Celil ALTINBİLEK

Celil ALTINBİLEK


İran Toprakları

17 Temmuz 2020 - 08:32 - Güncelleme: 17 Temmuz 2020 - 14:39

İran Toprakları

      İran toprakları binlerce sene Türk hâkimiyetinde kalmıştır ve şimdilerde İran olarak ifade edilen, tarihte Pers, Sasani, Acem, Fars ve kısmen Soğdlu’larla da benzerlikler barındıran ve aslen orta Asya menşeyli olan bir millet bulunmaktadır. Biz İranlı yerine veya yanına başka bir ifade koymayı tercih etmekteyiz, İran bir coğrafyanın adıdır, çünkü biz Türkler, İran toprakları için binlerce sene mücadele etmiş ve binlerce sene oralarını yönetmiş ve oralarda yaşamış bir milletiz.
 
     Fergana Vadisi, eski Türklerin, İran toprakları üzerindeki ilişki içinde oldukları Farslar ile, bir sınır geçiş noktasıydı. Selçuklu Sultanları, İran’ı kendi yurtları görmekte ve Oğuz Han-Afrasiyap torunu olmakla övünüp cihan hâkimiyeti davasını amaçlamaktaydılar. Reşidüddin’e göre Oğuzlar iki nehir arasına (Maveraünnehir) ve İran’a gelince, iklim tesiri ile İranlılara benzedikleri bu sebeple kendilerine Türk’e benzer Türkmenend, Türkmen denildiğini kaydetmişti. Kaşgarî ise, Arap coğrafyacıların eserlerinden de söz ederek, Türklerin Fars-İranlıya benzer özellik göstermesini göç ve iklim değişikliği ile ilgili olmadığını savundu.
 
         İran coğrafya olarak eski bir diyardır ancak ülke ismi verilmesi ise yenidir. Bu ülkeye İran Şahından sonra bu isim verilmiştir
. Türkler ile münasebetler, uzun yıllar hem ticaret kervanları aracığıyla orta Asya’da ticarette etkili olan Soğdlar tarafından gerçekleşti, Farsî özellikleri taşıyan bu kavim ile Göktürkler, iletişimde bulunmuş,  onları ve ticaret yollarını korumuştu.  Çeşitli dinlere mensup İranlı inanç elçileri de Orta Asya’da faaliyetlerde bulunmuşlar, Türklerin mühim bir kısmı Müslümanlığı İranlı unsurlardan öğrenmişti. Türkler Müslüman olunca karşılarında, güçlü bir Arap ve Fars medeniyeti ile karşılaştılar.  Ayrıca uzun yılların birikimine taşıyan çeşitli millet ve medeniyetlerin izlerini barındıran ve dünya hâkimiyeti davası güden bu millet ile ticaret, inanç ve üstünlük kurma boyutuna kadar hep iletişim hali devam etmişti. Türkler batıya göç ettikçe aynı topraklarda bulunan bu medeniyetten etkilenmemesi mümkün değildi, bu kavmin hem dillerinden hem de kurumlarından faydalandılar, fakat bundan gocunmadılar. Edebiyatında bu dili sevdiler ve kullandılar, zaman geldi, farsça kelimeleri bile Türkleştirdiler. Aynı şekilde kendi medeniyetinden de ona verdiği değerler ve etkiler de çok zaman görmezden gelinmişti. Türklerin de bu medeniyete verdikleri bir hayli fazla idi. Buraları, Selçuklu, Osmanlı, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safevi, Kaçar Hanedanlığı gibi on civarında Türk Devletin kurulduğu, varlığını yaşattığı topraklardı.
     İran topraklarında yaşamış milletin tarihini ve yapılan mücadeleleri bilmek gerekir ki bu kültürümüze ve tarihimize sahip çıkmanın bir gereğidir. Pehlevi rejiminden itibaren Türk izlerini yok etmeye çalışan uygulamaları da tarihimizi de unutmayız. Bu toprakların önemli bir kısmı, binlerce sene medeniyetimizin izlerini bıraktığımız öz topraklarımızdır.
Celil Altınbilek                               16.07.2020                   
 
 

Bu yazı 277 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum