İsmail UÇAKCI Yazdı: KÜRT ALEVİLERİ ÜZERİNE

1890’lı yıllara kadar Anadolu’da Alevî, Sünnî ismi bilinmez, dolayısıyla bugün kullandığımız Alevî, Sünnî ayrılıkçı kelime ve sözcükleri kullanılmazdı.

İsmail UÇAKCI Yazdı: KÜRT ALEVİLERİ ÜZERİNE
06 Mayıs 2020 - 17:47 - Güncelleme: 06 Mayıs 2020 - 18:57

KÜRT ALEVİLERİ

Alplerin Torunu, Erenlerin Yoldaşı, Oğuz Türkmen Evlatlarını:

1890’lı yıllara kadar Anadolu’da Alevî, Sünnî ismi bilinmez, dolayısıyla bugün kullandığımız Alevî, Sünnî ayrılıkçı kelime ve sözcükleri kullanılmazdı.

Anadolu insanı Kayı, Kınık, Kızık, Peçenek, Eymür, Yıva gibi bağlı boyları, Kürt Beğdilisi, Kürtler Avşarı, Kürt Döğer, Kürd Bayatı, Bayındır Kürdü, Salurlu Ekrâdı, Rişvan, Kara Keçili, Barak, Tahtacı gibi bağlı aşiretleri, Atçeken, Salmanlı, Boynuinceli, Varsak gibi bağlı teşekkülleri, Yörük, Çıtak, Manav, Ekrâd gibi yaşam biçimleri ve yaşadıkları coğrafyalara göre adlandırılırlardı.

Bunların yanı sıra Anadolu’da Baba-î, Mevlevî, Kalender-î, Haydar-î, Bektaş-î, Bayram-î, Halvet-i, Şad-î, Uşak-i, Nakş-i, Rufa-î, Gülşen-i, Kadr-i, Safevi gibi adlarla anılan tarikatlar bulunur ve bu tarikatlarımız talipli (derviş) üyeleri Bali, Bal, Abdal (Ede), Sultan, Çelebi, Mevlâna, Gül, Gülce, Güllüce, Hace, Hacegan, Kızılbaş, Şah gibi tarikat şeyh ve üyelerinin takı adlarıyla anılırlardı.

Bu tarikatlarımızdan Baba-î, Kalender-î, Haydar-î, Bektaş-î, Bayram-î, Safevi’ler gibi bazı tarikatlarımız Millet esasıyla öğretilerini sunup, faaliyette bulunurlarken, Mevlevî, Rufa-î, Nakş-i, Kadr-i gibi bazı tarikatlarımız Ümmet esasıyla öğretilerini sunup, faaliyette bulunurlardı.

Birinci ve İkinci dönem Beylikler devri hakimiyet savaşlarında bu tarikatlarımız taraf olmuş, Millet esasıyla faaliyetlerde bulunan tarikatlarımız Saltuklu, Artuklu, Danişmentli, İlhanlı, Karamanoğlu, Akkoyunlu, Dulkadirli ve diğer beylik (devlet)ler yanında yer alırken, Ümmet esasıyla faaliyetlerde bulunan Mevlevi, Nakş-i, Kadr-i tarikatları Selçuklu ve Osmanoğulları Beyliği (Devlet) yanında yer almışlardır.

(Bu hakimiyet savaşlarında Bektaş-î, Bayram-î’ler bir asır boyu Osmanoğulları yanında hareket etmiş olsa da Batı Anadolu Beylikleri (Devlet), hakimiyeti sona erdirilip, sıra kendi taraftarlarının yoğun olduğu Orta Anadolu Beyliklerine gelince, ittifaktan ayrılıp, muhalif tarafa geçmişlerdir.) 

Beylikler arasında geçen ve yüzlerce yıl süren hakimiyet savaşları, Beylik(Devlet)lerinin siyasi hakimiyetine son verilmiş ahalinin tepki amacıyla tarikat şeyhleri öncülüğü ile çıkarttıkları ve yüzlerce yıl sürdürdükleri isyanlar, bu isyanlar bastırdıktan sonra muhalif tarikatların tasarruf ettiği vakıf zaviyeler Bektaş-i, Nakş-i, Kadr-i gibi Osmanlı yanlısı tarikatların şeyhlerin tasarrufuna verilmesi, mal varlıklarının elinden alınması, isyancı başlarına ölüm, tebaasına tehcir, sürgün gibi cezalar verilmesi olayları, geçen yüzyıllarda devlet yönetimleri tarafından itiş, kakış edilmeleri, milleti tarafından ilgisiz bırakılmaları, bu kardeşlerimizi küskünleştirmiştir.

Devlet ve millet içerisinde meydana gelmiş bu kızgınlığı bilen Ermeni diasporası Osmanlının, halk arasında 93 Harbi adıyla anılan 1887 yılı savaşında aldığı ağır yenilgiyi fırsata dönüştürmek amacıyla ortaya attığı ve Anadolu’dan da toprak talebinde bulunduğu Büyük Ermenistan hayallerinde kullanılmışlardır.

Merkezi ABD olan ve bazı batılı ülkelerde bulunan diasporaları aracılığı ile başlattıkları çalışmalarını 1887 yılında Hınçak, 1890 yılında Taşnakyan adlı dernekleri, vakıfları aracılığı ile yürütmüşlerdir. 1890 yılında Musa Bey, Erzurum, Kumkapı, 1892 yılında Merzifon, Yozgat, Kayseri, 1894 yılında Sasun olaylarını çıkartmışlar ve çalışmalarında “Anadolu’da Yetmiş İki Millet Var ve Osmanlı Devleti Misyonunu Tamamladı, Dünya Müslümanlığını Kucaklayacak Yeni Bir İslam Devleti İmdada Geliyor” sloganını kullanmışlar ve böylelikle saf Anadolu insanının gözünü boyamaya çalışmışlardır.

Anadolu’da “Yetmiş İki Millet Var” sloganı ile Anadolu’da yurt tutmuş “Oğuz, Kazak, Kırgız, Uygur, Özbek” gibi Türk Boylarını, Bayat, Avşar, Bayındır, Salur” gibi 24 Oğuz Boyunu, “Yörük, Çıtak, Türkmen, Abdal, Tatar, Noğay, Ahbaza, Karaçay, Muhacir, Karakalpak, Misket” gibi Türk boylarına bağlı topluluklarını ve bizzat kendileri tarafından ayrıştırıldığı anlaşılan “Alevi, Sünni, Kurmançi, Zaza, Kürt Alevisi, Sünni Kürt” gibi alt kimliği ve ibadet biçimleriyle adlandırdıkları Türk Milletini bir birinden ayrı göstermişler ve böl, parçala, yut emellerinde ustaca kullanmışlardır.

Bu bağlamda;

Millet esasıyla faaliyet gösteren “Baba-î, Kalender-î, Bayram-î, Bektaş-î, Haydar-î, Safevî tarikatı üyelerini Alevî”, Ümmet esasıyla faaliyet gösteren “Nakş-î, Mevlevi, Kadr-î, Halvet-î, Rufa-î gibi tarikatlarımız üyelerini de Sünnî” adıyla adlandırmışlar ve bu bağlamda inanç, ibadet biçimlerinde farklılık bulunan Türkmen evlatlarını bir birinden ayrı göstererek bölücü emellerinde kullanmak istemişlerdir.

Anadolu Türkmenleri Yetmiş iki millet söylemine karşı “Yerinden oynayana Yetmiş iki taş değer” diye karşı slogan (deyim) kullanarak direnmeye ve dolayı ile diasporacılardan korunmaya çalışmışlardır.

Tarihte Erivan merkezli Büyük Ermenistan kurma amacında bulunan Ermeni diasporası tarafından kullanılmış bu slogan, günümüzde Diyarbakır merkezli Büyük İsrail kurma amacında bulunan BOP diasporası tarafından Türkiye’de 36 Etnik Gurup Var sloganıyla devam ettirildiği ve bu slogan çerçevesinde, günümüzde Sünni, Alevi, Kürt, Kürt Alevisi gibi adlarla adlandırılan Oğuz Evlatlarını bir birinden kopartmayı ve böylelikle bölücü emellerinde kullanmayı yeğlemişlerdir.

Bu meyanda;

Tarihte ve günümüzde Anadolu’nun değişik yöresinde yurt tutmuş bir kısmı Kürt Alevisi, bir kısmı Sünni Kürt, bir kısmı Sünni Türkmen adlarıyla adlandırılan Saltuklu Karakeçili, Şeyh Hasanlar, Baba Mansur, Kavili, Gevanlı, On-Erli, Koçgiri (Şadili), Balabanlı, Canbeğ’li (Cilian-Cihanbeğli), Drejan,  Kuyumcu, Anamaslı, Halaçoğlu, Barak, Abdal, Çakallı (Çekolu, Çelekanlı), Karaca Kürd, Atmalı, Sinemli, Kılıçlı, Bali Tocik, Tilki, Şeyh Bezenli (Baziki, Şıhbizin), Lek, Atmalı, Şeyh Baylanlı (Balanlı, Baliyanlı), Bali Mişare, Hormekli, Halikanlı, İzolu, Abdal’an, Karabaş, Harbende (Harmandalı), Sıraç, Sorani, Laçikan (Laçin), Milli, Sererikiyan, Asişan (Aşiyan), Alhas, Kürecik, Xisdor (Hıdır-Hıdıkan), Dümbelliler, Abbas uşakları, Bahtiyar uşakları, Beyt uşakları, Butikanlı, Ferhat uşağı, Gülabi uşağı, İksorlu, Kormeşli, Rişvan (Reşi), Abdalalı” gibi Oğuz Türkmen Aşireti üzerine oyun oynadığı görülüyor.

Bu aşiretlerimize bağlı “Sarı Saltuk, Şeyh Hasan On-Er, Sultan Sinemli,  Samut Baba, Şeyh Çoban, Dede Kargın, Uryan Hızır, Uybar Dede, Ağu İçen, Sarı Bal, Kalender Veli, Celal Ali Abbas, İmam Rıza, Gözü Kızıl, Kureyşan, Seyyit Cemal, Seyyid Sabun, Delil Bircan, Şeyh Ahmet,  Şah İbrahim” gibi adlarla anılan ve tarihi tarikatlarımızdan Baba-î, Haydar-î, Kalender-î, Safevî, Bektaş-î Tarikatlarımız içerisinde faaliyet gösteren yüzlerce Türk-İslam Tarikat Ocağına bağlı olarak inanç, ibadet geleneklerini işleyen Kürt Alevi’si adı almış Alplerin torunları, Erenlerin yoldaşlarını milletinden ve dininden soğutmaya çalışıyorlar.

Kürt Alevî’si, Türkmen Alevî’si, Sünni Türkmen, Abdal Türkmen Konusuna ilişkin birkaç örnek vermek gerekirse:

Saltuklu Aşireti: Çepni Boyuna bağlı olduğu ve adını Hoca Ahmet Yesevî ocaklarında yetişmiş Saltuklu Devleti kurucusu Sarı Saltuk adlı zati muhteremden aldığı anlaşılır. Aşiret üyelerinin Tunceli/Hozat ve Ovacık İlçesi idari sahalarında yurt tutmuş uzantılarından bir kısmının kendilerini “Kürt Alevî’si”, bir kısmının “Sünnî Kürt” adıyla tanımladıkları, Çorum/Alaca İlçesi Akça köyünde yaşayan uzantılarının kendilerini “Alevî Türkmen” adıyla tanımladıkları, Ankara/Koçhisar İlçesi ile Niğde/Bor İlçesi idari sahasında yurt tutmuş uzantıları da kendilerini “Sünnî Türkmen” adıyla tanımladıkları bilinmektedir.

Karakeçili Aşireti: Aşiret üyelerinin Çorum İli merkeze bağlı Karakeçili köyünde yurt tutmuş uzantıları kendilerini “Kürt Alevî’si” olarak tanımladıkları, bu aşiretin uzantısı olan Boğazkale İlçesi Karakeçili köyünde yurt tutmuş akrabaları kendilerini “Sünnî Kürt” adı ile tanımladıkları, Kırıkkale İli Karakeçili İlçesinde yurt tutmuş uzantıları ise kendileri “Sünnî Türkmen” olarak tanımladıkları görülmektedir.

Barak Aşireti: Bayat Boyu arasında bulunan aşiret üyeleri tarafından kurulmuş Kırşehir/Çiçekdağı İlçesi Baraklı köyünde yurt tutmuş uzantıları kendilerini “Sünnî Kürt” olarak tanımladıkları, Nevşehir/Hacıbektaş İlçesi idari sahasında kurulmuş Aşağı ve Yukarıbelbarak köylerinde yurt tutmuş uzantıları kendileri “Alevî Türkmen” adı ile tanımladıkları, Kırıkkale/Delice İlçesi Baraklı köyünde yurt tutmuş aşiret üyeleri ise kendilerini “Sünnî Türkmen” olarak tanımladıkları bilinmektedir.

Halaçoğlu Aşireti: Avşar Boyuna bağlı olan aşiretin Kırşehir merkeze bağlı Göllü köyünde yurt tutmuş uzantıları kendilerini “Sünnî Kürt” adı ile tanımladıkları, Çorum/Alaca İlçesi eski adı Halaçoğlu kışlası olan Alacahüyük kasabasında yurt tutmuş uzantıları ile Sungurlu İlçesi Kemallı köyünde yurt tutmuş uzantıları kendilerini “Alevî Türkmen” adı ile tanımladıkları, Çankırı/Kızılırmak İlçesi Halaçlı köyünde yurt tutmuş uzantıları ile Yozgat/Şefaatli İlçesi Halaçlı köyünde yurt tutmuş uzantılarının da kendilerini “Sünnî Türkmen” olarak tanımladıkları bilinmektedir.

Atmalı Aşireti: Kahramanmaraş, Malatya, Adıyaman, Sivas ve Yozgat yöresinde uzantıları bulunan aşiret üyelerinin Elbistan’da yurt tutmuş olanları, Arguvan’da yurt tutmuş olanları, Doğanşehir İlçesi Topraktepe köyünde yurt tutmuş olanları kendisini “Kürt Alevî’si” adıyla tanımladıkları, Sorgun İlçesi Gökiniş köyü, Çekerek İlçesi Cemaloğlu köyü ve Gürün İlçesi Ağaçlı köyünde yurt tutmuş olanları kendilerini “Sünnî Kürt” adıyla tanımladıkları görülmektedir.

Anamaslı Aşireti: Avşar Boyu arasında bulunan aşiretin Sungurlu İlçesi Kaledere ve Ortakışla köyünde yurt tutmuş uzantıları kendilerini “Sünnî Türkmen” adı ile tanımladıkları, Alaca İlçesi Harhar köyü ile Karakaya köyünde yurt tutmuş uzantıları kendilerini “Alevî Türkmen” adı ile tanımladıkları, Alaca İlçesi Keşlik köyünde yurt tutmuş uzantıları ise kendilerini “Kürt Alevî’si” adı ile tanımladıkları görülmektedir.

Çakallı Aşireti: Çakal Bayatı, Çekolu, Çelekanlı adları ile kaynaklarda yer alan aşiretin Adıyaman/Besni İlçesi Büyükçakallı köyü uzantıları kendilerini “Sünnî Kürt” adı ile tanımladıkları, Çorum İline bağlı Dutçakallı (Morsümbül), Seydimçakallı, Üçdam, Arpalık ve Sarıyar köylerinde yurt tutmuş uzantıları kendilerini “Alevî Türkmen” adı ile tanımladıkları,  Kırıkkale/Delice İlçesi Elmalı köyünde yurt tutmuş uzantıları kendilerini “Abdal Türkmen” adı ile tanımladıkları, Yozgat/Akdağmadeni İlçesi Körük ve Karaçokrak köyü, Aksaray ve Çankırı/Eldivan İlçe merkezinde yurt tutmuş uzantılarının da kendilerini  “Sünnî Türkmen” kültüründe bulundukları bilinir.

- Burada küçük kitaplarımızda kaynakçalarıyla yüzlerce örneğini verdiğimiz gibi Kürt Alevi’si adıyla anılan, tarihte ve günümüzde Anadolu’nun dört bir yanında kurdukları yüzlerce Türk İslam Ocağını yakmış/yakan Türkün özü, İslam’ın sancaktarı, Yesevi gönül dostu ve Oğuzun cefakarı bu kardeşlerimizi diasporacıların sloganını kullanarak milletinden, dininden uzaklaştırmaya çalışmayalım.

Siyaset büyüğümüz Merhum Alp Arslan Türkeş’in, “Kürtler Ne Kadar Kürt’se, Türklerde O Kadar Kürt’tür, diğer bir anlatımla Türkler Ne Kadar Türk’se, Kürtlerde O kadar Türk’tür” tarihi söylemini bir siyasi söylem olarak algılamayalım. Günümüzde Alevi ve Kürt adı almış oymakların daha az oturduğu ister Marmara, İç Eğe, Trakya, Baykanlar, Karadeniz bölgesi, isterse başka bölgede oturalım; Doğu, Güney ve Orta Anadolu’da bulunan akraba oymaklarının kendisini Kürt, Alevi, Abdal ve yahut Kürt Alevisi adıyla tanımlayıp, Kürtçe adı verilen lehçe (Ağız-aksan) lerden birisini kullandığını unutmayalım.

Bu nedenle diasporacıların çıkarıp, halk günlüğüne sunduğu Sünni, Alevi, Kürt, Kürt Alevi’si gibi ayrılıkçı sloganları kullanarak ekmeklerine yağ sürmeyelim.

Tanrı Türk’ünü Korusun:

Anadolu ve Türk Dünyasında Türk-İslam (Yesevi) Ocaklarını Yüzlerce yıldan beri yakan Kürt Alevi’si ve Türkmen Alevi’si adı almış Oğuz Evlatlarını Yüceltsin.

Kaynakçalı ve ayrıntılı bilgiler için; Bilge Oğuz Yayınları arasında bulunan Oğuz Boyları, Aşiret, Oymak, Cemaatler adlı kitabımızın Geliştirilmiş ve Düzenlenmiş baskısına bakınız.

Araştırmacı Yazar

İsmail UÇAKCI

 

 

Bu haber 1808 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum