Celil ALTINBİLEK

Celil ALTINBİLEK

[email protected]

YERGÖĞÜ KÖPRÜSÜ

06 Mart 2014 - 17:05 - Güncelleme: 06 Mart 2014 - 17:20

YERGÖĞÜ KÖPRÜSÜ

 

Sene 1595 Romanya Beyi(Eflak Voyvodası)  Mihail isyan etmiştir. Bütün o taraflar yağma ve talana maruz kalır. Sadrazamlık(Başbakanlık) vazifesini Sinan Paşa’dan alan Ferhad Paşa isyanı bastırmak üzere yola çıkar.

 

Ne zaman olmamıştır ki, o günlerde de Devlet Adamları arasında müthiş bir çekişme ve iktidar kavgası mevcuttur. Sinan Paşa’dan sonra sadrazamlık bekleyen Damat İbrahim Paşa, İstanbul Kaymakamıdır ve Ferhad Paşa’ya düşmandır. Ferhad Paşa’nın azledilmesi sağlanır. Görevi bıraktırma gayreti ve olayların devamı ise çok ilgi çekicidir.

 

Ferhad Paşa’nın azledilmesi ve idam edilmesi için Bostanzade’ye 30 bin altın rüşvet verilmiştir. Lakin istihbarat bilgisi de kuvvetli olan Paşa durumdan haberdar olmuştur ve kolay teslim olmaya da niyeti yoktur. Kendisi de gerekli bütün çabasını ortaya koyar, Safiye Sultan’a da ulaşan rüşvet çarklarını da kullanarak idam kararını iptal ettirir. İstanbul’un kenarında bulunan çiftliğine saklanırcasına yerleşir.

İktidar olma arzusunun, nefretin, kıskaçlığın hiçbir zaman bitmediği bitmeyeceği gibi, İbrahim Paşa hile ile Ferhad Paşa’yı ortaya çıkartır ve yeni bir fermanla Paşa öldürülür.

 

Ferhad Paşa’nın, Balkan Coğrafyasını ortadan enlemesine kesen Tuna nehrinin Yerğöğü mevkiinde yaptırdığı tahta köprüden, Osmanlı Ordusu Sadrazam Sinan Paşa kumandasında geçmiş ve isyankâr Eflak Bey’inin üzerine yönelmiştir.

 

Mihail belki de taktik olarak düşünüp Osmanlı ile savaşmayı göze alamaz ve geri çekilir. Sinan Paşa isyanı bastırdığı düşünerek geri döner. Lakin Eflak Beyi dikkatli bir şekilde bir günlük mesafeden geri dönen Osmanlı Ordusun Takip eder ve yolu üzerindeki Türk yerleşimlerini yakıp yıkar ve insanımıza inanılmaz işkenceler ve katliamlarda bulunur.

 

Osmanlı Ordusu geri dönüşte Tuna üzerindeki Yergöğü veya İskender Köprüsü de denilen yerden karşıya geçmektedir. Mihail takip ettiği Osmanlı Ordusuna yetişmiş ama saldırmamıştır. Sinan Paşa ve Yönetim kademesi karşıya Rusçuk’a geçmiş, ardından da 100 bin kişilik Ordunun önce ağırlıkları, top ve teçhizatı ve  karşıya geçmesi üç gün sürecektir. Türk ordusunun arkasını koruma ve kollama görev i ise Akıncılar’a verilmiştir.

 

O Akıncılar ki, Devletin, Avrupa’ya yerleşmesinde yeni yerler fethedilmesinde ve Avrupa Türkiye’sinin oluşmasında en büyük etkiyi sağlamışlardır. Sulh için de olan bir Ülkeye Akıncıların akın yapması yasaktır. Görevleri öncülük etme,  sindirme, yıpratma, göçe zorlama ve ordunun arka güvenliğini sağlamadır. Onlar kelle koltukta, gözü kara vatan ve iman fedaileridir.

 

Ordu, köprüden karşıya geçerken, iktidarını servetine borçlu olan Sinan paşa, pencik vergisi denilen savaşta elde edilen ganimetin, beşte bir devlet payını (kendine olan payı da) tahsil edebilmek için köprüye tahsildarlar koymuştur.

Her geçenden, pencik tek tek tahsil edilmektedir. Böyle bir şekilde tahsilât ne görülmüş ne duyulmuştur.

Sinan Paşa yapılan ikazlara da kulak asmaz, karşıya geçiş ise uzadıkça uzamıştır.

 

Rumen Voyvodası Türk Ordusu köprüden geçinceye kadar bekler, Akıncılar hariç bütün ordu geçmiştir. Akıncılar karşıya geçmeden top ateşi başlar, Voyvoda Türk Akıncılarının can vermeden silahlarını teslim etmeyeceğini bildiğinden, Akıncılar karşıya geçmeye çalışırken top ateşiyle köprü yıkılır. Türk Akıncılarının mübarek kanlarıyla Tuna Nehri ala boyanır. Geri kalanları da kılıçtan geçirilir. Hiç kurtulan kalmaz.

Türk Akıncıları bir daha toparlanamamışlar ve akıncıların kökü kesilmiştir.

 

Bu hadiseden sonra Türk akıncılarının yerini Kırım Atlıları almıştır

Makam, mevki ve para hırsının nelere sebep olduğunu; ne yiğitlere, ne topraklara mal olduğunu bilmek ve unutmamak, bize düşen kıssadan hissedir.

Celil Altınbilek

 

Bu yazı 7725 defa okunmuştur.