Umut Berhan ŞEN: EKONOMİK İSİTHBARAT VE DEVLETİN MİLLİ GÜVENLİĞİ

Umut Berhan ŞEN: EKONOMİK İSİTHBARAT VE DEVLETİN MİLLİ GÜVENLİĞİ
16 Eylül 2021 - 19:20

Umut Berhan ŞEN – SASAM Uzmanı

     ‘Anlaşılması gereken konu; politikayla amaç arasındaki ilişki nedeniyle, aktif politikacının bir durum muhakemesi yaparken, sübjektif etkiler altında kalabileceğidir. Bir istihbarat değerlendiricisi, kendisine ait birçok sorunu bulunan deneyimli bir politikacınınkinden çok daha keskin ve açık bir gözle durumları değerlendirebilecektir. Bunu kavrayan bir politikacı, düşlerden uzak, doğru kararlara ulaşabilecektir.’ Reinhard GEHLEN

      Günümüz dünyasında istihbarat kavramı, sıradan insanlar için ‘gizli örgütlerin, biraz gizemli, hukuk sınırlarını aşan, keyfilik kokusu veren, yaptıkları hakkında hesap vermeyen istihbarat ajanlarının faaliyetlerini’ çağrıştırır. Halbuki istihbarat, avcı-toplayıcı yaşam biçiminden, yerleşik düzene; sanayi toplumundan bilgi toplumu aşamasına bütün gelişme evrelerinde korunmanın türevi, güvenin gereği olmuştur. Her zaman var olmanın ve varlıklı olmanın hayati önemdeki etkinliğidir. İstihbarat, siyasi örgütlenmelerin bir numaralı sorunu olduğu gibi, iş dünyasının da vazgeçilmez bir ihtiyacıdır. ‘İnsanın olduğu yerde istihbarat ihtiyacı olacaktır.’ realitesine göre varılan sonuç; istihbaratı önemsemeyen birey, kuruluş ve kurumların uzun soluklu gelecek inşa edemeyeceğidir.

     Kuşkusuz, anlayış ve algılama seviyelerindeki değişikliklerin meydana getirdiği her türlü tanımlamada eksik kalan konular, istihbarat için de geçerlidir. Fakat literatürde tam olarak tanımlanamasa da üzerinde fikir birliği sağlanan birçok tanımı bulunan bu göreceli kavram, uluslararası çevrenin değişim hızına uygun olarak etkileşimli bir biçimde dönüşmektedir. Geleneksel olduğu kadar gelişen özelliklere de sahip olan ve bünyesinde istenen amaca uygun geniş bir anlam kazandırabilen bir milli istihbarat olgusu, yeni nitelikler kazanmak zorundadır. Geçmiş ile gelecek arasında bağ kurabilme potansiyeline sahip olan istihbarat biliminin, sistematik bir bütünlük içinde incelenmesi ve analizi de bu anlamda her geçen gün önem kazanmaktadır.

     İstihbarat faaliyetlerinde doğru bilgilere erişme, korku ve kaygılarımızı azaltmanın gerek şartıdır. Somut ve sağlıklı bilgiler elimizdeyse, alternatif çözümler üretebilir ve korkularımız ve kaygılarımızdan kurtuluruz. Bu bağlamda, istihbaratın asıl amacı, güven ortamını oluşturmak ve sürdürmektir. Elbette ki korku ve kaygı var olduğu müddetçe, istihbarat, devletlerin ve uluslararası kuruluşların, vazgeçilmezi olmaya devam edecektir. Ülkemizin milli güvenlik istihbaratı üzerine yapılan tartışmaların başında, Türkiye’nin ne ölçüde bağımsız bir devlet olarak hareket ettiği ya da ne ölçüde güçlü olduğu sorusu gelmektedir. Bu sorunun cevaplanabilmesi için dünyadaki güçlü gizli servislerin arenasında büyük güçlerin oynadıkları roller ve bundaki değişimleri takip etmemizi sağlayacak bir kavramsal çerçevenin ortaya konması gerekmektedir. Türkiye, hem Covid-19 tehdidiyle, hem de çok yönlü ve çok fonksiyonlu iç ve dış terör tehditleriyle, hem düzensiz göç dalgası tehditleriyle mücadele eden bir ülke olarak, bu tür teorik çalışmaları yapmak ve bu sayede oluşturulabilecek güç konfigürasyonuna ve konfigürasyon yönetimine katkı sağlamak, ülkemizdeki resmi istihbarat görevlisi ve uzmanlar, akademisyenler ve stratejistler için bir görev ve misyon haline gelmiştir.

      Dünyadaki tüm ülkeler, sahip oldukları güçle ve jeostratejik konumla doğru orantılı olarak, ulusal güvenlik stratejilerini planlarlar. Bu planın en temel argümanı ise kuşkusuz istihbarat teşkilatlarıdır. Bir güvenlik bilimi olan istihbaratın ana konusu daima zeka çalışmaları olagelmiştir. Dünya büyük bir değişimin eşiğine gelmiş durumdadır. Bu değişimin temel dinamiklerini ise, yapay zeka ve uzay çalışmaları, Endüstri 5.0 devrimi, bölgesel çatışma ve savaşlar sonucu gerçekleşen göçler, radikalleşme ve şiddet içeren etnik çatışmalar, yeni terör tehditleri, etkinliği gittikçe artan özel askeri şirketler, yeni savaş ve istihbarat uygulamaları oluşturmaktadır.

     İstihbarat, rasyonel açıdan elde edilen bilgilerin, ne kadarının yararlı ne kadarının sağlam kaynaktan olduğunu belirlemek amacıyla işleme konulmasıdır. Bugün, istihbarat toplama ve analizi, birçok istihbarat servis analistinin soğuk savaş devrinde geliştirdiği yetenek ve içgüdüsel yaklaşımlardan tamamen farklı bir bakış açısı, uzmanlık ve analiz gerektirmektedir.

       Ulus devletler ve devlet olma vasfına sahip her ulus için yaşamsal bir zorunluluk olan istihbarat kurumları toplumsal yaşamın her alanında faaliyet gösterir. İstihbarat teorik olarak;  devletin karar alıcı organlarına sunulmak üzere toplanmış ve çözümlenmiş izlemsel veya taktik içerikli işlenmiş bilgidir. Her türlü kaynaktan elde edilen ham bilgiler ilişkisiz gibi görünen parçalardan oluşan, çelişkili, güvenilmez, yanıltıcı veya yanlış olabilir. İstihbarat bilgisini ham veya yanıltıcı bilgiden ayıran temel özelliği, birleştirilmiş, değerlendirilmiş, çözümlenmiş, yorumlanmış, ayıklanmış ve kıymetlendirilmiş olmasıdır. İstihbarat günün şartlarına uygun olarak geliştirilen çok yönlü bir konudur. Çeşitli kitap ve sözlüklerde, istihbarat, “akıl, zekâ, anlayış, malûmat, haber, bilgi, vukuf, işitilen haberler, muteber olan havadis, duyulan şeyler, toplanan haberler, alınan haberler, bilgi toplama, haber alma” olarak da tarif edilmektedir.

       Bir istihbaratçı öncelikle ”nasıl düşünmek gerektiği” hakkında düşünmeli ve sonrasında nasıl plan yapacağı, icra edeceği, değerlendireceği ve istihbarat toplayacağı konusunda anlayış geliştirmek durumundadır. Aynı durum büyük şirketlerin yöneticileri, ekonomistler ve bankacılar için de geçerlidir. Ekonomik istihbarat uzmanlarının temel görevleri ise ekonomideki muhtemel gelişmeleri ve finansal hareketlerin (dövizin aniden orantısız yükselmesi, enflasyon, ödemeler dengesinin sağlanamaması vb.) varsayım ve risk algoritmasını analiz edip yön verecek gerekli istihbaratı oluşturup, karar mercilerine iletmektir.

       Milli gücü oluşturan tüm unsurlar bir senfoni orkestrası olarak kabul edilirse bu orkestranın ana enstrümanı ekonomik güçtür. Bir ülkenin ekonomik gücünün ölçülmesinde; sahip olduğu doğal kaynaklar, ekonomik düzeninin genel yapısı, milli bir burjuvazi sınıfının mevcudiyeti, sektörlerin dağılımı ve kapasitesi, iş gücü, dışarıdan hammaddelere olan bağımlılığı, kendi kendine yeterliliği, parasının değeri, uluslararası ekonomik ve finans örgütleri ile ilişkisi, kredi notu, şirketleri, uluslararası tanınmış markaları, gayri safi milli hasılası, teknolojik kapasitesi, ulaştırma ver haberleşme ağı gibi faktörler göz önüne alınabilir. Küresel şirketokrasi düzeninde gelişmiş ülkelerin küresel stratejisi; ekonomik olarak zayıf güçleri egemenliği altına almak ve buna bağlı olarak istediği siyasal kararları aldırabilmek ve uygulatabilmek, menfaatlerine hizmet edecek şekilde uluslar üstü seviyede örgütler ve birlikler kurarak çıkarlarını bu sayede sağlama almak, böylece dolaylı yollardan zayıf güçleri kendine bağlamak durumuna gelmiştir. Gelişmiş bir ekonomiye sahip ülkeler ürettikleri teknolojiyi, sanayi mallarını, finansal imkânlarını diğer ülkeleri ikna etmekte bir araç olarak kullanırlar. Dolayısıyla gelişmiş tüm ülkelerin bir ekonomik güvenlik anlayışı ve bu anlayış dâhilinde istihbarat servisleri bünyesinde ekonomik istihbarat dairleri vardır. Bu yapı içinde iş adamı dernekleri, sendikalar, ulus ötesi şirketler, lobicilik ve danışmanlık şirketleri, üniversiteler, teknoloji merkezleri vb. bu daire ile ortak bir konfigürasyonda çalışırlar.

    Ekonomik İstihbarat Nedir?

    Tanım: Ekonominin genel kapasitesini, zayıf ve güçlü yanlarını tespit etmeye yönelik ve genellikle ekonominin çok uzun süreyle silahlı kuvvetleri destekleyebilme derecesinin tespitine yönelik yapılan istihbarattır. Ekonomik istihbarat yapılması görece kolay olan bir istihbarat türüdür. Zira ekonomik verilerin çok büyük kısmı, açık kaynaklardan toplanmaktadır. Ekonomik istihbarat, hem açık kaynaklardan hem de çeşitli risk analizleri ve küresel şirketokrasi içinde görev yapan istihbarat elemanlarından elde edilen finansal, ticari, teknolojik, politik veri ve bilgilerin toplanması, kıymetlendirilmesi, tasnif edilmesi, analiz edilmesi ve nihayetinde ilgili devlet kurum ve kuruluşlarının hizmetine sunulmasına dair faaliyetleri kapsamaktadır.

      Türkiye’de hemen hemen bütün finansal ve ekonomik veriler açık kaynaklardan kolaylıkla temin edilebilmektedir. Ancak bu verilerin doğru analizi ve tespit edilen finansal risklerin devletin üst makamlarına ve ilgili ekonomi kurumlarına iletilmesinde sorunlar yaşanmaktadır.

        Günümüzde dünya borsalarının günlük kayıpları 2008 kriziyle ancak karşılaştırılabiliyor. Dolayısıyla piyasada kaybolan paranın 1 trilyon doları geçtiği söyleniyor. Japonya ve Almanya gibi ülkelerin büyüme hızlarının çok azaldığı ve teknik olarak durgunluğa gireceği öngörülebilir. Ayrıca dünya toplam büyüme oranına en fazla oransal katkıyı yaparak mevcut küresel düzenin ömrünü uzatan ülkenin Çin olduğunu ama bu yeteneğini bu çöküşle birlikte kaybetmeye başlayacağı öngörülebilir.

      Elbette istihbaratın temel amacı neler olduğunu anlamak ve neler olabileceğini tahmin etmektir. Ekonomi ise bir bilim olarak, dünyanın en mükemmel istihbarat servislerinin bile tam olarak anlayamayacağı kadar karmaşıktır.

       Ekonomik istihbaratın modern dünyada ortaya çıkması 19. yüzyılda İngiltere’de başlamıştır. Zira İngiltere’nin 19. yüzyılda belirlediği temel hedef, dünya ticaretinin denetimini tamamen eline geçirmekti. Dolayısıyla 19. yüzyıldan itibaren İngiliz istihbarat servisi ciddi bir dönüşüm geçirerek sanayiciler, bankerler, bakanlar ile karmaşık bir ağ örmüştür. İngiliz istihbaratı, ajanlardan veri temin eden geleneksel bir servis olmak yerine; bankacılık, gemicilik, sanayi ve ülkenin diğer güçlerini bir araya getiren masonluk benzeri bir sistem kurmuştur. Bu sistem 1846’da başlayan serbest ticaret çağında, hiçbir şeyden kuşkulanmayan yabancı ekonomiler üzerinde müthiş bir etki yaratmıştır. Oxford ve Cambridge üniversitelerinden mezun olan bir grup İngiliz eliti 1890’lardan itibaren yarım yüzyıl boyunca İngiliz politikalarını yönetmiştir. İçlerinde Dışişleri Bakanı Lord Albert Grey, Checil Rhoedes, tarihçi ve istihbaratçı Arnold Toynbee, jeopolitikçi Halford J. Mackinder gibi isimlerin olduğu bu grup 1910’da Round Table’ı (Yuvarlak Masa) kurmuştur. Bu ekip, 1919’da Versay koridorlarında Uluslararası İlişkiler Kraliyet Enstitüsü’ne (bugünkü adıyla Chatham House) dönüşmüştür. Bu grubun amacı, Güney Afrika’dan Mısır ve Hindistan’a İngiltere’nin sömürge mülklerini birbirine bağlamaktı. Bu yapı, iki dünya savaşının finansmanını ABD’ye yüklemekte de başarılı olmuştur. Zira savaşların öncesinde İngilizlerin kasası büyük ölçüde boştu. Mesela, Ortadoğu’yu ayaklandıran meşhur istihbaratçı Yüzbaşı Edward Lawrence, petrole kuyularına göre Irak’ın haritasını çizen Çöl kraliçesi Getrude Bell gibi isimler bu yapının saha elemanları arasında en önemli iki isim olmuştur.

    ABD istihbarat topluluğunun çatı organı olan Ulusal İstihbarat Direktörlüğü Ofisi’nin analitik kolu olarak faaliyet gösteren Ulusal İstihbarat Konseyi tarafından yayınlanan “Küresel Eğilimler: 2030” raporunda değişen ekonomik ilişkilerin ve hatta küresel ısınma sonucunda değişecek olan coğrafi odağın siyasal gelişmeleri etkileyeceği ve uzun yıllardır batının elinde olan gücün doğuya kayacağı öngörülmüştür. Günümüzde küresel çapta bir ticaret savaşı sürerken bu savaşın en önemli aktörlerden biri de Türkiye’dir. Dolayısıyla bu savaş kapsamında yaşananları daha iyi değerlendirebilmek için ekonomik istihbaratın önemini ve geçmişteki bir takım ekonomik istihbarat operasyonlarını bilmek ülkemize çok büyük avantaj sağlayacaktır.

    Ekonomik istihbarata bir başka örnek: 1991 yılında SSCB’nin dağılması ile birliği oluşturan ülkeler dağılmış ve Türkiye, tarihi, dini ve etnik bağlarının olduğu Orta Asya ve Kafkasya bölgesi üzerinde özel bir etkinlik politikası izlemeye başlamıştır. Türkiye’nin bu tutumu karşısında batılı ve doğulu istihbarat servislerinin konuya ilişkin yaptığı ilk analiz muhtemelen şu şekildedir; “Türkiye, böyle bir etkinlik politikası izlemek için yeterli ekonomik kaynağa sahip mi?” Kuşkusuz ülkemizdeki istihbarat analizcileri de net olarak farkındaydı ki, askeri ve siyasal gücünüz büyük olsa da yeterli ekonomik kaynağa sahip değilseniz bölgesel güç olma ve sonrasında potansiyel küresel güç adayı olma ihtimali sıfırdır. Dolayısıyla ekonomik istihbarat zorunlu ve hayati bir istihbarat dalıdır.

    Ekonomik istihbarata bir diğer örnek: CIA, 1987 yılında yaptığı açıklamada, Japon istihbarat servislerinin %80 oranında ABD sanayisine ve teknolojisine yöneldiğini ifade etmiştir. Benzer şekilde FBI, 1992 yılında yaptığı açıklamada, Fransız istihbarat servislerinin ABD’deki büyük sanayi ve teknoloji şirketlerini hedef aldığını açıklamıştır.

      İstihbarat servisleri ve özel istihbarat şirketleri, kendilerine iş dünyasında önce iş istihbaratı, finans ve yatırım danışmanlığı işleri buldular. Son on yılda yeni pazarlar bulmak ve görünümlerini kamufle etmek için lobicilik, güvenlik ve kriz yönetimi alanlarına da el attılar. Uluslararası kuruluşlar ile ilişkileri düzenleme işine soyunan şirketler, lobiciliğin ötesinde hizmetler de sunmaktalar. Fransa, özel sektör ile istihbarat dünyası arasında yeni fikirlerin ortaya çıkmasını sağlayacak yeni süreçler düzenlenmekte ve iş istihbaratı şirketlerinin statüsü ile ilgili yeni yasal düzenlemeler yapmaktadır. Avisa; AB içinde doğru kişiye doğru mesajı iletmek, yumuşak istihbarat, üye ülke hükümetleri ile işbirliğini geliştirme gibi vaatlerde bulunmaktadır. Fransız Gaz şirketi GDF, faaliyette bulunduğu Kuzey Afrika (Cezayir, Libya) ve Ortadoğu (Katar, Suriye ve Yemen) gibi ülkeler hakkında ülke risk analizi ve danışmanlık hizmeti de sağlamaktadır. Siemens firması telekomünikasyon bölümünün Alman dış istihbarat teşkilatı BND ile yakın ilişkileri Der Spiegel’e konu olmuştur. Fransa’da havacılık sektöründeki 40 kadar Fransız şirket ve kuruluşuna dağılmış 80 istihbaratçı bir kulüp kurarak üç ayda bir yaptıkları toplantılara akademik dünyadan kişileri de çağırarak konferanslar düzenlemekte, güncel konular ile ilgili 5-6 kişilik çalışma grupları oluşturmaktalar. Fransız iş istihbaratı şirketi Safran grup ise ülkenin en önemli kuruluşlarının bir araya geldiği paneller düzenlemektedir. Halen Ortadoğu’da son derece aktif olan İngiliz lobicilik şirketleri iş yapacak yeni hükümetler aramaktadır. CIA mensupları, lobi firmaları içinde hukuk müşaviri ve halkla ilişkiler uzmanı sıfatında dünyanın her köşesinde faaliyet yürütmektedir. Verdiğimiz bu örneklerden de anlaşılacağı üzere artık lobicilik ve danışmanlık, istihbarat servislerinin hem örtüsü hem de diğer işlere harcamak için para kazanma kaynağı haline gelmiştir.

       Ekonomik İstihbaratın Konfigürasyonu

       Türkiye’nin teknoloji alanında diğer ülkelerle yarışarak, rekabetçi bir ekonomiye sahip olabilmesi için kendi dünya markalarını yaratması elzemdir. Dolayısıyla bir yandan kendi yaratıcı insan gücünü geliştirmesi, koruması ve diğer yandan da iç ve dış ödemeler dengesinin sağlanması ve konsolide bütçe açığının nasıl kapatılacağının yollarını bulması için alternatif stratejiler geliştirmesi gerekmektedir. Dolayısıyla ülkemizin, yeni bir ekonomik güvenlik konsepti altında ihtiyaç duyduğu yeni bilgi ve teknolojileri ülke ekonomisinin motorize gücü haline getirecek, iş istihbaratı, danışmanlık, lobicilik vs. görüntüler altında rasyonel çalışacak bir ekonomik istihbarat yapılanmasına ihtiyacı bulunmaktadır. Türkiye’nin ekonomisini büyük güçlerle rekabet edecek şekilde ayağa kaldırması için bilgiye ulaşması ve rasyonel bir şekilde kullanması gereklidir. Türkiye hem kendi ekonomi politikası için ihtiyacı olan istihbaratı üretecek hem de başka ülkelerin sanayi ve teknoloji konusundaki gelişmelerini kendi coğrafyasına entegre edebilecek bir ekonomik istihbarat anlayışı geliştirmek durumundadır. Ekonomik istihbarat için, diğer ülkelerdeki örneklerine benzer şekilde, seçilecek ekonomi ağırlıklı bir üniversite dâhilinde oluşturulacak düşünce ve araştırma merkezleri dâhilinde kısa ve uzun vadeli ekonomi politikalarının ihtiyacı olan istihbaratın toplaması, analiz etmesi ve ilgili yürütme organlarının hizmetine sunması düşünülebilir.

       Milli İstihbarat Teşkilatı bünyesinde kurulacak bir ekonomik istihbarat dairesi aynı zamanda belirli finans kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, ticaret, sanayi ve meslek odalarıyla koordinasyon halinde çalışarak, yabancı şirket ve yatırımcıların faaliyetlerinin izlenmesi ve bunlara yönelik politikaların belirlenmesinde de oyun kurucu bir role sahip olacaktır. Ekonomik istihbarat dairesi, açık kaynakların yanı sıra, büyük ihaleler, müşteri araştırmaları, ülkelerin uluslararası yatırım ve ticaret görüşmeleri ve gizli anlaşmaları ve en önemlisi ekonomi politikalarına ilişkin önemli kararları da çeşitli istihbari yöntem ve tekniklerle belirleyebilecektir. Ayrıca işadamları, şirket Ceo’ları, gazeteci-yazar, hukukçu, bankacı, ekonomist, Ticaret Bakanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlıklarından ilgili bürokratik temsilciler ve özel analistlerden oluşan bir ekonomik istihbarat kurulunun oluşturulması da elzemdir. Bu kurul MİT’e bağlı görev yapacak ancak ilgili durumlarda tüm ilgili kurum ve kuruluşlarla koordineli çalışacaktır.

     Ayrıca son günlerde kamu bürokrasisi içerisinde dile getirilen Devlet Planlama Yatırım ve Koordinasyon Bakanlığı’nın oluşturulup, Hazine’nin bu bakanlığa bağlanması yerinde bir karar olacaktır. Zira bu sayede yatırımlar denetlenebilecek ve her türlü manipülasyonun da önüne geçilebilecektir. Ekonomik güvenlik açısından bu yeni bakanlığın tesisini elzem görüyoruz.

      Genel Değerlendirme ve Sonuç:

      21. yüzyılın ilk çeyreğinin sonlarına doğru, milli güvenlik ile ekonomik güvenlik arasındaki artan ilişkinin gereği olarak, uluslararası ekonomik rekabet ortamında ekonomik istihbarat faaliyetlerinin önemi artmıştır. Türkiye’nin ekonomik refahının korunması ve geliştirilmesi için uluslararası rekabet gücünün artırılması gerekmektedir. Küresel güç mücadelesinin ekonomik rekabete dönüşmesi, ekonomik istihbarat faaliyetlerini zorunlu kılmaktadır. Günümüzde ulus devletler ekonomik istihbarat üretmek için yeni kurumsal yapılar oluşturmakta veya mevcut istihbarat kurumlarının fonksiyonlarına ekonomik istihbaratı da eklemektedirler. Ekonomik istihbarat, 21. yüzyılda Türkiye’nin geleceği açısından geniş bir stratejik perspektif oluşturulması, uluslararası ekonominin yönü, destek verilmesi gereken sektörlerin neler olduğu, Türkiye’nin ekonomik anlamda rekabet içinde olduğu ülkelerdeki gelişmelerin analizi ile Türkiye’ye yönelik ekonomik istihbarat çalışmalarına karşı önlemler geliştirebilmek için kullanılması zorunlu bir istihbarat dalıdır. Günümüzde, dünyanın 15. ekonomisi olan ve dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisinden biri olmayı hedefleyen Türkiye’nin artan uluslararası rekabet ortamında ekonomik istihbarat konusundaki gelişmeleri dikkate alarak bu konuda rasyonel stratejiler belirlemesi ve istihbaratla ilgili kurumsal yapıları süratle yeniden reorganize ederek, gerekli güncellemeleri acilen yapması milli bekamız ve milli güvenliğimiz açısından yaşamsal öneme sahiptir.

Konuyla İlgili Okuma Tavsiyesi:

-Erdal Şimşek, Türkiye’de İstihbaratçılık ve MİT, Kumsaati Yayınları, 2004.

-Prof. Dr. Sait Yılmaz, Temel İstihbarat, Kripto Yyaınları, 2018.

[email protected]

Sahipkıran Stratejik Araştırmalar Merkezi – SASAM – Güçlü ...

https://sahipkiran.org
Bu haber 118 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum