Mesut Emre KARAKÖSE: ÖZBEKİSTAN'DA BÜYÜK DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM SÜRECİ – 3

Mesut Emre KARAKÖSE: ÖZBEKİSTAN'DA BÜYÜK DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM SÜRECİ – 3
28 Eylül 2021 - 14:52

Mesut Emre KARAKÖSE – SASAM Başkanı

“Üçüncü Uyanış” Yolunda

İnsanlık tarihinde değişim hiç durmadan devam etse de bazı önemli dönüm noktalarından sonra büyük yenilik hareketleri başlamıştır. Bu büyük dönüşüm süreçlerinin bazıları Reform ya da Rönesans gibi adlandırmalarla anılmaktadır. İste bugün Özbekistan eksenli olarak yaşanan büyük siyasi, sosyal, ekonomik paradigma değişikliği “Üçüncü Uyanış” olarak adlandırılabilecek olan büyük bir değişim ve dönüşüm sürecinin öncüsü olduğu izlenimi uyandırmaktadır.

İnsanlık tarihi, herhangi bir ulusun hayatındaki manevi uyanış süreçlerinin, ulusal kimliğin güçlenmesine yol açtığını ve ülkenin ekonomik ve kültürel gelişimini yeni bir düzeye çıkardığını göstermektedir. Böylesi eşsiz sosyal süreçlere “Rönesans” yani uyanış, canlanma, yükseliş denilmektedir. Bilindiği gibi eski zamanlarda bugünkü Özbekistan topraklarında iki büyük uyanış dönemi yaşanmıştır. Birinci Rönesans (aydınlanma / 9.-12. yüzyıllar) ve İkinci Rönesans (Timurlu / 14.-15. yüzyıllar) dönemleri dünya tarihinde kanıtlanmış ve kabul görmüş tarihi ve bilimsel bir gerçektir. Bu dönemler sonuçları itibariyle küresel etkiler doğurmuştur.

Günümüzde tüm Özbeklerin kalbinde yer edinen ve ülke çapında bir hareket haline gelen “Yeni Özbekistan” vizyonunun temelinde, genel olarak Birinci ve İkinci Uyanış dönemlerini şekillendiren ulu ataların ve bilge büyüklerin hayalleri ve özlemleri bulunmaktadır.

Son beş yıldır Özbekistan’da önemli bir Rönesans süreci daha yaşanıyor. Bu nedenle, “Yeni Özbekistan” ve “Üçüncü Rönesans” kelimeleri toplumsal hayatta uyum ve ahenk  içinde yankılanmakta ve insanlarıa büyük hedefler için ilham vermektedir.

Bugün Özbekistan demokratik hamlelerin, büyük fırsatların ve başarılı çalışmaların ülkesi haline gelmektedir. Bu süreç reformların en büyük sonucudur. Beş yıl önce kabul edilen Eylem Stratejisinde belirlenen yeni bir Özbekistan inşa etme ve Üçüncü Rönesans’ın temellerini atma stratejik hedefi adım adım gerçekleştirilmektedir.

Siyasi alanda başlayan değişim bütün bu yenileşme sürecine öncülük etmektedir. Özbekistan parlamentosu çift kanatlıdır; meclis dar bölge seçim sistemine göre siyasi partilerin katıldığı oylamalar sonucunda seçilen yüz elli milletvekilinden oluşmakta olup görev süresi beş yıldır. Özbekistan senatosu ise bölgesel temsil esasına göre seçilen yüz senatörden meydana gelmektedir. Karakalpakistan, on iki vilayet ve Taşkent şehrine bağlı şehir ve ilçe meclislerine seçilen yerel meclis vekilleri tarafından gerçekleştirilen toplantılarda, toplam seksen dört senatör belirlenmektedir. Geriye kalan on altı senatör ise, cumhurbaşkanı tarafından bilim, sanat, edebiyat, ekonomi ve diğer alanlarda önemli konuma sahip saygın kişiler arasından atanmaktadır.

Cumhurbaşkanı Mirziyoyev tarafından imzalanan 2017-2021 Kalkınma Stratejisi Kararnamesi ile politik hedefler bir strateji belgesine dönüştürülmüştür. Devlet sisteminin ve kamusal yapılanmanın iyileştirilmesi, hukukun üstünlüğünün sağlanması ve yargı sisteminin reformu, liberal ekonomi ile iktisadi kalkınma, sosyal yaşamın geliştirilmesi, kamu düzeni, halklar arası uyum ve dini hoşgörü gibi başlıkları içeren bu strateji kararlılıkla uygulanmaktadır.

            “Üçüncü Uyanış” süreci ekonomi ve tarım alanlarında yaşanan dönüşümlerle de desteklenmektedir. Tarihin erken dönemlerinden bu yana yerleşik hayatı seçen ve büyük bir medeniyet geleneğinin mirasçısı olan Özbekistan nüfusunun yarısından fazlası şehirlerde yaşamaktadır. Bununla birlikte ülke önemli bir tarımsal potansiyele sahiptir. Özbek tarımı büyük ölçüde pamuk üzerinde yoğunlaşmıştı. Dünyanın en büyük yedinci pamuk üreticisi olan Özbekistan, ihracatta da beşinci sıradadır. Yeni Özbekistan yönetimi tarımsal üretimi çeşitlendirmeye yönelik çaba göstermekte ve önemli sonuçlar almaktadır. Pamuk haricinde altın ve doğalgaz ihracatı, Özbekistan ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır.

Özbekistan’ın sahip olduğu en büyük enerji kaynağı doğal gazdır. Özbekistan’ın toplam doğalgaz rezervlerinin beş trilyon m³’ten fazla olduğu tespit edilmiştir. Özbekistan’ın birçok ülke ile doğal gaz anlaşmaları bulunmaktadır. Sahip olduğu doğal gazın önemli bir kısmını ihraç eden Özbekistan’da kanıtlanmış petrol rezervi 144 milyon ton, tahmini rezervleri 4,4 milyar tondur.

Uluslararası ilişkiler alanında yaşanan paradigma değişikliği de ülkedeki büyük dönüşümü beslemektedir. Yaklaşık on üç yıl başbakanlık görevinde bulunan Şevket Mirziyoyev’in cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmasıyla birlikte, iç politikada hızlı ve radikal adımlar atılırken, dış politikada önceki dönemde komşularla ve uluslararası toplumla bozulmuş olan ilişkileri hızlı bir şekilde onarma süreci başlamıştır. Komşularla olan ilişkilerin geliştirilmesi ve sorunların barışçıl yollarla çözülmesi, bu dönemdeki uygulamaların temel hedefi olmuştur. Kazakistan ve Türkmenistan ile çok sayıda ikili görüşme gerçekleştirilmiş ve önemli anlaşmalar imzalanmıştır. Özbekistan’ın yıllardır ulaşım, iletişim ve sınır sorunları gibi sorunlar yaşadığı Kırgızistan ve Tacikistan ile olan sorunların çözümü için olumlu adımlar atması çok daha önemlidir. Cumhurbaşkanı Mirziyoyev hem Kırgızistan’a hem de Tacikistan’a tarihî önemde ziyaretlerde bulunmuştur. Bu ziyaretlerin sonucunda Özbekistan’ın tek taraflı olarak kapattığı sınır kapıları tekrar açılmıştır.

Mirziyoyev ile başlayan bu yeni dönemde, Özbekistan’ın uluslararası toplumdan soyutlanması sona ermiştir. Mirziyoyev yönetimi Özbekistan’ın çevrili olduğu Orta Asya devletlerinin yanı sıra Rusya, Çin, Türkiye, ABD, Suudi Arabistan ve İran gibi bölgeyi etkileyen diğer güçlü ülke ve aktörlerle de ikili görüşmeler gerçekleştirmiştir. Bağımsızlıktan itibaren kapalı bir ülke konumunda kalarak kalabalık nüfusunun ve zengin doğal kaynaklarının potansiyelini etkin kullanamayan Özbekistan, “Yeni Özbekistan” perspektifiyle dış politikada attığı adımlarla Asya’nın ve Dünya’nın yükselen yıldızlarından biri haline gelmektedir.

Yeni dönemde Özbekistan için bölgesel ekonomik işbirliğini artırmak öncelikli politikalarından birisi olmuştur. Öte yandan ülkeye uluslararası yatırımları çekmek, korumacılığı sonlandırmak, dalgalı döviz kuruna geçmek, serbest piyasa ekonomisinin işletilmesi gibi ekonomik öncelikler kamuoyu ile paylaşılmıştır. Bu hamleler kısa sürede sonuç vermeye başlamıştır.

Özbekistan’ın Dönüşüm Süreci

Son beş yıldır Özbekistan’da büyük çaplı demokratik değişimler yaşanıyor. “Yeni Özbekistan” kavramı bir gerçeklik haline geliyor. Bu sosyal ve politik sürecin girişimcisi ve merkezindeki reformist lider Devletin başkanı Şevket Mirziyoyev’dir ve kendisi bu vizyonu kavramış yakın kadrosuyla uyum içinde büyük bir dönüşüme imza atmaktadır. Cumhurbaşkanı böylesine unutulmaz ve tarihi bir süreçte etkin bir rol almaktadır.

Muhakkak ki kendi vatanında özgür ve bağımsız bir yaşam, adil bir toplum inşa etmeyi hedefleyen her ulus zor, meşakkatli ve karmaşık bir kalkınma yolundan geçmektedir. Bu doğrultuda Özbekistan’da yeni bir devlet ve toplum inşa etmek için tarihi çalışmalar yapılmakta, cesur ve asil Özbek halkının yılmaz iradesi ve büyük potansiyeli ile eşsiz başarılar elde edilmektedir. Kısa bir süre içinde ülkenin Anayasası ve temel kanunları geliştirilmiş ve değiştirilmiştir. Egemen bir devlet olarak Özbekistan dünya toplumunda değerli bir yer edinmiştir. Özbekistan’da modern devlet anlayışı hakim kılınmış, anayasal sistem yeniden tesis edilmiştir. Devletin üç bağımsız erki olan yasama, yürütme ve yargının temelleri güçlendirilmiştir. Böylece Devlet adeta anayasal zeminde yeniden kurulmuştur.

Özbekistan Cumhuriyeti’nin Silahlı Kuvvetleri, egemenliğini ve bağımsızlığını, sınırlarının dokunulmazlığını, halkının barışçıl yaşamını ve ulusal çıkarlarını güvenli bir şekilde koruyabilecek şekilde düzenlenmiştir. Özbekistan’ın ulusal para birimi Özbek Somu saygınlığını artırmış, altın ve döviz rezervleri genişletilmiştir. Bu dönüşüm süreci pozitivist bir yaklaşımla yürütülmemektedir. Özbekistan’ın kadim tarihi, zengin kültürel mirası, milli ve dini değerleri ve kimliği adeta ihya edilmiştir.

Bağımsız kalkınma doğrultusunda elde edilen başarıların yanında bazı hatalar ve noksanların da olması doğal karşılanabilir. Baskıcı bir rejimden vazgeçip demokratik bir toplum inşa etmeyi amaçlayan süreçlerde tehlikeli dönemler yaşarken çeşitli zorluklar ve karmaşalarla karşı karşıya kalınmıştır. Bunları başarılı bir şekilde çözmek için bilgi, tecrübe, irade ve kararlılık yeterli olacaktır. Özbekistan’ın gelişimini ileri düzeye taşımak için reformların kararlılıkla uygulanması en önemli stratejik göreve dönüşmüştür.

Sahipkıran Emir Timur’un Aksaray Külliyesinin çatısına yazdırdığı “Adalet devletin temeli ve liderlerin şiarıdır” şeklindeki hikmetli sözü dönüşüm sürecinde çok derin bir anlam taşımaktadır. Yargı reformu yoluyla mahkemelerin bağımsızlığı, hakimlik teminatı gibi temel ve hayati gereklilikler sağlanmaktadır. “Bir hakimin aklında adalet, dilinde hakikat, kalbinde saflık olmalı” parolası ışığında hukuk ve yargı reformu kararlılıkla uygulamaya konulmuştur.

Ancak halkına değer ve önem veren bir iktidar meşrudur ve güçlüdür. Halkın hayatından kopmayan, makam sahiplerinin kendilerine güvenen ve oy veren halka hizmeti esas aldığı sistemler güçlenerek yoluna devam edebilir. Halkın yaşam kalitesini yükseltme hedefi Özbekistan’daki reformların temel gayeleri arasındadır. 2017 yılının “Halk ile Diyalog ve İnsan Menfaatleri Yılı” ilan edilmesi bu anlayışın tezahürüdür.

Özbekistan’da reformlar geri dönüşü olmayan bir hale gelmiştir. Elbette hedeflere ulaşıldığını söylemek için henüz oldukça erken sayılır. Başlatılan değişim ve dönüşüm süreci kararlılıkla devam ettirilmelidir. Bakan, senatör, milletvekili, vali gibi üst düzey kamu görevlilerinin bile ulaşılabilir hale gelmesi, halkın gerçek gündemiyle kağıt üstünde değil sahada ilgilenmesi, şeffaflık ve açıklık ilkelerinin kamu yönetiminde esas alınması gibi ilerlemeler bu sürecin göz ardı edilemeyecek sonuçlarıdır.

İstihdam, yoksulluk, yolsuzluk, barınma, eğitim ve sağlık gibi temel kamu hizmetlerinin sunumunda ivedilikle çözüm bekleyen sorunlar bulunmaktadır. İnsanların adalet ve kanun gücüne inancındaki artış, kamu yöneticilerinin eleştirilebilir olması gibi hususlar dönüşüm sürecinin başarıyla ilerlemesine katkı sağlayacaktır. Artık ne Özbekistan eski Özbekistan’dır, ne de halkı eski Özbekistan halkıdır.

Girişimcilik desteklenmekte, özel mülkiyet korunmakta, vergi mevzuatı mükellef odaklı olarak yenilenmektedir. 2020-2030 Tarımsal Kalkınma Stratejisi ile tarım sektörünün gelişimi ve önümüzdeki on yılda tarımın, gıda sektörünün ve kırsal alanların hızlı gelişimi için bir plan öngörülmektedir. Ülke nüfusu son otuz yılda ortalama beş yüz bin kişi artmıştır. Bununla birlikte toprak ve su kaynakları sabittir. Artan nüfusun gıda güvenliğini sağlamak için akılcı ve verimliliği artıran politikalara öncelik verilecektir.

Eğitim ve sağlık alanında çağın gerekleriyle uyumlu ve esaslı bir dönüşüm süreci planlanmıştır ve uygulanmaktadır. Özbekistan tarihinin objektif ve doğru bir şekilde araştırılması için Yurtdışındaki Özbekistan’a Ait Kültürel Mirası Araştırma Merkezi, Bilimler Akademisine bağlı Özbekistan Yeni Tarih Merkezi ve Özbekistan Tarihi televizyon kanalı faaliyet göstermektedir. İslam’ın gelişmesine hizmet etmiş büyük Özbek muhaddislerin dini, bilimsel ve manevi mirasını incelemek ve tanıtmak amacıyla Semerkant’ta İmam Buhari, Surhanderya’da İmam Tirmizi Uluslararası Araştırma Merkezleri, Taşkent’te Özbekistan Uluslararası İslam Akademisi ve İmam Maturidi Uluslararası Araştırma Merkezi çalışmalarını sürdürmektedir. Taşkent’te inşa edilmekte olan Özbekistan İslam Medeniyeti Merkezi, zengin dini ve manevi mirasın derinlemesine araştırılması ve dünyaya tanıtılmasında, gençlerin milli ve evrensel değerlerle yetiştirilmesinde büyük rol oynayacak bir bilim ve eğitim merkezi haline gelecektir.

Yeni Özbekistan, uluslararası ve bölgesel kuruluşlarda da inisiyatif almakta ve cesurca girişimlerde bulunmaktadır. Bu kapsamda ülkenin BM Genel Kurulunun 72. oturumunda öne sürdüğü Eğitim ve Dini Hoşgörü konulu kararın alınmasıyla ilgili girişimi uluslararası toplum tarafından geniş çapta desteklenmiş ve kabul edilmiştir. Öte yandan Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyinin video konferans şeklinde düzenlendiği zirvesinde bilim, eğitim, kültür ve sanat alanlarının yanı sıra Türk dünyası birliğinin geliştirilmesine büyük katkıda bulunan tanınmış kişilerin desteklenmesine yönelik başka bir önemli girişimi kabul görmüş, böylece Türk Keneşinin Uluslararası Alişir Nevai Ödülü ihdas edilmiştir. Bu ödül bütün Türk halklarının gururu olan Alişir Nevai’ye ve böylesine büyük insanlar yetiştiren Özbek halkına duyulan saygının bir ifadesi olacaktır.

Sahipkıran Stratejik Araştırmalar Merkezi – SASAM


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum