Hüseyin ALPASLAN

Hüseyin ALPASLAN

[email protected]

YOZGAT TEHCİRİ DAVASI-I

22 Ekim 2021 - 09:36 - Güncelleme: 29 Ekim 2021 - 14:16

YOZGAT TEHCİRİ DAVASI-I

Tevfik Paşa Hükûmeti’nin Kanun-i Esasi’nin 113. maddesini ve 1877 tarihli kararnameyi temel alarak, 14 Aralık 1918 tarihinde kurulmasına karar verdiği Divân-ı Harb-i Örfî mahkemeleri, ilk olarak 16 Aralık 1918 tarihinde Mahmut Hayret Paşa’nın başkanlığında İstanbul’da oluşturulmuştur. Fiziki hazırlıkların tamamlanmasından sonra görülen ilk dava “Yozgat Tehciri” olmuş ve 5 Şubat 1919 tarihinde ilk duruşma yapılmıştır[1].

Mütarekeden sonra Ermeni tehcirinde suç işleyenlerin yargılanmasına yönelik ilk dava olan Yozgat tehciri davası ibret verici bir yargılamaya sahne olmuştur. Ermenilerin tehcirinde görevini kötüye kullandığı, sevk olunanların mallarının alınmasında ve bazı öldürme olaylarında ihmali olduğu iddiası ile Divan-ı Harbi Örfi mahkemesinde ilk yargılanan idareci Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal Bey olup, aynı davada, benzer suçlamalar ile Yozgat Jandarma Tabur Kumandanı Binbaşı Tevfik Bey, Yozgat Evkaf memuru Feyyaz Ali Bey ve üç polis memuru muhakeme edilmişlerdir.

1919 yılında yapılan yargılamaya geçmeden, bu davaya esas olan 1915 yılında Yozgat bölgesinde yapılan tehcir sırasında yaşananlarla ile ilgili dönemin hükûmeti tarafından yapılan işleri, Kemal Bey hakkındaki soruşturmayı ve tehcir ile ilgili suçlamalara dair görülen yargılamayı bilmekte fayda var. 1915 Ermeni tehciri sırasında Boğazlıyan Kaymakamlığı görevinin yanı sıra Yozgat Mutasarrıflığı vazifesini de vekâleten devam ettiren Mehmed Kemal Bey’in, sevkler sırasında çıkan Ermeni isyanlarını sonlandırabilmek ve asayişi temin edebilmek için aldığı önlemler ile Müslüman halkın Ermeni asilere karşı tutumları, Ermeniler tarafından dönemin hükûmetine şikâyet edilmiştir. Yozgat ve Boğazlıyan bölgesinde sevkler esnasında bazı idarecilerin küçük ihmalleri, az sayıda fırsatçı kişilerin bazı Ermenilerin mallarına tasallut etmeleri, isyancı Ermenilerin işledikleri suçlara karşı yöneticilerin aldığı tedbirler ile halkın gösterdiği tepkiler, Ermeni ve gayrimüslim kamuoyu tarafından maniple edilerek; Ermenilerin malları yağmalanıyor, katliam yapılıyor şeklinde yorumlanmıştır. Sevkler sırasında bazı görevlilerin suistimalleri de bu algıyı pekiştirmek için bir fırsat olarak görülmüş ve kullanılmıştır[2].

Mehmed Kemal Bey’in mutasarrıflık görevini vekâleten yürüttüğü Yozgat’ta, tehcir kararı verilen Ermenilerin sevkleri esnasında yapılan şikayetler haricinde Dahiliye Nezareti’ne de bazı haberler ulaşmıştır. Dahiliye Nezareti kendisine gelen ihbarların ve çeşitli duyumların doğruluğunu araştırmak için 9 Ağustos 1915’te Ankara Valiliği’ne bir yazı göndermiştir. Dahiliye Nezareti tarafından Ankara Valiliği’ne gönderilen soruşturma yazısında, Boğazlıyan ve civarında Kaymakam Kemal Bey’in 3.160 Ermeni’nin ölümüne sebep olduğuna dair iddiaların tahkik edilerek düzenlenecek raporun gönderilmesi emredilmiştir[3]. Daha önceki yazılarımızda 1915-1916 yıllarında yapılan tehcir yargılamalarını anlatırken soruşturma emrinin verildiği 1915 yılında tehcir ile ilgili çeşitli yargılamaların yapıldığını, Kemal Bey’in suçlandığı hususlara benzer yargılamalarda idama kadar varan ağır cezaların verildiğini anlatmıştık. Dahiliye Nezareti’nin soruşturma yazısından sonra Mehmed Kemal Bey hakkında uzun süre bir yargılama yoluna gidilmediği ve 8,5 ay daha görevini devam ettirildiği görülmektedir. Aynı dönemde yapılan eşdeğer isnatlara ve yargılamalara bakıldığında, 8.5 aylık süre zarfında gerçekten bir suç olduğuna dair verilere ulaşıldığı takdirde bir yargı kararının çıkması gerektiği mantığını kurmak yanlış olmaz. Bu durum, soruşturmada iddia edilen hususlara dair bir delile ulaşılamadığını, dolayısıyla Kemal Bey’in suçsuzluğunun tespit edildiğini göstermektedir[4]. “

Ankara Vilayeti tarafından yapılan soruşturmanın üzerinden 18 ay!, Kemal Bey’in Boğazlıyan Kaymakamlığı vazifesinden ayrılması üzerinden ise yaklaşık bir yıllık bir zamanın  geçtiği 1917 yılının Ocak ve Nisan aylarında önce Ankara Vilayeti İdare meclisi, sonra  Şura-yı Devlet ( Danıştay) tarafından, Kemal Bey ve yedi kamu görevlisi hakkında Ermenilerin terkedilmiş mallarının bir kısmının görmezden gelerek halk tarafından alınmasına mani olmamak, suç işleyenlerden borç para almak ve  yağma yapanları saklamak suçlarından yargılanmaları kararı verilmiştir[5]! Divan-ı Harp mahkemesinde yapılan yargılamada Mehmed Kemal Bey, “Ermeni mallarını yağmalayanları gizlemekle” suçlanarak üç ay hapis cezası ve dört ay memuriyetten uzaklaştırma cezası almıştır. Bazı kaynaklarda aldığı cezanın “terk edilmiş mallardan memur sıfatıyla eşya satın aldığı” gerekçesiyle verildiği belirtilmektedir. Mehmet Kemal Bey temyize giderek cezaya itiraz etmiştir., Konya İstinaf Mahkemesi’nde görülen temyiz davasında Divan- ı Harp tarafından verilen ceza bozularak Mehmed Kemal Bey hakkında 25 Temmuz 1918 tarihinde beraat kararı verilmiştir[6].

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra imzalanan Mondros Mütarekesi ile tehcir suçlamasının yeniden gündeme gelmesi neticesinde hem hükûmette hem de kamuoyunda yoğun şekilde yargılama tartışmaları başlamıştır. Bu tartışmalara dair teferruatları önceki yazılarımda anlatmıştım. Tehcir yargılamalarına dair oluşan siyasi atmosferin etkisi ile beraber yapılan yoğun ihbarlar da dikkate alınarak 14 Aralık 1918 tarihinde Divan-ı Harbi Örfi mahkemelerinin kurulmasına karar verilmiştir. Divan-ı Harbi Örfiler kurulur kurulmaz tehcir suçlamasıyla tutuklanan ilk kişi Kemal Bey olmuştur[7] Yozgat tehciri davasında tutuklananlar Kemal Bey ile sınırlı kalmamıştır. Tehcir tarihinde Yozgat’ta görevli olan kişilerden vakıflar memuru Feyyaz Ali Bey 31 Aralık 1918’de[8] Jandarma Kumandanı Binbaşı Tevfik Bey ise 07 Ocak 1919 tarihinde tutuklanmışlardır[9].  Kemal Bey, tutukluluk süresince İstanbul Sirkeci’de bulunan Sanasaryan Han’da konuşlu Emniyet Müdürlüğü’nde kalmış ve sorguya çekilmiştir. Mahkeme heyeti tarafından sorgulandıktan sonra da Bekirağa Bölüğü’ne gönderilerek hapsedilmiştir[10]. Günümüzde sıkıyönetim mahkemesi olarak isimlendirebileceğimiz divanıharp mahkemesi, soruşturma safhasında bazı tanıkları dinleyerek Yozgat’ta tutuklu bulunan kişilerin İstanbul’a celp edilmesi talimatını vermiştir. Yine mahkeme tarafından, İstinaf savcılığından, Yozgat’ta ikamet eden ve iddia edilen suçlara şahit oldukları tespit edilen kişilerin ifadelerinin alınarak gönderilmesini istemiştir[11].

Ermenilerin yoğun propagandaları, yabancı ülkeler nezdindeki lobi faaliyetleri ve İstanbul’da bulunan İngiliz yüksek komiserliğinin Osmanlı Hükümeti’ne yaptığı baskılar üzerine 5 Şubat 1919 tarihinde başlatılan Yozgat tehciri davası yeni bir safhaya girmiştir. Basın tarafından ilgiyle takip edilen dava Adliye Bakanlığı’nın cinayet mahkemesi salonunda yapılmıştır. Salon her mevki ve meslekten kimseler ile halktan katılan dinleyiciler tarafından tamamen dolmuştur[12]. Zanlılar, Kemal, Tevfik ve Feyyaz Ali Beylerin, süngülü jandarmalar gözetiminde mahkeme salonuna getirilmelerinden sonra duruşma başlamıştır. Yozgat tehciri davasında toplamda 18 duruşma yapılmıştır. Davanın birinci safhası 1919 yılı içerisinde gerçekleşmiş, Mahmud Hayret Paşa başkanlığında yapılan yargılamanın ilk evresi 6 Mart 1919 tarihinde 12. duruşmada nihayete ermiştir.

Duruşmalarda Mehmed Kemal, Tevfik ve Feyyaz Ali Beylerin savunmalarını yapmak isteyen yedi avukat, ülke ortamındaki siyasi havaya ve hissedilen tehlikeye rağmen büyük yüreklilik ve yiğitlik göstermişlerdir. Mağdur oldukları iddia edilen Ermenilerin haklarını korumak için mahkemede vekaleten bulunduklarını iddia eden avukatlar, zanlılar hakkında çok sayıda suç isnat ederek mahkeme heyeti üzerinde baskı kurmak istemişlerdir. Zanlıların vekaletlerini üstlenen avukatlar isnat edilen suçlara dair müvekkillerinin savunmalarını yapmışlardır. Müşteki Ermenilerin avukatları oldukları gerekçesiyle mahkemede bulunan hukukçuların ellerinde bir vekaletname veya varis olduklarına dair belge olmadığının anlaşılması üzerine zanlı avukatları itiraz ederek bu kişilerin müştekilerin avukatı olarak söz konusu dava duruşmalarında mahkemede bulunmalarının ve söz almalarının hukuksuz olduğunu beyan etmişlerdir. Mahkeme, zanlı avukatlarının itirazlarını yerinde bularak ilgili avukatların davaya sadece müşteki olarak katılabilecekleri yönünde karar vermiştir[13].

 Davalara müşteki olarak katılan avukatların sözde tanıklıkları haricinde şikayetçi Ermenilerin gösterdiği 22 tanık ile bir zanlının istediği üç tanık mahkeme tarafından dinlenmiştir. Ancak, tanıklar konusunda ilginç bir şeklide hukuksuz tutum sergileyen mahkemenin aldığı karar dikkat çekicidir. Şöyle ki; suçlanan kişilerden ceza almayan bir zanlının gösterdiği 3 tanık dinlenmiş, ceza alan zanlıların tanık olarak dinlenmesini mahkemeden talep ettikleri kişilerin hiçbir dinlenmemiştir!  Müştekilerin tanıklarının ikamet ettikleri şehirlerden masrafları karşılanarak İstanbul’a gelmeleri sağlanmış, ancak, Kemal Bey ve arkadaşlarının dinlenmesini talep ettikleri İstanbul dışında bulunan tanıklar için mahkeme tarafından aynı yola başvurulmadığı gibi savunma avukatlarının İstanbul’a getirilmeyen tanıkların ikamet yerlerinde dinlenmelerine dair ayrı talepleri de karşılık bulmamış ve zanlıların ifadelerine başvurulmasını istedikleri şahitlerin bulundukları mahallerde adli makamlarca ifadelerinin alınmalarına da müsaade edilmemiştir. Müştekilerin tanıklarından 16 kişinin tehcir esnasında Yozgat ve Boğazlıyan’da olduğu anlaşılmıştır. 14’ü Ermeni, 1’i İngiliz, 1’i Rum olan tanıklardan yedisi öldürme hadiselerine tanık olduklarını ifade etmişler, diğerleri ise sadece duydukları olayları görmüş gibi anlatmışlardır. Bir şahit ise yalan söylediğini itiraf etmiştir[14].
 
İKİNCİ BÖLÜMLE DEVAM EDECEK.

Hüseyin ALPASLAN
Tarihçi-Yazar

Kaynakça
[1] Hadisat, 6 Şubat 1335 (Şubat 1919), nr. 60; Vakit, 6 Şubat 1335 (Şubat 1919), nr. 464; Sabah, 6 Şubat 1335 (Şubat 1919), nr. 10497. Ayrıca, Yozgat tehciri yargılamaları için bkz. Nejdet Bilgi, Ermeni Tehciri ve Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal Bey’in Yargılanması, Köksav Yayınevi, Ankara,1999.
[2] İkdam, 27 Şubat 1919.
[3] BOA., DH. ŞFR, 54-A/326.
[4] Ermeni Tehciri ve Yargılamalar (1915-1916), Ermeni Soykırımı İddiaları, Türk Ermeni İlişkilerinin Gelişimi ve 1915 Olayları Uluslararası Sempozyumu Bildirileri, Der. Mustafa Çalık, Ankara. 2006, s. 187-189.
[5] Mücellidoğlu Ali Çankaya, Yeni Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeler, III. Cilt, Mars Matbaası, Ankara, 1968, s. 1157; BOA., ŞD, 1373/20.
[6] Bilgi, Ermeni Tehciri ve Boğazlıyan Kaymakamı…, s.86.
[7] İkdam, 16 Aralık 1918.
[8] Fahri Çoker, Türk Parlamento Tarihi Millî Mücadele ve T.B.M.M. I. Dönem 1919-1923, Cilt: III, TBMM Vakfı Yayınları, Ankara, 1995, s. 971-972.
[9] İkdam, 7 Ocak 1919; Sabah, Ocak 1919.
[10] Alemdar, 10 Ocak 1919.
[11] Bilgi, Ermeni Tehciri ve Boğazlıyan Kaymakamı…, s.96.
[12] Feridun Ata, İşgal İstanbul’unda Tehcir Yargılamalar, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2017, s.153.
[13] Bilgi, Ermeni Tehciri ve Boğazlıyan Kaymakamı…, s.101-103.
[14] Nejdet Bilgi, Yozgat Tehciri Davası ve Kemal Bey, Marmara Üniversitesi Türkler ve Ermeniler, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/yozgat-tehciri-davasi-ve-kemal-bey/. (E.T:14.09.2021)


 

Bu yazı 144 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum