Prof. Dr. Ayşe İLKER

Prof. Dr. Ayşe İLKER

[email protected]

TÜRKİYE'NİN BOR KAYNAKLARI VE DR. YÜKSEL ABALI

24 Şubat 2021 - 09:14 - Güncelleme: 24 Şubat 2021 - 15:03

TÜRKİYE’NİN BOR KAYNAKLARI VE DR. YÜKSEL ABALI
 

Ülkemizdeki üniversitelerde yan dal, çift dal ve disiplinler arası ders seçme uygulamaları günden güne artıyor. Bu, bir bilim alanına odaklanan ve derinleşen bilim insanı adaylarının ve öğrencilerin, farklı konulara ve disiplinlere doğru da bir düşünce ve zekȃ geliştirmelerini sağlayan uygulama. Aynı zamanda tek cepheli bakışı ve uzman körlüğü dediğimiz davranış kalıplarını gidermeyi hedefliyor.

Tarihistan sayfalarında yayımlanan ilk yazımda sizlere fakültedeki oda arkadaşım Dr. Kadir Arısoy ve onun çalışmalarını anlatırken Dr. Yüksel Abalı hocamızın adını da anmıştım. Aslında bizler 1994-1997 arasında yan/çift dal ve disiplinler arası eğitime Fen-Edebiyat Fakültesindeki o odada gönüllü/mecburi geçmiştik. Kimya-Fizik-Dil-Tarih-Edebiyat… Daha ne olsun; iki sosyal bilimin ana kolundan, iki de temel/fen bilimlerin ana kolundan dört/beş  kişi aynı odayı paylaşıyoruz yer yokluğu sebebiyle ve birbirimizin ne yaptığını, hangi konularla ilgilendiğimizi, son yazdığımız makaleleri sohbet ortamında anlatıyoruz…Dışarıdan bakıldığında zor ve imkansız gibi gözükse de farklı bilim dallarından farklı zekalarla zihinsel bağ kurulabiliyor. Başka disiplinlerden öğrendiğim bilgiler ve merakımın farklı yönlere çevrilmesi açısından baktığımda, akademisyenlik hayatımın   en güzel günlerini o odada geçirdiğimi söyleyebilirim.

Dr. Yüksel Abalı hocam, kapı  girişindeki masamın hemen sağında otururdu ve masasında daima maden parçaları, toz artıkları ve ölçüm aletleri olurdu. Beyaz, gri, kurşuni ve siyah renklerde ışıldayan ve ışığı yansıtan madenler, başımı kelimelerden kaldırdığımda parlayıp sönerdi yıldız gibi. Onun, daha millȋ yatırıma dönüşmeden çok önceleri bor üzerinde çalıştığı herkesin malumu. Bugün, bor ve yan ürünlerinin sanayi ve ticari alanda bir değer haline gelmesinde Dr. Yüksel Abalı ve çalışma arkadaşlarıyla öğrencilerinin çok büyük bir payı var. Bilimsel çalışmaları hakkında ulusal ve yerel basında pek çok yazı yayımlandı; röportajlar yapıldı. 1995 yılından bu yana da uluslararası bilimsel dergilerde bireysel ve ekip olarak bor ve bordan elde edilen yeni ürünlerle ilgili pek çok makalesi de bilim insanlarınca taranıyor. 1998 yılında bor madenlerinin içindeki lityumları tespit ettikleri çalışmaları, SCI  kapsamındaki  bir dergide yayımlandı; bugün ise Türkiye, yerli elektrikli araçlarda kullanılacak lityum üretimine  geçiyor.

14 Nisan 2019’da, Habertürk gazetesinin haberinde madenciliğimiz hakkındaki görüşleri ve yaptığı çalışmalar, projeleri ana hatlarıyla özetlenmiş. Bu bilgilere göre Dr. Yüksel   Abalı, yıllık 1 milyon 200 bin ton bor madeni ürettiğimizi söylüyor. Ham borun tonunun yurt dışına 300 dolardan satıldığını, ülkemizin bunu mutlaka kendisinin işler hale getirmesi gerektiğini belirtiyor. Türkiye’nin maden üretimi bakımından dünyada 28. sırada, maden çeşitliliği açısından da 10. sırada olduğuna vurgu yapıyor. Madencilik konusunda üniversitelerle iş birliği yapılması gerekliliğini de özellikle belirtiyor. Enerjide %70 dışarıya bağımlı olduğumuzu, kalkınmak için bu bağımlılıktan kurtulunması gerektiğini, enerji ihtiyacımızın yenilenebilir enerji kaynaklarımızdan sağlanmasının millȋ ekonomiye katkısının  yüksek olacağını belirtiyor. Onun en çok önem verdiği konu borun “uç” ürünlerinin de üretilmesi ve işlenmesi gereği. Borlu çimento, borlu çelik gibi yeni kullanım alanlarının artırılması ve bunların dünya piyasalarına sürülmesinin önemini de ayrıca ifade ediyor. Savunma, otomotiv, temizlik, cam, dijital ürün imalatı, ilaç sanayi ve benzeri alanlarda kullanılan bor, en mühim madenlerden biri. Dr. Abalı,  bor üretimini millȋ bir mesele olarak görüyor çünkü  dünyadaki bor rezervlerinin %73’ü Türkiye’de.

           Dr. Abalı, Türkiye’nin dünya ölçeğinde bor, zeolit,  pomza ve selestitin  madenlerinde en büyük rezerve sahip olduğunu;  özellikle   bordan üretilen hidrojen yakıtının ise en temiz yakıt olduğunu belirtiyor. 2021 yılının ekim aylarında Balıkesir’de bor karbür üretim tesisi devreye girecek. Abalı, bunun çok önemli bir gelişme olduğunu, bor kullanımının artırılması gereğini söylüyor. Bor karbür, çeliğe göre üç kat hafif bir malzeme ve  zırh yapımında kullanılıyor. Mutfağımızdaki borcamlardan uzay taşıtlarındaki sentetik malzemeye kadar çok geniş bir alanda bor kullanılıyor.

           Görüldüğü üzere Dr. Yüksel Abalı, borla ve “uç” ürünleriyle bağlı bilimsel bulguların millȋ ekonomiye nasıl kazandırılacağı konusunda fikir üretiyor ve ürettiği bilginin paydaşlar tarafından kullanılmasına öncülük ediyor. Türkiye’nin vatansever ve ülkesini düşünen bilim insanlarına ne kadar çok ihtiyacı olduğu ortada. Abalı’nın neredeyse yirmi beş yıllık çalışmalarının semeresi ülkemiz ve ekonomimiz için yeni yeni alınıyor/anlaşılıyor diyebiliriz. Yerin altında madenimiz olmasının işlenmedikten sonra bir kıymeti olmadığını düşünen Dr. Abalı, hemen her fırsatta bilgisini toplumla paylaşmakta. Bütün bunların sonucu olarak Eti Maden yeni ürünler geliştirdi.  Çamaşır ve bulaşık deterjanları, petrol türevlerinden ve fosfattan  arıtılmış durumda.  Bu, sağlık ve temizlik açısından son derece önemli.

          Aslında, yeraltı zenginliklerimiz   ve madenlerimiz neredeyse uyuyan bir dev gibi. Sözü, bir masal kahramanı   uyuyan deve   getirmişken   Abalı hocamızın, halk kültürü örneklerini gündelik hayatın içinde kullanmasıyla da temayüz ettiğini söylemek isterim. Bir kere en gergin ortamları ve toplantıları anlattığı fıkralar ile birden yumuşatır; insanların farklı açıdan konulara yaklaşması gerekliliğini mizahȋ olarak hissettirir. Onun en önemli özelliği, sohbet esnasında konuya en uygun fıkrayı buluvermesi ve anlatıvermesidir. Zihninde Türk fıkra kültürünün ve halkın ince zekasının izleri olduğunu sözlerinden anlamanız mümkündür. Ayrıca, kelimelerin farklı anlamlarda kullanımlarıyla ilgili anında bir şimşek cümle kurar; şaşar kalırsınız. Anlayacağınız, bir Kimyacı olarak Türk dilinin en ince  anlam ayrıntılarına da  vakıftır.

Dr. Abalı, arkasında çalışmalarını ve öğrencilerini bırakacak. Türkiye’nin nitelikli, zeki, çalışkan vatansever bilim insanlarının önünü açması gerekiyor. Kalkınmamız ancak böyle mümkün olabilir.


 

Bu yazı 11276 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum