EBUSSUÛD EFENDİ’DEN YASAKÇI ZİHNİYETE KARŞI ÜÇ FETVA
Prof. Dr. Ahmet SEVGİ
“Sultânü’l-müfessirîn”, “Allâme-i kül”, “Ebû Hanîfe-i sânî” gibi unvanlarla anılan Şeyhülislâm Ebussuûd Efendi (ö. 1574) genellikle fetvalarıyla tanınmaktadır. Dolayısıyla, biz bu makalemizde onun “Divan şiiri”, “Hafız Divanı” ve Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin (ö. 1240) “Fusûsu’l-Hikem” adlı eseri hakkında vermiş olduğu üç fetva üzerinde durmak istiyoruz.

Ebussuud Efendi'nin bahsi geçen fetvası
Divan Şiiri
Anadolu’da ilk ürünlerini 13 ve 14. asırlarda gördüğümüz ve daha çok dinî bir mahiyet arz eden Türk şiiri, 15. yüzyılda Şeyhî (ö. 1431), Ahmet Paşa (ö. 1496) ve Necâtî’nin (ö. 1509) öncülüğünde; kaş, göz, bel, şarap, sâkî, dilber, âşık, maşuk vb. güzellik unsurlarının öne çıktığı yeni bir muhtevaya bürünür ki biz buna Hüsniyat şiiri yahut yaygın adıyla Divan şiiri diyoruz.
Bu anlamda,“Zamâne şairleri hüsniyyâta müteallik ve hicviyyâta müteallik şiir demeleri şer‘an caiz olur mu?” şeklindeki bir soruya Ebussuûd Efendi:
“Terk et hevâ-yı şi‘ri ki sevdâ-yı hamdır
Sihr-i halâl olursa demem ki harâmdır”
diyerek Divan şiirinin önünü açmıştır. (Bkz. S.N. Ergun; Türk Şairleri, c. 3, Bozkurt Basımevi, İst. 1944, s. 1205.)
Hafız Divanı
Divan şiirinin ana kaynaklarından biri de Hafız-ı Şirâzî (ö. 1389) Divanı’dır. Doğu edebiyatının en lirik şairi olarak tanınan Hafız’ın “Divan”ı için “lisân-ı gayb” denilmiştir ki bu tabirin caiz olup olmadığı konusunda Ebussuûd Efendi’ye şöyle bir soru sorulur:
“Zeyid, Divân-ı Hâfız hakkında lisân-ı gaybdır dese, Amır, lisân-ı gaybdır demek hatâdır hatta reîs-i ulemâ adem-i kırâatine fetvâ vermişdir dese, mezbûr Zeyid, reîs-i ulemâ hakkında hâşâ bi-ismihî yâd edip ‘ol anın ne ağzı kaşığıdır, bu zevkiyâtdandır’ dese, şer‘an Zeyd’e ne lâzım gelir?”
Soruya, Ebussuûd Efendi:
“Hâfız’ın makâlâtında çokluk hikem-i zâyıka ve nüket-i fâyıkadan gaybî kelimât-ı hafâ vâkı‘ olmuşdur. Lakin tezâîfinde nitâk-ı şerî‘at-ı şerîfeden bîrûn hurâfât vardır. Mezâk-ı sahîh oldur ki bir beyti birinden fark edip semm-i ef‘îyi tiryâk-ı nâfi‘ sanmayıp mübâdî-i zevk-i ni‘meti ihrâz ve esbâb-ı havf-ı elîmden ihtirâz eyleye.”
cevabını vererek Hafız Divanı’nı mutaassıplara karşı korumuştur. (Bkz. Kâtip Çelebi; Keşf-el-Zunûn, MEB Basımevi, İst. 1971, c. 1, s. 784.)
Fusûsu’l-Hikem
Ulemâ arasında, okunmasının caiz olup olmadığı tartışılan eserlerden biri de Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin (ö.1240) “Fusûsu’l-Hikem”idir. Söz konusu kitabı mütâla‘a etmenin hükmü de sorulmuş Ebussuûd Efendi’ye.
Me’ele:
“Şeyh Muhyiddîn-i Arabî Hazretlerinin Fusûs adlı ulu kitabı şerî‘atdan taşradır, halkı ızlâl içün te’lîf olunmuşdur. Ana [anı] her kim mütâla‘a ederse mülhiddir, diyen Zeyd’e ne lâzım olur?
El-cevâb:
“Ol kitâbdan [kitâbın] şerî‘at-ı şerîfeden teferrukı mümkin değildir. Bazı menâhic-i şerî‘atdan gâfil cehele tasaddî edip yazdıkları âfât-ı [hurâfât-ı] bâtılaya i‘timâd u i‘tikâd yokdur. Tesânîfinde muntavî olan bazı makâlât hakkâ Hazret-i Şeyh’in idigine iştibâh yokdur. Anlara iftirâ idigine ulüvv-i şânı sâ’ir kütüb-ı meşhûrelerinden tahkîk u beyânı şâhid-i adldir. Kitâb-ı Fusûs, nutk-ı evliyâdır. Istılâh-ı evliyâdan bîgâne olanların okuyup anlaması şanlarından değildir.” (Bkz. Kânûn-ı Cedîd, Şahsî Ktp. Yazmalar, No: 11, v. 72a.)
Görüldüğü gibi Osmanlı uleması arasında ihtilafa sebep olan üç mevzu hakkında (hüsniyata dair şiir yazma, “Hafız Divanı” ve “Fusûsu’l-Hikem” okuma) Şeyhülislâm Ebussuûd Efendi mutedil davranmış ve “Huz mâ-safâ da‘ mâ-keder” (faydalı olanı al, zararlı olanı bırak) prensibine uygun olarak yasakçı tavırlardan uzak durmayı tercih etmiştir. Böylece, bir taraftan Divan şiirinin önünü açarken diğer taraftan da düşüncenin peşin olarak mahkûm edilmesine cevaz vermemiştir.
HÂMİŞ:
Ebussuûd Efendi’nin, şahsî kitaplığımızdaki “Mârûzât” nüshasında yer alan bu fetvanın son iki cümlesi [Kitâb-ı Fusûs, nutk-ı evliyadır. Istılâh-ı evliyâdan bîgâne olanların okuyup anlaması şanlarından değildir.] Pehlül Düzenli tarafından -25 nüshadan bi’l-istifade- hazırlanan tenkitli metinde yoktur. (Bkz. Şeyhülislâm Ebussuûd Efendi; Mârûzât, Hazırlayan: Pehlül Düzenli, Klasik Yayınları, İst. 2013.) Dolayısıyla, söz konusu fetvanın, Ebussuûd Efendi’nin gerek “Divan şiiri”ne, gerekse “Hafız Divanı”na dair vermiş olduğu fetvalara paralellik arz etmesi, özellikle de “Fusûsu’l-Hikem”e “nutk-ı evliyâ” demiş olması dikkate şayandır.
Yorumlar
Kalan Karakter: