Doğumunun 500. Yıl Dönümü Dolayısıyla:
ŞAİRLER SULTANI BÂKÎ’NİN HİKMETCEPHESİ

Prof. Dr. Ahmet SEVGİ
2026 yılı, doğumunun 500. yıl dönümü münasebetiyle UNESCO tarafından Bâkî’yi anma yılı ilan edildi. Bu sebeple, biz de makalemizde büyük Türk şairi Bâkî’nin (1526-1600) “hikmet cephesi”ni ele alarak onun rahmetle anılmasına vesile olmak istiyoruz…
13 ve 14. Asırlarda Anadolu’da Türk şiiri daha çok dinî ve didaktik bir özellik arz eder. 15. yüzyılda Şeyhî, Ahmet Paşa ve Necâtî’nin öncülüğünde bu dinî ve didaktik şiir, yerini kaş, göz, bel, aşk, şarap, sakî, dilber, âşık, mâşuk gibi güzellik unsurlarının öne çıktığı hüsniyat şiirine bırakır ki Bâkî de bu akımın temsilcilerinden biridir. Ancak “Bâkî Dîvanı”nı incelendiğimizde onun hikmetâmiz beyitlerine de rastlıyoruz.
“Hak ve hakikate uygun, kısa ve mânâlı söz” demek olan hikmet çerçevesinde ele alabileceğimiz Bâkî’nin bazı beyitleri, sanırım onun hikmet cephesi hakkında bize bir fikir verecektir.
Hüsniyat şiirinde (Divan şiiri) en çok işlenen konuların başında aşk gelir. Gayet tabii Bâkî de şiirlerinde aşkı, daha doğrusu mecazî/beşerî aşkı terennüm etmiştir. Lakin buna rağmet o, “Mecazî/beşerî aşka ilgi duyuyorsan hakikat sırrına vakıf değilsin” demekten çekinmemiştir:
“Hakîkat sırrına vâkıf değilsin,
Alâkan var ise aşk-ı mecaza.” (Bkz. Bâkî Dîvânı, Hazırlayan: Dr. Sabahattin Küçük, TDK Yayınları, Ankara 1994, s. 381.)
Hemen her şair gibi Bâkî de zamaneden şikâyetçidir. Yaşadığı devirde zevk, eğlence cahillere mahsustur. Cahiller fırsat vermez ki bilgili insanlar rahat ve huzur yüzü görsünler:
“Devr-i zamâne cünbişi, nâdânlık üzredir,
“Nâdân komaz ki merdüm-i dânâ huzûr ede.” (Bkz. a.g.e., s. 360.)
Esasen bu duruma üzülmemek gerekir. Çünkü âlem böyledir. Bak, gül, çalı çırpı içinde, bülbül de kafeste esir:
“Devr elinden Bâkiyâ gam çekme, âlem böyledir,
Gül nasîb-i hâr u has, bülbül giriftâr-ı kafes.” (Bkz. a.g.e., s. 229.)
İnsanız, dünyanın fâni olduğunu bilsek de gönlümüz dünya nimetlerine yöneliyor. Gerektiğinden fazla değer veriyoruz bu yalan dünyaya. Hâlbuki bu fâni cihan bu kadar rağbete değmez:
“Bâkî, gider endîşe-i dünyâyı gönülden,
Değmez bu kadar rağbete bu menzil-i fânî.” (Bkz. a.g.e., s. 437.)
Heyhat ki gafletimiz yüzünden bu fâni dünyaya gönül veriyoruz. Allah’ım bize yardım et, ancak senden yardım dileriz:
“Gönül verdik bu fâni mülke Bâkî,
Acep gaflette kaldık hey medet hey.”
Dünya nimeti için üzülmek de, sevinmek de yersizdir. Çünkü âlem hiçbir zaman bir kararda değildir. Bugün öyledir, yarın böyledir. Bugün her şey vardır, yarın hiçbir şey yoktur. Varlığa sevinmek yahut yokluğa üzülmek boşunadır:
“Devlet-i dünyâ için hergiz ne gam-gîn ol ne şâd,
Ber-karâr olmaz bilirsin hâl-i âlem ey gönül.” (Bkz. a.g.e., s. 285.)
Rivayet olunur ki bir gün İmâm-ı Azam hazretleri (ö. 767) talebelerine ders verirken aniden içeri birisi girer ve “Efendim, ticaret kervanınızı eşkıya basıp bütün mallarınızı yağmalamış” der. Bunun üzerine İmam-ı Azam, “El-hamdü li’llah” diyerek dersine devam eder. Biraz sonra aynı kişi tekrar gelerek “Efendim, soyulan kervan sizin değilmiş” der. İmâm-ı Azam, yine “El-hamdü li’llah” der ve dersine devam eder. Bunun üzerine talebeleri “Hocam, ticaret kervanınız soyuldu, dediler ‘El-hamdü li’llah’ dediniz. Soyulan kervan sizin değilmiş, dediler yine ‘El-hamdü li’llah’ dediniz, bunun hikmeti nedir?” diye sorarlar. İmâm-ı Azam’ın verdiği cevap şöyledir:
“Ticaret kervanınız yağmalandı, denilince şöyle kalbimi bir dinledim, hiç üzüntü yoktu. Onun için ‘El-hamdü li’llah’ dedim. Sonra yağmalanan kervan sizinki değilmiş, haberi gelince yine kalbimi yokladım, hiçbir sevinç yoktu. Bu yüzden ‘El-hamdü li’llah’ dedim.”
Görüyor musunuz, İmâm-ı Azam’ın hayat anlayışı ile az önce zikrettiğimiz Bâkî’nin “Devlet-i dünyâ için hergiz ne gam-gîn ol ne şâd” mısraında dile getirilen hayat anlayışı nasıl da örtüşüyor?
Sadece bu karşılaştırma bile eminim Bâkî’nin hikmet cephesini özetlemeye yetecektir.
Ey şairler sultanı Bâkî, sen sağlığında, kadrinin ancak musalla taşında bilineceğini söylemiştin:
“Kadrini seng-i musallâda bilip ey Bâkî,
Durup el bağlayalar karşına yârân saf saf.” (Bkz. a.g.e., s. 242.)
Ama bak bu vefakâr millet, doğumunun 500. yılında bile seni anıyor. Hiç şüphen olmasın ki ölümünün 500. yılında da (2100) yine seni rahmetle yâd edecektir. Türk milleti kadirşinastır. Gözün arkada kalmasın. Mekânın cennet olsun inşallah…
Not: Baki'nin minyatür görseli için kaynak: https://islamansiklopedisi.org.tr/baki--sair
Yorumlar
Kalan Karakter: