Celil ALTINBİLEK

Celil ALTINBİLEK

[email protected]

Haçlı Seferleri ve Papa

13 Kasım 2020 - 09:21 - Güncelleme: 13 Kasım 2020 - 17:41

Haçlı Seferleri ve Papa
 

Hıristiyan dünyası İslam’ın ortaya çıkışıyla birlikte, kendilerinin hâkim olduğu bazı yerleri de kaybetmişti. Hıristiyanlığın dini temsilcisi papalık bir zamandır yoğun olarak askeri gücü devlet ve feodallere devretmişti. Türk gücünün adım adım genişlemesi sürerken Hristiyanların kaybedilen yerlerinde hak iddia etmek ve tekrar sahip olmak emelini ise hiç bırakmamıştı. 11. Yüzyılda Türklerin sahip olduğu yerler için planlar yapılırken, 7. Yüzyılda Araplara kaybedilen yerler unutulmuş ve bu talepler gündeme getirilmemişti.

     Hıristiyan dünyasında siyasi gücü temsi eden krallar ile dini kurum olan Papalık makamı hep mücadele halinde olmuştu. Papalık seçimleri ve adayları için, Ülkeler krallar, ordular, dini meclisler, savaşı dâhil göze alıp birbiriyle üstünlük yarışına giriyorlardı. 11. yüzyılda kilise büyük bir güce, dünya üzerinde çeşitli topraklara ve işletmelere sahipti. Papalık Alman Kralı Otta’dan yardım isteyince,  962 yılında İtalya’yı zapt etmiş ve Hıristiyan din devleti kurulmuş ve O, kutsal Roma-German İmparatoru olmuştu. Böylece Papalık ile İmparatorluk gücü birleşiyordu.

          II Urban,  1040 yılında Fransa’da doğdu, soylu bir aileye mensuptu iyi bir eğitim aldı.                 Yaptığı çalışmalar ve verdiği büyük emekler ve iktidar oyunlarının sonucu,  1088 yılında papa seçildi ve Urbanus ismini aldı. Fakat koltuğunda tek başına değildi, hem Alman kralının desteklediği diğer papayla hem de krallarla çatıştı, nice savaşlar ve mücadelelerden sonra tek kaldı. Kralların kilise üzerindeki baskısını kırmasını bildi.

     Papa iktidara gelince, din adamlarını çağırıp, Clermont Konsülü’nü topladı. Burada hedef kutsal toprakları ele geçiren Selçuklu Türkleri idi. Avrupa’da yoksulluk kol geziyordu, bu toprakların zengin ve verimli olması sebebiyle çok ganimetler ve kazançlar elde edileceğini, bu toprakların Avrupa’dan bile daha zengin olduğunu anlatıyordu. İşin içine, bir de bu seferlere katılanların bütün günahlarının affedileceği vaat edilmişti. Hep öncelikli olarak, din ve İsa aşkı öne sürülerek, Kudüs’ün kurtarılması için ordu hazırlanması kararı alındı. Avrupa’yı karış karış gezdi, seferi teşvik etti. 1096 yılında ilk Haçlı Seferi başladı. Öldüğü gün Aziz ilan edildi.

     Papa kiliselerindeki ayrılıkları giderip Hıristiyanlığın tek dini lideri olmayı ve maddi olarak da gücü elinde tutmayı hedefliyordu Avrupa’dan Kudüs’e kadar olan topraklarda bugüne kadar ulaşan sosyal ve siyasi bir değişimi gerçekleştirecekti.

     Bu girişimle birlikte iki yüz yıl sürecek haçlı seferleri başlıyacak, birincisinde Kudüs alınarak bu çevrede çeşitli devletler kurulacaktı. Aslında bitmeyecek olan bir savaş stratejisi oluşacak, bitmeyen haçlı seferleri her daim varlığını sürdürecektir.

Celil Altınbilek
12.11.2020







    

Bu yazı 1811 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum