Mehmed Veysî DÖRTBUDAK

Mehmed Veysî DÖRTBUDAK

[email protected]

ÂRİFLERİN SATRANCI ​​​​​​​

29 Eylül 2021 - 09:35 - Güncelleme: 29 Eylül 2021 - 21:28

ÂRİFLERİN SATRANCI

Halk arasında "Yılanlı Dama" olarak bilinen Satranc-ı Urefâ (Âriflerin Satrancı) Muhyiddin İbn-i Arabî Hz. tarafından geliştirilmiştir. Hayatımız da bir oyun gibidir. Hayatta karşılaştığımız durumlar bizi gerçeğe götürecek bir işarettir. Önümüze farklı farklı olaylar çıkar ve biz bu hadiselerin sonucunda birtakım durumlara düşeriz. İbn-i Arabî Hazretleri de bu hallere dikkatimizi çekmek gayesiyle veya bizleri hayata hazırlamak düşüncesiyle bu oyun dediğimiz aslında oyun olmayan tabloyu hazırlamıştır.
Hazret-i İnsan olmak yolunda bazı haller önümüze çıkar. Biz bu halleri bilirsek ona göre gardımızı alır ve savunmaya geçeriz ya da öyle durumlarla karşılaşırız ki bizi hayat yolunda bir üst mertebeye çıkarız. Tablodaki yılan insanın kötü hallerini, ok ise iyi hallerini temsil eder.
Oyun üstünde kötülüğe vesile olan yılanlar vardır. Hani Hz. Adem(A.S.)’i aldatmak isteyen şeytana yardımcı olmuştu ya. İşte bizim de kötülüğe düşmemize vesile olmakta ve şeytana yardımcılık yapmaktadır. Yaptığımız her olumsuz hareket iyiliğe, güzelliğe ulaşmakta önümüzde bir engeldir. Bu engellerle kişiliğimizden bir şeyler kaybederiz. İyi insan olma yolunda dereceler kat edeceğimize, madden ve manen kıymetimize halel getiren derekelere düşeriz. Gideceğimiz yer en üst derce ‘VİSAL’ olacağına, en alt dereke ‘ZİLLET’ olur.
Bizi hedefe kolayca atacak oklar bulunur oyunda. Ok yerine bazen kuşlar da kullanılmıştır. Kuşlar da bizi güzelliklere uçuracaktır. Kuşlar ya da oklar, bizleri altımızdaki ateş deryasına düşürmeden, kötülüklere bulaştırmadan hedefe ulaştırır. İyi hasletlerimiz bizler için bir koruyucu hükmündedir. Hayat yolunda varacağımız en üst nokta HAZRET-İ İNSANlıktır. İnsanın bu asıl mayasının olduğu yer, ‘VUSLAT’ makamıdır. Vuslata eren olgun insan, artık gerçek yerini bulmuştur. ‘VİSAL’e ulaşmak için çalışmak, gayret göstermek gerektir.
Bizleri iyi insan olma yolunda çeşitli haller beklemektedir. ‘CEFÂ’ çekersek sonunda ‘SAFÂ’ süreceğiz demektir. Cefa’ya gelen Safa karesini sıçrar.
‘Fırsat’ bulduğumuzda ‘Kûy-ı Cânân(Sevgilin Mekânı)’a yolumuzu düşürmeliyiz. Oklarla benzer şekilde merhaleler katedilir.
Hak yolunun, aşk yolunun en büyük maksudu ‘Visal’dir. Vuslata ermek için de ‘Muhabbet’ gerekir. 101. merhale ‘Visal’ makamıdır. Bu da 87. merhaledeki ‘Muhabbet’le mümkündür. Taarruf Tercümesi’nde “Muhabbet, kulun kalbinin tabiî bir şekilde Allah’a ve O’na âit olan şeye meyletmesi ve yönelmesidir.” buyurulmuştur.
Bir de bu yolda insanı aşağıya çeken haller vardır. Yılanın başı hangi karede ise o kareye denk gelen yolcu, kuyruğun olduğu kareye düşer.
‘Sohbet-i Seg(Köpeklerle sohbet)güzel bir hareket değildir. Kişinin kendinden aşağı kişilerle, insanlıktan nasibi olmayanlarla düşüp kalktığı vakit üzülmesi kaçınılmazdır. Kötü insanlarla birlikte olmanın sonucu ‘Teessüf’tür.
Hayat levhasının iki yanında iki büyük yılan vardır: solda 91. karede ‘Kaza’, sağda 100. karede ‘Gurur’.
‘Kaza’ umulmadık, hiç beklenmedik yer ve zamanda başa gelen kötü olaydır. Başa gelen Allah’tan olduğuna göre kazaya ‘Rıza’ göstermek gerek.
100. karede de büyük bir yılan vardır. Vuslat’tan önceki karedir. ‘Gurur’ tuzağına kapılmamak gerekir. Bu tuzağa düşen kişi en alt basamağa 1. kareye düşer ki bu da ‘Zillet’tir.
Satranc-ı Urefâ bir oyun değildir, sohbettir. Sohbeti yetkin kişiler yapar, bu sebepten dolayı “Âriflerin Satrancı” denmiştir. Bu oyunu oynamak alimlerin de kârı değildir. Ancak olayların künhüne vâkıf olan âriflerin işidir. Etraftaki diğer kişiler ise dinleyici konumundadır.
İlk kişi çark-ı felek denilen aparatı sağ eliyle tutar ve sağdan sola doğru, kalp istikametinde çevirir. Aparatta 1’den 6’ya kadar rakamlar vardır. Aparat çevrilip durduktan sonra gelen rakam 6 ise oyuna başlanır değilse sıra diğer kişiye geçer, ta ki 6 rakamı gelinceye kadar. Bu rakamı bulan kişi 6. hanede olan ‘adavet’i anlatmaya başlar. İlk beş hanede ‘zillet, ‘teessüf’, ‘recâ’, ‘gavga’ ve ‘pişmanlık’ vardır. Oyuna başlamak için bunları bilmek, tanımak gerekir. Bu haneleri geçmeyen kimse ârif sıfatını almamıştır. Bu sebeple oyun 6. haneden başlar.
Oyuna başlama aşamasında sonra her anlatıcı çevirdiği çark-ı felekte gelen rakam adedince ileriki haneye geçer ve geldiği hanede olan hâli anlatır. Anlatamayan kişi oyunun başına geri döner.
Hayat yolunda iyi insan yetişmesi için bu oyunun tekrar ihyası kanaatindeyiz vesselam.


 

Bu yazı 531 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum