Günnur IŞIK

Günnur IŞIK

[email protected]

Gâvur İzmir ve Umur Bey

02 Haziran 2021 - 11:32 - Güncelleme: 02 Haziran 2021 - 18:43

Gâvur İzmir ve Umur Bey

Hakkında yazıldı çizildi ama kamoyunda pek ilgi görmedi "Gâvur İzmir" kavramı. Tekrardan gündeme getirmek yerinde olacaktır diye düşünüyorum.

Gâvur İzmir kavramı nedir? Ne zaman, nasıl ortaya çıktı ?

Yakın tarihte İzmirlilerin yaşam tarzı ve inançsal durumlarına atıfta bulunmak için kullanılsa da gerçekte hikayesi ortaçağlardan başlamaktadır.

Osmanlı klasik dönem kaynaklarından olan Enverî Düsturnâmesi, İzmir'in 13. yüzyıl sonlarında iki adet kalesi olduğunu aktarır. Bu iki kaleden Kadifekale en bilinenidir. Türkiye Selçuklu devletinin yıkılışından sonra bağımsızlık kazanan Türkmenler bölgeye gelmiş ve bu kaleyi ele geçirmişlerdir. Kaleyi alan Aydınoğlu Mehmet Bey'dir. Fakat ikinci kale İzmir kalesi Cenevizlilerin elindedir. Hal böyle olunca kaleye aşağı/yukarı isimleri verilmiştir. Türklerin elinde olan Kafifekale'ye yukarı (Müslüman İzmir), liman kalesine de aşağı İzmir, yani günümüze gelecek haliyle "Gâvur İzmir" denmiştir.

Gâvur İzmir denen kale Bizans tarafından savunma amaçlı inşa edildiği söylense de yapım tarihi tam belli değildir. Kale zaman zaman da el değiştirmiştir. Bu yüzden neon castron, Ceneviz Şatosu, St. Petros, St. Pierre, Ok kalesi, Hisar, Soğan kalesi isimlerle anılmıştır. İzmir çevresinin Türklerin eline geçtiği zamanlarda İzmir liman kalesi Cenevizli Martino Zaccaria'nın elindeydi. Bunun sebebi Bizans'ın Akdeniz'de güçlenen İtalyan şehir devletlerinden olan Cenevizlilere verdiği ticari imtiyazlardır. Nif (Kemalpaşa) anlaşması ile Ege ve Karadeniz'de yeni ticaret kolonileri elde eden Ceneviz İzmir liman kalesini de hakimiyeti altına almıştır. Aydınoğulları beyliği hakimi Umur Bey'in öncelikli hedefi ise bu kaleyi almaktı. En nihayetinde başarılı bir akınla kaleyi ele geçirmiş bu zafer Hristiyan Avrupa dünyasında büyük yankı uyandırmış, İslam dünyasında da sevinçle karşılanmıştı. Gâvur İzmir'in Türk yönetimine geçmesi üzerine Umur Bey'e bahaüddin, melikü'l guzzat, el-mücahidin, gazi gibi unvanlar verilmiştir.

İzmir Müslüman-Hristiyan çekişmesinden ziyade arka planda önemli bir ticaret merkezi ve deniz üssüydü. Umur Bey İzmir'e olan akınlarını hem bir gaza sebebi hem de bir ganimet elde edeceği bir kazanç aracı olarak görüyordu. Sonrasında Sakız adasını fethetti ve adaya ismini veren sakızın ticaretini eline almış oldu. İşte İzmir de bu tarz bir öneme sahipti. İzmir'in el değiştirmesi ve Umur Bey'in Ege denizindeki önlenemez ilerleyişi Hristiyan dünyasında endişeye sebep verdi ve bir Haçlı birliği oluşturuldu. Bizans, Ceneviz, Venedik, Kıbrıs, Rodos Şövalyelerinden oluşan bu Haçlı birliği Papa'nın domine etmesi ile İzmir limanına baskın düzenlendi ve Umur Bey'in donanması yakıldı. Bunun üzerine Umur Bey diğer Batı Anadolu beyliklerinden yardım alarak karşı atağa geçti. Hatta bu süreçte Anadolu'daki Moğol emiri Eretna Bey kendisine kaleyi savunması için mancınık gönderdi. Bu zorlu süreçte Umur Bey kaleyi her ne kadar savunsa da alnına denk gelen bir ok sebebiyle şehit edildi ve kale Türk hakimiyetinden çıkmış oldu.

İzmir'deki bu mağlubiyet Osmanlı'nın klasik dönem kaynaklarına yansımıştır. Tursun Bey tarihinde Osmanlı denizcilerinin akın öncesinde ve esnasında "Umur Bey'in başı için" motive oldukları kayda geçmiştir. Bazı diğer kaynaklarda denizciler kendilerinden "Umurcaoğlanları" olarak bahsetmişlerdir.

Umur Bey'in İzmir müdafasında şehit düşmesinden yaklaşık 50 yıl sonra Timur İzmir'i ele geçirerek yeniden Türklerin yönetimine bırakmıştır.

KAYNAKÇA;

Destān d’Umūr Pacha (nşr. ve trc. I. Mélikoff-Sayar), Paris 1954.

Himmet Akın, Aydınoğulları Tarihi Hakkında Bir Araştırma, Ankara 1968, s. XI-XII.

Yusuf Ayönü, "İzmir’de Türk Hâkimiyetinin Başlaması". Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi ,C.9, Sayı 1, 2009.

Serdar Çavuşdere, Ortaçağ'da Venedik, Papalık ve Türkler, Yeditepe, İstanbul, 2017.



 

Bu yazı 523 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum