Erkan Akbalık Yazdı: Türk-Ermeni Olaylarında Zeytun'un Önemi: 2

Türk Devletlerini tarih sahnesinden silmeye, etkisiz hale getirmeye, boyunduruk vurmaya, sömürge haline getirmeye çalışan devletler,

Erkan Akbalık Yazdı: Türk-Ermeni Olaylarında Zeytun'un Önemi: 2
20 Haziran 2017 - 19:23 - Güncelleme: 21 Haziran 2017 - 16:22

Türk-Ermeni Olaylarında Zeytun'un Önemi - 2

            Türk Devletlerini tarih sahnesinden silmeye, etkisiz hale getirmeye, boyunduruk vurmaya, sömürge haline getirmeye çalışan devletler, tarih boyunca farklı kimliklerle, bayraklarla ve oyunlarla var olmuştur, olmaya devam etmektedir. Yakın tarihimiz olması özelliği ile Ermeni meselesi –kanaatimce- Ülkemiz hakkında şer dava güdenler için, senaryolarını yazabilecekleri ve oyunlarını sahneleyebilecekleri bir platform haline gelmiştir. Kendini, necip Türk Milletinin bir ferdi olarak kabul eden herkesin, kendi tarihini bütün gerçekliği ile bilmesi ve bilinçlenmesi gerekmektedir. Yakın tarihimizde ülkemizin başını ağrıtan, ayağına dolanan olayların büyük bir çoğunluğu doğrudan ya da dolaylı yoldan “Ermeni Meselesi”ne dayanmaktadır. Olayların ilk çıktığı günden bu güne kadar her zaman suçlu oldukları halde, zeytinyağı gibi su üstüne çıkıp mağdur edebiyatı yapan Ermeniler, ülkemizi olumsuz etkileyen bu olayların baş aktörleridir. Ermeni Meselesini de tam olarak anlayabilmemiz için, çoğu olayın çıbanbaşı olarak görülen ZEYTUN’u anlamamız önemlidir. PKK illetini tam olarak anlamak isteyen, Zeytun ve Ermeni meselesini okumalıdır. Olayların nasıl geliştiğini aralarındaki benzerlikleri vb. konuları çözmek o kadar da zor değil. Bu gerekçe ile Ermeni meselesi ile ilgili çalışmalarıma ZEYTUN ile başlamayı uygun gördüm. Bir koynu hatırlatmak zorundayım; Bu konuyu işlerken hiçbir zaman bir Ermeni Düşmanlığı yapma hedefi güdülmemiştir. Her zaman içinde yaşadığı bu milletin bir parçası olabilmiş, beraber ağlamış beraber gülmüş, beraber savaşmış olan Ermeni vatandaşlarımızı, ihanet içindekilerden ayrı tutmak millet anlayışımızın bir gereğidir. Her milletin, halkın ve topluluğun içinde kötüler olduğu gibi iyiler de vardır. Suçun şahsiliği düsturdur. Altını tekrar tekrar çizmek istediğim şudur ki, burada yazdıklarım özet bilgilerdir. Konu birkaç sayfa ile geçiştirilecek bir konu değildir. Çalışmalarımız umarım, bilinçlenme yolunda bir nebze faydalı olur.

            Bir önceki bölümde (http://www.tarihistan.org/erkan-akbalik-yazdi-turk-ermeni-olaylarinda-zeytunun-onemi/11929/) , Devletimizi, uluslararası platformlarda ve uluslararası ilişkilerde siyasi olarak zor durumda bırakma çalışmalarının nerede ise ilk maddelerinden biri olan Ermeni meselesinin, topraklarımızdaki çıbanbaşı diyebileceğimiz ZEYTUN olaylarını irdelemeye başlamış ve 1879 yılına kadar gelmiştik. Bu bölümde yine ZEYTUN olaylarını takiben eden yıllar itibariyle işlerken, dış güçlerin olaylara nasıl müdahil ve hatta bazı olayların nasıl müsebbibi olduklarını Osmanlı arşivlerinden örnekler vererek göstermeye çalışacağım.

            93 Osmanlı-Rus Savaşından sonra imzalanan Ayestefanos anlaşmasından sonra, 13 Haziran 1878’de Almanya İmparatorluk Şansölyesi Prens Bismark’ın başkanlığında Berlin’de, Osmanlı, Rusya, İngiltere, Almanya, Fransa, Avusturya-Macaristan ve İtalya’nın katılımıyla bir kongre toplandı. Kongre bir aylık çalışma sonucunda 13 Temmuz’da 64 maddelik bir anlaşma katılımcı ülkeler tarafından imzalanarak yürürlüğe girdi. Bu anlaşmanın Ermenilere bakan tarafı ise 61 nci maddesi idi. Bu maddeye göre, Osmanlı Devleti, vilayet-i sitte denilen Doğu Anadolu’daki illerde Ermeniler lehine ıslahatlar yapacaktı.

            İşte bu 61. Maddeyi hatırlatarak, Büyük Devletler Osmanlı Devletine, söz konusu yerlerde gerekli ıslahatların yapılmasını ve ZEYTUN olaylarını araştırmak için bir komisyon kurulmasını teklif ettiler. Yapılan teklifin kabulu ile Maraş Mutassarıf Vekili Mazhar Paşa ile Şura-yı Devlet üyesi Nuryan Efendi olayların araştırılması için görevlendirildi. Komisyona daha sonra İngiltere’nin Halep konsolosu ve Sis Katogikosu da katıldı [1]. Çalışmalarını tamamlayan komisyonun tespitleri sonucu oluşturduğu talepler hükümet tarafından kabul edilerek bölgede yeni bir idari düzenlemeye gidildi. Bu kabul edilen talepler kısaca şöyleydi:

·         Zeytun Ermenilerinin vergilerinin azaltılması,

·         Genel af çıkartılması,

·         Silahların iade edilmesi,

·         Bedel ödemek yerine fiili askerlik yapma,

·         Aşiretlerin Zeytun’un çevresine girişlerinin yasaklanması,

İdari olarak da;

·         Zeytun’a Hıristiyan kaymakam yardımcısı tayin edildi.[2]

·         Kazanın idari, adli ve asayişle ilgili bütün birimleri Müslüman ve Hıristiyanlardan olacak şekilde düzenlendi.

·         Zeytun’a ulaşımı kolaylaştırmak üzere Ceyhan Nehri üzerine bir köprü inşa edilmesine,

·         Asayişi sağlamak üzere bir kışla yapılmasına karar verildi.[3]

            Görüldüğü üzere yakın tarihe kadar adeta zincirleme isyan ve benzeri olayların cereyan ettiği bu beldede yaşayan Ermeniler, bu düzenlemeler sonucunda cezalandırılmak yerine adeta mükâfatlandırılıyordu. Çünkü vergiler azalıyor, af çıkartılarak geçmişte işlenmiş olan suçlar ve hükümlüler af ediliyor, fiili askerlik ile ordu içerisine girilebiliyor, aşiretlerin Zeytun’dan uzak tutularak, bir bakıma içe dönük olarak istedikleri gibi hareket edebilme kabiliyeti kazanıyorlardı. İdari olarak yapılan düzenlemeler ile avantaj ediniyorlardı.

            Bu arada Dünya’nın muhtelif bölgelerindeki diğer Ermenilerde boş durmuyorlardı. Aynı dönemlerde, Cenevre’de Hınçak, Tiflis’te Taşnaksutyun komiteleri kurularak daha bir organize ve planlı hareket etmeler başlamış oluyordu. Zeytun, Osmanlı Devleti’ne karşı eylem geliştirmeyi neredeyse en büyük gayeleri haline gelmiş bu komitecilerin, uygulama alanları haline gelmişti. Bu komitelere Zeytun Ermenileri üye olmakta gecikmediler. Üye olmak demek tabii olarak, komitecilerin dediklerini yerine getirmek anlamına geliyordu. Bu faaliyetlerin tabii bir sonucu olarak bölge Ermenileri arasında, yapacakları eylemlerin başarıya ulaşabilmesi için silahlanma hızla arttı. Üstelik ıslahat çalışmalarında kendi lehlerine o kadar madde Osmanlı Devleti tarafından kabul edilerek hayata geçirilmesine rağmen,  “silahların iade edilmesi” maddesi adeta tersine işletildi.

            Bu gelişmelerin ve hazırlıkların semeresi olarak, 1895 yılında Zeytun Ermenileri ayaklanma başlattı. Bu ayaklanma Osmanlı Devletini en zor durumda bırakan ayaklanmalardan biridir. Bu ayaklanmanın önderliğini Hınçak komitesinden Aghassi yapmıştır. Yukarıda idari ıslahat maddeleri arasında zikredildiği gibi Zeytun’da asayişin sağlanması için kurulan kışla, askerleri ve silahları ile birlikte ayaklanmacıların eline geçmiştir. Ayrıca coğrafyanın zorluğu ayaklanmayı bastırmayı güçleştirmiştir. Bu kadar olumsuzluklar ile bastırılamayan ayaklanma son çare olarak Askerlerin Zeytun’u topa tutma önerisi, Sultan II. Abdülhamit tarafından, kadınların ve çocukların ölebileceği gerekçesiyle karşı çıkılması üzerine sonuçsuz kaldı.

            Durum maalesef Zeytun Ermenilerinin Hükümet Konağını ele geçirerek buraya bayrakları olduğunu iddia ettikleri bir bez parçasını asma noktasına kadar geldi [4]. Osmanlı Devleti topraklarında, Türk Yurdunda böyle bir olaya kalkışma küstahlığına kadar varan olaylara, Osmanlı Devleti çok sert tepki göstermeye karar veriyor fakat kararlarını uygulama iradesi maalesef artık kendilerinde değildir. Büyük Devletler (!) artık iyiden iyiye devreye girdiklerinden, kendi beslemeleri olan asi Ermenileri de bir bakıma koruyup kollama görevlerini yerine getirdiler. Bu Devletler, Osmanlı Devleti ile Asi hainler arasında arabulucu görevini üstlendiler[5]. Bu şekilde ki bir davranış hiç şüphesiz şeytani bir ilm-i siyasetin sonucudur. Sağlanan uzlaşma sonucunda;

·         Osmanlı Hükümeti, isyana ön ayak olan asileri de kapsayacak şekilde genel af çıkaracaktır.

·         Zeytun’a bir Hıristiyan kaymakam atayacaktır.

·         Zeytun’da görev yapacak asker ve memurlar Zeytun’lular arasından seçilecektir.

·         Zeytun’luların vergi borçları affedilecektir.

·         Zeytun Ermeni’lerinin silahları kendilerinde kalacak, çevre köylerdeki Türk ve Çerkezlerin ellerindeki silahlar toplanacaktır.

·         Bütün bu hususlar Avrupalı Devletlerin gözetiminde gerçekleştirilecektir. Bu amaçla Maraş’ta Büyük Devletler tarafından konsolosluklar kurulacaktır.

·         Zeytun Ermenilerinin can, mal, şeref ve din hürriyeti Avrupalı Devletler tarafından garanti edilecektir[6].

            Ne uzlaşma ama! Arabulucu devletlerin girişimleri ile ortaya çıkan sonuç bu. Bu sonuca göre Zeytun Ermenilerinin 1895 ayaklanması ile sanki roller değişmiş. İçinde yaşadıkları Devlete karşı ayaklanma yapan Ermeniler istediklerini elde ediyorlar. Onlara yeterince müdahale bile edemeyen ve maalesef mağdur diyebileceğimiz Devlet yine bir sürü imtiyaz veriyordu. Uzlaşma maddelerine baktığımızda, ayaklanmanın en çok kimin işine yaradığını görebiliyoruz. Bu maddelere göre Ermeniler bir takım faydalar elde etmiş olmakla birlikte, Maraş’ta ilgili devletlerin konsolosluklar açıyorlardı. Bu da Osmanlı Devleti aleyhine gerçekleştirecekleri faaliyetlerini daha yakında gerçekleştirme imkânını onlara sunuyordu.  Yani kısaca bu kanserli hücrenin ya da diğer bir tabirle Truva atının Osmanlı Devletinin içine iyice yerleşmesi anlamına geliyordu.

            Yaptıkları bunca yatırımının semeresini toplama zamanı gelmişti. Birinci Dünya Savaşı, İtilaf Devletlerinin Osmanlı Devleti’ni yıkmak ve emellerini gerçekleştirmek üzere ellerindeki bütün kozu kullanmaları için uygun bir platformdu. Bunu gerçekleştirebilmek için, o zamana kadar besleyip büyüttükleri, arka çıktıkları ve her zaman sırtlarını sıvazladıkları Ermenileri ve özellikle Zeytun Ermenilerini kullanma zamanı gelmişti. İtilaf Devletleri, Osmanlı Devletine karşı içeriden bir cephe açma zorunluluğu hissettiler bulundu [7]. Böylece, Osmanlı Ordusunun gücü dağıtılacak ve zayıflatılacak, ilgisi farklı yönlere çekilecek ve böylece kendi işleri kolaylaşacaktı. Bu içeriden açılacak cephe için en uygun yer hiç şüphesiz Zeytun idi. Bu amaçla, Zeytun’a verilen görev belirlendi; Dördüncü Ordu’nun ikmal hatlarını kesmek ve Osmanlı Ordusunu meşgul etmek.

            Zeytun Ermenileri, verilen görevleri tereddütsüz yerine getirmeye büyük bir heyecan ve hevesle başladılar. Daha önce kendileri lehine yapılan düzenlemelerle silahsızlandırılan çevredeki Müslüman köylere baskınlar yaparak ve yolları keserek zulme başladılar. Zeytun bu esnada adeta asker kaçaklarının toplanma bölgesi haline geldi. Bölgede yoldan gelip geçen Osmanlı Askerlerine pusu kurarak çatışmalara girdiler. Bu dikkat çekme çalışmaları sonucuna ulaştı ve Osmanlı Hükümeti, cephede düşmana karşı savaşmak üzere bulunan askerlerin bir kısmını Zeytun’a intikal ettirdi [8]. Osmanlı Ordusu ile Zeytun’lu Ermeniler arasında şiddetli çatışmalar yaşandı. Bu çatışmalar sonucunda, Binbaşı Süleyman Bey ile birlikte 9 Osmanlı askeri şehit oldu. Yaralı sayısı da oldukça fazlaydı. Asilerden bu çatışmalarda 32 kişi öldü. Geri kalanlar ise kaçtılar.   Osmanlı Ordusunun gerçekleştirdiği bu operasyonun bir sonucu olarak, asker kaçaklarının bazıları kendiliğinden teslim olurken, bazıları da yakalanarak askerlik şubesine teslim edildi. Bu olayların tekrar etmemesi ve Zeytun Ermenilerinin, Osmanlı Ordusunun içeride daha fazla meşgul etmemesi için Hükümet bazı tedbirler almaya karar verdi. Zeytun Ermenilerinin önde gelenleri başka yerlere sürgüne gönderilmeleri kararlaştırıldı.  Bu karar ile beraber Konya’ya 35 aileden oluşan ilk kafile gönderildi.

            Zeytun’ un adı ise son olaylarda şehit olan Binbaşı Süleyman Bey’in anısına “SÜLEYMANLI” olarak değiştirildi[9].

            Yazımızın daha önce yayınlanan I. Bölümü ve bu satıra kadar okumuş olduğunuz II. Bölüm ile ZEYTUN’un, Ermeni meselesindeki yerini özet olarak ifade etmeye çalıştım. Daha önceki paragraflarda zaman zaman atıfta bulunduğum, Türk Yurdunda vuku bulan olaylara, çeşitli amaçlar güderek müdahil olmayı başaran (!) bazı ülkelerin, olayların tarihsel seyri içinde neler yaptıklarını, yaptıklarının nelere yol açığını Osmanlı arşivlerindeki belgelerini sunarak arz etmeye çalışacağım. Arşiv belgeleri ile ilgili bir hususa dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Arşivlerde sadece ZEYTUN ile ilgili kısımlardan bazı örnekleri aldım. Ne Zeytun ile ilgili belgelerin tamamı bu kadardır, ne de bahse konu devletlerin yaptıklarını anlatan belgeler bu kadardır, okurken ve incelerken bu tespitin göz önünde bulundurulması elzemdir.

Erkan AKBALIK

Belgeler; (Bazı konular birden fazla belge içermektedir. Aynı konu içindeki farklı belgeler “**” ile, farklı konuya geçişler ise bir önceki belgeden “____*____” şeklinde ayrılmıştır.E.A)

Belge No:

Özet Açıklaması

1

Amerika'dan Ermeniler için gönderilen silahların Yunanistan üzerinden Zeytun' a nakledileceği istihbaratı üzerine, gerekli tedbirlerin alınması için Adana Vilayeti'nin uyarıldığı

2

Paris Büyükelçiliği’nden alınan yazıda New York, Boston, Chicago ve Philadelphia' da yasayan ve Hınçak ile Trusak komiteleri üyesi olan Ermenilerin Zeytun, Sason ve Muş civarında bir isyan çıkarma hazırlığı içerisinde oldukları ve bu amaçla birçok silah ve mühimmatı bu bölgeye gönderdiklerinin bildirildiği, aynı kaynaklı diğer bir yazıda da New York'tan gelen Ohannes Kiriyan adlı Hancagan Komitesi mensubunun Gürün'de ihtilal hazırlıkları yaptığının ifade edildiği, ancak ikinci ihbarın asılsız olduğunun anlaşıldığı.

3

Zeytun olaylarının ardından Maraş ve Halep’te tutuklananların haklarını gözetmek gerekçesiyle Fransız Büyükelçiliği tarafından verilen 8 Mart 1879 tarihli nota.

4

Zeytun Ermenilerinin ayaklandıklarına dair haberlerin Fransız basınında yayınlandığı

5

Fransız Diplomatların bölgede yaptığı kışkırtıcı ve istihbari faaliyetler.

6

Fransızların 1919 yılında, Ermenileri silahlandırdıkları ve hain çeteler ile işbirliği yaptıklarına dair.

7

Halep Valiliği görevinden alınan Kâmil Paşa’nın İngiltere konsolosu ile Zeytun' daki Ermeni eşkıyası arasındaki ilişkileri ispatlamak üzere gönderdiği belgeler.

8

İskenderun ve Mersin arasında dolaşan iki İngiliz savaş gemisinde bulunan silahlı 1000 Ermeninin Zeytun ve Keban köyleri üzerine gönderilmesine dair.

9

Anadolu'da birçok cinayet işledikten sonra Varna'ya iltica eden Zeytunlu Antranik'in çeteler oluşturmak maksadıyla Kafkasya'ya gönderilmek üzere Rus Hükümeti tarafından davet edildiğini bildiren belgeler.

 

 

 

Belge 1: Amerika’dan Ermeniler için gönderilen silahların Yunanistan üzerinden Zeytun’ a nakledileceği istihbaratı üzerine, gerekli tedbirlerin alınması için Adana Vilayeti’nin uyarıldığı. [10]

 

 

 

Tarih: Fî 4 Zilkade sene [1]307

9 Haziran sene [1]306

Mahremâne

 

Adana Vilâyet-i Behiyyesi’ne

 

            Ermenilerden bir güruhun menviyyât-ı fâsideleri nezd-i saadetlerinde umûr-ı malumeden olduğundan men‘-i mefâsid-i bedhâhân için icab eden tedâbîrin ittihâz ve icrasında bezl-i mesâî ve ikdâmât olunacağı ve bu bâbda ahz ve ıttılâ‘ olunacak havâdisden malumât verilmesi tedâbîr ve tesebbüsât-ı lâzımeyi teshîl edeceği bedîhî olduğuna ve ahîren verilen habere göre Amerika’dan Ermeniler için on bin tüfengin Yunanistan’a ve oradan Yunan kayıklarıyla Adana’nın aşağı cihetinde ve Seyhan nehrinde Frenk ve Samarfatogulları’nın (?) çiftliklerine naklolunarak oradan Zeytun’a aşırılacağı anlaşıldığına mebnî takayyüdât ve teyakkuzât-ı mukteziyeden geri durulmayarak rivayet- i vâkı‘a sahîh olup da oraya böyle esliha gelecek olur ise derdest ve müsâderesine himmet eylemeleri siyâkında şukka.

            [21 Haziran 1890]

 

_____ * _____

 

 

Belge 2: Paris Büyükelçiliği’nden alınan yazıda New York, Boston, Chicago ve Philadelphia' da yasayan ve Hınçak ile Trusak komiteleri üyesi olan Ermenilerin Zeytun, Sason ve Muş civarında bir isyan çıkarma hazırlığı içerisinde oldukları ve bu amaçla birçok silah ve mühimmatı bu bölgeye gönderdiklerinin bildirildiği, aynı kaynaklı diğer bir yazıda da New York'tan gelen Ohannes Kiriyan adlı Hancagan Komitesi mensubunun Gürün'de ihtilal hazırlıkları yaptığının ifade edildiği, ancak ikinci ihbarın asılsız olduğunun anlaşıldığı.[11]

 

 

Bâb-ı Âlî

Daire-i Hariciye

Mektubî Kalemi

Aded: 2889

 

Huzur-ı Sâmî-i Hazret-i Sadâret-penâhî'ye

 

 

            Ma‘rûz-ı çâker-i kemîneleridir

            Amerika'nın New York, Boston, Chicago, Philadelphia gibi muhtelif bilâdında mukim olup Ermenilerin sâkin oldukları vilâyât-ı şahanede bir hareket i isyaniye îkâ‘ı esbâbını tehiyye maksadıyla müteşekkil komitelere dahil bulunan tebaa-i Devlet-i Aliyye'den bazı Ermeni fesedesinin tahrikât ve tesvîlâtına dair icra olunan tahkikât sırasında işbu komitelerin harekât-ı mefsedetcûyânelerini icra için intihâb eyledikleri mevâki‘ ve eşhâs ile istihzâr eyledikleri esliha ve toplar hakkında Amerika'dan Marsilya'ya gelip huzur ve asayişden başka bir arzuları bulunmayan vatandaşlarının dûçâr olacakları mesâib ve felâkete sedd-i mümâna‘at çekmek maksadında olan bazı eşhâsdan istihsâl olunan malumâtı ve bu bâbda alınacak malumâtın is‘âr edileceğini hâvî Marsilya Başşehbenderligi Vekâleti'nden alınan tahrirâtın sureti gönderildiğini mutazammın Paris Sefâret-i Seniyyesi'nden vârid olan 20 Kânûn-ı Sânî sene [1]902 tarihli ve 32 numaralı tahrirât ile melfûfunun tercümeleri leffen takdim kılınmakla meâllerine nazaran ve ihtiyâten iktizâ edenlere emir ve malumât i‘tâsı merhûn-ı irâde-i aliyye-i Sadâret-penâhîleri'dir. Emr u fermân hazret-i veliyyü'l-emrindir.

 

            Fî 24 Sevval sene 1319 ve fî 21 Kânûn-ı Sânî sene [1]317

Hariciye Nâzırı

Tevfik

 

**

Bâb-ı Âlî

Nezâret-i Umûr-ı Hariciye

Tercüme Odası

Aded

 

            Hariciye Nezâreti'ne 20 Kânûn-ı Sânî sene [1]902 tarihiyle Paris Sefâret-i Seniyyesi'nden vârid olan 32 numaralı tahrirâtın tercümesidir.

 

            Bazı Ermeni fesedesinin harekât-ı mefsedet-cûyânelerine dair Marsilya Başşehbenderliği Vekâleti'nden vârid olan tahrirâtın bir sureti leffen takdim kılındı. Emr u fermân hazret-i men lehü'l-emrindir.

 

Melfûf tahrirât suretinin tercümesidir.

 

            Amerika'nın New York, Boston, Chicago, Philadelphia gibi muhtelif bilâdında mukim olup Ermenilerin sâkin oldukları vilâyât-ı şahanede bir hareket-i isyaniye îkâ‘ı esbâbını tehyi’e ve istihzâr etmek maksadıyla müteşekkil komitelerine dahil bulunan tebaa-i Osmaniyye'den bazı Ermeni fesedesinin tahrikât ve tesvîlâtı hakkında icra eylediğim tahkikât esnasında dest-res olduğum bazı malumâtı ber-vech-i âtî zât-ı âlî-i sefirânelerine beyân ederim. Şöyle ki; bu komitelerin harekât-ı mefsedet-cûyânelerini icra için intihâb eyledikleri mevâki‘ Zeytun, Sason ve Muş cibâli civarı imiş. Trusak ve Hınçakan Komitesi nâmıyla tanılan ve cümlesi müfsidlerden mürekkeb olan bu komite efrâdı Trusak Komitesi riyâsetine tayin olunacak olan Vramyan ve Hınçakan Komitesi riyâsetine tayin edilecek Arpiyar nâm kimesnelerden alacakları emir mûcebince tebaiyet edeceklerdir. Bu komite efrâdı hâlî vakitlerinde Amerikalı muallimlerin taht-ı nezâretinde olarak silah talimi icra edeceklerdir. Bunlardan yirmi dört kişi şehr-i sâbıkda Antranik nâmında birinin taht-ı riyâsetinde olarak Amerika'nın mevâki‘-i muhtelifesinden Memâlik-i Şahane'ye müteveccihen hareket etmişler ve aynı zamanda ve Rus veya İran hududundan Memâlik-i Şahane'ye idhal ve ba‘dehû harekât-ı cinayetkârânelerinin tehiyyâtını ihfâ için emin bir melce’ addetdikleri Zeytun, Sason ve Muş dağlarına sevk olunmak üzere otuz altı sandık martini fişengi ile dört kıt‘a top dahi irsâl etmisler imiş. Bu malumât Amerika'dan buraya vürûd edip sulh u müsâlemetden baska bir arzuları bulunmayan ve vatandaşlarının dûçâr olacakları mesâib ve felâkete sedd-i muhalefet çekmek maksadında bulunan bazı eşhâsın azgından alınmış şeyler olduğundan zât-ı sefirânelerine teblige müsâra‘at etdim ve bu bâbda peyderpey alacağım malumâtı da arz u is‘âr edeceğim derkârdır.

            Emr u fermân hazret-i men lehü'l-emrindir.

 

____*____

 

 

Belge 3: Zeytun olaylarının ardından Maraş ve Halep’te tutuklananların haklarını gözetmek gerekçesiyle Fransız Büyükelçiliği tarafından verilen 8 Mart 1879 tarihli nota.[12]

 

 

 

Bâb-ı Âlî nezdinde

Fransa Büyükelçiligi

Sözlü Nota

Sayı: 27

Pera, 8 Mart 1879

Hariciye Nazırı

Ekselans Caratheodory Paşa’ya

 

            Ermenistan’daki özellikle de Zeytun’daki şiddet olaylarının ardından, bu bölgede ikamet edenlerin bir kısmı Maraş ve Halep’te tutuklanmıştır. Uzun süreli bu esaret, yoksulluk ve sefalet, içlerinden bir çoğunun ölümüne sebep olmuştur. Öyleyse bu hadiselerde herkese düsen sorumluluk adına olabildiğince hızlı ve doğru karar alma aciliyeti vardır.

            Tutuklanmalarına sebep olan Osmanlı görevlilerini diri diri yakmaktan sanık olanlara yapılan suçlama hiçbir temele dayanmamaktadır. Fransa, İtalya ve İngiltere konsolosları bunu protesto etmek üzere fikir birliğindedirler.

            Bu durumda hiç kimse, ihtimam ve menfaatine uygun bir durumu düzeltmesi için Bâbıâlî tarafından alınmış olan tedbirlere karsı değildir. Bu tedbirler iki hedefe yönelik olmalıdır: Mevcut durumu düzeltmek ve geleceği güvenceye almak.

            Fransa Büyükelçiliği, Bâbıâlî’nin Galip Paşa ile Nourian Efendi’den oluşan bir komisyon tayin ederek suçlamaları araştırmaya başlamasını görmezlikten geliyor değildir. Bu görevliler aynı zamanda, meşru isteklere uygun bir ıslahat projesi hazırlama ve isyancıların şikâyetlerini araştırma konusunda da görev almışlardır.

            Fakat bu düzenlemeler durumun gereklerine yeterince cevap vermemektedir.

            Mevcut duruma gelince; bu iki görevlinin hareketinin gecikmesi, tutukluların sefaletini lüzumsuz yere uzatmaktadır. Ayrıca bu sefalete son verilmesi için acil tedbirler alınmasının çifte yetkili komisyona havale edilmiş olmasının islerin gecikmesini kaçınılmaz kılacağını düşünmeye bile gerek yoktur.

            Öte yandan suçluların tutukluluk sürelerinin uzaması, zihinlerdeki barışa engel olmaktan başka bir işe yaramaz. Adaletin bir an evvel yerine getirilmesi, keyfî tutuklamalarla öfkelenmiş olan halk arasında sükûneti sağlayacak en iyi tarz olacaktır.

            Bu düşünceler çerçevesinde Fransa Büyükelçiliği Bâbıâlî’ye, Galip Paşa ile Nourian Efendi’ye verilmiş olan yetkinin, muallâkta olan suçlamaları soruşturma görevine indirgemesini teklif etmekten onur duymaktadır. Her iki komiser de, suça konu olan davaları araştırmak, onları değerlendirmek, kovuşturmaları sürdürmek, durdurmak, nihayetinde suçsuzluklarını tespit ettikleri tutukluları salıvermek yetkisiyle Halep’e gideceklerdir. Şöyle ki; ihtiyaten bunların çoğu önceden serbest bırakılmış değillerdir.

            Barışı sağlamaya yönelik tedbirlere gelince, bu komisyon esas olarak yalnızca su geçici kararları alabilecektir:

            1- Büyük kısmı yerlilerden müteşekkil bir jandarma teşkilatının kurulması,

            2- Bütünüyle yerli cemaatlerden müteşekkil mahkemelerin kurulması,

            3- İdari personelin tasfiyesi,

            4-Toprak meselesinin kısa yoldan çözümü,

            5-Vergilerin sabit kuru.

 

            Komiserlere takdir yetkisi olmasa bile en azından geniş yetki vermek gerekli olacaktır.

            Mahallî ihtiyaçlara cevap veren ıslahatın düzenlenmesi daha sonraki bir çalışmaya bırakılacak, Berlin Antlaşması’nın 23. Maddesince belirlenen bir komisyona havale edilecektir. Zaten 61. madde Bâbıâlî’yi “Ermenilerin oturdukları bölgelerde mahallî ihtiyaçların gerektirdiği ıslahat ve iyileştirmeleri” gerçekleştirmekle yükümlü kılmaktadır.

            Zira mahallî ihtiyaçların gerektirdiği ıslahatın takdir edileceği en iyi ve tek yol, bizzat halkın kendi bilgisine başvurmaktır. Bu, bölgeler için kongrenin almış olduğu karardır ki, bunun ne şekilde yapılacağı Berlin Antlaşması’nda öngörülmemiştir. Burada söylenen sudur: Madde 23: “Bâbıâlî, içerisinde yerli unsurların geniş ölçüde temsil edileceği bir komisyon görevlendirecek ve o da her bölgede kendine has düzenlemeler yapacaktır.”

            Fransa Büyükelçiliği, gerekli değişikliklerle birlikte Berlin’de Bâbıâlî tarafından alınan yükümlülüklerin yerine getirilmesinin Ermenistan’daki acıklı hadiselerin devam etmesini engelleyecek en iyi davranış tarzı olacağı düşüncesindedir.

            Berlin Antlaşması’nın 23. maddesinde öngörülmüş konulardan yola çıkarak kurulmuş olan bir komisyon, sözü edilen maddeye uygun hukukî düzenlemeleri hazırlamakla görevlendirilecek ve aynı antlaşmanın 61. maddesi gereği komisyonun çalışmaları, reformların uygulanmasını denetlemesi gereken devletlere periyodik olarak takdim edilecektir.

            Benzer bir komisyonun görevlendirilmesi ve toplanmasına kadar Fransa Büyükelçiliği, Bâbıâlî’nin daha önce adı geçen iki komiserin Halep’e acilen gönderilmesinde ve yukarıda ifadesini bulan vekâletlerinin sınırlarının belirlenmesinde, onların da bunları hayata geçirmesinde ısrar etmektedir.

 

____*____

 

 

Belge 4: Zeytun Ermenilerinin ayaklandıklarına dair haberlerin Fransız basınında yayınlandığı [13]

 

 

 

 

Osmanlı İmparatorluğu Büyükelçiliği

Sayı: 5321/105

Paris, 5 Haziran 1890

 

Hariciye Nazırı Ekselans Said Pasa’ya

Konu: Paris’teki Ermeni kışkırtıcılar

 

            Sayın Bakan,

            Son zamanlarda, Ermeni komitesinin iltifatına mazhar olan ve kendisini Zeytun Ermenilerinden bir şef ve Prens olarak tanıtan Haroutioun Tchakirian adlı kişinin Londra’dan Paris’e geldiğini yeni öğrendim.

            Paris’teki ilk gününde, Haroutioun’un sözde Prens De Lusignan ve oğlu Leon’un misafiri olduğu konusunda bana güvence verilmektedir. Bugüne kadar yürütmüş olduğu resmi görevlerine rağmen, düşmanca kışkırtmalarını gizlemeyen Leon’un eşliğinde, bazı Fransız gazete büro bürolarına bu adamın son zamanlarda ziyaretler gerçekleştirdiği ve onun tercümanlığı görevini üstlendiği bildirilmektedir.

            Bu kışkırtıcılar hakkında daha sonra elde edebileceğim bilgileri, siz ekselanslarına bildirmekten geri kalmayacağım.

            Ekselansları, en içten saygılarımın kabulü dileğiyle.

Esad

 

**

 

 

 

Bâb-ı Âlî

Hâriciye Nezâreti

Şifre Kalemi

Telgraf

Sayı: 203

Paris, 11 Ekim 1890

Esad Paşa’dan Said Paşa’ya

 

            Bugünkü “Le Matin” de yayınlanan İstanbul kaynaklı bir telgrafa göre Zeytun Ermenileri ayaklanmışlar ve vali ile birkaç askeri öldürmüşlerdir.

 

Sadaret Yüksek Makamı’ndan 13 Ekim 1890 tarihiyle Hariciye Nezareti’ne gelen yazının suretidir.

           

            Devletlü efendim hazretleri

            Matin gazetesinin İstanbul’dan alıp yayınladığı bir telgrafta Zeytun kazası Ermenilerinin isyan ederek kaymakamı ve bir kaç askeri öldürdüklerinin yazılı olduğu tarafınızdan yazıyla gelip padişaha arz edilen Paris Büyükelçiliği’nin telgrafında belirtilmiş ise de Zeytun’da öyle bir olayın meydana geldiği haberi asılsızdır.  Sadece bir jandarma erinin öldürülmesinden dolayı Osmanlı Hükümeti tarafından katillerin yakalanması ve genel asayişin korunmasına ilişkin tedbirler alındığı bildirilerek acilen bu rivayetin tekzip edilmesi için gereğinin yapılması.

 

 

____*____

 

 

Belge 5: Fransız Diplomatların bölgede yaptığı kışkırtıcı ve istihbari faaliyetler.[14]

 

Sadâret

Mektûbî Kalemi

Tarih: 29 Nisan 1896

Numara: 96

 

Hariciye Nezareti’ne

 

            Halep Fransa konsolos vekilinin Zeytun’dan Maraş’a dönüşünde eylemcilerden oldukları sabit olan bir takım Ermenileri himaye ile bunları bir takım iddia ve zararlı düşüncelere yönlendirmek gibi teşvik ve kışkırtmalarda bulunduğunu, bunun da Ermeni Katolik piskoposunun yaptığı kandırmacaların bir eseri olduğunu, bu defa Maraş’a gelen Fransa Büyükelçiliği askerî ateşesinin de bu yolda kandırmacalara devam ettiğini, başka ifadeleri içeren Halep Vilayeti’nden alınan 27 Nisan 1896 tarihli telgraf ek olarak sunulmuştur. Adı geçenlerin açıktan açığa Katolikleri himaye ve korumaya kalkışmaları konusu üzerine, ileri sürülen görüşler dikkate değer göründüğünden gereğinin yapılması ve telgrafın iadesi.

**

 

 

Bâb-ı Âlî

Dâire-i Sadâret

Âmedî-i Divân-ı Hümâyûn

715     

            Maraş Fransız Konsolosu Barthélemy’nin bazı bölgeleri gezerek Ermenilerin fikirlerini bozmak için nasıl çalıştığına ve kendisinin orada bir dakika bile bulunmasının sakıncalarına dair Halep Vilayeti’nden gelen telgraf ekte sunulmuştur. Barthélemy’nin oradan uzaklaştırılması hakkında padişah buyruğu gereği yapılmış olan girişimlerin üzerinde durularak acilen neticesinin yazılması Hariciye Nezareti’ne bildirilmiş, gelişmelerden vilayetin de haberdar edildiğinin padişaha arzı uygun görülmüştür.

9 Ekim 1897

Sadrazam

Rıfat

**

Bâb-ı Âlî

Dâire-i Sadâret-i Uzmâ

Mektûbî Kalemi

Halep Vilayeti’nden gelen şifre telgraf

 

            Zeytun Kaymakam muavininin bildirdiğine göre Maraş Mutasarrıflığı’ndan alınan telgrafta: Mösyö Barthélemy Zeytun’a gelmiş, görümse esnasında İslam ahalinin silahlı ve Hıristiyanların silahsız olduklarını, İslamların saldırılarını sürdürdüklerini, sataşma esnasında ve karışıklığın ardından Elbistan, Kızılöz, Çukurhisar ve Göksun’da öldürülen Ermenileri belirtmiştir. Kendisine olayların oluş şekline dair ikna edici cevaplar verilmiş ve bir dereceye kadar susmak zorunda bırakılmıştır. Barthélemy tarafından fikir ve niyetinin anlaşılması amacıyla yanına gönderilen Nazaret Çavuş’a kargaşada esir olan askerlerin Zeytun’u yakmaya kalkışmış oldukları halde ahalinin onları kurtarmış olduğu, yerlilerin dışarı gidip gelemedikleri, hükümetin Hıristiyanların silah taşımalarını engellediği halde İslamlara silahsız gezmemelerini tenbih ettiği ve Hıristiyanlardan orada ölenlerin katillerinin görünürde yakalanarak Maraş’a gönderildikleri halde İslam ahali tarafından bunlara yardım ve bahşiş verenlerin salıverildiğine dair bir takım sorular sorulmuştur. Sözü edilen sahsın görev harici bu gibi ifade ve itirazlarda bulunmasının yaradılışından kaynaklanan düşmanlık olduğu, kendisinin bu şekilde dolaşmasının idare açısından son derece tehlikeli olacağı, Göksun ve Andırın taraflarına da gideceği haber alındığından derhal kaymakam vekâletinde bulunmak üzere Tahrirat müdürünün Göksun’a gönderileceği, Barthélemy’nin Ermenileri silahlandırma fikrini yayarak dolaşmasının engellenmesi gerektiği bildirilmiştir. Sözü edilen şahsın daha önceki hareket ve tavırları muhtelif tarihlerde telgraf ve yazılarla ayrıntılı olarak bildirildiğinden bunun bir dakika bile oralarda kalmasının sakıncaları tekrar bildirilmiştir. Gereğinin yapılması görüşünüze bırakılmıştır, arz olunur.

            8 Ekim 1897

Halep Valisi

Raif

**

Makâm-ı Seraskerî

Mektûbî Kalemi

 

            Maraş’ta kendisine Fransız Konsolosu süsünü vermekte olan Mösyö Barthélemy’nin Elbistan taraflarında sergilediği tutum ve davranışlar hakkında Halep ve Adana Fevkalade Kumandanlığı Vekaleti’nden gelen telgraf üzerine durum 12 Ekim 1897 tarihli hususi yazımla bildirilmişti. Sözü edilen şahsın Ferniz taraflarına giderek o bölgede bulunan Ermeni köylerindeki ahali arasında eli silah tutan kaç tane erkek nüfus bulunduğunu araştırdığına ve daha başka zarar verici girişimlerde bulunduğuna dair bazı bilgi ve araştırmaları içeren Kumandandanlık vekâletinden gelen telgraf sureti sunulmuştur. Bâbıâlî’ye de bilgi verilmesi uygun görülmüştür.

            16 Ekim 1897

Serasker

Rıza

**

 

Makâm-ı Seraskerî

Mektûbî Kalemi

 

 

Adana’da bulunan Adana ve Halep Fevkalade Kumandanı Ferik Ali Muhsin Paşa’dan gelen 15 Ekim 1897 tarihli şifreli telgraf sureti

 

            Ferniz’e gittiği daha evvel bildirilen Maraş Fransız Konsolosu Barthélemy Ferniz’e varışında oradaki ve etraftaki Ermeni köylerin ahalisini çağırarak bunlardan ne kadarının erkek ve ne kadarının kadın olduğunu ve silah kullanmaya gücü yeten kaç kişiyi bulabileceğini açıkça soruşturmuştur. Bu bölge ile Göksun ve havalisindeki Ermeni köylerinden birçok kişi gelerek yardım suretiyle sağlamış oldukları erzakları hükümetin onlardan vergi adıyla sözde zorla almakta olduğu şikayetinde bulunmuşlardır. Civar köylerin Hıristiyan ileri gelenleri ile halk tabakasını yanına davet ederek gizlice kendileriyle konuşmuş ve yine gece söz konusu köyün erkek ve ise yarar ahalisinin nüfuslarını elindeki deftere kaydetmistir. Ahlal’daki (?) İslamların silah taşımasına rağmen Hıristiyanların engellenmesinin sebepleri ve buna benzer asayişi ihlal ettirecek pek çok faydasız soruşturmada bulunmuş, buradan da Göksun yönüne hareket etmiştir. Daha önce verilen talimat üzerine Barthélemy’ye hürmeten refakatine verilip gizlice durumunu araştırmakla görevlendirilen Zeytun Polis ve Ferniz nahiyesi müdürü tarafından alınan rapora dayanarak Zeytun Kumandanlığı’ndan gelen telgrafta bildirilen malumat arz olunur.

____*____

 

 

Belge 6: Fransızların 1919 yılında, Ermenileri silahlandırdıkları ve hain çeteler ile işbirliği yaptıklarına dair.[15]

 

Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Dâiresi

Şube:2

Numara: 4626

Çok acildir.

 

            Adana bölgesinden önemli haberler gelmeye devam etmektedir. Bu cümleden olarak: Fransız askerinin gittikçe çoğaldığı, bütün Ermenilerin Fransızlar tarafından silahlandırıldığı, Adana’da bulunan Fransız Baş Administratörü Albay Brémond’un Nusayrîlerden memur tedarik ederek memurlarımızın görevine son verdiği, Kara Yusuf Çetesi adında bir çetenin ortaya çıkmasının Müslümanlar aleyhinde pek büyük bir hiddet ve düşmanlığın doğmasına sebep olduğu, Adana’da Ermenilerin Kara Yusuf Çetesi’ne mensuptur diyerek gelişigüzel gösterdiği her Müslümanın kurşuna dizildiği, Müslümanların gerçekten bir katliama maruz bulundukları, Adana’daki İngiliz müfrezesi gider gitmez katliam yapılacağı, Zeytun Ermenilerinin hepsinin hazırlandığı ve cümlesinin silahlandırıldığı haber alınmıştır. Gereken doğru girişimlerde bulunulmasının vekâletinizin yüksek görüşlerine bağlı olduğu arz olunur.

            16 Kasım 1919

Harbiye Nazırı

Cemal Paşa

**

 

Meclis-i Vükelâ Müzakerâtına Mahsûs Zabıtnâme

Numara: 579

Tarih: 4 Aralık 1919

 

            Özet

            Maraş ve civarının Fransızlar tarafından işgali ve Fransız işgal kuvvetleri arasında bulunan Ermenilerin Müslüman kadınlarına saldırıları dolayısıyla Diyarbakır ulema ve ileri gelenleri tarafından çekilen telgraf kopyasının gönderildiğini bildiren Harbiye Nezareti’nin 22 Kasım 1919 tarihli ve 4712 numaralı tezkiresi ekiyle beraber okunmuştur.

            Kararı

            Yapılan saldırılar ve Fransız subayları tarafından Zeytun ve civarı Ermenilerinin silahlandırıldıklarına dair alınan ihbarlar, kayda değer ve önemlidir. Müslüman halkın dinî ve millî duygularını inciten bu gibi üzücü hareketlerin çok tehlikeli sonuçlar doğuracağı belli olduğundan, bu Belgenin orijinalinde bu boşluk yer almaktadır. Noktalar hakkında İtilaf Devletleri temsilcilerinin dikkatleri çekilerek, o bölgede Fransız kuvvetleri arasındaki Ermenilerin ayıklanması ve kışkırtıcı davranışlara son verilmesinin temin edilmesi ve girişimlerin sonuçlarının duyurulması hususunun Hariciye Nezareti’ne bildirilmesine karar verilmiştir.

 

Meclis-i Vükelâ azalarının imzaları

**

Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Dâiresi

Şube: 2

Numara: 4914

Hariciye Nezareti’ne

 

            Zeytun ve Elbistan’a ait alınan bazı haberleri içeren ve On Üçüncü Kolordu Kumandanlığı’ndan gelen şifrenin sureti ekte sunulmuştur. Bu konuda gereği.

            7 Aralık 1919

Harbiye Nazırı

Cemal

 

Osmanlı Ordû-yı Hümâyûnu

Başkumandanlığı Vekâleti

 

Diyarbakır’dan Harbiye Nezareti’ne gelen şifre suretidir.

 

1-      Fransızların Zeytun’a on hayvan yükü silah getirdikleri, Islahiyeli Hurşit Ağa isminde bir eşkıyanın yanına üç yüz kişi alarak Fransızlara jandarma kaydettirmek üzere Maraş’a gittiği ve Fransızların aylık 500 Frank ile Maraş’ta halktan jandarma kaydettikleri haber alınmıştır.

 

2-      Cebel-i Lübnanlı olup aslen Fransız uyruklu olan Süleymaniyeli Kaymakam Halil Şahap Bey’in Fransızlarla devamlı temas halinde olduğundan güven telkin etmediği ve Fransız kumandanlarını misafir etmesinden dolayı ahalinin tepkisine yol açtığı Elbistan’dan bildirilmiştir. Adı geçen bu kişinin görevden alınması konusunun temini nezaretin görüsüne bırakılmıştır.

 

13. Kolordu Kumandanı

Cevdet

**

 

Osmanlı Ordû-yı Hümâyûnu

Başkumandanlığı Vekâleti

 

 

On Üçüncü Kolordu Kumandanlığı’nın 11 Kasım 1919 tarihli şifre suretidir.

 

 

1-      Maraş’tan Zeytun’a giden altı Fransız subayının Ermenilere mühimmat getirdikleri, Zeytun Ermenilerinin çevre dağlarda etrafı gözetlemekte oldukları, Zeytun’un dışındaki köylerde yaşayan Ermenilerin tamamen Zeytun Kışlası’na toplanarak silahlandırıldığı, oradaki jandarma erlerinden beşinin kaçtığı, yedisinin ise kaçmasına meydan verilmediği Elbistan’dan alınan bilgilerden öğrenilmiştir. Arz olunur.

 

2-      Nezarete ve civar kolordulara arz edilmiştir. 1184 numaralıdır.

 

____*____

 

 

 

 

 

Belge 7: Halep Valiliği görevinden alınan Kâmil Paşa’nın İngiltere konsolosu ile Zeytun' daki Ermeni eşkıyası arasındaki ilişkileri ispatlamak üzere gönderdiği belgeler.[16]

 

Mâbeyn-i Hümâyûn Başkitâbeti'ne

 

            Efendim,

            Halep Vilayeti valiliğinden alınışımın herhangi bir sorumluluktan mı, yoksa şu anki bir mecburiyetten mi olduğu bilinemediğinden "vilayetin tarafımdan idare edildiği süre içindeki uygulamalarına dair sorulacak bir şey varsa irâde buyrulması" hakkında Vekâlet makamına takdim ettiğim yazı Meclis-i Mahsus-ı Vükelâ'da incelenmiştir. Yapılan görüşmeler sonucu, ayrılışımın şu anki bir mecburiyetten olduğu Dâhiliye nâzırı aracılığıyla tarafıma bildirilmiş ve benim için başka bir memuriyete bakılacağı da bizzat Sadâretçe vaad edilmiştir. Görevli olarak Halep'e gönderilen komiserler Zeytun meselesinin gerçek yüzünü anlayıp bu konuda tarafımdan tutulmuş olan doğru yolu takip ederek Halep'teki bütün uygulamalarımı açıkça onaylamışlardır. Aynı şekilde gerçeği Bâbıâli'ye de arz etmiş olmalarını ümit ederim. Padişah' ın hizmetinde doğruluktan zerre kadar ayrılmadığım, sözü edilen Zeytun meselesinin mahiyeti ve İngiltere konsolosunun Zeytun eşkıyasıyla olan ilişkisi ekte takdim edilen üç adet belgenin suretlerinden anlaşılacaktır. Durumun uygun bir fırsat bulunduğunda kısaca Padişah’ın bilgisine arz edilmesi konusunda gereğinin yapılması tarafınıza bırakılmıştır.

            24 Haziran 1879

Kâmil

**

Zeytun'da Furnus Manastırı Piskoposu Nikoghos Efendi tarafından Zeytun ileri gelenlerine yazılıp

Hükümetçe ele geçirilen Ermenice beyannâmenin tercümesi

 

            Zeytun ileri gelenleri ve saygıdeğer ağalarına selâm olsun!

            Zeytun ahalisi devlete asla âsi değildir. Ancak öteden beri ödemekle yükümlü oldukları vergilerini verecekler ve Ermeni Hükümeti'nin idaresi zamanında olduğu gibi seçim hakları kendilerine ait olacaktır. Bu hakları inkârın mümkün olmadığını iyi bildiğiniz sürece bu konuda daha fazla açıklamada bulunmaya gerek yoktur. Patrikhane vasıtasıyla talep olunan bu haklar gerek Bâbıâli ve gerekse altı büyük devlete duyurulmuştur. Zeytun'un sınırları harita ile belirlenmiştir. Nesiller boyu sahip olduğumuz bu kanunî haklara aykırı olarak bazı Osmanlı askerlerinin Zeytun'a girip ahali ve ileri gelenlere işitilmemiş derecede kötü muamelelerde bulunmaları sebebiyle çok üzgünüm. Hâlbuki bunların Zeytun'a girmeye asla izinleri yoktu. Şimdi bu kargaşanın giderilmesi için bugünkü günde silah kuşananlar arasında bulunuyoruz. Ey Allah'ı sevenler! Ya özgür ve bağımsız yaşarız ya da özgür ve bağımsız ölürüz. Mezar taşları üzerinde bizim için "ölmemiş" nâmını kazırlar. Bu, her insan için yerine getirilmesi gereken mukaddes bir görevdir. Bu yüzden sizleri teşvik ediyorum. Bütün hazırlıklarınızı tamamlayarak bizlere katılmalısınız. İnşallah sonucu hayır ve kurtuluş olur.

            26 Ekim 1878

Furnus Metropolidi

Nikoghos

(Belgenin orijinalinde 1879 olarak verilmişse de olayların gelişinden bu belgenin tarihinin 1878 olduğu anlaşılmaktadır.)

**

Sis Ermeni Patrigi Baskâtibi Nerses Vartabet tarafından Zeytun ruhanî liderlerine yazılıp Haçin piskoposu ile gönderilen ve Zeytun'da hükümet tarafından ele geçirilen Ermenice mektubun tercümesi

 

            Saygıdeğer Kirkor ve İshak Vartabet Efendilere

            Tarafınızdan birbiri ardına yapılan ihbarlar ve alınan bilgilere göre, Zeytun ahalisinden bir kısmının değil tamamının kutsal birliği bozacak şekilde uyuşmazlık içinde oldukları anlaşıldığından mevcut olan ümidimiz üzüntüye dönüşmüştür. Bu durum, yalnız Maraş halkını ve bizleri değil bütün Ermenileri kederlendirmiştir. Zeytun ahalisi üzerindeki son ümit ve beklentilerimiz, işitildiğine göre halktan bazılarının kendilerini ve şahsî çıkarlarını düşünmelerinden ötürü ne yazık ki boşa gitmiştir. Bütün millet su üç kutsal kelimenin uygulamaya konulmasını bekliyor: Birlik, dirayet ve kahramanlık! İşte bu üç kutsal kelimede atalarımızın ruhanî liderler ile beraberce gerçekleştirdikleri övgüye değer çabalarını, gayretlerini, kahramanlıklarını, sayısız menkıbe ve faziletlerini, çokça çalışıp bu uğurda kendilerini feda etmelerini buluyoruz. Bu insanların Ermeni tarihinde bıraktıkları sayısız güzel eser, fikir ve hatıralarının unutulması mümkün değildir. Ermeni milleti hakkında benzersiz güzel iş ve icraatlarda bulunan değerli şahısların isimlerini burada anmayı gerekli görüyorum. Osep, İshak, şahadet şerbetini içen dinî liderler ve özellikle güzel hatırası sürekli hatırlanan Gayont Rahip -ki kutsal dinimizin muhafaza ve milletimizin himayesi uğrunda etkili vaaz ve uyarılarıyla halkı vatanseverlik duygularına davet etmiştir- ve halkın ileri gelenlerinden Vartan, Himayak ve Horin ile onların cesur ve savaşçı arkadaşlarıdır. Bunların cesaret ve kahramanlıklarının izleri ve dökülen kanları sayesinde milletimiz günümüze kadar yaşamıştır. Yukarıda isimleri sayılan şahısların yanı sıra hatırınızda kalması için şu kişileri de zikretmeden geçemiyorum. Onlar şahsî menfaat ve çıkarlarına kapılarak vatanı düşmanın ellerine teslimle milleti harap ve berbat ettiklerinden isimleri sonsuza kadar lânetle anılacaktır. Ruhanî lider sıfatını taşımaya hakları bulunmayan Kiragos ve Bedros ile "halk adamı" denmeye lâyık olmayan Vassak ve Marvejani. Yapılan bu açıklamalardan sonra söyle bir netice çıkarmak istiyorum: Bütün Zeytun Ermenileri baba ve atalarımızın taşıdıkları yürek ve kana sahip çıkıp onların yollarından gitsinler ve icraatlarını uygulamaya girişsinler. Bunların uygulamaya geçirilmesi ise sadece ruhanî görevlilerin teşvikleri ve etkili uyarıları ile hâsıl olabilir. Yukarıda sözü edilen üç kutsal kelimeyi tekrar hatırlatırım: Umumî birlik, övgüye değer dirayet ve kahramanlık. Su halde Zeytun ahalisi geçmiş nesillerden beri kazanmış olduğu cesaret şöhretini ve nam salan yiğitliğini bozmamalıdır. Çünkü kendileri cesur doğmuşlardır, cesur olmalıdırlar. Şahadet şerbetini içen büyük ataları gibi kendileri de kuvvet ve kahramanlıkla o yolda canlarını feda etmelidirler. Ancak iyi bilmelidirler ki, acı kâseyi son damlasına kadar içecekler, yani idam fermanlarını kendi elleriyle imzalayacaklardır. Zeytun ahalisi şahsî çıkarlarını gözeten bir takım kimselerin kurdukları tuzağa sakın düşmesinler. Gaye ve maksatları, sonu şerefli ve kendilerinden sonra hayırla anılacak izler bırakmak olmalıdır. Zeytun ahalisinin iyice bilmesi gerekir ki, böyle bir fırsat ve olay beş yüz senede bir kere ortaya çıkar. Eğer onlar bu savunma fırsatını kaçırır ve kaybederlerse hiç şüphesiz bütün Ermeni milletinin sonsuza kadar esaret ve perişan bir halde kalmalarına sebebiyet vermiş olacaklardır. Zeytun halkı eski nesillerden beri Allah tarafından diğer milletlerin ve batılı yabancı toplulukların yüreklerine korku salmış bir millettir. Simdi bu heybetin gülünç bir duruma dönüşmesinden korkarız. Zeytun ahalisinin kendi haklı ve adil davasını korumak ve kollamak için ellerinde güçlü ve büyük imkânlar bulunmaktadır. Saygıdeğer patrik hazretleri de bu düşünce ve kanaattedir. Hükümet memurlarının yaptıkları zulüm ve haksızlıkla birlikte yükledikleri dayanılmaz derecedeki ağır vergiler ve sayısız kanunsuzluklar Ermenilerin talep ve davalarını ortaya koymak ve savunmak için yeterli bir sebeptir. Ermeniler birlik, zekâ, dirayet ve yiğitlikle bu davayı sürdürmeye muktedir olduklarını bilmelidirler. Böylece meşru vasıtalarla hareket edilerek ayağa kalkılmasına rağmen devlete isyan bayrağı açmış ve muhalefet etmiş görüntüsü verilmeden kötü ve perişan durumunuza devletin şefkat ve merhametini davet etmiş olursunuz. Zeytun halkı özellikle şurasını iyi düşünmelidir ki, yüce Allah daima mazlumların rica ve yakarışlarını kabul eder. O'nun bine karsı bir kişinin, on bine karsı iki kişinin galip gelmesini sağlamaya gücü yeter. Allah daima kendisinden korkan ve istediklerini yerine getiren kullarına yardımcı olur. Su halde Allah'a tevekkül edip sığınarak kutsal birlik, zekâ, dirayet, yiğitlik ve cesaretle ise girişsinler. İşte, baştan sona kadar uyarı ve tavsiyelerimiz bundan ibarettir! Saygıdeğer Rahip Derkazar, Sorenyan Nazar ve Suruyan Kazar ağalar, emin ve iş görür olmaları, millet ve vatan sevgileri sebebiyle kendilerine bildirdiklerimizin ruhunu ve manasını gizli bir şekilde gerekenlere anlatmalıdırlar. Ayrıca diğer vatanını ve milletini seven çalışkan kişiler aracılığıyla Ermeni halkı teşvik edilerek çalışmalara başlanabilir. Son olarak, yaratılışlarındaki güzel huylar ve vatanseverlik duygularıyla bu fırsat döneminde ellerinden geldiğince çaba sarf edeceklerini kuvvetle ümit etmekteyim.

            13 Kasım 1878

Her zaman duacınız

N. V. M.

Maraş'tan

            Biz bu kadarını bildirdik. Bundan fazlasını mektubu getirenin sözlü ifadelerinden öğrenebilirsiniz.

**

 

Numara: 576

Halep Vilayeti'ne

           

            Devletlü efendim,

            Zeytun eşkıyasından on beş kişinin imzasıyla Halep İngiliz konsolosuna hitaben yazılıp her nasılsa ele geçirilen bir adet tahriratın tercüme edilmiş bir kopyası Maraş İdare Meclisi mührüyle onaylanarak ekte takdim edilmiştir. İçerigine göre gereğinin yapılması arz olunur.12 Mart 1879

Maraş Mutassarrıf Vekili

Mirliva

Mehmed Mazhar

 

            Zeytun'da eşkıya reisi Babek ve yandaşları tarafından Halep İngiliz konsolosuna yazılıp Maraş Mutasarrıflığı Vekâleti'nde bulunan Fırka-i Islâhiye Kumandanı Mirliva Mazhar Pasa tarafından ele geçirilen Ermenice mektubun tercümesidir. Söz konusu mektup Dâhiliye Nezâreti'ne sunulmuştur:

            Halep'te İngiliz konsolosuna Zeytun'a keşfe gelen konsolos bey Efendim, Ayağınızın toprağına yüzlerimizi sürüp buradan oraya kadar ayaklarını öperiz. Bizim tutuklularımız için çalıştığınızı işittik, son derece memnun olduk. Mektubu aldık, manasını biliyor ve bekliyoruz. Sizinle beraber yaptığımız görüşmeyi gökte Allah yerde biz biliriz. Serkis Piskopos'un tekkedeki odasında size verdiğimiz mazbatadan bir fayda göremedik, hâlâ gözlüyoruz. Bize emrettiğiniz gibi hareket ettik. Hem siz de biliyorsunuz ki emrinizden çıkmadık. Siz bize: "Ben buradan gittikten sonra eşkıyalar gelip tekkede rahatça otursun, dağlarda perişan olmasınlar. Bundan sonra hükümetten adam gelip eşkıyaları yakalamaya cesaret ederse karsı koyun ve bana bildirin ki ben de başka yerlere ne şekilde karşı koyduğunuzu bildireyim" diye tembih ettin. Ancak Zeytun'dan dışarı çıkan adamımızı öldürüyorlar. Bu mazbatanın cevabını acele bildiriniz. Ne şekilde hareket edelim? Furnus murahhassı ile Çolak Varcebet Efendi'nin yola çıktığını işittik. Eğer doğruysa bize bilgi veriniz ki, sevinelim. Mektubunuzda bizlere Hıristiyan kaymakam geleceğini ve hükümet memurlarının bizden olacağını okuduk. Ancak yeni duyduğumuza göre Müslüman memurlar gelecekmiş. Eğer bu doğruysa biz de ona göre hazırlıklarımızı yapalım. Daha önce olduğu gibi "kör" durumuna düşmeyelim ve sizin emriniz üzere yaşayalım, siz de çok yaşayınız. Tutuklularımızı derhal çıkarmanın bir çaresine bakınız. Ne masraf ederseniz kabulümüzdür. Biz hepimiz çevre köylerimizle beraber sizin milletinizdeniz. İnşallah sizin sayenizde bir iyilik görürüz ve siz buraya geldiğinizde şâd oluruz. Biz de size duacıyız. Emretmiş olduğunuz gibi vekâleten gönderdiğiniz Patvili Efendi'ye hükümetten aldığımız silahları teslim ettik. Ancak bundan sonra Bertizli Müslümanlar Alabaşlı'da bir adamımıza saldırıp malını yağmaladılar. "Malını vereceğiz" diye tekrar mal sahibini çağırdılar. Mal sahibi malını almaya gittiğinde az bir mal verip yolladılar. Köprüde önüne çıkıp malı tekrar alıp kendisini öldürdüler. Kendilerine saldırmamamız için de köprüyü yaktılar. Yine Elbistan ve Maraş Köprüsü'nde bir adamımızı daha öldürdüler. Bizler önceki gibi mi hareket edelim, yoksa rahat mı duralım? Bize acele haber bildiriniz. Biz bütün çevre köylerle beraber bu mazbatayı gönderdik.

 

Bostan oğlu Agop Ağa                        Merken oğlu Avedik Ağa                   Balcı oğlu Nisan Ağa             

İshak oğlu Artin Ağa               Bedros'un oğlu Serkis Ağa      Selom oğlu Yanos Ağa

Antorez oğlu Astor Ağa                      Marik Pasa                              Köylü oğlu Asador Ağa

Musa oğlu Ağa                                   Anarid oğlu Kirkor Ağa                      Anarid oğlu Panos Ağa

Lorem oğlu Artin Çavuş                     Kızıl Artin Ağa                                   Surp oğlu Agop Ağa

Aslına uygun olduğu onaylandı.

Maraş Sancağı

İdare Meclisi

 

____*____

 

 

Belge 7: İskenderun ve Mersin arasında dolaşan iki İngiliz savaş gemisinde bulunan silahlı 1000 Ermeninin Zeytun ve Keban köyleri üzerine gönderilmesine dair.[17]

 

 

Bâb-ı Âlî

Daire-i Sadâret-i Uzmâ

 

Suret

            İskenderun ve Mersin arasında dolaşan iki İngiliz savaş gemisinde bulunan silahlı 1.000 Ermeni'nin öncelikle Payas kazasında Çokmerzimen ve Evrezli adında Ermeni köyleri halkı aracılığıyla Zeytun ve Keban köyleri halkına sözde Leon hükümdarının başkentinin şanını yeniden yüceltmek gibi zararlı bir düşünceyle hemen gönderilmelerine girişilmiştir. Ancak bu iki köyde kolera sebebiyle halk dağılarak kaçmış olduğundan henüz zararlı girişimlerinde başarılı olamamışlardır. Fakat hâlâ gemileri dolaşmakta ve vakit kollamaktadırlar. Bu yerin Keban köyüne 36 saat mesafede olduğu ve bu tarafların sahile en yakın yerler bulunduğu ajan tarafından şimdi haber verilmiştir.Zeytun ve Andırın kaymakamlıklarına gerekli tebligat yapılmış ise de Adana Vilayeti'ne ve gerekenlere irâdesi takdirinize bağlıdır.

Diğer suret

            Zeytun Kaymakamlığı’ndan şimdi alınan şifreli telgrafta İskenderun'a gelen yabancı gemilerden iki şapkalının çıktığı, bunlardan birinin Zeytun Kaymakamlığı’nda bir memur olduğu diğerinin ise Maraş’a geleceğinin Zeytunlular arasında konuşulduğu bildirilmektedir. Bu da diğer telgrafımla arz ettiğim durumların doğruluğunu desteklemektedir. Arz olunur.

 

Halep Vilayeti'nden gelen sifreli telgrafın sureti

 

            Maraş Mutasarrıflığı’ndan şimdi alınan iki ayrı telgrafın sureti yukarıda yazılmıştır. İçeriğine bakılarak Payas ve Yumurtalık sahillerinin karadan ve denizden sürekli denetlenerek gözetim altında bulundurulması için gerekenlere kesin emirler verilmiştir. Burada ilgililere de gerekli tebligatın yapıldığı arz olunur.

            4 Ağustos 1895

Vali

Hasan

**

Bâb-ı Âlî

Daire-i Sadâret-i Uzmâ

Mektubî Kalemi

18 Aralık 1895 tarihiyle

Halep Vilayeti'nden gelen şifre telgrafın sureti

 

            Maras Ermeni bozguncu elebaşsılarından Papaz Dragont sakıncalı evraklarla yakalanmıştır. Şimdiki Ermeni Patriği’nin Ermeni bozgun tertiplerine taraftar, Maraş Katolik murahhassının da bozgunculuğa ortak olduğunu ve İngiltere'nin söz verdiği askerî yardımdan cesaret aldıklarını belirtmiştir. Kendisinin Zeytun eşkıya lideriyle yaptığı haberleşmeye dair ele geçirilen evrakı ise kabul ve itiraf etmemiştir. Soruşturmanın sürdürüldüğü Maraş Mutasarrıflığı’ndan bildirilmiştir. Antep'te yakalanan Toros adlı bir Ermeni'nin, eşkıyalığa katılmak için Zeytun'a gittikleri halde aç kaldıkları için diğer beş arkadaşıyla kaçtığını, arkadaşlarının başka yerlere savuştuklarını, Zeytun'da bir İngiliz kumandan ile 500 kadar İngiliz'in ve silahlı 10.000 Ermeni'nin bulunduğunu, bunların Kayseri'den ve başka yerlerden geceleri Zeytun'a girdiklerini ve kendilerinin bulundukları noktadaki Ermenilerin tamamen martini ile silahlandıklarını sorgulama esnasında ifade ettiği, Antep Kaymakamlığı’ndan bildirilmiştir Maraş’taki tahkikatın tamamlanarak sonucunun bildirilmesi Maraş Mutasarrıflığı’na; Toros'un da sorgulanmak üzere Halep'e gönderilmesi Antep Kaymakamlığı’na cevaben bildirilmiştir. Arz olunur.

 

____*____

 

Belge 9: Anadolu'da birçok cinayet işledikten sonra Varna'ya iltica eden Zeytunlu Antranik'in çeteler oluşturmak maksadıyla Kafkasya'ya gönderilmek üzere Rus Hükümeti tarafından davet edildiğini bildiren belgeler.[18]

 

Varna Şehbenderligi

Aded: 312

Ermeni rüesâ-yı fesad[ın]dan Antranik hakkında

 

                        Hariciye Nezâret-i Celîlesi'ne

 

            Ma‘rûz-ı bendeleridir

            Şeref-tevârüd eden 3 Eylül sene [1]914 ve 2850 numaralı emirnâme-i sâmî-i nezâret-penâhîlerine arîza-i cevabiyedir:

            Odesa’ya keyfiyet-i azîmeti 24 Ağustos sene [1]914 tarih ve otuz dokuz numaralı şifreli telgrafnâme-i kemterânemle nezâret-i celîle-i âsafânelerine arz olunan ve isim ve hüviyeti devr-i sâbıkdan beri nezâret-i celîlelerince meçhul olmayan ma‘hûd Zeytunlu Antranik hakkında alınan malumâta nazaran merkûm Anadolu'da îkâ‘-ı sûris ve Rusya ile harb zuhurunda çeteler teşkil etmek maksadıyla Rusya Hükûmeti tarafından Kafkasya'ya sevk olunmak üzere Rusya'ya davet olunmuştur. Serîr-i merkûmun refakatinde birkaç seneden beri Varna Ermeni Kilisesi hizmetinde bulunarak ve seleflerim zamanından beri berây-ı maslahat Şehbenderhâne'ye ara sıra gelen ve fırsat düştükçe Hükûmet-i Seniyye'ye karşı sadakatini ve merbûtiyetini kavlen izhâr eden Matyos veled-i Agop Lobasyan nâmında bir herif bulunmaktadır. Merkûm an-asl Sivas vilâyetine tâbi Gürün kasabası ahalisinden, yirmi altı yaşında, orta boylu, koyu kumral saçlı, kumral bıyıklı, ela gözlü, irice ve sivrice başlı, Türkçe az okur-yazar ve asıl san‘atı matbaa mürettibliğidir. Ahîren güya hizmet-i askeriyesini ifa etmek üzere Varna'dan tebdilen verilecek hâmil olduğu 8 Mart sene [1]330 tarih ve 10 hususî numaralı pasaportu acizleri tarafından 25 Temmuz sene [1]330 tarihinde meccânen kaydolunmuştu. Mer kûm Antranik hakkında 11 Nisan sene [1]330 tarihiyle Dahiliye Nezâret-i Celîlesi'ne irsâl kılınan arîza ve Sofya Sefâret-i Seniyyesi'ne Antranik ile Bulgaristan Ermenileri'nden bazılarının tesvîlât ve tahrikâtı hakkında arz olunan 12 Kânûn-ı Sânî sene [1]914 tarih ve 53 numaralı mahrem raporun suretleri leffen takdim kılındı. Ol bâbda emr u fermân hazret-i men lehü'l-emrindir.

            Fî 6 Eylül sene [1]914

Varna Şehbenderi

Selim

**

Varna Sehbenderligi

Aded

Fî 6 Eylül sene [1]914 tarih ve 31

numaralı arîzanın melfûfâtıdır

Dahiliye Nezâret-i Celîlesi'ne 11/24 Nisan sene [1]914 tarihiyle

Varna Sehbenderligi'nden mürsel 137 numaralı mahrem raporun suretidir.

 

            Resîde-i dest-i tevkîr olan 15 Nisan sene [1]914 tarih ve 215 numaralı şifreli telgrafnâme-i âlî-i nezâret-penâhîlerine arîza-i cevabiyedir:

            Bulgaristan Hükûmeti bu sıralarda Anadolu'ya sevk edilmek üzere kendi depolarından esliha ihracına müsaade etmesi gayr-ı me’mûldür. Muharebe-i zâile esnasında Varna'da Disçi Papazyan'ın gayret ve delâletiyle Ermenilerden gönüllü bölükler teskil eden Antranik ve şahsı ve hüviyetleri henüz malum olmayan avenesiyle beraber Edirne'nin sukûtu üzerine Makedonya ve Trakya'dan mikdar-ı küllî esliha toplayarak Anadolu'ya sevk ve idhal eylemiş oldukları mevsûkan bi'l-istihbâr geçen 12 Kânûn-ı Sânî'de Sofya Sefiri saadetli Fethi Beyefendi hazretlerine ve manzûr-ı âlî-i nezâret-penâhîleri buyurulmak üzere leffen sureti takdim kılınan 53 numaralı tahrirât-ı kemterânemle arz eylemiştim. Mersûm Antranik, Zeytun ahalisinden olup devr-i sâbıkda vadi-i sakâvete pûyân olarak Anadolu'da birçok cinayât işledikten sonra Varna'ya iltica eylemiş ve muharebe-i ahîrede ahali-i islâmiye'ye karşı îkâ‘eylemiş olduğu mezâlim ve cinayât-ı müdhişesiyle en hûnrîz Bulgar ihtilâlcileri

miyânında temeyyüz etmişti.

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA;

[1]Günay, Nejla (2007), Maraş’ta Ermeniler ve Zeytun İsyanları, IQ Yayıncılık, İstanbul.

[2]Başbakanlık Osmanlı Arşivleri (BOA.) Yıldız Arşivi Resmi Maruzat Evrakı.  4/32, 1296 9 13

[3]BOA. İrade Dâhiliye; 786/63865, 20 Mayıs 1295.

[4]BOA. Yıldız Arşivi Hususi Maruzat; 344/127, 15 8 1313.

[5]BOA. İrade Dahiliye; 1313 B/67, 15 B 1313.

[6]Uras, Esat (1987), Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, Genişletilmiş 2. baskı, Belge Yay., İstanbul

[7]BOA. Dâhiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti 2. Şube Evrakı, 54/20-15.

[8]ATASE, Birinci Dünya Harbi Katalogu; 2287, Dosya 32-12, Fihrist. 1-8.

[9]BOA. İrade Dahiliye; 1514, 1333/B-34.

[10] Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü,  Osmanlı Belgelerinde Ermeni Amerikan ilişkileri (1839-1895) 1. Cild, Belge 11, sayfa 48

11] Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü,  Osmanlı Belgelerinde Ermeni Amerikan ilişkileri (1896-1919) 2. Cild, Belge 48, sayfa 160

[12] Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü,  Osmanlı Belgelerinde Ermeni Fransız ilişkileri (1879-1918) 1. Cild, Belge 1, sayfa 3

[13] Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü,  Osmanlı Belgelerinde Ermeni Fransız ilişkileri (1879-1918) 1. Cild, Belge 6, sayfa 23

[14] Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü,  Osmanlı Belgelerinde Ermeni Fransız ilişkileri (1879-1918) 1. Cild, Belge 27, sayfa 64, 144, 145

[15] Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü,  Osmanlı Belgelerinde Ermeni Fransız ilişkileri (1918-1919) 2. Cild, Belge 68, sayfa 149,150, 188

[16] Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü,  Osmanlı Belgelerinde Ermeni İngiliz ilişkileri (1845-1890) 1. Cild, Belge 14, sayfa 23

[17] Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü,  Osmanlı Belgelerinde Ermeni İngiliz ilişkileri (1894-1895) 3. Cild, Belge 108, sayfa 188

[18] Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü,  Osmanlı Belgelerinde Ermeni Rus ilişkileri (1907-1921) 3. Cild, Belge 47, sayfa 113

http://turksandarmenian.marmara.edu.tr/

www.devletarsivleri.gov.tr

 

Bu haber 1752 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum