Çağhan SARI

Çağhan SARI

[email protected]

ARŞİV NOTLARI

17 Nisan 2021 - 11:56

Siyasetin tarih üzerindeki ‘vesayeti’ni kıran yegâne unsur, tartışmalara nihayet verdirme gücü olan belgelerdir. Yıllardan beri süre gelen ve politikleşen çatışmalardan, uluslar arası arenadaki birçok tarihsel açmaza kadar sıralanabilecek sorunlar sarmalının kesin çözüm noktası olarak belgeler gösterilmiş, bir manada hakem olarak arşiv gösterilmiştir. Türkiye’de de arşivler, tarih tartışmalarında bilirkişi laboratuarı misyonunu üstlenmektedir. Ancak arşiv meselesinde de binmesi gereken hususlar mevcuttur. Gencay Dergisi’nin bu sayısında henüz lisansüstü eğitim basamaklarında olup akademide öğretim katına geçmemiş olmamıza rağmen, kaleme aldığımız bir çok çalışmada arşiv yolunu aşındırdığımız için sizlere bir takım notlarımızı aktarmaya çalışacağız. Arşiv meselesine ‘’araştırmacı’’ gözüyle bakacağız.

            Türkiye’de Turgut Özal dönemi kurulan Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü ile Osmanlı Devleti’nin başkenti İstanbul’da Başbakanlık Osmanlı Arşivi, cumhuriyetin başkent Ankara’da Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi sistematik bir yapıya kavuştular. Geçmişlerine uzanmadan bugüne bakalım ve ilk olarak arşivlerin nerede hizmet verdiğini açalım. Başbakanlık Osmanlı Arşivi, tarihi mekânından ayrılarak Kağıthane’de inşa edilen bir komplekse taşındı. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi de açıldığı günden bu yana –yanlış anımsamıyorsak 1987- Ankara Demetevler’de hizmet veriyor. Her iki arşive de üye olmanız için lisansüstü eğitimde bulunmanız gerekmiyor. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup 18 yaşından büyük olduğunuz takdirde arşiv binasına gelerek gerekli prosedürü tamamladıktan sonra arşivde araştırma yapmaya başlayabiliyorsunuz. İstanbul’daki binada salonda araştırmacı kartınızı bulundurmanız gerekiyor. Ankara’da ise kart uygulaması daha esnek ele alınıyor. Son yıllarda önemli ölçüde belgenin dijitale taşınmasıyla bankodan belge istemek asgari seviyeye inmiş durumda. Cumhuriyet arşivi belgelerinin neredeyse tamamına yakını dijitale aktarıldığından belgelerin aslını görerek çalışma yerine kısa sürede tarayıp cd formatında bir kopya temin edebiliyorsunuz. Osmanlı arşivinde ise çok önemli bir oranda belgenin henüz dijitale aktarımı tamamlanmadığı için bankodan belgenin aslı üzerinde çalışmanız gerekiyor ve bu çalışmanın kurallarını ihlal etmeniz durumunda üyeliğiniz sona erebiliyor. Arşivden çıkardığınız belgeler ile yayınlanan herhangi bir çalışmanızdan arşive de nüsha bırakmalısınız.

            Osmanlı arşivlerinde karşınıza çıkabilecek belge türevlerinin izahından ziyade dillere pelesenk olmuş ‘Bulgaristan’a belge satma’ anekdotunu ele alalım. Esas itibariyle bu yazı, arşivleri tanıtmak olmadığının altını çizmeliyiz. Rıfat Bali’nin aktardığı ‘çöpten belge bulma’ anekdotu da ‘Bulgaristan’a belge satma’ anekdotu da maatteessüf doğruluğu su götürmez iki hadisedir. Ancak her iki anekdotta bahsi olunan belge miktarı, Osmanlı arşivlerindeki belge yekûnunun yüzde birini dahi karşılamamakta olduğunu belirtelim. Suistimal, gaflet gibi kelimelerle açıklanabilirliği söz konusu olan bu hadiseler maalesef vahimdir. Vahametinin ölçüleri ise tarih yazımına verdiği hasardan ziyade insanların milli hassasiyetlerindeki tahribatla esas alınmaktadır.

            Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi’nde ise karşınıza ‘çıkmayacak’ belgelerden bahsedelim. Ailenizin soy ağacıyla ilgili bir araştırma içerisine girmeyi düşünüyorsanız bunu sağlayabileceğiniz yer Nüfus Müdürlüğü’nün arşividir. Tasnif ve çalışma prosedürü hakkında malumatımız olmamakla beraber araştırmalara kapılarının mebzul açık olmadığı söyleyelim. Belgesel yapımcılarına ve özel hususlardaki araştırmacılara çalışma izni verildiğini yayınlardan görebiliyoruz. Ama Nüfus Müdürlüğü’nün arşivleri bugün için Cumhuriyet arşivi bünyesinde değildir. 6-7 Eylül 1955 ve 1 Mayıs 1977 gibi yakın tarihin önemli kırılma noktalarını aydınlatmak için de Cumhuriyet arşivinden edinebileceğiniz belgeler, hadiselerin çizgilerini göstermeyecektir. Bunun için söz konusu yılların istihbarat teşkilatı olan MAH ile Özel Harp Dairesi arşivlerine girmeniz gerekmektedir ki bu arşivler de araştırmacılara kapalıdır. Üzerinden 30 seneyi geride bırakmış,  Başbakanlık ve bazı bakanlıklara ait belgelerin mevcut olduğu Cumhuriyet Arşivi’nde, Dış İşleri Bakanlığı, İç İşleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı arşiv belgeleri yer almamaktadır. Evet, bu başlıkların önemi ortadadır. Asayiş tarihinin yazımını mümkün kılmayan bu kapalılık üzerinde 50 sene geçen belgelerde bir tasnifle kaldırılırsa tarihe ve tarihçiliğe şüphesiz fayda saylayacaktır. Hapishaneleri konu alabilecek bir lisansüstü tezinden tutun yerel tarih yazımına kadar İç İşleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı belgelerinin noksan olmasına, Cumhuriyet arşivinde Bakanlar Kurulu kararıyla üzerindeki gizlilik kararlarının kalkmadığı belgeleri de eklemeliyiz.

Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi’ndeki araştırmalarda elde etmemiz gereken ama artık var olmayan koleksiyonlardan da bahsetmeliyiz. Türk siyasal yaşamının ‘durakları’ olan askeri darbeler cumhuriyetin hafızasına ciddi hasar bırakmıştır. Özellikle bir hafızanın kalmamasına dahi sebebiyet vermişlerdir. 1960 sonrasında Demokrat Parti arşivinin muhafaza edilmemesi, 1980’de başta siyasi partiler olmak üzere bir çok devlet kurumu arşivinin SEKA’ya kağıt yapımına gönderilmesi, açılan tahribatı metaforla anlatılması halinde tarihin dar ağacına çıkarılması demektir. Bu saikle bugün Cumhuriyet arşivinde ‘olmalı’ dediğiniz birçok parti belgesi mevcut değildir. Başbakanlık Osmanlı ve Başbakanlık Cumhuriyet arşivlerinin yanı sıra diğer arşivlere de uzanalım.

Cumhuriyetin eksikliğini bir nebze Basın arşivi gidermektedir. Elbette basın arşivindeki malzemelerin tetkiki ve tahlilinde metodolojik farklılıklar göz önünde tutulmalıdır. Ama misal vermek gerekirse Eskişehir’in bir nahiyesinde DP İlçe örgütünün kuruluş tarihi maalesef parti belgeleri mevcut olmadığından gazete arşivindeki haber kupürü ile sağlanmaktadır. Kendine özgü Basın Tarihi kürsüsünü ve metodolojisini oluşturan gazete arşivleri İstanbul ve Ankara başta olmak üzere bir çok devlet kütüphanesi, üniversitesi kütüphanesi ve İl halk kütüphanesi koleksiyonlarında bulunmaktadır.

            Siyaset tarihinin bilhassa seçimleri üzerinde ihtimam gösterdiği Cumhurbaşkanlık arşivi ise yerinde araştırma ve çalışmaya kapalıdır. Araştırma yapmak istediğiniz konuları yazışma yoluyla gerçekleştirebiliyorsunuz. Türk Tarih Kurumu arşivinden istifade etmeniz için lisansüstü eğitimde olmalısınız. Arşiv kataloguna bakmak için ise internette tarama yapılabilecek bir sayfa mevcuttur. TİTE arşivi araştırmacılara çalışma imkanı sunarken TBMM arşivinde çalışma yapmak için yerine getirmeniz gereken kriterler mevcuttur. Son yıllarda ise Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde olduğu gibi TBMM arşivi de bünyesindeki belgeleri kitaplaştırarak yayınlamaktadır.

Harp tarihine eğilmek istiyorsanız adresiniz Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Daire Başkanlığı, yani ATASE’dir. ATASE’nin handikabı ise uzun haftalara yayılan belge talebi,  belgelerin kopyasını temindeki aksaklıklardır. Harp tarihine ilgi duyan birçok lisans öğrencisi, öğretim üyelerine danıştıklarında ATASE ile ilgili mevzuatın eleştiriye açık yanlarını duymaktadır.  ATASE’nin söz konusu belgelerin üzerinden yarım asırdan fazla geçmesi ve sır teşkil edecek durumdan çıkmasına rağmen koruyucu tavrını muhafaza etmesi de eleştirilmektedir.

            Kızılay gibi kurum arşivlerinin sayısı yeterli değildir. Banka arşivleri de Osmanlı Bankası dışında tanzim edilerek araştırmacılara sunulmamaktadır. Özel kurumların arşivlerinin düzenlenerek belli yıları geçenlerinin araştırmacılara sunulması tarih araştırmalarına büyük katkı sağlayacaktır. Yalnız özel kurumlara gelene kadar belediye arşivlerinin bu ifadeye dahil edilmesi tarih araştırmalarına fayda sağlamaktan da öte bir zaruretin yerine getirilmesi anlamını taşımaktadır. Tartışmaları arşive havale ederken arşivlerdeki mevcut belgelerin arttırılması, araştırmacılara sunulması, araştırmacıların çalışma ilkelerinin araştırmacı lehine düzenlenmesi, arşivleri güçlendirecektir. Arşivler sır küpleri değil hakikat kandilinin yakılmasını sağlayacak neft depolarıdır. 


(Gencay Dergisi Şubat 2017 tarihinde yayınlanmıştır)

Bu yazı 392 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum