ÜÇ ÇİRKİN ŞEY
Prof. Dr. Ahmet SEVGİ
Molla Câmî (ö. 1492) ismini duymuşsunuzdur şüphesiz. Klasik Türk edebiyatını büyük ölçüde etkileyen İranlı âlim, şair ve mutasavvıf… Hani Konya’ya gelmiş ve Mevlânâ’nın (ö. 1273) kabrini ziyaret ederek şimdi Mevlânâ Müzesi türbe giriş kapısında yazılı olan meşhur beyti söylemişti ya:
“Kâbetü’l-uşşak bâşed în makâm
Her ki nâkıs âmed în câ şod tamâm.”
(Burası âşıklar makamıdır, her eksik gelen tamam çıkar.)
Şu söz işte bu zata âit:
“Üç zümreye üç şey çirkin düşer: İdarecilere sertlik, âlimlere mal sevdası ve zenginlere cimrilik.” Sertlik, mal sevdası ve cimrilik… Aslında bunlar herkes için çirkindir ama söz konusu zevat için çirkinliği biraz daha aşikârdır.
Yöneticilik
Yöneticilik millete hizmet makamıdır. Özellikle demokrasilerde o makama kişiler kendileri talip olurlar. Seçildikleri takdirde de ellerinden geldiği ölçüde halka hizmet etmeye gayret ederler. Bunlar olması gerekenler. Olmaması gerekenler nelerdir diyeceksiniz?
Bir defa millet asıldır, yönetici ise vekil. Vekilin asıla tepeden bakması, onu azarlaması, ona sert davranması asla kabul edilemez. Halk patrondur, idarecilerse işçi… İşçinin patrona kafa tutması çirkindir, nankörlüktür.
Mal Sevdası
Mal-mülk, para-pul… Bunlar hayatın olmazsa olmazlarıdır. Yani hayatın devam etmesi bunlara bağlıdır. Bunun içindir ki atalarımız “Mal canın yongasıdır” demişler. Hatta Mevlânâ, meşhur eseri “Mesnevî”de C. Hakkın “infak edin” emrinin, “çalışıp kazanın” şeklinde anlaşılması gerektiğini söyler:
“İnfak edin denmiştir, şu halde kazan. Çünkü elinde eskiden kazandığın bir şey olmadıkça harç edemezsin. (Bkz. Mevlânâ; Mesnevî, Çeviren: Veled İzbudak, MEGSB Yayınları, İst. 1988, c. 5, s. 51.)
Bu gerçeği şair ne güzel özetlemiş:
“Yüce Allah’ın ‘infak edin’ emrini ‘çalış, kazan’ diye anla,
Çalışıp kazanmadan hiç infak edilir mi sen söyle ey molla?”
Demem o ki çalışıp mal kazanmak, ayakta durabilmek için bir mecburiyettir. Bu aynı zamanda dinimizin de bir emridir. Ancak çalışıp mal sahibi olmakla mal canlısı olmak arasında büyük fark vardır.
Diğer tarafından şunu da belirtelim ki bir iş insanının işini genişletmesi, daha fazla para kazanması elbette takdire şayandır. Fakat bir ilim adamının para kazanma sevdasına kapılması 7’den 70’e herkes tarafından yadırganır. Çünkü ondan beklenen daha çok para kazanması değil, daha çok fikir üretmesi, daha çok buluşlara imza atmasıdır.
Cimrilik
Cimrilik kötü bir huydur. İnsan her hâlükârda cömert olmalıdır. Lakin fakir-fukara her zaman cömert davranamayabilir. Bunu anlayışla karşılayabiliriz. Fakat zengin birisinin, yardım edilmesi gereken bir yerde cimri davranması hem çirkin hem de ayıptır.
Bu tip cimrileri şair şöyle tasvir eder ki bence haklıdır:
“Cimri, yedirmek şöyle dursun, malını kendisi bile yemez,
Sofrasına Hazret-i Peygamber rast gelse, buyur, otur demez.”
Hâsılı kelâm; kin, öfke, sertlik, mal hırsı, cimrilik… Bunlar çirkin fiillerdir. Hele hele, devlet adamlarına sertlik, âlimlere mal-mülk hırsı, zenginlere cimrilik hiç mi hiç yakışmaz.

Not: Görsel için kaynak:https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/molla-cami(yayıncı)
Yorumlar
Kalan Karakter: