Hüseyin ALPASLAN

Hüseyin ALPASLAN

[email protected]

KARADENİZ'İN KUZEYİNDE YAŞAMIŞ KADİM TÜRK KAVİMLERİ-I

29 Ocak 2021 - 10:56 - Güncelleme: 29 Ocak 2021 - 12:35

KARADENİZ’İN KUZEYİNDE YAŞAMIŞ KADİM TÜRK KAVİMLERİ-I
                                                                                                         
Giriş

Türkler, ilk yurtları olan Orta Asya’da coğrafi şartların değişmesi, yaşamın ağırlaşması, toprakların kuraklaşması, nüfus artışı ve savaş gibi sebeplerden dolayı birçok farklı yöne göç etmişlerdir[1]. Karadeniz’in kuzeyine Orta Asya’dan birçok kavim gelmiştir. Ari kavimler kadar Türk kökenli kavimlerinde milattan önceki yüzyıllarda Karadeniz’in kuzeyine İdil-Ural bölgesindeki ara sahaya yerleştiklerini biliyoruz.

Karadeniz’in kuzeyindeki coğrafi şartların elverişli bir yaşam alanı sağlamasından dolayı, bu bölge Türkler için cazip bir yurt olmuştur. Meraların, ormanlık alanların, av hayvanlarının bolluğu, balıkçılık açısından uygun göllerin, akarsuların ve zengin maden yataklarının bulunması, tarih boyunca, kavimler tarafından bu bölgenin tercih edilmesine yol açmıştır[2].

Karadeniz’in kuzeyinde bulunan bozkır bitki örtüsü, Orta Asya ve batı Sibirya’nın devamı niteliğinde olup, geçişi zorlaştıran dağlar ve çöller yoktur. Hazar Denizi’nin kuzeyinden, Uralların güneyinden, “Kavimler Kapısı” olarak bilinen sahadan, İdil’in batısından Karpatlar’a kadar uzanan sahayı kullanan kavimler, Orta Asya’dan Avrupa’ya gelmişlerdir. Bu sahayı kullanarak gelen Türk kavimlerinden en eskisi Kimmerler olup, sonrasında İskitler, Batı (Avrupa) Hunları, Avarlar, Hazarlar, İtil Bulgarları, Peçenekler, Uzlar, Kıpçaklar (Kumanlar) Karadeniz’in kuzeyindeki bölgeyi Orta Avrupa’ya kadar yurt edinmişlerdir. Karadeniz’in kuzeyinde İdil boyu ile Tuna Nehri arasında kalan sahada bulunan Türk kavimleri, 18’nci yüzyıla kadar bu coğrafyayı kendi yaşam alanları olarak kullanmışlardır[3].

Karadeniz’in kuzeyindeki bölgede; M.Ö. 2000’den M.Ö. 800 yılına kadar yaşayan Kimmerler’den sonra, Kavimler göçüyle tetiklenen İskit akınları yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur[4]. M.Ö 800 tarihine kadar Kimmerler ülkesi olarak anılan bölgenin kaderi; yeni göçler, İskitlerin (Sakalar) istilası ve Kimmerleri yerlerinden çıkartmaları [5] ile değişmiştir. İskitler ve sonrasındaki Türk kavimlerinin varlığı ve egemenlikleri bu coğrafyaya damgasını vurmuştur. Şimdi bu bölgede yaşamış olan önemli Türk kavimlerini tanıyalım;

Kimmerler

Ön Türkler olarak bilinen Ural-Altay kökenli bozkır göçerlerinin batı kolundan olan Kimmerler [6]: M.Ö. 2000’den M.Ö. 800’lere kadar merkezleri Kırım olmak üzere Karadeniz’in kuzeyinde, Avrasya bozkırlarında ve Kafkasya’da yaşamışlardır[7]. Antik Yunan kaynaklarına göre Rusya’nın ilk, Doğu Avrupa’nın ise en eski halklarından[8] olan Kimmerler, bölgede Tunç çağının kültür temsilcileri olarak tanımlanmışlardır[9].

Kırım adının ve Kerç Boğazı’nın Kimmerler’den geldiği kuvvetli şekilde kabul görmüştür. Kimmerler’in Kafkasya ve Doğu Avrupa havzalarına yayılmaları Hint-Avrupa kökenli halkların yerlerinden oynamasına ve Kuzey Avrupa bozkırlarında hareketlenmelere sebep olmuştur [10]. Kimmerler’in sebep olduğu yer değiştirmeler neticesinde; M.Ö. 2000 tarihinin başlarında Aka’ların, M.Ö. 1200’lerde Dorların, Yunanistan’ı istila etmeleri üzerine; Yunan halkları Ege kıyılarına, Trak kökenli Frigler Anadolu’ya göç etmişlerdir. Aka istilasına uğrayan Girit uygarlığı ise M.Ö. 1600 yılında sona ermiştir. Tevrat’a göre; istiladan sonra Akdeniz’in doğu kıyısına göç eden ve Filistin adı verilen bölgeye yerleşen, Kaftor (Krete=Girit) halkının bir kısmı Pelest’ler ya da Filist’ler olarak kabul edilmektedir[11]. Avrupalı tarihçilere göre Aka’lar (Akhaios ya da Akhay olarak da söylenmiştir), Tunç kültürünün çevrelerinden (Kimmerlere atfedilen bölge) güneye inen İndogermen’ler olarak kabul görmüştür.

Yaklaşık 1200 yıl Karadeniz’in kuzeyinde ve bugünkü Rusya’da hâkimiyetlerini sürdüren Kimmerler, M.Ö. 800’lerin sonlarında doğudan gelen İskitlerin baskısıyla güneye ve batıya doğru çekilmek zorunda kalmışlardır. Kimmer-İskit savaşı Türkler arasındaki en eski savaşlardan birisi olup, Kafkasya ve Dinyeper bölgesinde yapılan kültür incelemeleri ve arkeolojik buluntularda; Kimmer ve İskit halklarını birbirinden ayıramaz benzerliklere ve kanıtlara ulaşılmıştır.

İskitler/Sakalar
İskitler, M.Ö. 7 ve 5. yüzyıllar arasında, Çin seddinden, batıda Tuna nehrine kadar uzanan sahada yaşamış bir Orta Asya kavmidir. Bu kadar geniş topraklarda yaşamaları Grek, Urartu, Pers ve Asur gibi birçok uygarlıkla ilişki kurmalarını sağlamıştır [12].  İskitler, Pers (İran) kaynaklarında “Sakalar” ismiyle anılmıştır. Herodotos ise İskitlere Skythler” diyerek onları Kimmerleri yurtlarından kovan göçebeler olarak anlatmıştır[13].
İskitlerin yöneticileri ve içinde yaşayan halkın büyük çoğunluğu Türk boylarıdır. Diğer etnik grupları da içerisinde bulunduran İskitler geniş coğrafyada bulunmuş kalabalık bir kavimdir[14]. İlk yurtlarının Tanrı Dağları ile Fergana ve Kaşgar bölgeleri olduğu kabul gören İskitler [15]; M.Ö. 8’nci yüzyılda Kavimler Göçü sebebiyle batıya doğru itilmeleri [16] neticesinde; Hazar Denizi’nin batısı, Tuna Nehri’nin doğusu ve Karadeniz’in kuzeyinde Kimmerler’in topraklarını ele geçirdikten sonra Ön Asya’ya M.Ö. 700’lerde ulaşmışlardır [17].
Karadeniz’in kuzeyinde, Kafkasya ve Anadolu’da hakimiyetini hissettiren İskitlerin; bu coğrafyalarda kurdukları uygarlığın ve kültürün etkileri yüzyıllarca hissedilmiştir[18]. M.Ö. 700’lerde Hunların sıkıştırmasıyla Güney Rusya’ya gelen[19] İskitler, M.Ö. 6. ve ile 2. yüzyıllar arasında Güney Rusya’da yaşamışlardır[20]. İskitlerin Karadeniz’in kuzeyi ile Güney Rusya coğrafyasında hâkimiyetleri ve yoğun etkisi yüzyıllar boyu sürmüştür[21]. Bazı coğrafyacılar tarafından bu bölgeye İskitya, Karadeniz’e ise İskit Denizi denilmiştir [22].
Orta Asya’dan Doğu Avrupa’ya kadar geniş bir alana yayılan İskitler, Anadolu’ya girmişler ve Mısır önlerine kadar ilerlemişlerdir [23]. Bu kadar geniş coğrafyada yaşamış olan İskitler ile ilgili bilgilere birçok uygarlığın kaynaklarında rastlamak mümkündür. M.Ö. 2’nci yüzyıldan sonra, Sarmatlar ve Keltlerin saldırıları sonucunda; Karadeniz’in kuzeyinde, Güney Rusya’da ve Ukrayna bozkırlarında hâkimiyetleri iyiden iyiye zayıflayan İskitler[24], Güney Avrupa’ya doğru göç eden Gotlar tarafından ortadan kaldırılmışlar, deniz ötesi İskitlerin batı göç kolları ise diğer kavimlerin içerisinde erimişlerdir[25].
Avrupa (Batı) Hun İmparatorluğu
Karadeniz’in kuzeyinde Türk varlığı Kimmerler ve İskitlerden sonra Hunlar ile devam etmiştir. Asya’da bulunan Büyük Hun İmparatorluğu’nun Kağanlar arasındaki mücadeleler neticesinde parçalanmasından sonra Hunların bir kısmı M.Ö.48 ile M.S.93 yılları arasında Kazakistan bozkırlarına göç etmişlerdir[26].
Kazakistan bozkırlarına iki yüzyıl boyunca süren göçler, bu bölgede nüfusun artmasına, otlakların yetersiz kalmasına, verimli yaşam alanlarının daralmasına sebebiyet vermiş ve bu durum yeni yurt arayışlarını başlatmıştır. Hunların bir kısmı Kafkasların kuzeyini istila ederken, yaklaşık üç yüz yıldır İtil boylarında bulunan Hunlar, 374-375 tarihlerinde Balamir önderliğinde İtil Nehri’ni geçerek Alanları batıya doğru sürmüşler ve Ostrogotları yenilgiye uğratmışlardır. Hunların batıya doğru ilerleyişi Avrupa tarihinin Kavimler Göçünü başlatmıştır.                              
4’üncü yüzyıla gelindiğinde Hunlar, Karpat Dağları’na ulaşmışlar, Uldız liderliğinde batıya doğru akın ederek ikinci kavimler göçüne sebebiyet vermişlerdir. Çin kaynakları, İtil boyu Hunları ile Avrupa’da bulunan Hunların aynı kavimler olduklarını doğrulamaktadır[27].
Batı Roma İmparatorluğu’nu Gotların elinden kurtaran Hunlar, 422 yılından sonra Orta Tuna ve Tissa havzalarını ele geçirerek, Germen ve Slav kavimlerini hakimiyetleri altına almışlardır. 434 yılında Hunların başına Attila ve Bleda kardeşler geçmiştir. 445 yılında Bleda’nın ölümünden sonra Batı Hun Devleti’nin tek hâkimi olan Attila ülkesinin sınırlarını genişleterek Aral Gölü’nden, Avrupa’da Ren Nehri’ne kadar büyük bir sahayı ve otuzdan fazla kavmi egemenliği altına almıştır.
Attila’nın önderliğinde Hunlar, 447 yılında Balkanlar ve Doğu Roma, 452 yılında Batı Roma (İtalya) üzerine seferlere çıkmışlardır. Doğu Roma’yı yapılan savaşta mağlup eden Attila yıllık vergi ve tazminat karşılığında barış yapmış, Batı Roma’dan ise Papa’nın yalvarması, vergi ve Honoria’nın yüzüğünün[28] teklif edilmesi üzerine geri dönmüştür.
Attila’nın 453 yılında ölmesinden sonra çocukları arasındaki taht çekişmeleri devletin zayıflamasına neden olmuştur. Germenlerle ve Doğu Roma ile yapılan savaşlarda liderlik mücadelesi sürdüren Attila’nın iki oğlu İlek ve Dengizik’in ölmeleri üzerine; Hunlar 469 yılında dağılmışlardır. Attila’nın en küçük oğlu İmek ve bazı Hun grupları Karadeniz’in kuzeyine dönerek burada bulunan Ogur Türkleri ile karışmışlar ve Bulgarları meydana getirmişlerdir[29].
Haftaya İkinci bölümle DEVAM EDECEK…

Hüseyin ALPASLAN;
Tarihçi-Yazar
[email protected]

Kaynakça

[1] Uğurlu, N. (2013). Kuzey Karadeniz Türkleri. İstanbul: Örgün Yayınevi.s.24.
[2] Laypanov K.T. ve Miziyev İ.M. (2008). Türk Halklarının Kökeni. İstanbul: Selenge Yayınları.s.40-41.
[3] Ayçiçek, A. (2019). Altın Orda Hanlığı’nın Sükutuna Kadar Karadeniz’in Kuzeyinde Türkler. Burdur: Oğuzhan Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı:2, s. 98.
[4] Tarhan, T. (1984). Eski Anadolu Tarihinde İlk Türkler “Kimmerler ve İskitler. Türkler, c.1, Ankara: YTY.s.109.
[5] Herodotos, (2019). Herodotos Tarih. (Müntekim Ökmen, Çev.), İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları. s.60.
[6] Karatay, O. (2015). İran ile Turan. İstanbul: Ötüken Neşriyat, ss.144-165.
[7] Tellioğlu, İ. (2005). Kimmer ve İskit Göçlerinin Doğu Anadolu Bölgesindeki Etkileri., Erzurum: A. Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, Sayı: 27, s. 238.
[8] Ayçiçek, A. s.98.
[9] Günay, U.T. (2015). Türklerin Tarihi. Ankara: Akçağ Yayınları. s.53.
[10] Günay, U.T. s.54.
[11] Mansel, A.M. (2014). Ege ve Yunan Tarihi. Ankara: TTK, s.64.
[12) Günay, U.T. s.57.
[13] Herodotos.s.12
[14) Günay, U.T. s.57.
[15] Özkan, M. (2010). Türk Devletleri. İstanbul: Kalipso Yayınları.s.7.
[16) Necef, E. N. ve Berdiyev, A. A. (2003). Hazar Ötesi Türkmenleri. İstanbul: Kaknüs Yayınları. s.66.
[17] Günay, U.T. s.58.
(18] Ayçiçek, A. s.98
[19] Grousset, R. (2006). Bozkır İmparatorluğu. (M. R. Uzmen, Çev.), İstanbul: Ötüken Neşriyat.s.26.
[20] Memiş, E. (1987). İskitler’in Tarihi. Konya: Selçuk Üniversitesi Yayınları.s.61.
[21] Gumilev, L.N. (2020). Hazar Çevresinde Bin Yıl. (A. Batur, Çev.), İstanbul: Selenge Yayınları.s.44.
[22] Strabon (2015). Antik Anadolu Coğrafyası Geographıka, Kitap XII, Bölüm: III, IV, V, VI, VII, VIII, Kitap XIII Bölüm: I, (A. Pekman, Çev.). İstanbul: Arkeoloji ve Sanat Yayınları, ss. 37-109.
[23] Durmuş, İ. (2008). İskit İmparatorluğu’nun Yıkılış Nedenleri. Gazi Akademik Bakış, c.1, sy.2, ss.199-214.
[24] Durmuş, 2008, ss. 199-214.
[25) Günay, U.T. s.64.
[26] Taşağıl, A. (2013). Orta Asya Türk Tarihi, Bölüm: 1-4. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayını.s.61.
[27] Kurat, A.N. (2019). IV-XVIII. Yüzyıllarda Karadeniz Kuzeyindeki Türk Kavimleri ve Devletleri. Ankara: TTK.s.13.
[28] Çoban, H. (2019). Attila ve Avrasya Hunları-Batı Roma İlişkilerinde Evlilik Meselesi.  Ankara: Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi, Sayı: 17, ss.57-68.
[29] Taşağıl, A. s.62.

Bu yazı 1531 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum