Celil ALTINBİLEK

Celil ALTINBİLEK

[email protected]

Çanakkale’de Bir Fransız Zırhlısı

22 Nisan 2014 - 08:53

Çanakkale’de Bir Fransız Zırhlısı

Rumeli’de bir Sünnet Düğünü zamanı. Mehmet Hilmi iki kardeşiyle birlikte sünnet olacaktır.

Gelenek olduğu üzre dedeler sünnet çocuklarına mal bağışlar veya kıymetli armağanlar verirler.

Çocuklara ne istediklerini sormak adettendir. Dedesi vefat ettiği için baba Hasan Efendi ne istediğini sorduğunda Mehmet Hilmi’nin verdiği cevapla ortalığı bir sessizlik kaplar.

Beni İstanbul’da okutun, der. 

O Rumeli ki kaderi 500 sene civarında Türk’ün elinde kalmış ve Türk Toprağı olmuştur. Yeni yerleşim merkezleri inşa edilmiş, köyler kasaba olmuş, Buda ve Peşte gibi iki ayrı kasaba birleştirilerek Türk’ün elinden heybetli bir Budapeşte şehri doğmuştur. Bu yerleşimler kuru bir toprak parçası değildir, kurumlarıyla, musikisiyle sanatıyla hayat bulmuş imparatorluk nimetlerinden yararlanmıştır. Rumeli artık Anadolu gibi vatan kuşunun iki kanadından biridir.

Baba Hasan Efendi, Mehmet Hilmi’nin arzusunu yerine getirir ve onu okutmaya İstanbul’a gönderir. İstanbul’da o artık bir Harbiyelidir.

Harbiye Mektebi’ni bitirmesinin ardından Mehmet Hilmi Efendi(teğmen) Topçu Sınıfında görevli olarak 1907 de Çanakkale’ye tayin olunur. Ancak o yıllar Osmanlı için zor yıllardır. Batı Devletleri ve Rusya gittikçe güçten düşen ülkeyi yere serip parçalamak ve nimetlerinden faydalanmak için her türlü antlaşmaları ve sinsi planları yapar ve harekete geçirirler.   

Balkan savaşı 1912 yılında patlar ve Rumeli’nin büyük bölümü, inanılmaz bir felaketle on dört günde kaybedilir. Mehmet Hilmi’de harbe katılır ve üstün hizmetlerinden ötürü Şeref Madalyası alır fakat bu madalya onu mesut etmez ve bu madalyadan hiç söz etmez çünkü Ata yadigârı topraklar kaybedilmiş ve insanlarımıza inanılmaz bir zulüm yapılmıştır.

 Yakın bir zamandır Rumeli’nden devam eden göçler hızlanır. Satabilen bağını bahçesini yok pahasına satar veya yalnızca eline bohçasını, kucağına bebeğini alıp çıplak ayakla memleketin daha emniyetli gördüğü yerlerine göç eder.

Mehmet Hilmi’nin ailesi önce Selanik sonra İstanbul, Balıkesir ve Manisa olmak üzere son yüzyıla damga vuran göçlerden nasibini alır. Mehmet Hilmi aynı zamanda Manisalı şair, yazar, Gazanfer Sanlıtop’un büyük amcasıdır.

 

Balkan savaşı faciasından sonra Mehmet Hilmi tekrar görev yeri olarak Çanakkale’ye döner. Henüz İmparatorluk ayaktadır ve düşmanlar doymamıştır. Birinci Cihan başlayınca İtilaf devletleri hem Rusya’ya yardım etmek hem de İmparatorluğun kalbi İstanbul’u ele geçirip yok etmek için, müthiş donanmalarını Çanakkale’den geçirmeyi planlarlar.

Dünya’nın en güçlü ve modern donanmasına sahip Fransız ve İngilizler Çanakkale boğazını geçip kolayca İstanbul’a ulaşacaklarını tahmin etmektedirler. Şubat 1915’de başlayan hücum ve bombardımanlarda işin o kadar kolay olmayacağı anlaşılır

Tarihler 18 Mart 1915 gösterdiğinde çok güçlü bir taarruzla boğazı geçmeyi çalışan düşman donanması için felaket bizim için ise bayram günüdür. İlk zırhlı batırılmıştır.

Yüzbaşı Mehmet Hilmi Bey kumandasındaki Mecidiye Bataryası, Fransız Bouvet Zırhlısını iki dakika içinde boğazın sularına gömer.

O gün batırılan birkaç gemiden hezimetten sonra İhtilaf devletleri bir daha denizden boğazı geçmeye cesaret edemeyeceklerdir.

Birinci Cihan harbi kaybedilince ordu terhis edilir. Elbette ki ihtilaf devletleri de Çanakkale’de muazzam bir iş başaran kahramanı unutmazlar, o ordudan terhislerle bir ihraç edilir. Bu durum da Askerlikten başka mesleği olmayan Mehmet Hilmi için zor zamanlardır.

Memlekette esaret ve hüznün olduğu zor senelerdir ve bu durumdan kurtulmak için istiklal harbi başlamıştır. Mehmet Hilmi yine kahramanlık ve vatanseverlik ile bu savaştan da İstiklal madalyası ile dönmüştür. 

Alınan mağlubiyete rağmen, dedelerinin hatıralarını canlı tutmak ve onları hatırlamak için her sene Çanakkale’ye binlerce km uzaktan Anzaklar gelir. Yüz sene önce dedelerinin yaptığı gibi Allah’tan yardım ve başarı dilemek için Şafak ayini yaparlar.

 Mehmet Hilmi bizim nice kocaman yürekli, asil kahramanlarımızdan biridir. Biz de bu topraklar için can vermiş, gazi olmuş vatan evladlarını rahmetle anacak ve unutmayacağız. Dualarımız ve gönlümüz onlarladır.

Celil Altınbilek

Bu yazı 3666 defa okunmuştur.