Celil ALTINBİLEK

Celil ALTINBİLEK

[email protected]

OĞUZ İSYANI HAKKINDA

16 Nisan 2020 - 20:15 - Güncelleme: 16 Nisan 2020 - 21:42

Oğuz İsyanı Hakkında

Selçuklu Devleti’nin yıkılmakta olduğu son devirlerde yaşanmış olan bu isyanın, devletin içindeki kendi kökleri olan Oğuzlar/ Türkmenler tarafından gerçekleşmesi hayli ilginçtir. 

Türk devletleri ve kavimleri kendi içlerinde pek çok mücadele ve savaşlar yapmıştır. Güçlü bir hükümdar, töre, sistem ve adalet anlayışı gibi meziyetlerin sağlandığı devletlerde birlik ve kuvvet de sağlanmıştı.

Oğuz boyları 1000 yıllarından itibaren, İran’ın doğu sınırlarına bulunuyorlardı ve orada kuvvetli bir hâkimiyet kurdular. Ayrıca,  Horasan bölgesinde de bulunuyorlardı. Azerbaycan ve İran bir Türk yurdu hüviyetine kavuşmuştu.  Devlet,  birçok Türk Devletinde görüldüğü gibi, boylar birliğinden oluşuyordu.  Horasan, Azerbaycan, İran topraklarında yaşayan Oğuzlar bir beyin idaresi altında yaşıyorlar, bu “Bey”,  Selçuklu devletini bir üst amiri olarak görüyor, fakat içlerinde bağımsız ve kendi başlarına hareket edebiliyorlardı. Üste bağlı bir şekilde, beraber hareket etmelerine rağmen, bu üst birliği, kendilerinden görüyor, O’na çok büyük bir üstünlük atfetmiyorlardı. Selçuklu İmpatorluğu, Gazneli devleti ile Karahanlı devletini itaat altına almış, Harzemliler’e üstünlük sağlamıştı. Ayrıca Irak ve Türkiye Selçuklu devletinin hamisi bulunmaktaydı. Yeni kurulan komşu Moğol asıllı KaraHıtaylar devleti bölgedeki dengeleri değiştirdi. 1141 senesinde Karahıtaylar’la yapılan Katvan savaşında, Selçuklular mağlup oldu. Bu savaş, aslında sonun başlangıçlarından biriydi. Gelecek zamanların Moğol fırtınasının da ayak sesleriydi duyulmaktaydı.

Oğuzlar, tam bilinmiyen bir tarihte Karlukların sıkıştırması ile Horasan şehri olan Belh taraflarına geldiler. Bulundukları yerlerde sorun yaratmadan sakin bir şekilde ve ülkenin ekonomisine de fayda üreterek yaşıyorlardı. . İktisadi durumları iyiydi, her yıl Selçuklu mutfağına 24 bin koyun vergi yolluyorlardı. Paylaşılan araziler ve otlaklarda yerli halk ile zaman zaman sorun çıkarabiliyordu. Onun için, yerli ahalinin buralarda belirli itirazlarının olması mümkündü. Oğuzlara, fiili olarak çok hükmü bulunmayan Belh Valisi tarafından yeni ve ağır isteklerde bulunulması ve çıkan uyuşmazlık neticesinde vali öldürüldü ve durumun boyutları büyüdü. Sultan Sancar ifade edilenlere göre istememesine rağmen kendi soydaşlarını cezalandırmak için ordusuyla Oğuzların üstüne yürüdü, 1153 tarihinde yapılan savaşta Selçuklular yenildi ve Sultan Sancar esir alındı, kısa bir süre sonra devlet de çöktü.

Aslında bu husumet ve kavgaların altında başka gerekçeler aramak gerekirdi. Burada Fuat Köprülünün,  işaret ettiği bir ayrıntı önemlidir. “ Selçuklu imparatorluğunun kurulmasıyla, yakın şark İslam Dünyası, Türk hâkimiyetine geçmiştir. İptidai bir kabile devleti mahiyetinde olan ve bunun neticesi olarak feodal unsurlarını sonuna kadar kaybetmeyen Selçuklu siyasi oluşumu, çeşitli etkenlerle İslam imparatorluğu şeklini almakla beraber, hükümdar sülalesine mensup, Oğuz Türkmenlerinin askeri ve siyasi nüfuzları birden bire kırılamadı. Selçuklu Sultanı,  bütün Oğuz kabilelerinin meşru reisi olarak kabul ediliyordu. Oğuz Töresine göre sultan mutlak hükmeden bir imparator değil kabile örf ve anenelerine göre büyük reis idi, reisler arasında ise yalnızca derece farkı vardı.” (1)

Devlet içinde, Selçuklu Sivil teşkilat mensupları Fars /İranlılar tarafından mevkileri almışlardı , artık Devlet İdare tarzı da Fars geleneklerine göre idare edilmekteydi. Askeri teşkilat ise Türker’de olup, kendi töreleri geçerliydi. Yönetimde, zamanla Abbasi ve Gazneli’lerde olduğu gibi hükümdara “kutsiyet”  verilip “Allah’ın vekili veya yeryüzündeki gölgesi” olarak mutlakıyetçi bir sultan kimliğine ulaşmıştı. Bu fikri uygulayanların en kayda değer tarihi kişisi, Vezir Nizamülmük idi. Ve siyasetname isimli eseri vardır.

Bu töre ve yönetim konusu üzerine daha söylenecek şeyler vardır.  Şimdilik, kuruluşundan itibaren 14 yüzyıl boyunca Osmanlı devletinin de Türk Töresi’nce yönetildiğini belirtelim.

Celil Altınbilek

15.04.2020

1-Fuad Köprülü, Osmanlı İmp. Kuruluşu.  Ötüken Neşriyat 1981, s.268.280