Celil ALTINBİLEK

Celil ALTINBİLEK

[email protected]

Hal Durakları'nda Hissediş

08 Mart 2021 - 19:57 - Güncelleme: 09 Mart 2021 - 16:19

Hal Durakları’nda Hissediş
 
Yakın zamanda yeni bir kitap okuyucusuyla buluştu. Tamer Bükülen’ in Ihlamur Yayınevin’den çıkan, Hal Durakları 1 Hissediş, yazarın ilk kitabı olmasına rağmen, kapaktaki 1 ibaresi, onun yeni basılacak seri kitaplara başlangıç olacağının işaretidir.

     Yazar kimin için yazmaktadır diye söze başlıyor:  Halden anlamayanlar için değil, en başta kendisi için yazmalı değil mi diyor. Yazılar ilerledikçe, “sahip olduğumuz milli duyguları, ulvi duygular ile yoğurup, dinimizi doruk noktada anlayıp, insan olma kavramını bize hissettiren ve öğreten tasavvuf dediğimiz o engin ummanın meyveleri ile tarihte şahit olunduğu gibi insanlara ve ülkelere ulaşıp, onları gönül rızalarıyla, Türk milletini müptelası yapmak rüya değildir.” Diye yazdıktan sonra,  Osmanlının Cihan İmparatorluğunun farklı şehirlerinden Nemse ve Halep gibi ayrı uzuvlar, Çerkez, Arnavut zümrelerini aynı hamurdanmış gibi birleştiğinden dem vuruyor.

      “Milliyetçiliği terk etmeden “ılımlı bir vatanseverlik” beraber yaşadığımız insanlara ve sınırlarımız dışındaki dostluk adaylarına bir davetiye olacaktır,” denmekte, ancak vatanseverliğin ılımlısı olmaz. Anlatılmak istenen ifade, herhalde ılımlı vatanseverlik yerine hoşgörü ve taassup ile ilgili olmalıdır diye düşünmekteyiz.      

     Sonrasında yakın zamanlara gelip, ülkemizin tüm diyarlarının güzelliğini Yıldırım Gürses’in şarkısıyla birleştiriyor, adil insanın nerede durması gerektiğinden bahsederken, yazarımızın sınırlarına Corona ve Varoluşçuluk sızıyor.

     İkinci bölümde yüksek bir menzilde kendiyle dertleşiyor “Ormanın bittiği noktada dağ bitti. Gökyüzü baş vermiş bir kayanın üzerinde ormanın derinliklerine dalmış gözlerim. Yükseklerdeyim ve bir film şeridi gibi geçen düşüncelerden yakalayabildiklerimi, dağcı çantamın içine doldurarak kulübeme doğru yola revan oldum. Geldim, ısındım, yazıyorum:

     Tüm canlılar ilahi emiri duyuyorlar ve beklemeksizin o sesin efsunlu davetine koştular. Çakallığın esareti, asil insanın elinden oldu.

    “Gören göze, işiten kulağa, her yerde, her mekânda görülebilen, bu maddi ve hissedilebilen emanetler, müsaadesi çıkıp ta manevi hissi yakalatabilen mefhumlarla birleşince ne kadar da güzel oluyor.” “insanın kendi hiçliği ile ulaşacak olduğu mekânın büyüklüğü, kendini bilmesiyle doruğa ulaşmaz da nereye ulaşır.” Kendimizi bilmeyi kendimiz için becerebilseydik bütün bunlara gerek kalır mıydı?

     Yazar hep iyimser, tavsiye ve teşvik edicidir: “Dünya işlerinden bir an olsun kopabilmek başarısı ve henüz vakit vakit, ama pek güzel şekilde bu hali yakalamak ne hoş imiş. Biz gönlümüzü Allah için engin kılmazsak imanımız dar bir alana sıkışır. Koş ey deli gönül koş! Hedef bellidir. Merhamet ve vicdan azığını yanından ayırma, acıktıkça onlardan ye, gıybetten değil. Heybene doldurduğun çakıl taşlarını, o güzide beldeye gelmeden boşalt yerine aşkı koy.”

      Aşk kaftanı ve edep diyarında ilerleyen yazar kendi yolunda ilerlerken sana bir yol bulur, kah bilerek kah farkında olmadan. Onun için bu kitap okunmalıdır.
 
Celil Altınbilek
04.03.2021

Bu yazı 1430 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum