Hüseyin ALPASLAN

Hüseyin ALPASLAN

[email protected]

TEHCİR EDİLEN ERMENİLERİN GERİ DÖNÜŞLERİ-I

30 Temmuz 2021 - 10:36 - Güncelleme: 30 Temmuz 2021 - 23:01

TEHCİR EDİLEN ERMENİLERİN GERİ DÖNÜŞLERİ-I

OSMANLI DEVLETİ TARAFINDAN GERİ DÖNÜŞ KARARININ ALINMASI

Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru yaklaşılırken, Osmanlı Hükûmeti, 1915 yılında haklarında sevk kararı verilen ve bulundukları yerlerden göç ettirilerek başka bölgelerde iskân edilen Ermenilerin ve Rumların geri dönüşlerine izin verilmesi yönünde karar almıştır. Bu kararın verilmesinin insani yönleri olmakla beraber, 1918 yılında şartların değişmesi ve tehcir nedeniyle Osmanlı Devleti’nin batıda bozulan saygınlığının onarılması gayretlerinin bir sonucu olduğu da tartışılmaz bir gerçektir. 1917 yılında yaşanan Bolşevik devriminden sonra, Rusların, Ermenilerle ittifak yapmaları ve doğuda bir tehdit unsuru olarak Ermenilerin kullanılması vb. endişelerde artık ortadan kalkmıştır. İhtilal ve yönetim değişikliğinin akabinde Rusya’nın İtilaf Devletleri ile birlikteliğini sonlandırdıktan sonra, Birinci Dünya Savaşı’nda karşısında bulunan İttifak Devletleri ile 3 Mart 1918 yılında yaptığı Brest-Litovsk Antlaşması’nda, Ermenilerin eski yerlerine geri dönüşleri gündeme gelmiş ve bu konu Rusya ile Osmanlı Devleti arasındaki görüşmelerde ele alınmıştır[1].

Birinci Dünya Savaşı’nın artık nihayete ereceği günlerde 7 Ekim 1918 tarihinde Talat Paşa Hükûmeti istifa etmiş, 14 Ekim 1918’de Ahmet İzzet Paşa’nın Sadrazam olduğu yeni hükûmet kurulmuştur. 17 Ekim’de Ermeni vekillerin İçişleri Bakanlığı’na yaptıkları ziyarette, bakan tarafından vekillere Ermenilerin geri dönüşlerinin sağlanacağı ve mallarının iade edileceği müjdesi verilmiştir. Hükûmet tarafından 18 Ekim 1918 tarihinde, Ermenilerin eski yerlerine dönmelerine izin verilmesi suretiyle seyahatlerine engel olunmaması, emval-i metruke tarafından tehcir edilenlerden teslim alınmış ve halen boş olan evlere kimsenin yerleştirilmemesi, askerler ve memurlar tarafından kullanılan evlerin boşaltılmasını içeren bir tebliğ yayınlamıştır.[2] Yeni Osmanlı Hükûmeti’nin İçişleri Bakanlığı tarafından 22 Ekim’de İstanbul, Adana, Hüdavendigar (Bursa), Konya, Ankara, Kastamonu, Haleb, Mamüretülaziz (Elazığ), Diyarbakır, Sivas, Edirne, Aydın vilayetleriyle İzmit, Bolu, Kütahya, Karesi, Kayseri, Niğde, Menteşe, Antalya, Urfa, Canik (Samsun), Eskişehir, İçel, Maraş mutasarrıflıklarına yazılan üç maddelik bir talimatla; “Savaş sırasında zorunlu olarak başka bölgelere sevk edilen Osmanlı tebaası halkın yerlerine dönüşleri için her türlü kolaylığın gösterilmesi ve dönüşleri sırasında emniyet tedbirlerinin en yüksek seviyeye çıkartılması” hususunda emir verilmiştir. Bu talimatta, geri dönüş izninin Meclisi Vükela’nın aldığı kararla verildiği, Erzurum, Trabzon, Van, Bitlis, Diyarbakır, Mamüretülaziz vilayetleriyle Erzincan mutasarrıflığı dahilinde geri dönüşler için şartların ve  iaşe sağlanması gibi ögelerin yeterli  seviyede olmasından dolayı bu bölgeden sevk edilen Ermenilerin dönüşlerine öncelik verileceğini, Diyarbakır’a sevk edilen 762 Ermeni’nin yerlerine iade edilmesi için talimat verildiği, diğer mahallerde şartların istenilen seviyeye geldiği müddetçe peyderpey dönüşlere müsaade edileceği, ivedilikle gerekli tedbirlerin alınarak behemehal gecikmeye sebebiyet verilmemesi istenmiştir[3].

İçişleri Bakanlığı tarafından 28 Ekim 1918 tarihinde, mülki makamlara, geri dönüşler ve iskân düzenlemesi ile ilgili ayrıntıları içeren ikinci bir talimat gönderilmiş ve Ermenilerin can ve mal güvenliklerinin korunması konusunda oldukça hassas davranılması doğrultusunda emirler verilmiştir[4]. 30 Ekim 1918 tarihinde Osmanlı Devleti’nin imzaladığı Mondros Mütarekesi ile Birinci Dünya Savaşı resmen sona ermiştir. Osmanlı Devleti için ağır şartlar içeren 25 maddelik antlaşmanın;

 * 4. maddesinde: İtilaf Devletleri’ne ait savaş esirleri ile Ermeni esir ve tutukluların kayıtsız şartsız teslim edilmesi ve İstanbul’a toplanması,

* 11. maddesinde: İran coğrafyasında ve Kafkasya’da konuşlu İngiliz askeri birliklerinin kuzey batı kesiminde ve Mavera-yı Kafkasya’da (Bugün Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan devletlerinin kapladığı alan) bulunan Türk kuvvetlerinin savaştan önceki sınırlarına çekilmesi,

* 24. maddesinde: İngilizlerin, Ermeni vilayetleri olarak kabul ettikleri altı vilayette bir karışıklık çıkarsa buraların işgal edileceği, ayrıca Sis (Kozan), Haçin, Zeytun ve Ayıntab’ın işgalinin gündeme geleceği yer almıştır.

Müzakereler neticesinde altı vilayetin (Erzurum, Van, Elâzığ, Diyarbakır, Sivas, Bitlis) önünde yer alan Ermeni kelimesi kaldırılmıştır[5]. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından hemen sonra 3 Kasım’da hükûmet harekete geçerek mülki makamlara bir yazı göndermiş ve kendi istekleri doğrultusunda yerlerine dönmek isteyen Ermenilerin ve Rumların iadelerinin sağlanmasını, istemeyenlerin sevklerinin yapılmamasını, savaştan çıkılması ve yiyecek sıkıntısının baş göstermesinden dolayı yerlerinde kalanların işleriyle güçleriyle meşgul olmalarının sağlanmasını istemiştir[6]. Sadrazam Ahmet İzzet Paşa, meclise bir tezkere sunarak 1915 yılında tehcir edilenler ile ilgili çıkartılan geçici kanunların 4 Kasım 1918 tarihi itibarıyla reddedilmesini talep etmiştir. Tezkeredeki talebin kabul edilmesiyle, sevke tabi tutulan Ermenilerin ve Rumların   geri dönüşleri ile ilgili yapılacak yasal düzenlemelerin önü açılmıştır.

İçişleri Bakanlığı’nın geri dönüşlere dair verdiği talimatların uygulamasına yönelik olarak, bakanlık bünyesinde bulunan Aşayir ve Muhacirin Müdüriyeti tarafından, vilayetlere ve mutasarrıflıklara 5 Kasım 1918 tarihinde bir yönerge gönderilmiştir. Yönergede;

1.Yerlerine geri dönecek olan Ermenilerin seyahat belgesi almaları konusunda mecbur tutulmamaları ve bunların düzenlenecek bir listeyle trenlerle sevk edilmelerinin sağlanması,

2.Yolculukları esnasında yeterli miktarda su ve iaşelerinin karşılanması,

3.Seyahat edecek Ermenilere Harbiye Nezareti’nin öngördüğü şekilde tren seferlerinin sağlanmasında gerekli özenin gösterilmesi,

4.Geri dönmek isteyen Ermenilerin yol masraflarının Harbiye Nezareti ödeneğinden karşılanması,

5.Baskı ve korkuyla din değiştirenlerin istedikleri takdirde eski dinlerine dönebilme imkanlarının sağlanması ve bu konu hakkında ilgili yerlere sık sık bilgi verilmesi,

6.Ermeni cemaatine hemen kilise yapılması konusunda Osmanlı Hükûmeti’nin gerekli yardımı acilen yapması, bu yardım sadece Konya ile sınırlı tutulmuştur,

 7.Ermenilerin seyahatleri esnasında hiçbir saldırıya ve tecavüze maruz kalmamaları konusunda gerekli hassasiyetin gösterilmesi, bu konuda ihmali görülenler hakkında gerekli tahkikatın çok acil olarak yapılması, görevini kötüye kullanan kamu görevlilerinin en ağır şekilde cezalandırılacakları, Yönergedeki hususların takibi ve yerine getirilmesinden vilayet ve mutasarrıflıkların sorumlu olacakları bildirilmiştir[7].  

İkinci bölümle DEVAM EDECEK…
                                   
Hüseyin ALPASLAN
Tarihçi-Yazar
Kaynakça
[1] İbrahim Ethem Atnur, “Osmanlı Hükümetleri ve Tehcir Edilen Rum ve Ermenilerin İskanı Meselesi” Atatürk Yolu, Dergisi, Cilt:4 Sayı:14, Kasım1994. s.121.
[2] “Osmanlı Belgelerinde Ermeniler (1915-1920)”, T:C Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, Yayın Nu:14, Ankara, 1995, s.172; Ferudun Ata, “İşgal İstanbul’unda Tehcir Yargılamaları”, TTK Yayınları, Ankara, 2017, s.20.
[3] Ahmet Altıntaş, “Osmanlı İmparatorluğu’nun Tehcir Kararı Alması ve Uygulaması” Afyon Kocatepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt:7, Sayı:1, Haziran 2005, s.96.
[4] BOA, HR. MÜ. 43/34; DH. ŞFR, 54/156.
[5] Ali Türkgeldi, “Mondros ve Mudanya Mütarekelerinin Tarihi”, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, Ankara, 1948, s73; Bakar, s.174-175.
[6] BOA, DH. ŞFR, 93/26.
[7] BOA, HR. MÜ. 43/34, akt. Ahmet Altıntaş, a.g.m, s.97.

Bu yazı 201 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar