Mehmed Veysî DÖRTBUDAK

Mehmed Veysî DÖRTBUDAK


AŞURE GÜNÜNÜ KUTLAYALIM MI?

30 Ağustos 2020 - 11:32

                                   AŞURE GÜNÜNÜ KUTLAYALIM MI?

Yaklaşık 1500 yıllık kutladığımız bir gelenektir “Aşure Günü”. Hicri takvimle Muharrem ayının 10. günüdür. Aşure bu gün ve daha sonraki günlerde pişirilerek dağıtılır. Bu gün hakkında çok çeşitli sözler dolaşmakta. Bunları birçoğumuz biliyoruz. Bu konulara girecek değilim. İnternette dolaşan bir yazıda bu âdetin “Yahudilerden kalma olduğu”, “İslamiyet’le alakası bulunmadığı” gibi laflar ediliyor.
Efendimizin (S.A.V.) Medine’ye hicretinde oradaki Yahudilerin bu günü kutladığı ve Yahudi olmayanların da kutlamaya iştirakinden bahsedilmekte. Kısaca “Resul-i Ekrem bu âdeti sorar, kendisine Hz. Musa’nın bugünde Firavun’un zulmünden kurtulması sebebiyle böyle bir kutlamanın yapıldığı anlatılır. Efendimiz, biz Hz. Musa’ya bugünkü Yahudilerden daha yakınız, biz de kendi usulümüz ile kutlayalım, onlar bir gün oruç tutuyorsa, biz üç gün tutarız diyerek kutlama şeklini ortaya koyar. O devirdeki Arap geleneğine göre elde olanlardan yemek tatlı yapılır ve etrafa ikram edilirdi.” denmekte, Aşure gününün bir Yahudi âdeti olduğuna vurgu yapılmakta. Burada dikkatimizi çeken noktalar şudur:
Peygamber Efendimiz (S.A.V.), Medine’ye göç etmiş ve burada yapılan bir kültürel faaliyeti görmüştür. KÜLTÜR İÇİNE GİRMEYEN DİN YAŞAYAMAZ. Bu böyledir dostlar. Kültürde yaşayan ritüeller inancın benimsenmesini sağlar. Peygamber Efendimiz de kültüre girmiş olan bir âdeti yasaklamayıp onu kendi inancına uygun hâle getirmiştir. Yahudilerde olan bir gün orucu daha da ileri götürüp iki-üç güne çıkarmıştır. Efendimiz Yahudi âdeti de olsa güzel bir geleneği yok saymamış revize etmiş, daha da güzelleştirmiştir. Yemek-tatlı dağıtma âdeti aynen kalmış, oruçtaki gün sayısı ise daha da arttırılmıştır.
Yazıda bu âdetin Hz. Peygamberin (S.A.V.) sünneti olmadığından dem vurulmakta. Sünnetin manası “Hz. Muhammed’in Müslümanlarca uyulması gereken sözleriyle örnek iş ve davranışlarının tamâmı” olduğuna göre aşure mevzuu da sünnet olarak kabul edile bilinir. Belki “Sünnet-i zevâid” hükmündedir denebilir ki bu durumda da zaten bir sıkıntı yoktur.
“Bu Yahudi Arap uygulaması ile bizim ne alakamız var.” denmekte. Evet, başlangıç olarak öyle olabilir. Ama benim Peygamberim (S.A.V.) o uygulamada değişiklik yapmış, tabir yerindeyse o âdeti Müslümanlaştırmıştır. Benin ecdadım yüzyıllardan beri bu âdeti gelenekselleştirmiş, salat ü selamlarla geçmişlerinin ruhu için aşuresini pişirmiş ve dağıtmıştır. Bu ayda vuku bulan olaylar her ne kadar tevatür de olsa saygı duyduğu, aziz bildiği büyüklerini hatırlamış ve bu günü kutlamıştır. Kültürümüzde öyle bir yer etmiş ki edebiyatımızda bu konuda şiirler yazılmış, kullandığımız kap kacak arasında “aşurelik” denilen, aşûre dağıtmakta kullanılan kulplu, geniş ağızlı, güğüm biçiminde porselen kaplar ortaya çıkmıştır.
Bu gelenek Arap ülkelerinde artık kutlanmayabilir ama Türk Milleti Allah’ını, Peygamberini hatırlamak için her vesileyi fırsat bilip bu günleri kutlamıştır. Aşure demiş kutlamış, Mevlid Kandili demiş kutlamış, Regâib Kandili demiş kutlamış….. Bugünlerde hayır hasenatta bulunmuş, Allah’ıyla baş başa kalma düşüncesine bir kez daha sahip olmuş, kendinden evvel göçen ceddini, atasını hatırlayarak onları yâd etmiştir. Allah’ı anmak, Resulüne tazimde bulunmak, salat selam getirmek, hayır ve hasenatta bulunmak her fırsatta yapılacak vazifelerdir. Bu günler de önümüze bu fırsatları çıkarmaktadır.
Türk milleti bu günleri kutluyorsa necabetinden, asaletinden kutlamaktadır. Türk Milleti bugünleri kutluyorsa vefasından kutlamaktadır, sehâsından kutlamaktadır.
Belirli gün ve haftalardaki amaç da budur zaten. Yıl boyunca arkadaşımızı aramıyoruz ama doğum günü vesilesiyle arıyor, hatırını soruyor, sıla-i rahim yapıyoruz. Aramızdaki sevginin artmasına sebep oluyoruz. Bu tüm günler için geçerlidir. En güzeli bunların her dem hatırda kalması, çıkmamasıdır ama 21. yüzyılın koşturmacası içinde nisyan ile malul olan hafıza-i beşer bu günlerin varlığını gerekli kılıyor. Bu sebeple belirli günler, bayramlar, kandiller her zaman gereklidir ve kutlanmalıdır.
Son sözümüz GELENEK İÇİNDE, KÜLTÜR İÇİNDE YAŞAMAYAN DİN YOK OLUR.
Bu sebeple diyoruz ki;
AŞURE GÜNÜ BİZİMDİR…
MEVLİD KANDİLİ BİZİMDİR…
REGÂİB GECESİ BİZİMDİR…
MİRAC GECESİ BİZİMDİR…
BERÂT GECESİ BİZİMDİR…
KADİR GECESİ BİZİMDİR…
RAMAZAN BAYRAMI BİZİMDİR…
KURBAN BAYRAMI BİZİMDİR…
CUMA BİZİMDİR…
23 NİSAN BİZİMDİR…
19 MAYIS BİZİMDİR…
30 AĞUSTOS BİZİMDİR…
29 EKİM BİZİMDİR…
10 KASIM BİZİMDİR…
Bu günleri KUTLAYANLARA SELAM OLSUN…

Bu yazı 3362 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum