekten, bendenizi de vebalden korur, diye düşünürüm.
(3) Yakup (İsrail) peygamberin 12 oğlu vardı ve bu oğulların her biri İsrail oğullarının 12 boyunu (kabilelerini) oluşturur. En bilinen oğlu Hz. Yusuf'tur. Soyu, daha sonraki dönemde gelecek olan Hz. Musa ve Hz. İsa gibi birçok peygamberin temelini oluşturur.
Selam ve saygılarımla. (11.07.2026, Manisa)
(Devam edecek. Yazı 4 bölümdür)
Yorumlar 1
Kalan Karakter: