Ortadoğu Bölgesi'nde Türkmen Varlığı Üzerine Bir Giriş / Erdi Satılmış

Ortadoğu Bölgesi'nde Türkmen Varlığı Üzerine Bir Giriş / Erdi Satılmış
12 Mayıs 2020 - 19:48 - Güncelleme: 13 Temmuz 2020 - 23:04

Ortadoğu Bölgesi bugünkü harita düzenine göre şekil alırken; Ortadoğu’da önemli bir etnik grup, bu harita düzeninde kendine herhangi bir hak tanınmadığı gerçeği ile yüzleşecekti. Bu grup kuşkusuz bölgede asırlardır varlığını sürdürecek olan Türkmenlerdi.

“Türkmen” adlandırmasının nereden geldiği hakkında farklı rivayetler olsa da Türkmenlerin Oğuz boylarından geldiklerinde ittifak vardır. [1] “Seyhun (Siriderya) boylarında oturan Oğuzlar arasında X. yüzyıldan itibaren İslâmiyet’in yayılması sonucu ortaya çıkan Türkmen tanımlaması, Mâverâünnehirli yerli müslümanlar tarafından İslâmiyet’e giren Oğuzlar için gayri müslim Oğuzlar’dan ayırt edilmek üzere kullanılmıştır.” [2] Esasında Türkmenler hakkında bu kadar farklı rivayetin olması ekseninde derine inildikçe;

Türkmenlerin bölgede -Ortadoğu- ve bölge ötesinde varlıklarının ispatı da gün yüzüne çıkarılmış olmaktadır. Haçlı Seferleri’nin başarısız olmasından; İslam dünyası için mühim olan hilafetin korunmasına kadar her alanda belgelerde rastlanabilecek olan grup Türkmenlerdir. Zira Türkmenlerin tarihi arka planı ile siyasi, sosyal, askeri ve kültürel anlamda ulusal ve uluslararası arenaya etkisi, yapılan araştırmaların tetkiki ile daha da anlaşılacağı öngörülmektedir. Bu giriş yazısında ise 1. Dünya Savaşı’nın akabindeki zaman dilimi baz alınarak; Ortadoğu bölgesindeki Türkmenler ile alakalı kısaca bazı malumatlar verilecektir:

Ortadoğu bölgesi sınırları bir grup Batılı tarafından belirlenirken bölgede olan akrabalık ve kültürel birlik alanlarının gözetilmediği aşikardır. Çünkü batılı devletler dünyadaki petrol rezervlerine önemli oranda sahip olan bu topraklar üzerinde kendi menfaatleri doğrultusunda planlar yapmakta (bknz: Sykes-Picot) [3], haritalar çizmekte idi. Nitekim, bölge ülkelerinin sınırlarının çizimi ve sınırları belirleyen Batı devletlerinin (bahusus İngiltere) bölge içerisinde kurdukları yeni ülke sınırları içerisinde (bknz: 1920 San Remo Konferansı) desteklediği kişilerin incelenmesi bu yorumun en açık göstergelerinden biridir. Örneğin; İngiliz-Fransa arasında İngilizlerin Fransızlara bir tampon olması niyetiyle (Şerif Hüseyin’in oğlu) Abdullah’a Ürdün Çöl Emirliği’nin kurdurulması ve Şii nüfusun hakim olduğu Irak’ta Sünni olan (Şerif Hüseyin’in oğlu) Faysal’ın krallığa getirilmesi gibi. İşbu eğilimler; Batı kanadı tarafından ülkelerdeki yönetim mekanizması ile halkın irtibatı noktası üzerinde ne denli durulduğuna da işaret etmektedir. Ortak kültürleri, tarihi arka planı, mezhebi faktörleri adeta geri planda bırakan suni oluşum devletler, bu bilgiler ışığında daha iyi analiz edilebilir. Çünkü görülmektedir ki esas mesele Ortadoğu Bölgesi’ne istikrarın hakim olması değil bölgede Batı çıkarlarını hakim kılmak idi. Peki, tüm bunlar olurken sizce konumuz olan Türkmenler bu devletlerin kuruluşunda hangi yetkileri ellerinde buldular?

Türkmenlere Osmanlı Devleti’nin dağılması sonucu aşama aşama oluşan suni devletlerin – özellikle Suriye ve Irak coğrafyasında nüfuz sahibi olmalarına rağmen- kurucu unsurları arasında yer verilmemişti. Hatta söz konusu yapay devletler içerisinde kalan Türkmenlerin özlük haklarından bile bahsedilmediği görülmektedir.

Misalen; Suriye’nin 1946 tarihinde bağımsızlık kazanması sürecine gidildiğinde; Suriye Türkmenlerinin -eski beynelminel konferanslarda olduğu gibi- yok sayıldığı, kurucu unsur veya azınlık gibi bir hukuki statü kazanamadığı [4] gerçeği ile karşılaşılır. Halbuki Türkmenlerin bu bölgede kalıcı olduğu tarihi bir gerçekliktir. Nizamülmülk’ün şöhret bulmuş eseri olan Siyasetname de dahil Türkmenlerin haklarından dolayısıyla varlığından bahsedilmektedir. [5] Lakin 20. yüzyılda kurulan suni ülkelerde bu tarihi gerçekliğin üzerinde durulmamıştı. Bu ise özelde Türkmenlerin, genel çerçevede ise bölge halkını ve nihayetinde ilk medeniyetlerin doğmuş olduğu bu toprakları savaşın merkezi haline getirecekti. Fakat henüz birkaç asır önce Ortadoğu, gerek farklı etnik kökenden gerek farklı mezhepten insanların bir arada yaşadığı bir medeniyet havzasıydı. Binbir Gece Masalları ile masumiyetin simgesi halinden; korku imparatorluğuna dönüşmesi de etnik ve mezhebi faktörlerin göz ardı edilmesindendir. Bu makalenin nüvesini oluşturan Türkmenler ise göz ardı edilen grupların başında gelmiştir. Buna rağmen Türkmenler halihazırda suni olarak oluşturulan bu devletlerin içerisinde çeşitli organizasyonlar adı altında siyasi, sosyokültürel faaliyetlerine devam etmektedirler. (Türkiye’nin desteğiyle kurulan Irak’ta Irak Türkmen Cephesi, Suriye’de Suriye Türkmenleri Meclisi). Peki, Ortadoğu coğrafyası içerisinde Türkmenler hangi ülkelerde varlıklarını sürdürmektedirler?

Filhakika, Ortadoğu Bölgesi’nin çoğu havzasında Türkmenleri görmek mümkündür. Çoğunlukla yaşadıkları yerlere bakacak olur isek; Irak’ta -asgari- 2 milyon [6], Suriye’de 3,5 milyon [7](2 milyon Türkçe konuşmayı unutmuş), Lübnan’da 50 binin üzerinde, Filistin’de 30 bin8, Ürdün’de ise yaklaşık 50 bin9 Türkmen yaşadığı bilgiler arasındadır. [i]

Sayısal veriler Ortadoğu Türkmenleri Sempozyumu / ORSAM 2014 Raporu’ndan alınmıştır.

Görüldüğü üzere nüfusları oldukça fazla olan Türkmenlerin bölgede salt etnik köken olarak düşünülmesi yanlış bir değerlendirme olacaktır. Bölgedeki tarihin, birikimin, kültürün korunması ve tanıtılmasıyla hem bölge açısından hem de küresel açıdan daha çok gündeme gelmesi gereken etnik bir gruptur. Dünya ülkeleri açısından medeniyetlerin kurulduğu coğrafyada güvenliğin ve barışın sağlanması; Türkiye zaviyesinden ise Türkmenler ile olan tarihi bağların yanı sıra; Türkiye’nin sınır güvenliğinin sağlanması açısından önemli bir gerekliliktir. Bu güvenliğin sağlanmasının ana omurgasını oluşturacak stratejilerden biri de şüphesiz Türkmenler ile kurulacak bağların daha da kuvvetlenmesinden geçmektedir. Bununla beraber Türkmenler ile ilgili yapılan araştırmaların, haberlerin daha da artırılarak Türk kamuoyunun gündemini daha çok meşgul etmesi gerekmektedir.

Erdi Satılmış

Stratejik Ortak Misafir Yazar

Kaynak: https://www.stratejikortak.com/

https://www.stratejikortak.com/2020/05/ortadogu-turkmen-varligi-1.html

Bu haber 826 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 5 Yorum
  • Serdar
    2 hafta önce
    Bu gencin başka yazısı çıktı mı?
  • Buğra
    4 ay önce
    Bu yazıyı kaleme alan kişinin Suriye Türkmenleri ile alakalı yeni makalesi de alıntı yaptığınız sitede yayınlanmış. Burada daha fazla kitleye hitap etmesi için bu yazı gibi paylaşılabilir mi? Ben de Türkmenleri araştırıyorum ve sitenize de rastlayınca sevindim. İyi çalışmalar.
  • Tahlil
    5 ay önce

    Bu yazıyı yazan kişinin ellerine sağlık. Belli ki Devlet'imiz nice delikanlıları yetiştirmeye devam ediyor.

  • Türk Genci
    5 ay önce

    Bu yazarın farklı yazısı yayınlandı mı sayın admin? Bu yazı akademik ve siyasi üslup açısından çok güzel kaleme alınmış. Yazarın kalemine sağlık diyorum.

  • TürkmenbirGenç
    6 ay önce
    Bu ne kadar özenle yazılmış bir makale. Böyle yazarlara, siyasilere ve politikacılara ihtiyacımız var. Bu mesajı görmen dileğiyle genç vatandaş