Celil ALTINBİLEK

Celil ALTINBİLEK

[email protected]

İngiliz Siyaseti

18 Ocak 2016 - 12:37 - Güncelleme: 18 Ocak 2016 - 12:48

İngiliz Siyaseti

Ülkelerin hareket tarzlarında düşünce yapısı büyük bir yer işgal etmesine rağmen bununla iç içe geçmiş dini yapı ve düşünüşün varlığı da büyük önem taşır. Onlar çok kere hayatın temel akışında karar makamı olur ve toplumun manevi tarafını oluşturur. Bunlara bir ilave yapmak lazım gelirse, o da kişinin ve toplumun devamlılık ve gücünü temsil eden iktisadi yapıdır. İktisadi yapı da hayatın maddi tarafını oluşturur.

Toplumun önceliklerini sıralamak istediğimizde, bu güdülerden hangisinin önde geldiği hakkında tam bir mutabakat sağlanamamıştır. Bizce toplumun ve devletin, diğerleriyle münasebetlerinde bazen ülkü birliği, bazen inanç sistemi, bazen de iktisadi sebepler öne çıkabilir ve yönlendirici olabilirler. Ancak bu maddi ve manevi sebepleri birbirinden ayırmaya imkân yoktur ve Onlar birbirinin içine geçip bir terkip oluştururlar.

Avrupa ve İngiltere, Antik Yunan ve Roma Devletlerinden sonra, ortaçağlar boyunca derin bir uykuya yatmıştır. Ancak Venedik, Ceneviz gibi İtalyan denizci devletçikleri, Batı Hint Adaları, Afrika ve Asya’nın anayolları üzerinde ticaret noktalarına, kale-şehir devletleri kurarlar, hem kendi emtialarını satar, aldıkları malları bütün dünyaya ulaştırır ve çok bereketli karlar elde ederlerdi.

Keşifler çağında her sene Lizbon’dan harp gemileri eşliğinde hareket eden Portekiz Filosu, Güney Afrika’yı geçip, Mozambik’te durduktan sonra, müsait muson rüzgârlarından faydalanarak, eylül ve ekimde sömürge imparatorluklarının merkezi olan Goa’ya varır. Hindistan’da fazla rağbet edilmeyen Avrupa Emtiası ile Uzak Doğu’da makbul bir satın alma aracı olan gümüş parayı çıkartıp, yerine Hind’in biber, çivit, pamuklularıyla, Molük Adaları baharatı, Cava’nın hindistan cevizi, Çin yapımı vernikli eşya, kâfur, ecza, ıtriyat, Seylan’ın kıymetli taşları, Arabistan kahvesi, İran incisi ve ipeğini yükleyerek dönerdi.(1)

Avrupa, Rönesans ve Reform hareketleriyle birlikte, askeri, ekonomik ve teknolojik üstünlük sağlamış, nüfusunu arttırmış, dünyanın çeşitli bölgelerinde koloniler kurmuş, onların kaynaklarını sömürerek üstün bir refah seviyesi yakalamıştır.

Sömürgecilik, Sanayi Devriminden önce kolonileşme,  bir yabancı toprağın işgali, o toprağa yerleşme, işleme ve göçmenlerin yerleştirilmesi şeklinde ortaya çıkmıştı. Sanayileşmeden sonra şekil değiştirdi. Toprağı ele geçirmeden, iskân etmeden de sömürme özelliklerini içinde barındıran bir faaliyet oluşturdu. Bunun adına emperyalizm denildi. Sömürgecilik; Uygarlaştırmak, kültürünü ve dilini hâkim kılmak, yayılmak şeklinde vuku buldu. Bu ikinci sömürgeleştirme ülkelerin bünyesi üzerinde derin değişikler yarattı. Bu bayraksız sömürgecilik olarak da ifade edildi. J.Chamberlain 1895 yılında “ Bu ırka İnanıyorum” diyor, İngilizlerin zaferi için emperyalist bir nutuk atıyordu.  Onların omuzlarında taşıdığı yük dünyayı uygarlaştırmaktı. Onların inandıkları değerler, diğerlerinin aşağı bir kültürün temsilcisi olduğu anlamına geliyordu. Artık beyaz ırkın “öncü gücü” olan İngilizlerin mesafeyi koruyarak onları eğitecek ve uygarlaştıracaklardı. Zaten kendileri bilimin ve tekniğin temsilcileriydi, (2)

On altıncı yüzyıldan itibaren gelişen Türk Fütuhatı ve keşiflerle birlikte İtalyan devletçiklerinin güçleri azalmaya yüz tutmuştu. Sömürgecilik alanında bir zaman Portekiz’ler üstünlüğü ele geçirdiler, bir zaman sonra da İspanyollar onların gücüne son verdi. Sonra da Hollanda, Fransa ve İngiltere hâkimiyeti elinde tutmaya başladı.

Akdeniz’de İngiliz gemileri ilk defa 1400’lü yıllarda görülmeye başladı.İngiltere’nin gücünün artması 1625 yılında iyice belirginleşti ve gücünü iyice hissettirdi.

İngiltere’de iç savaşın bitmesiyle milli birliğini inşa etti. 1651 yılında denizcilik kanununu çıkardı artık ticarete konu olan mallar ancak İngiliz gemileri ile taşınabilecekti. Ülkede devlet ve tüccar bütünleşmesi sağlandı. Tüccar desteklendi, korundu. İthalata sınırlama getirildi.  İhracat desteklendi.

İngilizler önce denizcilikte ve ticarette güçlü olan Hollandalılarla mücadele ettiler, savaştılar. Daha sonraki hedef İngilizlerin diğer amansız rakibi Fransızlardı. İngiltere 1757 yılında Hindistan’a yerleşti. Amerika’da, İngiliz-Fransız rekabeti en üst seviyelere çıktıştı.1763 senesinde İngiltere yedi yıl savaşlarından sonra Fransayı yendi. Bundan sonra Fransa artık mevcut şekliyle sömürgecilik faaliyetlerinde bulunmayacaktır, ta ki Napolyon’un yeni bir ifade şekliyle yeni hücumlarına kadar. İngiltere rakiplerine karşı üstünlük sağlamış ve gücünün zirvesine ulaşmıştır.

Tütün’ün Türkiye’ye girişi 1600 lü yıllarda İngiliz gemileriyle olmuştur. 1580 yılında İngilizler, Türkiye’den serbest ticaret müsadesi almışlardır. Ülke içinde diledikleri her yerde ticaret yapabilecekler ve vergi indirimlerinden de yararlanacaklardı. Bu imtiyazlar kapitülasyonlar olarak son dönemine kadar sürecektir. İngilizlerin en büyük özelliği ürünlerinde kaliteye önem vermeleridir. 1585 yılında İngiliz gemisi İstanbul’a ulaştığı zaman, dönemin Venedik Balyosu’nun, hatta alaylı bir ifadesiyle İstanbul’da kumaş kalmamış anında gelen kumaşlar bitti. Der.(3)

1781 yılından itibaren bütün sanayi kollarında Watt’ın buhar makinesi kullanılır. Böylece sanayi inkılâbı da başlamış olur.

İngiltere’nin çok güçlü olduğu devredir. Ekonomisinin açıklarını ve harp masraflarını da sömürgelerine ağır vergiler koyarak çıkarmayı ihmal etmezler. Amerika’nın özgürlük savaşı ve bağımsızlığı ilan etmesi onları düşünmeye itmiştir. Kendi ırkından yerleşimciler kendisine başkaldırmıştır. Bu sıralarda kölelik de son bulmuştur.1815’ de İngiltere’nin kar getiren yerleri Hindistan ve Güneydoğu Asya adalarıdır.  Bu gelişmeler İngilizlerin sömürgecilik politikasında değişikliğe yol açar.

Sanayileşme ve şartların gerektirdiği yeni düzende sömürü taktikleri de değişmiştir. Hedef ülkeleri borçlandırmak ve sonunda müdahale etmek, şeklinde kendini gösterir. Zaten 16 yy ile 19 yy arasında fetihler ve işgallerin çoğunda kendini gösteren ortak bir nokta vardır. Güney Amerika’da İspanyollar, Orta Asya ve Kafkasya’da Ruslar, Mağrip’te Fransızlar, Hindistan’da İngilizler, örgütlü bir direnişle karşılaştıklarında önce pazarlık ederler. Sonra rakiplerinin bir bölümünü yanına çeker, direniş hareketini çökertirler. Yanına çektikleri işbirlikçiler ile kendi egemenliklerinin sürmesini sağlarlar. (4)

Fransız devriminden sonra Napolyon başa geçer. O ilim adamları ve sanatçılardan oluşan bir Konsül’ün başıdır. Fransa adına dünyaya medeniyet getireceğini ilan eden yeni bir söylemle emperyalist hücumlara başlar. Saldırı alanları elden geldiğince rakiplerinin etki alanlarının dışında yapılır.

Emperyalizm her ne kadar belirli bir ideoloji içinde hareket ederse de maddi hedeflerle bütünleşmiştir. İngiltere hammaddeye, emrinde kullanacağı insan gücüne, enerji kaynaklarına ve mallarını tüketileceği pazarlara hep çok yakın ilgi duymuştur.

On dokuzuncu asırdan itibaren Fransa ve İngiltere, Afrika ve Asya’da emperyalist sömürü düzenlerinde öne geçmek için kıyasıya mücadele verirler. Bunlara sonradan Almanya da dâhil olur.

İngiltere için Hindistan çok önemli ve can damarıydı. Asya’da Rusya 12. yüzyıldan itibaren sömürgecilik faaliyetlerine devam ediyordu. 1220 senesinde Tatar istilasıyla kesintiye uğrayan Rus Sömürgeciliği 1390 yılında kazandıkları Kulikov zaferiyle tekrar doludizgin devam etti. Rusya,  Orta Asya ve Kafkaslarda üstünlük kurmuş, güneye doğru hareket eder olmuştu. Bu durum İngilizler için tehlikeli olmaya başladı.İngilizlerle Rusların bu rekabeti 1829 dan İran’ın paylaşılma anlaşması tarihi olan1907 senesine kadar devam etti. Hindistan, İngiltere’nin ayrılamaz sanılan bir uzvunu teşkil ediyordu.

Britanya’nın Türklerle olan münasebetleri de aynı düzlem üzerinde fakat daha da hassas olarak süregeldi.

Büyük Britanya’nın fikri ve inanç yapısı, iktisadi gereklerle birlikte, şuurlu bir şekilde hareket tarzına yansımıştır. Ordularından, donanmasından ve ticari filolarından evvel karşımıza Milli Karakter’i ağır basan bir İngiliz Diplomasisi görülür. Onlar yeryüzünün her tarafına yayılmış hariciye mensuplarından, basın, deniz, kara ataşeleri ile el ve fikir birliği içinde, hariçte İngiliz politikasının ağını örmek suretiyle, dünya siyasetini bu ağın içine almayı gaye edinmişlerdir. (5)

Celil Altınbilek                                                                      17.01.2015 

  1. Mübahat S.Kütükoğlu Türk İngiliz İktisadi Münasebetleri I s.2 Türk Kült.Arşt. Enst.
  2. Marc Ferro. Sömürgeciliğin Tarihi s. 50 İmge Yayın.
  3. Mübahat S.Kütükoğlu. Türk İngiliz İktisadi Münasebetleri I s.17 Türk Kültürünü Araşt.Enst
  4. Marc Ferro. Sömürgeciliğin Tarihi s.66 İmge Yayın.
  5. Samiha Ayverdi. Arkamızda Dönen Dolaplar s. 115 Kubbealtı Neşriyat 

 

 

     

 

 

 

 

Bu yazı 1842 defa okunmuştur.