YERYÜZÜ BİR MESCİDDİR - Prof. Dr. Nurullah Çetin

YERYÜZÜ BİR MESCİDDİR - Prof. Dr. Nurullah Çetin
30 Mayıs 2020 - 18:38

YERYÜZÜ BİR MESCİDDİR

"Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. Ve "Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi ateşin azabından koru."derler." (Al-i İmran, 191)

*Yeryüzü bir mesciddir. Otlar, çimenler, çiçekler, kurtlar kuşlar, ay, güneş, canlı cansız her varlık kendi özel dilleriyle, yaratılışlarıyla, kendilerine özgü nitelikleriyle, bu dünyada bir işlevle var oluşlarıyla Allah’ın var, yaratıcı ve bir olduğunu ilan edip dile getirirler. İnsan da onların verdikleri gizli ilahi mesajları sese, kelimeye, cümleye, davranışa ve ibadete dönüştürerek onların sözcüsü, tercümanı olur.

*Saf, masum, temiz fıtratlı çocuklar da oyun bahçelerinde şen şakrak oynarken yine kendi hal dilleriyle Allah’ın yaratış coşkusunu cıvıl cıvıl neşeleriyle ifade ederler. İnsan da saf ve masum çocuk yaratılışının neşeyle terennümünü lisanla, ayetle, Kur’an’la, ibadetle anlaşılabilir bir dile dönüştürür.

*Yeryüzünün her yeri, onun yaratıcısını ve sahibini anmak için uygun zeminlerdir. Allah camide değil her yerdedir. Allah, insanın iyi niyetli saf gönüllerindedir, taze çimenlerin yeşilinde, çiçeklerin renginde ve kokusunda, kuşun ötüşünde, kelebeğin kanadında, güneşin ışığında, denizin dalgasında, çocuğun gülüşünde, havanın uçsuz bucaksız gökyüzünde, kirletilmemiş vicdanlarda, her yerdedir. Allah evrenin ve insanın ruhudur, özüdür, anlamıdır, olmazsa olmazıdır.

*Allah’ın anılmadığı bir evren ruhsuz, özsüz, anlamsız, yararsız, işlevsiz, kapkaranlık bir çaresizlik, bunalım, boşluk ve boğuntu ortamıdır.

Allah’ın unutulduğu yerde, yaratılmış her türden varlık, yıldız, Ay, Güneş, mal mülk, para, makam, şöhret, kadın, erkek, çoluk çocuk, ev, araba herşey Allahlaşır. Ama onların sınırlı, ölümlü, yok olmaya mahkum, geçici oluşlarını gören insan tam bir hayal kırıklığıyla yıkılır, perişan olur, hayatı birden bire yavanlaşır. Tanrılaştırdıklarının kendisini yarı yolda bırakıvermesi karşısında şaşkın, çaresiz bir şekilde yeni ve sonsuz hakikat arayışına girer. İyi niyetli bir hakikat arayışı, onu sonunda mutlaka Allah’a götürür. Batanları, ölenleri, yok olanları, eriyip çürüyenleri kimse sevmez. Sonsuz sevginin karşılığı sonsuz varlıktır.

Hz. İbrahim’e kulak verelim: “Üzerine gece bastırınca, bir yıldız gördü: "Rabb'im budur." dedi. Yıldız batınca da:" Ben batanları sevmem." dedi. Ay'ı doğarken gördü: "Rabb'im budur." dedi. O da batınca: "Yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi, elbette sapıklığa düşen topluluktan olurdum." Dedi. Güneş'i doğarken görünce: "Rabb'im budur, bu hepsinden büyük." dedi. O da batınca dedi ki: "Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım."Ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah'a ortak koşanlardan değilim."(En’am, 76-7)

*Allah’ın unutulduğu yerde insanlar Allahlaşır, zulüm, baskı, kargaşa, haksızlık çoğalır. İnsan üzerinde insan iradesinin tanrılık taslaması tarih boyunca hep kötülük, hep kargaşa, hep bozgun, hep çirkinlik getirdi. Tanrılaşan ya da tanrılaştırılan insanın Allah’la yüzleşmesi ya dünyada ya da ahirette ancak hakikatin gözünün önünde belirivermesiyle mümkündür. Firavun hikâyesine bakalım:

“Derken İsrâiloğulları’nı denizin öteki yakasına geçirdik. Firavun ve ordusu da haksız yere onlara saldırmak üzere peşlerine düşmüştü. Sonunda Firavun boğulmak üzereyken şöyle dedi: "Elhak inandım ki, İsrâiloğulları’nın iman ettiğinden başka tanrı yokmuş! Ben de artık kendini O’na teslim edenlerden biriyim." Şimdi mi? Halbuki daha önce hep baş kaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın. İşte bugün senin cesedini kurtaracağız ki, senden sonra gelenler için bir ibret olsun! İnsanların pek çoğu gösterdiğimiz delillerin bilincinde değildirler. Andolsun biz İsrâiloğulları’nı seçkin bir yere yerleştirdik ve onları güzel nimetlerle rızıklandırdık. Kendilerine ilim gelinceye kadar da ayrılığa düşmediler. Ayrılığa düştükleri konularda rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü elbette verecektir.”(Yunus, 90-93)

Prof. Dr. Nurullah Çetin

Bu haber 202 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum