Bugun...


AHMED VEFİK PAŞA
AHMED VEFİK PAŞA (d. ?/? - ö. 1891/1309) şair, tiyatro yazarı, mütercim, atasözü derlemecisi, devlet adamı (Divan/Yazılı Edebiyat / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

AHMED VEFİK PAŞA
+ -

AHMED VEFİK PAŞA 

İstanbul'da doğdu. Doğum tarihi için muhtelif kaynaklar 1228-38/1813-23 tarihleri arasını vermektedir. Dîvân-ı Hümâyûn'un ilk müslüman tercümanı olan ve Bulgaristan asıllı olduğu için Bulgar-zâde diye tanınan Yahyâ Nâci Efendi'nin torunu, Hâriciye Nezâreti Tercüme Odası'ndan başlayarak sefaret tercümanlık ve maslahatgüzarlığı, daha sonra da Bâb-ı Seraskerî Tercüme Odası müdürlüğü gibi memuriyetlerde bulunan Rûhuddîn Mehmed Efendi'nin oğludur. Münevver bir aileden gelen Ahmed Vefik Paşa Sıbyan Mektebi'ndeki ilköğreniminden sonra 1247/1831 senesinde Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn'a girdi. Dört yıllık olan okulun ikinci sınıfının sonunda bu okuldan ayrılarak 1250/1834 yılında Paris'e tayin edilen Mustafa Reşîd Paşa'nın yanında elçilik tercümanlığına getirilen babası ile birlikte Paris'e gitti. Tahsiline Paris'in en gözde mekteplerinden olan Saint-Louis Lisesi'nde devam etti. Burada Fransızcasını mükemmel bir hâle getirdikten başka Latince ve Grekçe de öğrendi. 1253/1837 yılında İstanbul'a döndü ve Tercüme Odası'na memur olarak tayin edildi. 1256/1840 yılında Londra büyükelçiliğine tayin edilen Mustafa Şekib Paşa'nın maiyetinde râbia rütbesi verilerek sefaret kâtipliği göreviyle Londra'ya gönderildi. Burada İngilizceyi de mükemmel bir şekilde öğrendi. İki yıl kadar sonra 1258/1842 yılında özel bir görevle Sırbistan'a gönderildi. 1258/1842-1266/1849 yılları arasında Hâriciye Nezâreti birinci sınıf hulefalığı, pasaport muayene dairesi başkanlığı, İzmir'de tabiiyyet meselelerinin halli görevi, tercüme odası mümeyyizliği görevi verildi. Bu arada 1263/1847 yılında kendisine devletin ilk resmi salnâmesinin hazırlanması ve neşri işi havale edildi. Bir ara 1266/1849 Eylül'ünde Türkiye'ye yerleşmek isteyen ünlü İngiliz şair Lamartin'e verilecek çiftlik meselesini halletmek için onun vekili ve arkadaşı Charles Roland'ın yanında Aydın'a gönderildi. Dönüşünde Tercüme Odası başmümeyyizliğine yükseltildi. Enerjisi ve üstün kabiliyetleri dikkatleri çekerek bundan sonra birbiri ardınca üst dereceden memuriyetlere getirilen Ahmed Vefik, kendisine çetin siyasi meselelerin halli ile ilgili mühim vazifeler emanet ve havale edilen gözde bir sima oldu. Bunların başında sonuçlandırmaya memur olduğu Macaristan mültecileri ve Besarabya'yı işgal altına almış Rus kuvvetlerinin oradan geri çekilmeleri meselesi gelir. 1266/1849 yılında Memleketeyn Komiserliği ile görevlendirilerek Şumnu'ya gönderildi. 1267/1850 senesinde fevkalâde komiserlik vazifesini devralmak üzere Bükreş'e gitti. On sekiz ay süren bu memuriyeti sırasında mükemmel bir diplomat olduğunu ispatlayan Ahmed Vefik, vazifesi bittiğinde buradaki hizmet ve başarılarından dolayı Sultan Abdülmecîd namına hususi bir takdirname ile taltif edildiği gibi yabancı basında da şahsiyetini ve başarılarını öven yazılar çıktı. İstanbul'a döndüğünde 1268/1851 yılında Encümen-i Dâniş'in asli üyesi seçildi ve Tahran büyükelçiliğine tayin edildi. 1271/1854 Eylül'ünde vazifesinden izinli olarak ayrılırken Bağdat mıntıkasını ve doğu sınır bölgesini teftişe de memur edilmişti. Bölge teftişi münasebetiyle bir müddet Bağdat'ta kalıp aynı yılın sonlarında İstanbul'a döndü. Daha sonra Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye üyeliği, Muhâkemât Dairesi Başkanlığı, Deâvî Nâzırlığı görevlerine getirildi. 1276/1859 yılında Paris büyükelçiliğine atandı. Meclis-i Vâlâ üyesi olarak 1278/1861 yılında İstanbul'a döndü ve kısa bir süre sonra da Evkâf-ı Hümâyûn Nâzırı oldu. Evkâf nezaretinde altı ay kadar kaldıktan sonra bakan statüsü ile Dîvân-ı Âlî-i Muhâsebât başkanlığına getirildi. Bu görevindeyken kısa bir süre için Belgrad'a gönderildi ve 1279/1862'de İstanbul'a döndü. 1280/1863'te Meclis-i Vâlâ Kavânîn Dairesi üyeliğine geçti. Kısa bir süre Dârülfünûn'da Hikmet-i Târih dersleri verdi. Aynı yılın sonlarında Anadolu Sağ Kol Müfettişliği'ne tayin edildi. Görevi sırasında bu bölgedeki çeşitli yolsuzluklara el koyduğundan şikâyetler üzerine hakkında tahkikat açıldı, bu arada 1281/1864'te bütün müfettişlikler lağvedildi ve kendisine yeni bir görev verilmedi. 1282/1865 senesinde emeklilik adı altında azli ilan edildi. Rumelihisarı'ndaki köşküne çekilen Ahmed Vefik Paşa, yedi sene boyunca vazifeden uzak kaldı. Mahmûd Nedîm Paşa sadrazam olunca 1288/1871 senesinde Rüsûmât Emîni olarak tayin edildi. Bundan sonra sırasıyla Sadâret Müsteşarlığı, Maârif Nâzırlığı, Şûrâ-yı Devlet üyeliği görevlerine getirildi. Son görevinden azledildi ve üç buçuk sene görev alamadı. I. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul mebusu seçildi ve 1294/1877 yılında Meclis-i Mebûsân reisliği görevi verildi. Az bir zaman sonra meclisin açılışı ile kendisine paşa unvanını kazandıran vezirlik rütbesi verildi. Hediyye-i Askeriyye Cemiyeti başkanlığı görevini de üstlendi ve bir süre sonra bu cemiyeti kapattı. Aynı yılın sonlarında Edirne valiliğine tayin edildi, birkaç ay sonra da Ayân Meclisi'ne üye seçildi. İki hafta kadar sonra 1295/1878'de Ahmed Hamdi Paşa kabinesinde kendisine ikinci defa olarak Maârif Nâzırlığı verildi. Yirmi dört gün sonra Dâhiliye Nâzırlığı da kendi üstünde olmak üzere, sadrazam yani başvekil unvanı ile Hamdi Paşa'nın yerine hükümet başkanlığına getirildi. İki ay dokuz gün sonra bu görevinden azledildi. 1296/1879 yılında Bursa valiliğine tayin edildi. Burada Bursa'yı neredeyse yeniden ihya eden çok değerli çalışmalara imza attı. Üç yıl yedi buçuk ay süren bu görevde kaldıktan sonra azledildi. 1299/1882 senesinde Sa'îd Paşa yerine ikinci defa başvekilliğe getirildiyse de kırk sekiz saat sonra azledilerek sadaret yine Sa'îd Paşa'ya verildi. Bu görev Ahmed Vefik Paşa'nın başlangıç ve bitiş sınırları ile kırk altı yılı içine alan devlet hizmetinde son görevi olmuştu. Azlinden sonra Rumelihisarı'ndaki harap köşküne çekilerek kitapları arasında münzevi bir hayat süren Ahmed Vefik Paşa, 1308/1891 yılında İstanbul'da vefat etti ve Rumelihisarı'ndaki Kayalar mezarlığına defnedildi (Akün 1989: 143-149; Çeri 2002: 184-187).

Alfabetik olarak eserleri şunlardır:

1. Adamcıl: Çeviri tiyatrodur: Manzumdur. Tarihsiz olarak Bursa'da 77 sayfa hâlinde basılmıştır.

2. Arslan Avcıları Yâhud Hak Yerini Bulur: Çeviri tiyatrodur. İstanbul'da 1303/1886 senesinde 47 sayfa hâlinde basılmıştır.

3. Aşk-ı Musavver: Çeviri tiyatrodur. Basılmamıştır.

4. Atalar Sözü - Türkî Durûb-ı Emsâl: İstanbul'da 1288/1871 yılında 168 sayfa hâlinde basılmıştır.

5. Azarya: Adaptasyon bir tiyatrodur. Mensurdur. Tarihsiz olarak Bursa'da 96 sayfa hâlinde basılmıştır.

6. Cil Blas Santilla'nın Sergüzeşti: Çeviri romandır. 1303/1886 yılında İstanbul'da 111 sayfa hâlinde basılmıştır.

7. Dekbâzlık: Adaptasyon bir tiyatrodur. Bursa'da tarihsiz olarak 56 sayfa hâlinde basılmıştır.

8. Don Civani: Çeviri tiyatrodur. Mensurdur. Basılmamıştır.

9. Dudu Kuşları: Çeviri tiyatrodur. Mensurdur. Basılmamıştır.

10. Fezleke-i Târîh-i Osmânî: 1286/1869 yılında İstanbul'da 293 sayfa hâlinde basılmıştır.

11. Hernani: Victor Hugo'dan çeviri bir romandır.

12. Hikâye-i Hikemiyye-i Mikromega: Çeviri romandır. 1288/1871 yılında İstanbul'da 31 sayfa hâlinde basılmıştır.

13. Hikmet-i Târîh: İstanbul'da tarihsiz olarak 44 sayfa hâlinde basılmıştır.

14. İnfi'âl-i Aşk: Çeviri tiyatrodur. Mensurdur. Aslı manzum olan bu eseri Ahmed Vefik Paşa mensur olarak çevirmiştir. Bursa'da tarihsiz olarak 54 sayfa hâlinde basılmıştır.

15. Kadınlar Mektebi: Çeviri tiyatrodur. Manzumdur. Bursa'da tarihsiz olarak 77 sayfa hâlinde basılmıştır.

16. Kocalar Mektebi: Çeviri tiyatrodur. Manzumdur. Bursa'da tarihsiz olarak 59 sayfa hâlinde basılmıştır.

17. Lehce-i Osmânî: Ahmed Vefik Paşa'nın en önemli eseri sayılan bu kitap Türkçeden Türkçeye bir sözlüktür. İki cilt olan eser toplam 1293 sayfadır ve 1293/1876 senesinde İstanbul'da basılmıştır.

18. Merâkî: Adaptasyon bir tiyatrodur. Bursa'da tarihsiz olarak 59 sayfa hâlinde basılmıştır.

19. Muaccizler: Çeviri tiyatrodur. Basılmamıştır.

20. Müntahabât-ı Durûb-ı Emsâl - Atalar Sözü: Daha önce Atalar Sözü - Türkî Durûb-ı Emsâl adıyla basılan eserin genişletilmiş şeklidir. Basıldığı yer ve tarih olmayan eser 303 sayfa hâlindedir.

21. Okumuşlar (Okumuş Kadınlar): Çeviri tiyatrodur. Manzumdur. Bursa'da tarihsiz olarak 81 sayfa hâlinde basılmıştır.

22. Pırpırı Kibar: Çeviri tiyatrodur. Basılmamıştır.

23. Sâlnâme: 1263/1847 yılında 175 sayfa hâlinde İstanbul'da basılmıştır.

24. Savruk: Çeviri tiyatrodur. Manzumdur. Bursa'da tarihsiz olarak 54 sayfa hâlinde basılmıştır.

25. Şecere-i Türkî: Çağatay Türkçesinden aktarılmıştır. İstanbul'da tarihsiz olarak 152 sayfa hâlinde basılmıştır.

26. Tabîb-i Aşk: Adaptasyon bir tiyatrodur. Bursa'da tarihsiz olarak 31 sayfa hâlinde basılmıştır.

27. Tartüf: Çeviri tiyatrodur. Manzumdur. Bursa'da tarihsiz olarak 85 sayfa hâlinde basılmıştır.

28. Telemak: Çeviri romandır. 1297/1880 senesinde Bursa'da 186 sayfa hâlinde basılmıştır.

29. Yorgaki Dandini: Adaptasyon bir tiyatrodur. Mensurdur. Bursa'da tarihsiz olarak 62 sayfa hâlinde basılmıştır.

30. Zor Nikâhı: Adaptasyon bir tiyatrodur. İstanbul'da 1286/1869 yılında 49 sayfa hâlinde basılmıştır.

31. Zoraki Tabib: Adaptasyon bir tiyatrodur. İstanbul'da 1286/1869 yılında 56 sayfa hâlinde basılmıştır.

Ahmed Vefik Paşa bunlardan başka eski müelliflerin bazı eserlerini de yayımlamıştır.

İyi bir devlet adamı, türkolog, tiyatro yazarı, atasözü derlemecisi, çevirmen gibi pek çok sıfatı üzerinde taşıyan, çevirdiği tiyatrolar ve adaptasyonları ile Türk seyircisine tiyatro zevkini aşılayan; Türk siyasi tarihine elçilik, parlamento başkanlığı, unutulmaz Bursa valiliği ve başvekillik gibi yüksek sıfat ve hizmetleriyle geçen Ahmed Vefik Paşa tanzimat döneminin en önde gelen şahsiyetlerindendir. Kültür ve edebiyat hayatımızda bilhassa milli düşünce bakımından tarihten dile hatta tiyatroya kadar kendisini bir öncü durumuna getiren, değişik kollarda önemli faaliyet ve çalışmaları vardır. Milli varlığı Arapça-Farsça lugatların hakimiyeti altında hissedilmez olmuş yazı dilini sadeleştirip Türkçeleştirmek, ifade zenginliklerini ortaya koymaya çalıştığı Türkçeyi ön plana geçirmek ve sınırları Osmanlı mazisinde kalmış bir tarih anlayışına Orta Asya Türklüğünde çok eski devirlere çıkan bir derinlik kazandırmak isteyen bir düşünce, Ahmed Vefik Paşa'nın şahsiyetinde çalışmalarının hareket hoktası olmuş bir merkezdir. Kaba Türkçe diye hor görülmüş halk dilinin sözlerini ve deyimlerini itibara kavuşturmak, Arapça ve Farsçanın tesiriyle unutulan kelimeleri yeniden ana dile kazandırmak, bu ikisinin hakimiyeti altında esas kendi lugatındaki servetinden uzaklaşmış ifadeyi halk deyimlerine, onun kuytuda kalmış sözlerine ve geçmişteki Türkçenin kaynaklarına açmak, Ahmed Vefik Paşa'da nazariyat yerine tatbikatı ile ifadesini bulan milli dil ülküsü olmuştur. Dil ve tarih sahasındaki çalışmaları Ahmed Vefik Paşa'ya memleketimizin en eski, hatta ilk türkoloğu olmak sıfatını kazandırmıştır. Fakat Ahmed Vefik Paşa'nın ülkede anlaşılmak istenmeyen değerini devrinde yabancılar en iyi şekilde takdir etmişlerdir. İlme olan merakı ve çalışma azmi sayesinde Doğu ve Batı'nın başlıca dillerini elde eden, Arapça ve Farsçadan başka bildiği Çağatayca yanında Fransız, İngiliz, Rus, Alman, İtalyan dilleriyle Latince, Grekçe hatta İbrâniceye kadar uzanan, Batı ve Doğu kültürlerini içine alan engin bilgisiyle Ahmed Vefik Paşa, bu meziyetlerini yakından tanıyan yabancılarca Doğu'nun en âlim şarkiyatçısı, Türkiye'nin en seçkin ve ilmi en yüksek bir insanı sayılmıştır. On altı dil bildiği rivayet edilen Ahmed Vefik Paşa, Türk dili ve şarkiyat sahasındaki vukufunu devrinin oryantalizm alemine kabul ettirmiş, müsteşriklerin araştırmalarında karşılaştıkları müşkülleri çözmek için yardımına devamlı müracaat ettikleri, âlim şahsiyeti hürmetle anılan bir kimse olmuştur. Rumelihisarı'ndaki muazzam kütüphanesinin - ki bu kütüphane Ahmed Vefik Paşa'nın araştırma ve ilim sevgisinin kuvvetiyle kurduğu birçok dilden toplanmış 15.000 kadar kitabı ihtiva ediyordu ve İstanbul'un en zengin kütüphanesi olarak tanınıyordu - bulunduğu köşkü İstanbul'a ayak basan Batılı âlim ve sanatkarların istifade etmek için kendisini ziyaret ettikleri bir uğrak yeri haline gelmişti. Buna rağmen Ahmed Vefik Paşa'nın, zamanında kendisini takdir edenler dışında gerçek hizmet ve değeri ancak millî görüşlerin iyice geliştiği II. Meşrutiyet sonrasında anlaşılmaya başlanmıştır (Akün 1989: 154-156).

Kaynakça

Akün, Ömer Faruk (1989). "Ahmed Vefik Paşa". İslam Ansiklopedisi. C. II. İstanbul: TDV. Yay. 143-157.

Arslan, Mehmet (hzl.) (2003). Mehmed Cemaleddin - Osmanlı Tarih ve Müverrihleri. İstanbul: Kitabevi Yay.

Bursalı Mehmed Tahir (1342). Osmanlı Müellifleri. C. III. İstanbul.

Çeri, Bahriye (1997). Ahmed Vefik Paşa. Basılmamış Doktora Tezi. Ankara: Hacettepe Üniversitesi.

Çeri, Bahriye (2002). "Ahmed Vefik Paşa". Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi. C. I. Ankara: AKM Yay. 184-190.

Gövsa, İbrahim Alaeddin (1945). Türk Meşhurları Ansiklopedisi. İstanbul.

Güray, Sevim (1966). Ahmet Vefik Paşa. Ankara: TDK Yay.

İnal, İbnü'l-Emîn Mahmud Kemal (1944). Son Sadrazamlar. İstanbul: Maarif Vekaleti Neşriyatı.

İsmail Habib (1340). Türk Teceddüd Edebiyatı Tarihi. İstanbul: Maarif Vekaleti Neşriyatı.

Özon, Mustafa Nihat (1934). Metinlerle Muasır Türk Edebiyatı Tarihi. İstanbul: Devlet Basımevi.

Tanpınar, Ahmet Hamdi (1976). 19. Asır Türk Türk Edebiyatı Tarihi. İstanbul: Çağlayan Kitabevi.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. MEHMET ARSLAN

Yayın Tarihi: 28.12.2014

Eserlerinden Örnekler

Zor Nikâhı adlı tiyatro eserinden:

Üstâd-ı Sânî - Öyle dûr u dırâz tetâvülden, sözü dûrâdûr itâleden ihtirâz eyle hâ! (İvaz Ağa yerden taş alıp hocaya atar). Vay! Beyân-ı hâl ve ifâde-i fi'l-bâl edecek yerde darılıyor musun? Sen de bir sersem-i bâ-vebâlsin. Bana külâhın hey'eti demeli diye da'vâ eden bî-edeb küstâhdan bed-ter ve ber-ter bir beter derbedersin. Sana her tesâdüf ü ittifâkda ve her meclis-i mubâhase ve şikâkda delâ'il-i mukni'a ve berâhîn-i şâfiye-i müskite ve kazâyâ-yı kat'iyye-i kâtı'a ile isbât ederim ki: Sen mâzîde bir bâtıl-ı battâl, câhil-i mihvâl maskarasın ve müstakbelde de maskara olacaksın. Ben ise öteden beri ve bundan sonra fakîh-i fıkheyn-i nakl ü akl, hâce-i üstâd-ı sânî, merd-i bâ-kemâl ü hûş-ı kâfî ... Âdem-i bâ-dirâyet ü liyâkat-ı şâfî ...

Özon, Mustafa Nihat (1970) (hzl.). Ahmet Vefik Paşa - Zor Nikâhı. İstanbul: Remzi Kitabevi. 57, 58.

Kaynak: Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü (TEİS)

http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/ahmed-vefik-pasa




Bu haber 204 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI