Prof. Dr. Tuncer GÜLENSOY

Prof. Dr. Tuncer GÜLENSOY

[email protected]

ANADOLU AĞIZLARINDA YAŞAYAN  ESKİ TÜRKÇE SÖZCÜKLER  

02 Eylül 2020 - 09:47 - Güncelleme: 02 Eylül 2020 - 16:50

ANADOLU AĞIZLARINDA YAŞAYAN
ESKİ TÜRKÇE SÖZCÜKLER
(Ön seslerine Göre Bir İnceleme)
                                                                                             
         Anadolu ağızlarının bin yıl içinde oluşması çeşitli faktörlere bağlanır. Bu faktörlerden en önemlisi Orta Asya’nın çeşitli coğrafyalarından  farklı yüzyıllarda Anadolu’ya yapılan göçlerdir. XI. Yüzyılın sonlarında bugünkü Kazakistan’ın kuzeyindeki Otrar ve Sayram’dan koparak Batı Türkistan, Hazar’ın güneyi ve Fars toprakları üzerinden Anadolu’ya giren 24 Oğuz boyunun en az 22’sinin izlerini Anadolu’nun çeşitli yörelerinde görebilmekteyiz. Bayat, Kayı, Kınık, Kızık, Beğdili (Beydili/Baydili), Yüreğir (Üreğil/Üreğir), Dodurga (Tudurga/Dödürge), Yazır, İğdir, Büğdüz, Yıva, Alayuntlu, Döğer (Düver), Bayındır, Çavuldur (Çavundur/Çavdur), Salur, Çepni (Çetmi), Alka-Evli, Kara-Evli gibi Oğuz boyları Anadolu’nun farklı coğrafyalarına yerleşmişlerdir.
        Oğuzlardan birkaç yüz yıl önce Roma ve Bizans dönemlerinde, Macaristan ovaları ile Orta Avrupa steplerinden  Anadolu’ya ‘lejyoner’ olarak getirilerek Arap ve Fars ordularına karşı uç boylarına yerleştirilen Peçenek, Kuman ve Kıpçak gibi sarışın, beyaz tenli, mavi ve yeşil gözlü Türk kavimlerinin izleri de Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Bartın’dan itibaren Batı Karadeniz yörelerinde görülmektedir.
        Bunların dışında Karadeniz’in kuzeyindeki Deşt-i Kıpçak’tan Kafkaslar yolu ile Anadolu’ya inen Sakalar ile onların en büyük boylarından olan Partların, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu coğrafyasında Bingöl, Varto (Muş), Elâzığ yöresi, Diyarbakır yöresi, Urfa-Ceylânpınar yöresi  gibi yerlere yerleşmeleri de Anadolu ağızlarının çeşitliliği açısından unutulmamalıdır.
         Anadolu’nun iskânı yalnız bu Türk boylarının gelişi ile tamamlanmamış; daha sonraki yüzyıllarda bu defa Kırgız, Kazak, Uygur, Türkmen, Özbek, Azerî, Kırım-Tatar, Kazan-Tatar, Mişer, Nogay, Karakalpak gibi Türk boyları da farklı tarihlerde Anadolu’yu mesken tutmuşlar, kendi lehçe ve ağız özelliklerini de Anadolu’ya taşımışlardır.
         Anadolu, yüzyıllar içinde Türklerden başka kavimlere de yurt olmuştur. Roma ve Bizans dönemlerinde Anadolu’da yaşadıkları bilinen yerli Rumlar, Ermeniler, Süryaniler, Güneydoğu Anadolu Müslüman ya da Hıristiyan Arapları, Kürmançlar, Keldaniler ile bugün artık iyice Türkleşmiş olan Ege ve Akdeniz kolonilerinin dillerinden Türkçeye geçen sözcükler de Anadolu ağızlarında görülmektedir.
         Osmanlı İmparatorluğunun Balkanlar, Makedonya, Basarabya, Romanya, Kafkaslar gibi coğrafyalara sığmayarak ülkeler fethedilmesi ile genişlemesi, bugünkü Orta Doğu, Yemen, Arabistan, Mezopotamya, Mısır, Sudan, Cezayir, Tunus ve Fas’a kadar uzaması sonucunda hem bu coğrafyalarda Türkçenin etkisi görülmüş, hem de Türkçeye Sırpça-Hırvatça, Arnavutça, Rumca, Bulgarca, Romence, Rusça gibi dillerden ödünç sözcükler girmiştir.
 
         Yukarıda belirttiğim konularla ilgili olarak pek çok bilimsel araştırma yapılmış, Anadolu ağızlarında yaşayan bu kavimlerden alınan ödünç sözcüklerin hemen hemen tamamı üzerine makaleler yazılmıştır. Bu konu ile ilgili çalışmalar hakkında geniş bilgi için T. Gülensoy’un ‘Türkiye Türkçesi Ağızları Bibliyografyası’ (Ankara 2001, Akçağ yayını) adlı eserine bakınız.

                                                                   ****
         Bu toplantıda Prof. Dr. Zeynep Korkmaz  ‘Anadolu Ağızlarında Eski Anadolu Türkçesi’ sözcükleri, Yard. Doç. Dr. Nadir İlhan da ‘Eski Türkçe İle Anadolu Ağızlarının Bağlantısı’ konularında bildiri sunacakları için, bizim bildirimizin içeriği daha çok ‘Anadolu ağızlarındaki bazı sözcüklerin Altayistik açıdan incelenmesi’ üzerine olacaktır. Bundan amaç, olası bir ikiliği önlemektir.
         Bu yüzden, konumuzun ana çizgisi, kelime başında c-, y- ve Ø- ile ilgili olacaktır. Bazı Anadolu ağızlarını incelediğimiz zaman, bazı Türkçe sözcüklerin, Eski Türkçede söz başında y-‘li oldukları halde, Anadolu ağızlarında hem y-, hem c-‘li biçimleriyle yaşadıkları, bazen de Ø (sıfır) oldukları görülür. Bunun yanında, Eski Türkçede y-‘siz kullanılan bazı sözcüklerin de Anadolu ağızlarında y-‘li ve c-‘li örneklerinin görülmesi, aklımıza bunların bir Altayca kalıntı mı olduğu sorusunu getiriyor. Bir de Hasan Eren’in 1961 yılında TDAY’nda yayımlanan ‘Anadolu’da Kafkasya Türkleri’ adlı makalesinde belirttiği gibi, bu sözcükler Kafkasya Türkleri’nin Anadolu’ya getirdikleri kendi ağız özelliklerini taşıyan örnekler midir? Fakat, c-‘li lehçelerden olmayan Başkurt, Nogay ve Kumuk Türkçelerinde de ön seste c-‘li biçimlerin bulunması da ayrı bir tartışma konusudur. Demek ki, bu tür oluşumun Ana Altayca ile ilişkilendirilmesi de gündeme gelecektir. A. Dilaçar’ın ‘Türk Lehçelerinin Meydana Gelişinde Genel Temayüllerin Koyulaşması ve Körlenmesi’ (TDAY 1957) adlı makalesindeki ana görüş de bu tür eğilimdedir.
        Tahsin Banguoğlu, ‘Oğuz Lehçesi Üzerine’ (TDAY 1960) adlı incelemesinde, Kaşgarlı’nın örnek verdiği y- > c-  değişimi gösteren sözcüklerin Oğuzcaya bağlanmasını doğru bulmaz. Çünkü, DLT’te Kıpçakça, Kırgızca ve Bulgarcaya ait sözcük örnekleri az olduğu için, söz başındaki c-‘lerin aslî ya da y-‘den değişme olup olmadığı tartışılabilir.
        Tanınmış Mongolist ve Altayist Nicholaus Poppe, ‘c- ile y- belki de bir ana fonemin değişik biçimleridir.’ görüşünü ileri sürdükten sonra, Ana Altayca δ’nin Ana Türkçede aldığı değeri (Y) şekliyle, yani c-‘ye kaçan y-’nin sembolü olarak gösterir. Bilindiği üzere, bu ses bazı Türk lehçelerinde c’ye dönüşmüştür. Buna göre de bu c’ler Ana Türkçenin y- foneminden değil, doğrudan doğruya eski bir bulanık d   sesinden oluşmuştur.
         Söz başındaki bütün c-‘lerin eski δ/đ’den değiştiği de söylenemez. Çünkü, örneklerin içinde Ana Altayca aslî y-‘den türeyenler de vardır. Örnek olarak:
         Ana Altayca  : yar-
         Moğolca        : yara-lca
         Uygur, Hakaniye, Çağatay vb.: yar-(u)k ‘ışık’
         Kırgız            : car-(ı)k    gibi.
 
         Bugün yalnız Çuvaşçanın temsil ettiği eski Batı Türkçesi kolunda da Doğu Türkçesi kolundaki y- yerine d-, c-, n-, ń-, ỳ-nin kullanıldığı bilinen bir gerçektir. Ana Altayca d-, n-, ń-c-, ỳ- Eski Türkçe y- denkliği, Eski Türkçede ve Anadolu ağızlarında y- ve Ø (sıfır) olarak ikili biçim gösteren sözcüklerde, y-‘nin aslî olduğu  ve sonradan düştüğü söylenebilir.
        
         Bu bildiride vereceğimiz örnekler Anadolu’nun Orta, Doğu, Batı, Kuzey ve Güney bölgelerinden  derlenmiş olup, aşağıdaki gibi sınıflandırılmıştır:
  1. Eski Türkçe (ET)/Orta Türkçe (OT): y-  Ø (sıfır)  = Anadolu ağızları: y+
  2. ET: y- = Anadolu ağızları: y-
  3. ET: y- Ø  = Anadolu ağızları: c-
  4. ET. y-  = Anadolu ağızları: c-
  5. ET. y- Ø = Anadolu ağızları: y- Ø
  6. ET. y- = Anadolu ağızları: y- Ø
Bu ana başlıklar altında verilecek  örneklerden görüleceği  gibi, eski Türkçedeki pek çok
sözcük, Anadolu ağızlarında beklemediğimiz biçimlerde karşımıza çıkmaktadır. Bu sözcüklerin eski Türkçe olduklarını anlayabilmek için Altayistik ve etimoloji bilgilerine sahip olmak gerekmektedir.
  1. Eski Türkçe (ET)/Orta Türkçe (OT): y- Ø (sıfır) = Anadolu ağızları: y
          ET. al ‘vasıta, usul, hile’ (ETG, 259), OT. alda- ‘aldatmak’ (DLT.I, 273, 472); Anadolu ağızları (An.ağl.): yaldat- ‘kandırmak’ (Bolu, Artvin, Bitlis/DS, 4143), yaldavuş (Erzincan/DS, 4143)
          OT. angıla- ‘anırmak’ (DLT.I, 311); An. ağl.: yanılaş- ‘tartışmak’ (Burdur/DS, 4168)
          ET. arıl- ‘yorulmak’ (ETY, 763); An.ağl.: yarık- ‘sağa sola koşup yorulmak’ (Ordu/DS, 4183)
          ET., OT. ay ‘ay’ (ETY, 766; ETG, 263; DLT); An.ağl.: yay ‘ay’ (Bolu/DS, 4208)
          OT. awrındı ‘kırıntı, döküntü’ (DLT); An.ağl.: yavrı ‘saman’ (Niğde/DS, 4205)
          ET., OT: eyegü  ‘yan taraf; eye kemiği’ EUTS, 52; DLT); An.ağl.: yega, yege, yége ‘eğe’ (Artvin, Van, Kars/DS, 4225)
          OT. eder ‘hayvan eyeri’ (DLT); An.ağl. yeher ‘at ayeri’ (Rize/DS, 4228)
          ET., OT. er- ‘vasıl olmak’ (Orhun Ab., 112; ETG, 264), eriş- (DLT.I, 227, 228); An.ağl. yeriş- ‘varmak’ (Maraş, İçel/DS. 4252)
          ET. ırgal-, ırkal- ‘sallamak’, OT. ırga- ‘sallamak’ (DLT); An.ağl.: yırgalan- ‘sallanmak’ (Kars/DS, 4274)
          ET. idi ‘sahip, efendi’ (ETY, 803), OT. idi, iye, ige, ie ‘bey, sahip’ (ETG, 274); An.ağl. yiye ‘sahip’ (Tokat, Eskişehir, Amasya, Kars/DS, 4284)
          OT. ig, ik/yig, yik ‘iğ’ (DLT); An.ağl. yeğ, yığ ‘iğ’ (Rize, Tokat/DS, 4225, 4261)
          ET., OT: ilet-, ilt-, ilit- ‘götürmek’ (ETY, 804; Orhun Yaz. 115; ETG, 274; DLT); An.ağl. yilet- ‘iletmek’ (Konya/DS, 4277)
           OT. imle- ‘işaret etmek’ (DLT.I, 82/ Fakat, yimle- de var ‘gözle işaret etmek’ III, 310); An. ağl. yumla- ‘çağırmak’’ (İstanbul/DS, 4316)
          ET. in- ‘inmek’ (ETY, 804; EUTS, 64); An.ağl. yen- ‘inmek’ (Kars, Erzurum, Hatay, Adana/DS, 4248)
          ET. irig ‘kaba, ters’ (ETG, 275), OT. irik, idrik ‘katı nesne’ (DLT.I, 71); An. ağl. yiri ‘iri’ (Rize, Maraş/DS, 4279)
          OT. irkil- ‘toplanmak, çoğalmak’ (DLT.I, 249); An.ağl. yirkil- ‘irkilmek’ (Aydın/DS, 4280)
          OT. it- ‘itmek’ (DLT.I, 171, III, 137); OT. itegü ‘değirmende dönen taşın üzerine bindirilen ağaç parçası’ (DLT.I, 137); An. ağl. yitekle-, yitele-, yite- ‘itmek’ (Isparta, Artvin, Malatya, Maraş, Hatay, Sivas, Niğde, İçel, Kayseri/DS, 4281), yit- ‘iteklemek, dürtmek’ (Çorum, Amasya, Hatay, Sivas, Niğde, Adana, Konya/DS. 4282)
 
          OT. öşer- ‘açlıktan göz kararmak’ (DLT.I, 178); An. ağl. yöşer- ‘1. hava ağarmaya başlamak; 2. hava kararmaya başlamak’ (Konya/DS, 4310); yöş ‘alacakaranlık, gölge’ (Konya, İçel, Antalya/DS, 4310)
           ET. ulga- ‘büyümek’ (ETY, 875), ulgad-, ulugad- ‘büyümek’ (ETG, 304); An. ağl. yulga- ‘elde iri iri dikmek’ (Burdur/DS, 4314)
           ET. ut- ‘kazanmak’ (ETY, 877, ETG, 305), utuz- ‘yutulmak, kaybetmek’ (ETY, 877; EUTS, 175); OT. ut- ‘oyunda yutmak’ (DLT.I, 170); An ağl. yudul-, yuduz- ‘oyunda yitirmek’ (İçel, Kars/DS, 4311), yüt- ‘oyunda kazanmak’ (Zonguldak/DS, 4334)
      
  1. Eski Türkçe/Orta Türkçe: y- = Anadolu ağızları: y-
          ET. yağız (EUTS, 280) = OT. yağız ‘Kızıl ile kara arası renk’ (DLT); An ağl. kara yağız ‘Esmer’ (TS. II, 1577).
          ET. yağmur, yamgur (EUTS, 280; DLT); An.ağl. yağmır, yâmır, yâmur (DS. XI, 4124, 4155)
          ET. yaka ‘taraf, yan, civar’ (EUTS, 280); OT. yaka ‘elbise yakası’ (DLT); An.ağl. yaha, yah,a , yaka ‘yan, yön; semt; sırt, bayır; kıyı’ (DS.XI, 4127)
          ET. yingil, yinik ‘hafif, yüngül; kolay, değersiz’ (EUTS, 297); An.ağl. yegli, yeğni, yeğnik, yeğil, ……yiğin, yiğinik, yiğni, yüğnük, yüngül, yüngül…vb. (DS. XI, 4227)
          ET. yokaru (EUTS, 301); OT. yokar, yokaru, yukaru (DLT); An. Ağl. yokarı, yukari, yokari (DS. XI, 4313).
         ET. yüğrük, yügürük ‘iyi yürüyen, iyi koşan; çalışkan; çevik’(EUTS, 306); OT. yügrük ‘koşucu, geçici’ (DLT); An. Ağl. yöğrük, yörüğen, yörük, yürük, yuvruk, yüğrük, yüğrük, yüyük, yüvrük, yüyrük (DS.XI, 4325)
  1. Eski Türkçe/Orta Türkçe  y-  Ø; Anadolu ağızları: c+
          ET., OT. enük, enüg ‘hayvan yavrusu’ (EUTS, 48), OT. enük (DLT.I, 72) [Krş. yeni- ‘doğurmak’ (DLT.III, 91, 92)]; An.ağl. cenik, cenih ‘enik’ (Yozgat, Kayseri, Isparta, Amasya, Tokat, Malatya, İstanbul, Maraş, Sivas /DS, 882)
          ET. ula- ‘bağlamak, bir araya getirmek’ (ETY, 875), ulal- ‘bağlanmak’ (EUTS, 304); OT. ulan- ‘bağlanmak’ (DLT.I, 64, 204); An.ağl. cula- ‘ulamak, eklemek’ (Bayburt, Kars/DS, 1012), culan- ‘bağlanmak, takılmak’ (Amasya/DS, 1012)
          ET. us ‘akıl’ (EUTS, 174); OT. us ‘hayır ve şerri ayırt ediş’ (DLT.I, 36); An.ağl. cuslu ‘1.kendini pahalı satan; 2.akıllı, uslu’ (Kayseri/DS, 1020) [ < c+us+lu]
          ET. üzük ‘yırtık’ (ETY, 880), üzügsüz, üzüksüz ‘durmadan’ (ETG, 306); OT. üzüklük ‘kesilme’ (DLT.I, 152); An.ağl. cüzük ‘yırtılmaya yüz tutmuş’ (Tokat/DS, 1029)
          ET., OT.  üzüm (EUTS, 179, DLT.I, 75, 88, 180 …); An. ağl. cüzüm ‘üzüm’ (Tokat, Konya/DS, 1029)
  1. Eski Türkçe/Orta Türkçe: y- = Anadolu Ağızları: c-
          ET. yabın- ‘örtmek, örtünmek’ (EUTS, 181), OT. yabı ‘semerin üstüne ve altına konulan keçe’ (DLT.III, 24); An. ağl.: cabu, cayu, cayur ‘örtü, perde’ (İstanbul/DS, 839)
          ET. yabrıt- ‘meyudan okumak’ (ETY, 888), yawrı- ‘sefil olmak’ (ETG, 310); OT. yawrı- ‘kötüleşmek’ (DLT.III, 304); An.ağl. cavrat- ‘üzmek, yalvartmak’ (Tokat, Ordu, Erzincan, Sivas/DS, 867)
          ET. yadag ‘yaya’ (ETY, 881), yadagın ‘yayan’ (EUTS, 307); OT. yadag ‘yaya, yayan’ (DLT.I, 381); An.ağl. cadal ‘züğürt’ (Kayseri/DS, 840) [Krş. Moğ. yada- ‘kudreti olmamak, ihtiyaç içinde olmak’, yadagu ‘fakir, zayıf, talihsiz’]
          ET., OT. yagı ‘düşman’, ET. yag (ETG, 307); An. ağl. cav, cağıl ‘düşman, savaş’ (Çanakkale, Ankara, Konya, İzmir/DS, 865)
          ET. yagmur, yamgur ‘yağmur’ (ETG, 407),; OT. yagmur (DLT.I, 16, 272, 354 …); An.ağl. canur, cangur ‘yağmur’ (Konya, tokat/DS, 858)
          ET. yaguk ‘yakın’ (ETY, 882), yaguk ‘yakın, civar’ (ETG, 307); OT. yaguk (DLT.I, 433; III, 23); An.ağl. cuuk, cuvuk ‘1. akraba; 2. yakın’ (Konya, İstanbul/DS, 1020), cuyuklu ‘eşli, dostlu’ (Konya/DS, 1020)
          ET. yalınla- ‘alevlenmek’ (EUTS, 183); OT. yal-, yan- ‘yanmak’ (DLT.III, 65), OT. yalın ‘alev’ (DLT.III, 23); An. ağl.: calınlandır- ‘islendirmek’ (Konya/DS, 852) [ < yalın+la-n-dır-]
          ET. yaltır-, yaltra-, yaltrı- ‘parlamak’ (EUTS, 184); OT. yaldra- ‘az ışımak’ (DLT.III, 347); Ağ.ağl. cıldırdat- ‘parlatmak’ (Niğde/DS, 910), cıltra- ‘parlamak’ (Konya/DS, 914), ciltırara- ‘parlamak’ (İstanbul/DS, 967), ciltin ‘1. kıvılcım; 2. kıvılcım rengi’ (Konya, İstanbul/DS, 968)        
          OT. yamaglık ‘yamalık’ (DLT.III, 51); An.ağl. camavluk ‘yamalık’ (Tokat/DS, 853)
          ET., OT. yan ‘yan, yan taraf’ (ETY, 883, ETG, 308; DLT.II, 19, yang ‘bir şeyin merkezi, kalıbı’ III, 361); An.ağl. cancana, cancangu ‘yanyana, yakın’ (Konya/DS, 855)
          OT. yan-, yun-, yal- ‘dönmek, dödürmek, korkutmak, kusmak, yanmak’ (DLT.III, 14, 64, 65 …); An. ağl. canıp ber- ‘ışık vermek’ (İstanbul/DS, 856)
          ET. yangı, yańı ‘yeni, taze’ (ETG, 308); OT. yangı, yengi ‘yeni’ (DLT.I, 376, III, 369); An.ağl. canay ‘yeni ay’ (Konya/DS, 855) [ < cangı ( < yangı)+ay > canı+ay > can+ay]
          ET. yanggur-, yangkır- ‘aksetmek’ (ETG, 308); OT. yangkur- (DLT.III, 400); An.ağl. cangır- ‘yankı yapmak’ (Kırım Türkleri/DS, 856) [ < cang- ( < yang) ‘ses taklidi söz’+Kır- ‘fiil yapan ek’ Krş. bağır- < ba:+kır-; böğür- < bö:-kür-; tükür- < tüw+kür- vb.]
          OT. yar ‘suların açtığı uçurum’ (DLT.I, 375, III, 34); An.ağl. cargamla ‘sel yarıntısı’ (Mardin/DS, 861)
          ET. yarat- (ETY, 885), yarat- ‘yaratmak, süslemek, hazırlamak’ (ETG, 309); OT. yarat- (DLT.I, 330, II, 315); An.ağl. carat- ‘beğenmek, beğendirmek’ (Konya/DS, 860)
          ET., OT.  yarım ‘yarım’ (ETG, 309; DLT.III, 19 …); An. ağl. carımla ‘tahıl ölçeği’ (Tokat/DS, 862) [ < carım+la]
          ET. yartım ‘parça, bölük’ (ETG, 309); An.ağl. cartı ‘yarım, parça’ (İstanbul/DS, 864) [ < car-tı(m)]
          OT. yaruk‘yarık’ (DLT.III, 15); An.ağl. carık ‘yarık’ Tokat, Maraş/DS, 862)
          ET., OT. yaruk² ‘ışık, aydınlık’ (EUTS, 188; DLT. I, 46, 96…); An. ağl. carık² ‘ışık’ (İstanbul, Tokat, Konya/DS, 862)
          OT. yastuk ‘yastık’ (DLT.III, 43, 107); An. ağl. castık (Tokat/DS, 864)
          ET., OT. yaş ‘taze, genç, yeşillik; gözden gelen yaş; insanın yaşadığı’ (ETY, 887; ETG, 309; DLT.I, 316; III, 109); An.ağl. caş ‘genç, delikanlı’ (Eskişehir, İstanbul, Tokat, Konya/DS, 864)
          ET. yaş ‘yaş, taze’ (ETY, 887), yaş, yas (ETG, 309); OT. yaş (DLT.I, 316, II, 109, 172); caş, coş ‘genç’ (Ankara/DS, 1003)
          ET., OT. yaşur- ‘gizlemek; örtmek’ (ETG, 309; DLT.II, 79; III, 68); An.ağl. caşır-, çaşır- ‘saklamak’ (İstanbul/864)
          ET., OT. yat- ‘yatmak’ (ETY, 888; ETG, 309; DLT.I, 36, 233, 243 ..); An.ağl. cassı ‘yatsı’ (Konya/DS, 864) [ < yat-sı > (benzeşme ile) yas-sı] [Bu söz Elâzığ’ın Baskil ilçesinde  a > o yuvarlaklaşması ile yossi ‘yatsı’, yosyon ‘yatsılayın’ biçimindedir’]
          ET. yavgan ‘yavan’ (EUTS, 189); An.ağl. cabın, cabındırak ‘yavan, yağsız’ (Adana, Niğde/DS, 838) [ < yav(g)an /  y- > c-, -v- > -b-, -a- > -ı- değişmeleri ile]
          OT. yawra- ‘diğrek, sert, katı olmak’ (DLT.III, 278); An.ağl. cavra- ‘uğraşmak, didinmek’ (Amasya, Giresun, Trabzon, Rize, Gümüşhane, Artvin, Kars, Erzurum/DS, 867)
          ET., OT. yaylag ‘yayla’ (ETY, 888; ETG, 310; DLT.I, 13, 214 …); An ağl. cayla (Tokat, Konya/DS, 870)
          ET:, OT. yaz ‘ilkbahar, yaz’ (ETY, 888; ETG, 310; DLT.II, 172, 285 …); An.ağl. caz (Tokat/DS, 870)
           ET., OT. yer+le-, yer+le-ş-, yer+le-ş-tir- (ETY, 892), yer, yer (ETG, 311); yer ‘yer, yeryüzü, toprak’ (DLT.III, 48); An.ağl.: cer+le-ş- ‘yerleşmek’ (Konya/DS, 886)
           ET. yıg- ‘yığmak, toplamak’ (ETY, 893), yıgın- ‘toplamak’ (EUTS, 191), OT. yıgın- (DLT.III, 84); An.ağl. cıyıntı ‘toplantı’ ( Adana/DS, 945)
           ET. yıgla-, (ıgla-, agla-, akıla-, ıkıla-) ‘ağlamak’ (ETG, 310), OT. yıgla- ‘ağlamak’, yıglat- ‘ağlatmak’ (DLT.II, 355); An.ağl. cıla- ‘ince ses çıkararak ağlamak’, cılat- ‘ağlatmak’ (İzmir, Bursa, Tokat, Konya, Kırlareli/DS, 392), cila- ‘ağlamak’ (İstanbul/DS, 964), cıvlat- ‘acı acı bağırtmak’ (Artvin/DS, 944), cıydak ‘çok ağlayan çocuk’ (Kastamonu/DS, 945)
           ET.,OT. yıl ‘yıl, sene’ (ETY, 893; ETG, 310; DLT.I, 345, 346 …); An.ağl. cıl ‘yaş, yıl’ (İstanbul, Muğla/DS, 906)
           ET., OT. yılıg ‘ılık, sıcak’ (ETG, 310; DLT.I, 31, 64; III, 14, 51); An.ağl. cılı, cıllı (Tokat, İstanbul/DS, 911, 913)
           ET., OT. yılkı, yilk ‘hayvan sürüsü (ETY, 894; ETG, 310; DLT.I, 21, 91, 241, 257); An.ağl. cılkı ‘1. at sürüsü; 2. eşek’ (Afyon, Konya, Ankara/DS, 913)
           ET. yır, (ır) ‘şarkı, musiki’ (ETG, 310); yırla- ‘şarkı söylemek’ (ETG, 311), OT. yır ‘koşma, türkü, hava’ (DLT.II, 14 ..), yırla- ‘şarkı söylemek’ (DLT.III, 3, 380), yurla- ‘haykırmak’ (DLT.I, 189); An.ağl. car, cir ‘1. tehlike hali, imdat, yardım; 2. dilek, rica’ (Malatya, Gaziantep, Sivas, Ankara, Kayseri, Adana/DS, 859), carcı, carçı ‘tellâl’ (Bursa, Tokat, Kayseri, Kars, Isparta/DS, 860); cırlağan, cırlavuk, cırlak, cırlangeç, cırlangıç, cırlavık, cırlavuh, crlavuk, cırlayık, cırtangeç (Konya, Maraş, Isparta, Burdur, Çanakkale,. Bursa, Antalya, Muğla, İzmir, Ordu, Yozgat, Kıbrıs, İçel, Kütahya, İstanbul, Denizli/DS, 926); cırla- ‘gevezelik etmek, şarkı söylemek’ (Burdur, Denizli, Bursa, Kütahya, Bolu, Zongudak, Kastamonu, Hatay, Sivas, Konya, Adana, Muğla, Edirne/DS, 932), cirla- ‘ince, rahatsız edici ses çıkarmak’ (Tokat, 985); curla- ‘gök gürleyerek yağmur yağmak’ (Denizli, Bilecik/DS, 1018)
           ET., OT. yırt- ‘yırtmak’ (ETG, 311; DLT.I, 323, 341); An.ağl. cırtık ‘yırtık’ (Tokat/DS, 938)
           ET., OT. yırt- ‘ayrılmak; yirmek’ (ETG, 311; DLT.III, 58), yiri- ‘parçalanmak, yarılmak’ (EUTS, 194), yiril- ‘ayrıl- ETG, 311); OT. yır- ‘ yirmek’ (DLT.III, 58); An.ağl. cırık, cırıh, cirik, çırık ‘yırtık, yarık’ (Amasya, Gümüşhane, Artvin, Kars, Erzurum, Bitlis, Sivas, Muğla, Kayseri/DS, 929), cırt- ‘yırtmak’ (Tokat, Gümüşhane, Van, Sivas, Muğla/DS, 840), cırtık ‘yırtık’ (Tokat/DS, 938)
           OT. yig, yik, (ik) ‘iğ’ (DLT.III, 144); An.ağl. cik ‘hasır yapmakta kullanılan saz’ (Kars/DS, 064)
           ET., OT.  yigit (ETG, 311; DLT.I, 25, 263 …); An.ağl. ceğet, ciğit (Çanakkale, Konya/DS, 875)
           ET. yip ‘ip’ (ETG, 311); OT. yıp ‘ip, tel, kendisiyle alet bağlanan uzun örk’ (DLT. I, 158); An.ağl. cip ‘ip’ (Tokat/DS. 983) [Krş. Kırg. cip ‘ip’]
           ET. yir- ‘yarmak’ (ETG, 311), yiri- ‘parçalanmak, yarılmak’ (EUTS, 194), yiril- ‘ayrılmak’ (ETG, 311); OT. yır- ‘yirmek, yaş bir şeyi demirle kesmeksizin uzunlamasına yirmek, kolayca yarmak’; yirilgen ‘daima çatlayan, yarılan’ (DLT.III, 55, 58); An.ağl. cır- ‘yırtıp parçalamak’; cırıl- ‘1. kesilmek; 2. yırtılmak’ (Kayseri, Kars/DS, 930)
           ET. yiti, yitti, (iti) ‘keskin’ (EUTS, 67, 195; OT. yitik ‘keskin’ (DLT.I, 384; III, 18); An.ağl. citi ‘1. sivri, çok keskin; 2. akıllı’ (İstanbul/DS, 987)
           ET., OT. yok ‘yok’ (ETY, 896; ETG, 312; DLT.I, 68, 70, 312 …); An.ağl. cok ‘yok’ (Konya/DS, 995)
           ET. yoġur- ‘yoğurmak’ (EUTS, 196; DLT.II, 102); An.ağl. cuğurla- ‘bir şeyi avucunda buruşturmak’ (Gümüşhane/DS, 1010)
           ET. yoġurt, yorġord, yoġrot ‘yoğurt’ (ETG, 312; DLT.I, 182, 208); An.ağl. cuvurt ‘yoğurt’ (Tokat/DS, 1020)
           ET. yol ‘yol, seyahat; saadet¸ün, kut’ (EUTS, 896; ETG, 312); OT. yol (DLT.I, 53, 63, 66); An.ağl. col ‘yol’ (Tokat, Konya/DS, 995), cül ‘şans’ (Aksaray, Niğde/DS, 1025)
 [Kişi adı ve soyadı olarak: Türkiye’de: Yollu ‘soyadı/Erciyes Üniversitesinden mezun Ayşana Yollu adlı Denizlili öğrencim’ (< ET. yol+lug ‘saadetli, kutlu’; Gagavuzlarda: Yollu (Güloğlu) ‘kız adı’]
           ET. yol² ‘defa, kere, kez (ETY, 895); An.ağl. col ‘defa, kez’ (Konya/DS, 995)
           ET. yorı- ‘yürümek’ (ETY, 897), yorı-, yor-, yorrı-, yuorrı- ‘yürümek’ (ETG, 312); OT. yorı- (DLT.I, 167); An.ağl. cürü- (Konya/DS, 1028)
           ET. yorık ‘gidiş, seyir’ (ETY, 898), yorı-, yor-, yorri-, yuorri- ‘yürümek’ (ETG, 312), yort- ‘tırıs gitmek’ (ETG, 312); OT. yorıga ‘yorga yürüyen (at için)’ (DLT.III, 174),
Yort- ‘dört nala koşturmak’ (DLT.III, 356, 435); An.ağl. corga ‘bir çeşit at yürüyüşü’ (İstanbul, Konya/DS, 1001), cort- ‘yavaş koşmak’ (Konya/DS, 1002)
           ET., OT. yu- ‘yıkamak’ (ETG, 313; DLT.III, 45, 66); An.ağl. cuv- ‘yıkamak’ (İstanbul/DS, 1020)
           OT. yugak ‘su kuşu’ (DLT.I, 222, III, 17); An.ağl. cuga ‘kargaya benzeyen eti yenen bir kuş’ (Denizli/DS, 849), cuga ‘sığırcık kuşu’ (Burdur/DS, 1010)
            ET. yul, yuul ‘çay, pınar’ (ETG, 131); OT. yul ‘kaynak, pınar, çay’ (DLT.III, 4, 144); An.ağl. cullap ‘sırılsıklam’ (Burdur/DS, 1016) [ < yul+la-p]
            ET. yultuz ‘yıldız’ (ETY, 889; ETG, 313); OT. yulduz ‘ (DLT.I, 96, II, 303); An.ağl. culduz (Tokat, Konya/DS, 1012)
            ET., OT. yum- ‘yummak’ (ETG, 313; DLT.III, 64); An.ağl. cumuk ‘göz kapaklarının şişkinliğinden gözlerinin açamayan’ (Sivas, Kırşehir, Adana/DS, 1016)
            ET. yumşak, yımşak, yumsak ‘yumuşak’ (ETG, 313); OT. yumşak (DLT.II, 74, 295); An.ağl. cumşak (Konya/DS, 1016)
            OT. yumurla- ‘yumru yapmak, toplamak’; An.ağl. cumurla- ‘1. buruşturmak; 2. yoğurmak’ (Erzurum, Erzincan, Elazığ/DS, 1016)
            ET. yun-, yum- ‘yıkanmak’ (ETG, 313); OT. yun-, (çun-) ‘yıkanmak’ (DLT.II, 314, III, 66); An.ağl. cunur, çunur ‘hamam havuzu’ (Maraş/DS, 1017), cunut ‘kaynak, bataklık’ (Adana, Kayseri/DS, 1017)
            OT. yut- ‘yutmak’ (DLT.II, 313); An.ağl. cut- (Konya/DS, 1018)
            ET., OT.  yügür- ‘yürümek, koşmak, çabuk koşmak’ (ETY, 899; ETG, 313; DLT. I, 360, II, 13), yügrük, yügürük, yürük ‘çabuk koşan’ (ETG, 313); OT. yügrük ‘koşucu’ (DLT.I, 110);  An.ağl. cuvur- ‘koşarak yürümek’ (Eskişehir, İstanbul/DS, 1020), cürük, cüyrük ‘Çok koşan at’ (Tokat/DS, 1028)
            ET. yük- ‘toplamak’ (ETG, 313); OT. yüg- ‘toplamak’ (DLT.II, 243); An.ağl. cuğul ‘1. birkaç ekin bağının toplanmış şekli; 2. tarladaki taş yığını’ (Sinop, Samsun, Amasya, Tokat, Çorum/DS, 1010), cuvul ‘mısır yığını’ (Sinop, Samsun, Ordu/DS, 1020)
            ET., OT. yükle- ‘yüklemek’ (EUTS, 199; DLT.III, 309); An.ağl. cükle- ‘yüklemek’ (Konya/DS, 1025)
            ET. yükün ‘dizgin’ (ETYG, 313); OT. yügün ‘gem’ (DLT.III, 144, 366); An.ağl. cügen, çüğen ‘at başlığı’ (Tekirdağ, Kastamonu/DS, 1025)
            ET. yülügü, yülegü, yüligü ‘ustura’ (EUTS, 199); OT. yüli- ‘traş etmek’ (DLT.III, 90), yüligü ‘saç traş eden ustura’ (DLT.III, 174); An.ağl. cülgüç ‘aşı bıçağı’ (Afyon/DS, 1026), cülük ‘yankesici’ (Sivas/DS, 1026)
            OT. yüre ‘çevre, muhit’; An.ağl. cür ‘çelik ve aşık oyunlarında sınırlandırılan yerin dışı’ (Kayseri/DS, 1028)
             ET., OT. yürek ‘yürek, kalp’ (ETG, 313; DLT.I, 45, 325); An.ağl. cürek (Konya, Tokat/DS, 1028), cüreksin- ‘öfkelendiği halde bir şey yapamamak’ (İstanbul, Konya/DS, 1028)
  1. Eski Türkçe/Orta Türkçe y- Ø = Anadolu ağızları: y- Ø
    ET. ıgaç ‘ağaç’ (ETY, 808; EUTS, 57) [Fakat, OT. yıgaç ‘eski bir yer ölçüsü (DLT.I, 14, 18, 152)]; An.ağl. ıgaç ‘eskiden kullanılan uzunluk ölçüsü’ (Erzincan, İzmir, Sivas/DS, 2456, 2509)
     ET. ıra-, (yıra-) ‘kaçmak’ (ETG, 311), An.ağl. ıra- ‘uzaklaşmak, uzamak’ (DS, 2481), ır- ‘uzaklaştırmak, ayırmak’ (Burdur, İzmir, Balıkesir ..vb./DS, 2488)
     ET. ırak, (yırak) ‘uzak’ (ETG, 273); An.ağl. ırak, ırah, irağ, irah, irak (Afyon, Isparta, Denizli Artvin, Erzincan, Maraş …vb/DS, 2481)
     ET., OT. ig ‘hastalık’ (ETG, 311; DLT.I, 48, 296); An.ağl. ig ‘hastalık’ (Konya/DS, 2508)
     ET. iti, (yiti, yitti) ‘keskin’ (EUTS, 67, 195); An.ağl. iti (Amasya, Kars, Van, Bitlis, vb./DS, 2568), itile- ‘keskin etmek’ (Kars/DS, 2568)
  1. Eski Türkçe/Orta Türkçe y- = Anadolu ağızları: y- Ø
            ET., OT. yad- ‘yaymak’ (ETG, 307; DLT.I, 15, 45); An.ağl. ıy- ‘ince ince dökmek’ (Giresun/DS, 2498)
            ET., OT. yadıl-, yadal- ‘yayılmak’ (ETG, 311; DLT.I, 442, III, 77); An.ağl. ıyıl- ‘yayılmak, dağılmak’ (Konya, Giresun, Ordu, Maraş/DS, 2498)
              OT. yadım ‘döşek, yaygı, sergi’ (DLT.I, 15); An. ağl. ıyım ‘şal dokumaqk için iki kazık arasına dizilen iplerin biçimi ya da yapılan iş’ (Ordu/DS, 2498)
            ET. yaltır-, yaltrı- ‘parlamak’ (ETG, 308); OT. yaltur- ‘ateşi alevlendirmek’ (DLT.III, 97), yaldrı- ‘az ışımak, az parlamak’ (DLT.III, 437); An.ağl. ıldır ‘alacakaranlık’ (Denizli, Zonguldak, Çankırı, Ordu, Giresun, Yozgat/DS, 2464), ıldıra- ‘1. ara sıra parlamak; 2. çok hafif ışık vermek’ (Isparta, Burdur, Denizli, Çanakkale, Sivas, Niğde, Konya, İçek, Muğla, Gümüşhane, Manisa, Afyon, Kars/DS, 2464), ıldır- ‘parıldamak’ (Isparta/DS, 2465),  ıldırım ‘yıldırım’ (Burdur, Kars/DS, 1465), ildir- ‘hafif ışık vermesi için ateş yakmak’ (İçel/DS, 2519)
              ET. yegirmi ‘yirmi’ (ETY, 890), yigirmi (EUTS, 192); OT. yigirmi, yigirme (DLT.III, 48); An.ağl. igirmi (Kars/DS, 2508)
              ET., OT. yenge, yengge (EUTS,, 190; DLT.III, 380); An.ağl. inge ‘yenge (Balıkesir, Çanakkale, Samsun, Ordu, Kırklareli, Tekirdağ, Selanik/DS, 2542)
              ET., OT. yıl, yil (ETY, 893; ETG, 310; DLT.I, 345); An.ağl. il ‘yıl’ Kars/DS, 2517)
            ET. yılan, ylam (ETY, 894; ETG, 310); OT. yılan (DLT. I, 27, 228, II, 18); An.ağl. ılan (Denizli, Gümüşhane, Rize/DS, 2464), ilan (Isparta, Denizli, Kars, Van, Bitlis, İçel, Antalya, Kerkük, Rize, Elâzığ/DS, 2517)
              OT. yılgın ‘ılgın ağacı’ (DLT.III, 378); An.ağl. ılgın, ılğın, ilgin ‘bir çeşit söğüt ağacı’ (Isparta, Burdur, Denizli, Aydın, Manisa, Bursa, Balıkesir, Gümüşhane, Artvin/DS,
2468)
              ET., OT. yılıġ ‘ılık’ (ETG, 310; DLT.I, 31, 64, …), OT. yılı- ‘ılımak’ (DLT.IIII, 91), yılın- ‘ılıklaşmak, sıcaklaşmak’ (EUTS, 191); TT. ve An.ağl. ılık (TS); An.ağl. ılga ‘yorgunluk ve kırıklık sebebiyle yükselen vücut ateşi’ (Afyon, Manisa, Kütahya, Bilecik, Samsun, Ankara, Konya, Artvin/DS, 2467), ilin- ‘su ısınmak’ (Artvin, Kars/DS, 2526)
              OT. yılış- ‘birbirini töhmetlemek’ (DLT. III, 75); An.ağl. ılışgan ‘soğuk ve yapmacık gülen’ (Gümüşhane/DS, 2472)
              ET., OT. yılkı ‘hayvan sürüsü’ (ETY, 894), yılkı, yılhı, yıllık (EUTS, 191); An.ağl. ılgı, ılkı, ırhı, ilhi ‘at, koyun, keçi sürüsü’ (Çankırı/DS, 1467), ılhı ‘sürü’ (Gümüşhane/DS, 2470)
              ET., OT. yıpar ‘misk, koku’ (ETY, 894; ETG, 310; DLT.I, 320); ipar ‘koku’ (Urfa, Malatya/DS, 2545) [TT’nde soyadı]
              ET., OT. yıra-, (ıra-) ‘uzaklaşmak’ (ETG, 311; DLT. III, 88); An.ağl. ıra- ‘uzaklaşmak, uzamak’ (Isparta, Burdur, Denizli, … vb./DS, 2481)
              ET., OT. yırak, (ırak) ‘uzak’ (ETG, 273; DLT. I, 97); An.ağl. ırak, ırah, irağ, irah, irak ‘uzak’ (Afyon, Isparta, Denizli, Artvin, Erzincan, Maraş, …vb./DS, 2481)
              ET., OT. yırla- ‘şarkı söylemek’ (ETG, 311; DLT.III, 3, 308); An.ağl. ırla- ‘şarkı, türkü söylemek’ (İzmir, Çanakkale, Samsun, vb./DS, 3487)
              ET. yig, (ig) ‘hastalık’ (ETG, 311; DLT.I, 48, 296); An.ağl. ig ‘hastalık’ (Konya/DS, 2508)
              ET. yigde ‘iğde’ (EUTS, 192), yigde, yikte (DLT.I, 31); An.ağl. ide (Gaziantep, Ankara/DS, 2507), TT. iğde
              ET., OT. yigit (ETY, 311; DLT.I, 25, 263); An.ağl. igid (Kars/DS, 2508), iyit ‘delikanlı, yiğit’ (Kars/DS, 2574)
              ET. yiti, yitti, (iti) ‘keskin’ (EUTS, 195, 67); OT. yitik ‘keskin’ (DLT.I, 384); An.ağl. iti ‘keskin (Amasya, Kars, Van, Bitlis, vb./DS, 2568), itile- ‘keskin etrmek’ (Kars/DS, 2568)
              ET. yit- ‘kaybolmak’ (ETY, 893), yitdür-, yitür- ‘kaybetmek’ (ETG, 311); OT. yitik, yitük ‘kaybolan şey’ (DLT.II, 115, 182); An. ağl. itik, itük ‘kayıp’ (Samsun, Artvin, Kars, Van, vb./DS, 1568, 2570), itir- ‘kaybetmek’ (Balıkesir, Çanakkale, Bursa, Gümüşhane, vb./DS, 2569)
              ET., OT. yultuz, yulduz ‘yıldız’ (ETY, 899; RTG, 313; DLT.I, 96, II, 303); An. ağl. ıldız (Afyon, Isparta, Burdur, Denizli, Aydın, İzmir, Manisa, Tokat, Gümüşhane, Kars, Niğde, Konya, İçel, Antakya/DS, 1466)

 
                                                                                                                            Prof. Dr. Tuncer GÜLENSOY

Bu yazı 1245 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum