İrem UZUN yazdı: Kara Kızın Hikâyesi

Büyük bir boşluktayım. Durmaksızın uçurumdan düşüyorum. Paramparça olacak bedenim, biliyorum.

İrem UZUN yazdı: Kara Kızın Hikâyesi
18 Nisan 2021 - 12:05 - Güncelleme: 19 Nisan 2021 - 14:27
Kara Kızın Hikâyesi
İrem UZUN
Büyük bir boşluktayım.
Durmaksızın uçurumdan düşüyorum. Paramparça olacak bedenim, biliyorum. Mücadele edemediğimi düşünüyorum bazen. Başımı, kollarımı, bacaklarımı ayrı yerlerden toplayacakmışım gibi hissediyorum.
Hissizleştim diyorum kendime ama yalan.
Palavra hepsi.
Aynaya bakıp gülümsüyorum ama üç dakikadan sonrasına tahammül edemiyorum. Fazla bakınca yüreğimi görüyor, korkup kaçıyorum kendimden.
Çok yoruldum.
Ellerimi göğe uzatıp saatlerce uzanmak istiyorum papatyaların arasında. Bir beyaz bulut gelip üstümü ıslatana kadar orada kalmak geliyor içimden. Olduğum yere kök salıp filizlenmek istiyorum. Vazgeçiyorum bazen kendimden ama bunu kendime söylerken bile mücadele veriyorum. Farkındalığım azaldı son günlerde.
  Bu çağa hiç ayak uyduramıyorum.
İçimde eriyip bitiyor tüm iyi duygular.
Çevreye bakıyorum. Hırslar, saygısızlıklar, kabalıklar kol geziyor artık şehrin en tenha sokaklarında bile. Gövde gösterisi yapmayı beceremiyorum. Duygularımı en uçlarda yaşıyorum ve bu yüzden ya yere çakılıyorum ya da göğe yükseliyorum. En çok da kendimi cezalandırıyorum. Hala insanlarda bir parça iyi niyet arıyorum. Bulamayacağımı biliyorum, yine de aramaya devam ediyorum durmaksızın. Beklentiler yoruyor artık. Bu aptallık mı? İşte en çok bunu soruyorum kendime. Benimle konuşmaktan ben bile sıkılıyorum çoğu kez ama susmak bilmiyorum bir yandan da. Duygularımı bastırmaktan kalbim ağrıyor artık.
Geceleri ruhum sancıyor.
Gündüzleri iyi geçiriyorum şimdilik.
Kuşlara bakıyorum pencereden, yoldan geçen insanları inceliyorum, bazen komşunun perdelerine ilişiyor gözüm.
Öğleden sonra çocuklar top oynamaya çıkıyor mahallede onların şen kahkahaları yankılanırken kitap okuyorum. İki saatten fazla okuyunca başım ağrıyor, bırakıyorum. Akşama doğru içim bulansa da yemek yemek için zorluyorum kendimi. Annem ölmeden önce ona söz vermiştim. Bu yüzden o gün bu gündür öğün atlamıyorum. Hatıralar böyle küçük detaylarda gizli benim dünyamda. Bana sorarsanız aslında annem de hiç ölmedi. Hatıralarımda yaşatıyorum onu. Yas tutmak bana göre değil, ağır gelir içimi günden güne daha da çürütür bunu biliyorum. Tüm bunların arasında anlamadığım tek şey kendimi nasıl bu kadar iyi tanıdığım. İnsanların yıllarca uğraş gösterip beceremediğini ben nasıl yapıyorum diye şaşırıyorum kendi kendime. Çok yalnızlıktan sanırım. Yalnız kalmak tek kişi olmak sayılıyor ya hani ben hiç tek kişilik yalnızlık yaşamadım doğrusu. Hep kalabalıklar içindeydim, sanıyorum ki doğduğumdan beri. Kalabalık sokaklarda gezerim ama hep tek hissederim. Kimseler yokmuş gibi gelir her defasında. İnsanlara ayak uyduramadığımdan ya da onlar gibi dünyevi hırslarım olmadığından belki de.
  Ben Ayla.
Solmak üzere olan çiçekleri kurtarmaya çalışan, insanlarda hala merhamet arayan Ayla.
Annem kara kızım diye severdi beni, şimdi bir tek o var aklımda...

 
Bu haber 789 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum