Prof. Dr. Kürşad ZORLU

Prof. Dr. Kürşad ZORLU

[email protected]

Türkiye ile Ermenistan'ın normalleşmesi nasıl bir zeminde inşa edilebilir?

18 Ocak 2022 - 18:03

Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecini başlatmak üzere taraflarca tayin edilen Özel Temsilciler Moskova’da biraraya geldiler. Türkiye’yi Büyükelçi Serdar Kılıç, Ermenistan’ı da Parlamento Başkan Yardımcısı Ruben Rubinyan temsil etti. Görüşme sonrası Dışişleri Bakanlığından kısa bir açıklama yapıldı. Açıklamada olumlu bir atmosferde geçtiği belirtilen müzakerelerin ön koşulsuz bir biçimde yürütüleceği vurgulanırken hedefin “tam normalleşme” olduğunun altı çizildi.

Yani karşılıklı diplomatik temsilciliklerin açılmasına ve büyükelçilerin atanmasına varacak bir süreç tam normalleşme...

Diplomatik ve yapısal bir normalleşme daha seslendirilebilir gözükse de uzun yıllara dayanan düşmanlıkların ve kronikleşen güven sorununun çözümlenmesi kolay olmayacak! Öyle ki müzakere/diyalog zeminindeki bu kritik araçların makul bir noktaya taşınması durumunda ilişkilerin normalleşme iradesinde de sürdürülebilirlik sağlanabilir.

Hedef bu olsa bile ulaşılması için ciddi bir zaman ve emek gerekiyor. Gerek iki ülke ilişkilerindeki sorunlu alanlar gerekse Azerbaycan-Ermenistan ilişkileri ve hatta Rusya-ABD arasındaki denge bile bu süreçte belirleyici olacak. Örneğin her yıl Nisan ayında Türkiye’ye yöneltilen sözde soykırım propagandası bu yıl nasıl bir iklimde şekillenecek? Ya da Karabağ’da sınırların, karşılıklı koridorların tayini nasıl belirlenecek? Bu vb değişkenler özel temsilcilerin görüşmelerinin siyasi neticelerinde çok etkili olacaktır. Ermenistan’ın hem Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanıması ve saygı göstermesi hem de Türkiye’ye karşı söylemlerini kabul edilebilir bir düzeyde götürmesi gerekiyor.

Özel temsilcilerin görüşmesi öncesinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in açıklamalarını tesadüf olarak görülmemeli. "Ermenistan eğer bizim toprak bütünlüğümüzü tanımak istemezse, biz de onların toprak bütünlüğünü tanımayacağız. Ve onların toprak bütünlüğümüzü tanımamak için sahip olduklarından belki yüz kat daha fazla nedenimiz var.” dedi.

Ve elbette bir diğer kritik süreç Türkiye-Rusya arasındaki ilişkilerin gidişatı olacaktır. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov öncelikle sınırlara yönelik anlaşmanın sağlanması gerektiğini söylerken Ermenistan tarafının bu konudaki önerisini Azerbaycan’a ileteceğini açıkladı. Lavrov ayrıca Türkiye’nin önerisiyle ilk zirvesini 10 Aralık’ta yaptığı “3+3” girişimine Gürcistan’ın da katılmasının kendi çıkarlarına uygun olduğunu belirtti. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu kısa bir süre önce yaptığımız görüşmede bu zirvenin ikincisini Türkiye’de yapma teklifini muhataplarına ilettiklerini ifade etmişti.

Birçok sahada ilişkisel zorunlulukları olan iki ülkenin kırılganlık riski daha yüksek bir döneme girdiğini söylemek zor değil. Moskova birçok meselede olduğu gibi burada da belirleyici rolünü pekiştirmek istiyor. Suriye, Ukrayna ve son olarak Kazakistan’daki gelişmeler Rusya’nın asimetrik bir ilişki modeline daha fazla yatırım yaptığının işaretlerini veriyor.

Sonuç olarak nihai bir normalleşme ancak zemin ve koşullar normalleştirilerek sağlanabilir. Buna yönelik adımlar atılırken de Türkiye'nin her anlamda güçlü olması ve Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde sarsılmaz bir mutabakat önem taşıyor.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum