“NESEFÎ AKÂİDİ”NİN ALİ ŞÎR NEVÂÎ’YE İSNAT EDİLEN
MANZÛM BİR TERCÜMESİ
Prof. Dr. Ahmet SEVGİ
Ömer-i Nesefî (461/1069-537/1142) Buhara yakınlarındaki Nesef kasabasında doğmuştur. Kelam, tefsir ve fıkıh âlimidir. Kaynaklarda yüze yakın eser kaleme aldığı zikredilir. Bunlardan en meşhuru “Akâid-i Nesefî”dir ki biz bu makalemizde söz konusu eserin Çağatay Türkçesiyle yapılmış manzûm bir tercümesi üzerinde duracağız.
Aslında “Akâid-i Nesefî” küçük (mensur) bir risaledir. Ancak, İslâm akaidini veciz bir şekilde özetlemiş olması hasebiyle çok tutulmuş, çeşitli Doğu ve Batı dillerine tercüme edilmiştir.
Bizim tanıtacağımız çeviri 1325/1910’da Taşkent’te Ali Şîr Nevâî adına basılmıştır. “NAZM-I AKÂİD” adını taşıyan eser nâşir tarafından şöyle takdim ediliyor:
“Ebleġu'l-büleġā ve efṣaḥu'l-füṣaḥā şu‘arā’-i Türkī-zebānlarnıŋ üstād u muḳtedā’ı emīr-i niẓāmü'l-milleti ve'd-dīn ‘Ali Şīr el-müteḫallıṣ bi'n-Nevā’ī ḳuddise sırruhunıŋ zübde-i taṣnīfātıdın ve ‘umde-i te’līfātıdın kim mesā’il-i i‘tiḳādāt-ı elfāẓ u ‘ibārāt cevāhirlerin naẓm riştesiġa tizip…”
Nâşir eserin sonunda da şunları söyler:“El-ḥamdü li'llāhi ve'l-minneh īn nüsḫa-i şerīf-i manẓūm Emīr-i kebīr niẓāmü'l-milleti ve'd-dīn Emīr ‘Ali Şīr Nevā’ī merḥūm el-müsemmā bi'n-Naẓmı'l-‘Aḳā’id…”
Görülüyor ki nâşir eseri Ali Şîr Nevâî’ye isnat ediyor. Ancak 1036 beyitlik bu akâit risâlesinde mahlas kullanılmamıştır. Ve bizce bu da normaldir. Çünkü -birazdan ayrıntılı olarak bahsedileceği üzere- “Nazm-ı Akâid”, Ömer-i Nesefî’nin “Akâid-i Nesefî” adlı eserinin çevirisidir ve Ömer-i Nesefî de eserine adını koymamıştır. Hatta Ali Şîr Nevâî’nin hemen her konuda kendisine uyduğu Molla Câmî (1414-1492) de “Mir’âtü’l-Akâid” isimli akâid manzumesinde mahlas kullanmamıştır. Yani özellikle itikada dair eserlerde -hasbîliğe gölge düşürür endişesiyle olsa gerek- mahlas kullanmamak bir gelenektir.
Aslında makalemizin konusunu teşkil eden “Nazm-ı Akâid”i 1958 yılında Agâh Sırrı Levend ilim âlemine tanıtmıştı. Fakat Agâh Sırrı Levend’in, “Nazm-ı Akâid”i, “Akâid-i Nesefî”nin manzum bir tercümesi olduğunu fark edememiş olması bu eserin (Nazm-ı Akâid) gerçek değerinin anlaşılmasını geciktirmiştir. Oysa dikkatlice bakıldığında risalenin 181 ve 187. beyitlerinde mütercimin, Nesefî’nin ismini zikrettiği, 205. beyitten itibaren de “Akâid-i Nesefî” metnini cümle cümle (parça parça) tercüme etmiş olduğu görülür.
Agâh Sırrı Levend’in adı geçen makalesini okuyanlar “Nazm-ı Akâid”in Ali Şîr Nevâî’ye ait olup olamayacağı konusunun tartışıldığını lakin kesin bir sonuca varılamadığını göreceklerdir.
Eserde mahlas olmadığına ve nâşir tarafından Ali Şîr Nevâî’ye isnat edildiğine göre bizce yapılması gereken öncelikle “Nazm-ı Akâid”in üslûbu ile Ali Şîr Nevâî’nin (bilhassa “sebeb-i telif” ve “hâtime”lerde kullandığı) üslûbunu karşılaştırmak olacaktır:
SEBEB-İ NAẒM-I ‘AḲĀ‘İD
Bir küni kiltürdi maŋa ilticā
Naẓm-ı ‘aḳāyidġa niçe āşinā
Türkī ‘ibāret bile tapsun beyān
Ma‘nīleri barçaġa bolsun ‘ayān
Türkī kişiler hem anı aŋlasun
Aŋlamayın hīç kişi ḳalmasun
……
Naẓm libāsı bile birgey ṭırāz
Ḳılġay ulus manẓarıda cilve-sāz
……
Türkī ‘ibāret barı nā-sāz-vār
Lafẓı ṭola ma‘nīsi az ṣaḥnı tar
Şimdi bu ifadeleri “Nazm-ı Akâid”le muhteva itibarıyla benzerlik arz eden Ali Şîr Nevâî’nin “Sirâcü’l-Müslimîn” adlı eserinden (sebeb-i telif) seçtiğimiz şu beyitlerle karşılaştıralım:
KİTAB NAZMINIŊ SEBEBİ
……
Didim kim eyleyin bir nüsḫa masṭūr
Ki bolġay dīn ü İslām öyi ma‘mūr
Ni kim dīn elhiġa bolġay żarūret
Barı tutḳay anı bilgenge ṣūret
Hem itkeymin burun şerḥ-i ‘aḳāyid
Kim İslām ehliġa birgey fevāyid
……
Ki dīn ehliniŋ olġay dil-peẕīri
Müselmānlıġ işide nā-güzīri
Beyān ḳılġaymin andaḳ rūşen ü pāk
Ki idrāk itkey anı ḫayl-i Etrāk
Görüldüğü gibi “Nazm-ı Akâid”den aldığımız beyitlerle Ali Şîr Nevâî’nin “Sirâcü’l-Müslimîn” adlı eserinden naklettiğimiz beyitler üslûp ve kelime kadrosu bakımından benzerlik arz etmektedir.
Ayrıca “Nazm-ı Akâid”in “Sebeb-i Nazm-ı Akâyid” bölümünde geçen şu ifadeler Ali Şîr Nevâî’nin mesnevîlerine (Sedd-i İskenderî ve Seb‘a-i Seyyâr) telmihtir ki bu da “Nazm-ı Akâid”in, Ali Şîr Nevâî’ye ait olabileceğinin bir başka delili sayılabilir:
Sedd-i Skenderni uşatmaḳ nidür
Vadī-i Ḫvārezmni açmaḳ nidür
Ḳaysı kişi tüşgüsi ẓulmet ara
Andın alıp çıkġusı āb-ı beḳā
Kimdü bu devrānda raṣad baġlaġay
Şāh-ı Skender kibi sed baġlaġay
Bāġ-ı İremni kiziben kim yanar
Şāh perī-zādnı tartar kenār
Kanaatimizce “Nazm-ı Akâid”in “Hâtime”sinde yer alan son üç beyit de başkası -muhtemelen nâşir- tarafından ilave edilmiştir:
Maḥzenü'l-esrār didi Gencevī
Maṭla‘u'l-envār didi Dihlevī
Tuḥfetü'l-aḥrār didi ḳuṭb-ı Cām
Ḥayretü'l-ebrār Emīr-i kirām
Naẓm-ı ‘Aḳāyid didi meşhūr mest
Kim aŋa taḳdīr idi rūz-ı elest
Esasen eserlerin başına veya sonuna başkaları tarafından aynı vezinle ilaveler yapıldığına “Kutadgu Bilig” ve “Atabetü'l-hakâyık”ta da şahit olmaktayız.
Tercüme hakkında bir fikir vermesi bakımından “Akâid-i Nesefî”nin (baştan, ortadan ve sondan) bazı cümlelerini ve Türkçe manzum çevirilerini sunuyoruz:
قال اهل الحق ای اهل السنة و الجماعة حقائق الاشیاء ثابتة
Didi bu reng çın digüçi ehl-i ḥaḳ
Birdi hidāyet üçün ilge sebaḳ
ẞābit irür barça ḥaḳīḳatları
Kim ol ile cilve ḳılur her biri
Bolmayın ol cilve ḳaçan ḳılġusı
Bar līk esāsıda niçük bolġusı
Hīç ḥaḳīḳatsız imes hīç nime
Anıŋ ile bir nimedür bir nime
Nuṭḳ-ı ḥayāt ile beşerdür beşer
Ḫande vü ḫaṭṭ-ı beşer irmiş olar
İrmes olarġa bu iki māhiyet
Belkim irür ‘ārıżī vü ‘āriyet
والملائکة عبادالله تعالی العاملون بامره ولا یوصفون بالذکورة ولا بالأنوثة
Barça feriştehler irür bendesi
Secde maḳāmıda ser-efgendesi
Kice vü kündüz heme ṭā‘atdadur
Tesbīḥ u tehlīl ü ‘ibādetdedür
Nefsleri yoḳtur u rūḥānīler
Hem meh-i tābān kibi nūrānīler
Hīç birisini kişi ir dimes
Ol birini bil yana ḫatun imes
Ṭu‘meleri nūr-ı ‘ibādet irür
Şem‘ ile pervāne işāret irür
Başlarıda yoḳtu hevā vü heves
Ẕikrdin özge olar urmas nefes
Ḳaṭre-i bārāndın alardur füzūn
Dāyire-i fehm ü ḫıreddin birūn
والمجتهد فی العقلیات والشرعیات الاصلیة والفرعیة قد یخطی وقد یصیب
Müctehid eylepdü mesāyil ‘ayān
Ḳılmaḳ uçun şer‘ini ilge beyān
Ol ḳıladur gāh ḫaṭā geh ṣavāb
Ḳılsa ḫaṭā yoḳtu Ḫudādın ‘itāb
Bir ḥasene tabḳusıdur bā-ḫaṭā
Ḳılsa ṣavāb on ḥasenedür ‘aṭā
Netice olarak; bütün bu mütalaa ve tespitler elimizdeki Akâ’id-i Nesefî tercümesinin (Nazm-ı Akâ’id) Ali Şîr Nevâî’ye âit olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir. Bizim kanaatimize göre “Nazm-ı Akâ’id”i Ali Şîr Nevâî ölümüne yakın bir tarihte yazmış, bu sebeple de tanınıp nüshası yeterince çoğaltılamadığı için yaygınlık kazanamamıştır. Söz konusu eserin “Sebeb-i Nazm-ı Akâ’id” bölümünün son beyti bu düşüncemizi teyit eder niteliktedir:
Ḫaṭ kibi meşhūr atım uçmasun
Min bu cihāndın köçüp ol köçmesün
KAYNAKÇA:
Duhânî-zâde Ali Çelebi; Mir’âtü'l-Akâid Tercümesi, (Hazırlayan: Prof. Dr. Ahmet Sevgi) Konya 2013.
LEVEND, Agâh Sırrı; “Nevâî Adına Basılmış Bir Eser: Nazm-ı Akâyid”, Jean Deny Armağanı, (Hazırlayanlar: Janos Eckmann, Agâh Sırrı Levend, Mecdut Mansuroğlu), TDK Yay., Ankara 1958.
………; Ali Şîr Nevâî IV. Cilt -Divanlar ile Hamse Dışındaki Eserler-, (Sirâcü'l-müslimîn), TDK Yay., Ankara 1968.
Nazm-ı Akâid, Taşkend 1325.
SEYHAN, Tanju Oral; “Ali Şîr Nevâyî -Sirâcü'l-Müslimîn I (Giriş-Karşılaştırmalı Metin”), Modern Türklük Araştırmaları Dergisi, Cilt: 2, Sayı: 4, Ankara 2005.
Not: Bu makale daha önce; “Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 31, Konya-2014, s. 169-175” ve yazarın “Türk-İslâm Edebiyatı Üzerine Makaleler” adlı kitabında (s. 43-47) yayınlanmıştır.
Görsel için kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/ali-sir-nevayi (Yayıncı)
Yorumlar
Kalan Karakter: