Prof. Dr. Kürşad ZORLU

Prof. Dr. Kürşad ZORLU

[email protected]

Karabağ'da açılacak demiryolu herkes için yeni bir yol demek. Lakin diasporaya dikkat gerek!

20 Ocak 2022 - 19:31

Türkiye ile Ermenistan arasında normalleşme hedefiyle başlatılan görüşmelerde ilk resmi temas kurulurken sürecin bir diğer önemli belirleyicisi olan Karabağ’da da trafik sürüyor. Ermenistan’ın normalleşme girişimi için atadığı özel temsilcisi Ruben Rubinyan’ın görüşme sonrası açıklamalarını takip ettim. "İlişkilerin normalleşmesine ön koşulsuz hazırız" dedi ve Ermeni tarafının sözde Soykırımın tanınmasını önkoşul olarak koymadığını ekledi. Bunun ne kadar samimi olduğunu ilk olarak yaklaşmakta olan Nisan ayında göreceğiz. Zira Ermeni diasporasının bu husustan aynı düşünmediği ortada.

Fakat şu var ki Türkiye-Ermenistan müzakerelerinin, Azerbaycan’ın önerdiği Karabağ’daki nihai anlaşmaya ve Kasım 2020’de imzalanan ateşkes metnindeki maddelere doğrudan bağlı bir biçimde ilerleyebilmesi mümkün...

Özellikle demiryolu hattının inşası ve ülkeler arasında bağlanması nihai anlaşma bakımından en önemli motivasyon aracı olabilir. Zira bu hatlar taraflar arasındaki karşılıklı bağımlılığı artıracağı gibi ekonomi üzerinden çatışma riskini de azaltabilir. Bu noktada olmazsa olmaz koşul Nahçıvan hattına anlaşmada yer aldığı üzere başlanması ve arka plana atılmamasıdır.

Hatırlanacak olursa Kasım 2020’de imzalanan ateşkes anlaşmasında “ulaşım yollarının inşa edilmesi” maddesi yer alıyordu. Sovyetler Birliği döneminde, Ermenistan ve Azerbaycan arasında iki ana demiryolu vardı. Biri Nahçıvan hattı diğeri ise daha kuzeyden Ermenistan'da İcevan ve Azerbaycan'da Kazah üzerinden kurulan hat.

Ermenistan tarafında demiryolu açılmasına şüpheyle hatta korkuyla yaklaşanlar var! Ancak gelinen aşamada bu korkuların gerçekçiliği yok. Böyle bir ulaşım imkanının sağlanması durumunda bölge ekonomisi ciddi bir potansiyele kavuşacak. Örneğin Ermenistan’dan, Avrupa’ya olası bir taşımacılıkta Akdeniz güzergahı etkin hale gelebilecek. Bir de Gümrü üzerinden Kars’a bağlanabilecek bir hat olması…

Karabağ’da nihai anlaşmaya karşı çıkan ya da engellemek isteyen üçüncü ülkelerin öncelikle ulaşım hatlarını engellemek isteyeceklerini şimdiden görmek gerekiyor.

Geçen ay Brüksel’de bir araya gelen Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Paşinyan demiryoluyla ilgili anlaşmaya vardıklarını açıklamışlardı. Paşinyan, “Ermenistan bu demiryolu aracılığıyla İran’a, Rusya’ya, Azerbaycan’a, Nahçıvan’a erişim elde edecek. Ancak Türkiye ile diyalog tesis edebilir, sınırların açılmasını başarabilirsek bu proje daha büyük önem kazanabilir. Zira Gümrü’den Kars’a da bir demiryolu mevcut. Demiryolunu inşa etmeye başlamalıyız.” demişti.

Önceki gün hükümetin resmi sayfasında Paşinyan tarafından bir çalışma grubu oluşturulduğu duyuruldu. 10 kişiden oluşan çalışma gurubunun başına eski İran Büyükelçisi, halen Başbakan danışmanı olan Artaşes Tumanyan getirildi. Henüz ihaleye yönelik net bir tarih yok. Ermenistan Başbakan Yardımcısı Mher Grigoryan yaptığı açıklamada, "Megri bölümündeki 45 kilometrelik demiryolu inşaatının yaklaşık 200 milyon dolara mal olacağını ve inşaatın yaklaşık üç yıl süreceğini” söylemişti.

Buna karşın Azerbaycan tarafı, aylar önce hattın Azerbaycan’da kalan kısmında çalışmalara başlamıştı. Demiryolunun kendilerine düşen kısmının 2023'ün başında tamamlanması planlanıyor.

Ermenistan ülkelerin kendi kısmında kalan demiryolunun kontrolünün ayrılacağını her fırsatta vurgulasa da, ulaşım hatlarıyla ilgili belirli bir irade ya da diyalog imkanının kaybolmaması bakımından bu adımlar önemli...

Her yıl 20 Ocak (yanvar) günü geldiğinde Azerbaycan Türkleri başkent Bakü'deki Şehitler Hiyabanı'nı ziyaret ediyor ve bir sembol haline gelen karanfiller bırakıyor. Sebebi de 1990 yılının Ocak ayında "topraklarımız parçalanmasın" diyerek protestolara başlayan Azerbaycan halkına yönelik kanlı müdahaledir. Yaklaşık 26 bin kişilik Sovyet ordusu tanklarıyla gelerek yüzlerce insanın üzerine ateş açmış aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 147 sivili katletmiş, yüzlercesi de yaralanmıştı.

Bu üzücü hadiseler Azerbaycan'ın bağımsızlığını yeniden elde ettiği mücadele sürecinin de en etkili kırılma anlarından biri oldu. Yanvar'daki olaylar başta Bakü olmak üzere Azerbaycan’ın hemen her yerinde kendisini gösteren milli bağımsızlık mücadelesine temel teşkil etti.   

Ve yaklaşık 30 yıl sonra Karabağ'da elde edilen zafer, çekilen bu acıların adeta bir izdüşümü, tarihe kazınan bir haykırış gibiydi.

Elbette ders çıkarmak, tedbir almak ve geleceğe emin adımlarla bakmak kaydıyla...

Bu vesileyle kardeş Azerbaycan halkının acısını paylaşıyor, Allah bir daha böyle acılar yaşatmasın diyorum!

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum